Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1091 E. 2026/1109 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1091
- Karar No
- 2026/1109
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/1091 KARAR NO: 2026/1109 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/07/2026 NUMARASI: 2026/1098 Esas DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/09/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, taraflar arasında 26.05.2025 tarihinde taşınmazın dış cephesinin... ile kaplanması işi için sözleşme imzalandığını, davalının sunduğu hakedişin mutabık kalınan tutarın iki katına ulaştığını, sözleşmenin 18.02.2026 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, İstanbul Anadolu 41 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/23 Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda montajı tamamlanan imalatların 264.888,10 USD, davalı tarafından hesaplanan tutarın 321.610,80 USD, aradaki farkın 56.722,70 USD olarak belirlendiğini, eksik işlerin üç usta ve iki çırakla yirmi beş iş gününde tamamlanabileceğinin tespit edildiğini, kalan işin malzemesi için başka bir şirketle 957.372,88 TL bedelli sözleşme yapıldığını, davalıya ..., ... ve ... numaralı 500.000,00 TL bedelli üç çek verildiğini ileri sürerek toplam 1.500.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekler hakkında ödeme yasağı konulmasına, çeklerin icra takibine konu edilmemesine, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının dayandığı İstanbul Anadolu 41 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/23 Değişik İş sayılı bilirkişi raporunun ölçüm birimleri, metrajlar ve mekanik ankraj imalatları yönünden hatalı ve eksik olduğunu, İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/275 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte gerçekleştirilen toplam iş tutarının 359.341,16 USD olarak belirlendiğini, 31.12.2025 tarihli imzalı hakedişte iş bedelinin KDV hariç 288.791,19 USD olarak kabul edildiğini, yazışmalar ve ticari kayıtların davacının bakiye borcu kabul ettiğini gösterdiğini, dava konusu 1.500.000,00 TL bedelli çeklerin avans olmayıp yapılan imalatlar karşılığında verildiğini, fesih tarihinde işin yaklaşık yüzde doksan beşinin tamamlandığını, iş miktarındaki artış ve işin durdurulduğu süreler nedeniyle teslim tarihinin 26.03.2026 olduğunu, sözleşmenin 18.02.2026 tarihinde feshedildiğini savunarak davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, dava konusu tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece 12.05.2026 tarihinde, davacının toplam 1.500.000,00 TL bedelli ..., ... ve ... numaralı üç çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı ve mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelmesi ihtimalinin bulunduğu değerlendirilerek ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, toplam 1.500.000,00 TL tutarın yüzde on beşi oranındaki 225.000,00 TL teminatın yatırılması halinde dava tarihi itibarıyla başlatılmış icra takibi bulunmaması koşuluyla çeklerin davalı şirket tarafından icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına ve davalı tarafından ibraz edilmeleri halinde dava sonuna kadar ödenmemelerine, üçüncü kişileri kapsayan ihtiyati tedbir talebinin ise reddine karar verilmiştir. Yine Mahkemece 20.05.2026 tarihinde, davacı vekilinin 12.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararından sonra davalı şirketin çeki Anadolu Mermer adlı firmaya ciro ederek bu şirketle birlikte bankaya ibraz etmeye çalıştığını ileri sürerek çek hakkında üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde koşulsuz ödeme yasağı konulmasını talep ettiği, çekin kambiyo senedi niteliğinde olması, sebepten mücerretlik ilkesinin geçerli bulunması ve temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerin çeki ciro yoluyla devralan yeni hamillere karşı ileri sürülemeyeceği gerekçeleriyle çek hakkında genel nitelikli ödeme yasağı konulması talebinin reddine karar verilmiştir. Yine Mahkemece 02.07.2026 tarihinde, davalı vekilinin 12.