Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1008 E. 2026/956 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1008
- Karar No
- 2026/956
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1008 - Karar No:2026/956 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1008 KARAR NO : 2026/956 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2021/716 E-2024/273 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av
DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemlerine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında ...Kongre ve Kültür Merkezi yapım işi kapsamında, 29.06.2021 tarihli, "Kültür Kongre Merkezi Yapım İşi Çelik Çatı İşçilik Sözleşmesi"nin imzalandığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 320.800 kg malzemenin işlenerek montajlanması gerekirken, 249.320 kg teslim edildiği, 71.480 kg malzemenin ise sözleşmeye aykırı olarak müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve de montajlanmadığını, ayrıca sözleşmede 75 gün olarak belirlenen işin süresinde tamamlanmadığını, taraflarınca 15.11.2021 tarihinde Ankara 25. Noterliği'nden sözleşmeye uygun hareket etmemesi sebebiyle gönderilen ihtarnameyle sözleşmenin fesih edildiğinin davalı şirkete bildirildiği, davalı tarafından iade edilmeyen malzemeler yönünden de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, davalı tarafa gönderilen ihtarnameden sonra müvekkiline bir miktar daha malzeme teslim edildiğini, toplam 47.000 Kg malzemenin davalı şirket uhdesinde kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı müvekkili tarafından 30.11.2021 tarihli 350.000,00 TL ve 30.12.2021 tarihli 250.000,00 TL'lik iki adet çekin davalı tarafa verildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak malzemeleri teslim etmediğini, çekleri de iade etmediğini, akabinde de ciro ve temlik etmek suretiyle tedavüle sunduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla çekler yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile mezkur çeklerin iptali ile taraflarına iadesine, bu mümkün görülmüyorsa davalı şirket hakkında hüküm doğurmak üzere gerektiğinde teminat mukabilinde ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı şirketten 29/06/2021 tarihli sözleşmeden kaynaklı olmak üzere fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın/zararın hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiş, 06.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de eser sözleşmesinden kaynaklanan zarar taleplerinin toplam 155.759,00 TL olduğu belirtilerek bu bedelin 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 29.11.2021 tarihinden itibaren; 145.759,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafça dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığından, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği işin uzama sebebinin davacıdan da kaynaklı olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnameye karşı müvekkili tarafından 26.11.2021 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiğini, bilahare tarafların müzakere için bir araya geldiğini ve mutabakata varıldığını, halen sözleşmeye dayalı iş ve işlemlerin devam ettiğini, bu davanın açılmasının iyi niyet ilkelerine aykırı olduğunu, davacı tarafından talep edilen malzemelerin temin süresinin uzun olmasından ve tüm dünyada malzeme tedarik sürecinde yaşanan sıkıntıdan kaynaklanan mücbir sebeplerden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı tarafından malzemelerin eksik teslim edildiği iddialarının doğru olmadığını, çelik çatı işlerinde malzemelerin kilogram hesabı yerine boy ve adet olarak teslim edildiğini, bundan dolayı malzeme tolerans payları bulunduğunu, halihazırda müvekkili tarafından davacıya 296.600 kg malzeme teslim edildiğini, kalan eksik tonajın ise, bazı malzemelerdeki eksi tolerans payları/plaka kesimlerindeki cüruf diye tabir edilen zayiat payları, işin mahiyeti gereği işin sonunda hesaplanarak davacıya teslim edileceğini, davacıdan alınan ve ödeme günü gelmemiş olan toplam 600.000,00 TL'lik iki adet çekin bahsi geçen çelik çatı işi ile ilgili kullanıldığını, çeklerin iade edilmemesi ile davacının zarara uğramış olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ... Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi işi kapsamındaki 29.06.2021 tarihli sözleşme gereği müvekkil şirketin yükleniminde bulunan çelik çatı yapım işinden kaynaklı sorumlulukların ve yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 07.05.2024 tarihi celsede de ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını beyan ederek zamanaşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan fazla ödenenin iadesi istemine ilişkin olduğu, dava tarihi itibariyle TTK 5/A. maddesi hükmü gereğince menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığı, taraflar arasında imzalanan 29.06.2021 tarihli taşeronluk sözleşmesinde; sözleşme konusu işin; ...Kültür ve Kongre Merkezi Yapım İşinin " Çelik Çatı" kısmının, çelik- malzemesi işverene ait olmak üzere, diğer işlem ve giderleri yükleniciye ait şekilde yapım işi olduğu, işçilik hizmeti olduğu, birim fiyatın 6. maddede düzenlendiği ve fiyatta esas alınacak çelik imalatlarının kantarda tartılan ölçülerinin esas alınacağı, fiyatta kantar fişlerinin baz alınacağı ve birim fiyatın 4.50 TL / KDV olacağı, ödeme başlıklı 7. maddesinde; sahaya malzeme indirilip montaja başlandığında 200.000.00 TL nakit, çelik makaslar konulmaya başlandığında 200.000,00 TL nakit ,120-150 günlü vadeli 350.000,00 TL tutarlı 2 adet çek ve 180 gün vadeli bir adet 250.000,00 TL bedelli çek verileceğinin, yine iş süresinin 8. maddede sözleşme tarihinden itibaren en fazla 75 gün olarak iş programına bağlanacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 25. Noterliğin 15.11.2021 tarihli 15785 yevmiye nolu ihtarnamesinde; 29.06.2021 tarihli sözleşme kapsamında işin süresinde ve de ihtarname tarihi itibariyle tamamlanmadığı ve de taraflarına verilen 320.800 kg malzemeden kantar hesabına göre yalnızca 249.320 kg’nin müvekkili firmaya teslim edildiği, sözleşme gereği verilen malzemenin 71.480 kg’nin eksik teslim edildiğini, ayrıca bedelsiz ve konusuz kalan 30.11.2021 tarihli ve 320.000,00 TL bedelli yine 30.12.2021 tarihli ve 250.000,00 TL bedelli çeklerin iadesinin gerektiğini, sözleşmede temerrüde düşüldüğünü, bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren sözleşmenin feshedildiğini, 2 iş günü içerisinde eksik malzemelerin kendilerine teslim edilmesinin ve çeklerin iade edilmesinin ihtar edildiği, söz konusu ihtarnamenin karşı tarafa tebliğ edildiği, davacının Ankara Cumhuriyet Savcılığının 2021/240501 esas sayılı dosyasında, davalı aleyhinde güveni kötüye kullanmak suçlamasıyla verdiği şikayet dilekçesinde, davalıya 320.800 kg olarak teslim edilen çelik malzemesinin 249.320 kg olarak alındığı, ihtarname sonrasında 24.480 kg’nin daha teslim edildiği ancak 47.000 kg’nin teslim edilmediğinin belirtildiği, ...Ticari Şubesine, dava konusu çeklere ilişkin bilgi verilmesi için yazılan yazıya verilen 17.05.2022 tarihli cevapta; 30.11.2021 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli ve 30.12.2021 keşide tarihli 250.000,00 TL bedelli çeklerin, davacı hesabından keşide edilerek davalıya verildiği ve davalı tarafından...Tic. A. Ş 'ye ciro edildiği, adı geçen ciranta tarafından bankaya ibraz edilmesi üzerine çek bedellerinin ibraz edene ödendiğinin bildirildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından sözleşme kapsamında, davalıya montaj için teslim edilen 320.800 kg çeliğin, sahaya tesliminin tam olarak yapılmadığı ve 47.000 kg eksik teslim edildiğini, sözleşmenin fesih edildiği, bu nedenle fazla verilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve istirdatı gerektiği, yine davacının davalının işi sürede yapmadığından asıl iş verinin sözleşmeyi feshine neden olduğu ve bu nedenle ceza kesintisi ödediği iddia ettiği, karşı tarafın ise; teslim edilen malzemenin atölyede montaja hazır işlenip sahaya teslim edildiği, eksik teslimin söz konusu olmadığını, işlenen malzeme cürufunun sahada davacı uhdesinde kaldığını, kendilerinde kalmadığını hurda bedelinin istenemeyeceği, yine kendilerinden kaynaklı gecikmenin bulunmadığını davacının malzeme temininde geciktiğini iddiaları noktasında toplandığı, 19.04.2023 tarihli raporda; davalının defterlerinin incelendiği ancak davacının defterlerinin sunulmaması nedeniyle incelenemediği, davalı defterlerinden davacı firmayla ilgili kayıtlarda sözleşme gereğince davacıdan alınan 3 adet keşidecisi davacı olan; 30/10/2021 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli, 30/11/2021vade tarihli 350.000,00 TL bedelli, ve yine 30/12/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 