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı çeklerin 31.12.2025 tarihli hakediş sonrasında verildiği, davacının yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, çeklerin davadan önce üçüncü kişilere ciro edildiği ve yüzde on beş oranındaki teminatın yetersiz olduğu iddialarıyla yaptığı itiraz değerlendirilerek dava konusunun çeke dayalı olması, talep ile birlikte yaklaşık ispatı sağlar delillerin sunulmuş bulunması ve mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelmesi ihtimalinin bulunması gerekçeleriyle ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir Davacı vekili istinafında, 20.05.2026 tarihli genel ödeme yasağı talebinin reddine ilişkin ara karara karşı, 12.05.2026 tarihli tedbir kararından sonra ... numaralı çekin üçüncü kişiye ciro edildiğini, çeki devralan Anadolu Mermer Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin davalıyla ticari ve kişisel ilişki içinde bulunduğunu, davalı ile üçüncü kişinin çekin tahsili amacıyla bankaya birlikte gittiklerini, bu nedenle cironun tedbir kararını etkisiz kılmaya yönelik kötü niyetli ve muvazaalı olduğunu, ... numaralı çekin de üçüncü kişiye devredilmesi ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulüne, üç adet 500.000,00 TL bedelli çek hakkında üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde ödeme yasağı konulmasına, 20.05.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, 02.07.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara karara karşı, dava konusu toplam 1.500.000,00 TL bedelli üç çekin 31.12.2025 tarihli imzalı hakediş sonrasında verildiğini ve davacının hakedişe itiraz etmediğini, İstanbul Anadolu 41 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/23 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun davalı şirketin 56.722,70 USD alacaklı olduğunu gösterdiğini, anılan bilirkişi raporunun İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/457 Değişik İş sayılı dosyasında yaklaşık ispat için yeterli görülmediği halde eldeki dosyada tedbire esas alınmasının çelişkili olduğunu, İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/275 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin fazla ödeme almadığının ve davacıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, çeklerin davadan önce ticari ilişkiler kapsamında üçüncü kişilere ciro edildiğini, üçüncü kişilerin kötü niyetli olduğuna dair somut delil sunulmadığını, ... numaralı çekin davacı tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ödendiğini, sunulan karşı delillerin neden yeterli görülmediğinin gerekçelendirilmediğini, tarafların çıkar dengesinin gözetilmediğini, verilen tedbirin uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olduğunu ve yüzde on beş teminatın davalının zararlarını karşılamaktan uzak bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulüne, 02.07.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbirin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf başvuruları iki ayrı ara karara yöneliktir, davacı vekilinin istinafı İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.05.2026 tarihli ara kararına ilişkin olup bu kararla davacının çekler hakkında üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde genel nitelikli ödeme yasağı konulması talebi reddedilmiştir, davalı vekilinin istinafı ise aynı Mahkemenin 02.07.2026 tarihli ara kararına ilişkin olup bu kararla davalının 12.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazı reddedilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı vekili iş sahibi, davalı vekili ise yüklenicidir. Davacı vekili, taraflar arasındaki dış cephe mermer kaplama sözleşmesinin feshedildiğini ve davalıya verilen toplam 1.500.000,00 TL bedelli üç çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve tedbir kararı verilmesini talep etmiş, davalı vekili, çeklerin yapılan imalatlar karşılığında verildiğini ve bakiye alacağının bulunduğunu savunarak davanın ve tedbir talebinin reddini istemiş, mahkemece 12.05.2026 tarihinde tedbir talebi kısmen kabul edilerek çeklerin davalı tarafından icra takibine konu edilmesi ve ibraz halinde ödenmesi tedbiren durdurulmuş, üçüncü kişileri kapsayan tedbir talebi 20.05.2026 tarihinde reddedilmiş, davalının tedbire itirazı 02.07.2026 tarihinde reddedilmiş, 03.07.2026 tarihinde ise nakit teminatın teminat mektubu ile değiştirilmesine karar verilmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. Dosya kapsamı ve her iki tarafın istinaf sebepleri birlikte değerlendirilerek, verdiğiniz