950.000,00 TL'lik çeklerin alındığı ve alacak olarak kayıtlara girdiği, taraflar arasındaki sözleşme ile dosyaya davalı tarafından sunulan irsaliyelerin incelenmesinde sevk edilen malzeme miktarının 9.402 metre ve 136.434 kg olarak yer aldığı, birim fiyatın kg üzerinde kararlaştırıldığı, ancak irsaliyelerin bazılarında kg yerine metre olarak yer aldığı, bu nedenle uzunluk olarak yer alanların kaç kg'ye tekamül ettiği hususunda tartı fişi ... vs belge sunulmadığından metre olarak yer alan malzemenin kaç kg'a tekamül ettiğinin hesaplanamadığı, kantar fişlerini sunulması gerektiğinin bildirildiği, davacı vekili, kantar fişlerinin sunulmasının mümkün olmadığını, çelik montaj işinin yapıldığı sahada keşif yapılarak bilirkişilerce sahadaki malzeme miktarının tespitinin yapılmasını talep ettiği, davacının keşif deliline dayandığı ve talebi nazara alınarak mahallinde 14.07.2023 tarihinde teknik bilirkişiler huzuru ile yapılan keşif sırasında, sahada yapım işinin devam ettiği, dava konusu malzemenin bir kısmının binanın çatısına montajının yapıldığı ve bir kısmının şantiye sahanında mevcut olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin keşif mahallindeki beyanında; malzemeyi eksik aldıklarını, malzemenin bir kısmının halen şantiyede bulunduğu, bir kısmının da ihalelerinin feshi nedeniyle dava dışı idare tarafından şantiye sahasının boşaltılması talebi üzerine belediyenin gösterdiği alana Belediye elemanlarınca sevk edildiği, davalıya teslim edilen malzemenin kantar fişi ile sevk irsaliyeleri kapsamında miktarlarının sabit olduğunu ifade ettiği, davalı vekilinin ise; kendilerinin imzalarının bulunmadığı belge ve tutanaklara muvafakat etmediklerini, malzemenin belediyeye teslim edildiği, beyanını kabul etmediklerini belirttiği, keşif sonrası hazırlanan 28.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise; yine davacı defterlerin hazır edilmediğinden incelenemediğini, ancak davacı vekilinin 10.05.2023 tarihli rapora itiraz dilekçesinde ki, karşı tarafa 320.800 kg malzeme sevk edildiği, davalı yanın şantiye sahasına 296.600 kg malzeme gönderdiği ve 42.515.40 kg eksiğin olduğu yönündeki beyanı , Ankara Ticaret Odasının belirlediği fire oranının %15 olduğu ve buna göre fire olarak çıkan malzemenin 50.867.31 kg ulaşacağı nazara alındığında, 42.515,04 kg firenin olabileceği , bu firenin %5’ nin ekonomik değerinin olmayacağı ancak %10’nu olacağı nazara alınarak, hurda demir bedelinin piyasa rayiçlerine göre 6,265 TL/KG hesabı ile 250.424,80 TL olduğu , buna göre yapılan iş bedeli olarak hesap edilen 1.044.665,80TL den ödenen ( üç çek bedelin ) 950.000,00 TL ve teslim edilmeyen hurda malzeme değeri 250.424,80 TL’nin düşümüyle, davacının, davalıya yaptığı işe karşılık ödemenin 155.759.00 TL’lik kısmın fazla olduğunun hesap edildiği, sunulan rapordan sonra davacı vekili defterlerinin sunulduğu halde incelenmediğini ve de rapora itirazları yine davalı vekilinin keşif mahallinde cüruf bedelinin tespiti için gerekli malzemenin keşif mahallinde bilirkişilere gösterilemediği, bu malzemelerin belediyeye teslim edildiğine dair belge sunulmuş ise de süresinde sunulmadığından belgeyi kabul etmediklerini, belgede imzalarının yer almadığını, bu belgede teknik bir ölçüm ve bilginin yer almadığını, belgenin esas alınarak sonuca gidilmesini kabul etmediklerini, çeklerin iadesi ile ilgili herhangi bir sorumluluk almadığını, ayrıca montaj sırasında çıkan cürufun davacı zilyetliği ve tasarrufunda olan inşaat sahasında bulunduğu, müvekkili uhdesine geçirildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, belirtilerek itirazda bulunduğu, davacı defterlerinin incelenmesi ve taraf vekillerinin rapora itirazları, özellikle duruşmada ileri sürülen itirazları değerlendirilerek ek rapor hazırlanması istemi üzerine, aynı heyetçe sunulan 08.01.2024 tarihli ek raporda; mahkemenin ara kararı gereğince davacı vekili tarafından uyuşmazlık dönemine ilişkin olarak sunulan defter kayıt ve belgelerin ticari defter vasfına haiz olmadığı, PDF formatında onaysız muavin defter dökümünün sunulduğu, davalı tarafın defterlerini tespit edilen ve davacının verdiği 950.000,00 TL'lik 3 adet çekin onaysız muavin defter dökümünde kayıtlı olduğu belirtilerek kök raporda tespit edildiği şekilde davalının hak ettiği iş bedelinin 1.044.665,80 TL olduğu, yapılan ödemenin 