formata uygun şekilde BAM gerekçesi aşağıdaki gibi kurulabilir. Somut olayda, taraflar arasında dış cephe mermer kaplama işine ilişkin sözleşme bulunduğu, davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye verilen toplam 1.500.000,00 TL bedelli üç adet çekin, sözleşme konusu işin gereği gibi ve tamamen yerine getirilmediği ve fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla bedelsiz kaldığının ileri sürülerek çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, mahkemece 12.05.2026 tarihli ara karar ile toplam 1.500.000,00 TL bedelin yüzde on beşi oranındaki 225.000,00 TL teminat karşılığında, dava tarihi itibarıyla başlatılmış icra takibi bulunmaması koşuluyla çeklerin davalı tarafından icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına ve davalı tarafından ibraz edilmeleri halinde dava sonuna kadar ödenmemelerine karar verildiği, üçüncü kişileri kapsayan tedbir talebinin reddedildiği, davacının üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde genel ödeme yasağı konulması isteminin 20.05.2026 tarihli ara karar ile reddedildiği, davalının 12.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının ise 02.07.2026 tarihli ara karar ile reddedildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça 12.05.2026 tarihli tedbir kararından sonra ... numaralı çekin üçüncü kişiye ciro edildiği, davalı ile çeki devralan üçüncü kişinin birlikte hareket ettikleri ve cironun tedbir kararını etkisiz bırakmak amacıyla gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ise de, çekin üçüncü kişiye devir zamanı ve üçüncü kişinin kötü niyetli olup olmadığı hususlarının taraflar arasında çekişmeli olduğu, davacı tarafından bu hususların ispatı amacıyla banka kamera kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve sair delillere dayanıldığı, dava dosyasının henüz layihalar aşamasında bulunduğu ve anılan delillerin toplanmadığı, mevcut dosya kapsamı itibarıyla üçüncü kişi hamilleri de kapsayacak genel nitelikte ödeme yasağı konulmasını gerektirir ölçüde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle mahkemece davacının üçüncü kişileri kapsayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, davalı tarafça çeklerin 31.12.2025 tarihli hakediş sonrasında verildiği, hakedişe itiraz edilmediği, ... numaralı çekin dava açılmadan önce ödendiği, çeklerin üçüncü kişilere ciro edildiği, İstanbul Anadolu 41 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/23 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, ayrıca başka bir delil tespiti kapsamında davalının alacaklı olduğunun belirlendiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği ve fazla ödeme yapıldığı iddiasına dayanak olarak İstanbul Anadolu 41 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/23 Değişik İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun sunulduğu, davalı tarafından ise imzalı hakediş, ödeme kayıtları, yazışmalar ve karşı tespit raporlarına dayanıldığı, bu deliller arasındaki üstünlüğün ve tarafların sözleşme nedeniyle birbirlerinden alacaklı veya borçlu olup olmadıklarının ancak esas yargılamasında delillerin tümü toplanıp değerlendirilmek suretiyle belirlenebileceği, mevcut aşamada davacı tarafından sunulan delillerin ihtiyati tedbir bakımından gerekli yaklaşık ispat seviyesini sağladığı, mahkemece tedbirin üçüncü kişileri kapsamayacak biçimde yalnızca davalı tarafından çeklerin icra takibine konu edilmesi ve ibrazı halinde ödenmemesiyle sınırlandırıldığı ve İİK'nın 72/2 maddesinde öngörülen yüzde on beş oranında teminat alındığı gözetildiğinde, davalının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin mevcut aşamada ihtiyati tedbirin kaldırılmasını gerektirmediği sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine ilişkin 20.05.2026 tarihli ara karar ile davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine ilişkin 02.07.2026 tarihli ara kararda ileri sürülen istinaf sebeplerine göre usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yargılama sırasında sunulacak ve toplanacak delillere göre ihtiyati tedbir koşullarının talep halinde yeniden değerlendirilebileceği de gözetilerek davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../07/2026 tarih ve 2026/... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.