950.000,00 TL olduğu, davacının hurda alacak miktarının 250.424,80 TL olduğu, bu kapsamda davacının davalıya çeklerle yaptığı ödemeler de nazara alındığında 155.759,00 TL fazla ödemesinin bulunduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamı, dava, cevap, sözleşme, noter ihtarı, kantar fişleri, irsaliyeler, çekler, banka yazı cevabı, mahallinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi heyeti raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 26.09.2021 tarihli çelik çatı montaj sözleşmesinin imzalandığı, davalının, davacı tarafından teslime edilen çelik malzemenin işlenerek, montajının yapılmasını yüklendiği, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen çelik malzeme miktarının 320.800 kg olduğu, ancak bunun 296.600 kg kısmının inşaat sahasına davalıca gönderildiği ve eksik teslim edilen 42.515.40 kg çeliğin de, malzemenin işlenmesi sırasında teknik anlamda öngörülen %15'lik fire payı ve bunun %5'lik ekonomik değeri bulunmayan cürufu olduğu nazara alındığında, eksik teslim edilenin hurda olduğu ve de bu hurdanın bedelinin 250.424,80 TL olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda , davalının yaptığı iş bedelinin 1.044.665,80 TL olduğu ve davacının yaptığı 950.000,00 TL ödeme ve de davalı da kalan hurda bedeli 250.424,80 TL'nin mahsubu neticesinde, davacı tarafından davalıya verilen ve tedbir kararı verilmediği için bankaya ibrazla tahsil edilen son vade tarihli çekten dolayı fazla ödenenin 155.759,00 TL olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından dava konusu edilen 2 adet toplam 600.000,00 TL bedelli ödenen çeklerden dolayı sadece bir miktar yönünde fazla ödemesinin bulunduğu anlaşılmakla, bu miktar yönündeki menfi tespit ve istirdat istemine yönelik davasının kabulüne, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacının davasının kısmen kabulü ile; teslim edilmeyen malzeme bedeli yönünden 155.759,00 TL'nin 145.759,00TL'sinin ıslah tarihinden itibaren, 10.000,00 TL'sinin karar tarihinden itibaren olmak üzere 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi kapsamında değişen oranlarda avans faizi uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece fazlaya ilişkin istemin reddine hükmü ve aleyhe vekalet ücreti ile yargılama giderine mahkum edilmelerinin hatalı olduğu, reddedilen fazlaya ilişkin istemin ne olduğunun ne kısa kararda ne de gerekçeli kararda yer almadığı, kaldı ki, itiraza konu yargılamada kısmi dava açılmış olup bilirkişi marifeti ile davalı yandan alacakları tespit edildikten sonra taraflarınca bilirkişi raporu baz alınarak ıslah dilekçesi sunulduğu, mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, yani ıslah edilen tüm hususların kabul edildiği, ancak mahkemece gerekçesiz bir şekilde fazlaya ilişkin istemin reddine denilerek müvekkil aleyhine 90.000,00 TL vekalet ücretine ve diğer yargılama giderlerine hükmedildiği, mahkemenin fazlaya ilişkin istemin reddine yönelik hükmünün taraflarınca talep edilen ihtiyati tedbire ilişkin olduğu kanaatinde oldukları, çünkü ihtiyati tedbir talebi dışında herhangi bir taleplerinin bulunmadığı gibi reddedilecek başka hususta bulunmadığı, tedbirin reddi nedeni ile aleyhe vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmemesi gerektiği, raporun dosyanın esasına teşkil edecek mahiyette olmadığını, rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğu, rapor ve ek raporlarım delilleri arasında yer alan müvekkil firmanın ticari defterleri incelenmeden karar verildiği, her ne kadar bilirkişi heyeti, irtibat kişisi ...'ün belgeleri inceletme hususunda geri dönüş sağlamadığını belirtmişse de 25.05.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve daha donra sunulan bilirkişi raporuna ilişkin itiraz ve beyan dilekçelerinde ...'ün iletişim bilgileri ile birlikte Ticari defter ve belgelerin bulunduğu ... Çankaya/Ankara adresinin belirtildiği, yine bilirkişi heyetinin ilgili adrese intikali halinde gerekli evrakların kendilerine verileceği hususunun da beyan edildiği, bilirkişi heyetinin dosyada yer alan delilleri incelemeden rapor tanzim ettiği, hukuka aykırı deliller ile rapor hazırlandığı, bilirkişi raporunun 7. sayfasında Teknik Yönden İnceleme başlığı adı altında "Davalı yanın 21.12.2022 tarihli duruşmasındaki beyanları doğrultusunda dosyaya sunulan malzeme İrsaliyelerinin dökümünün" baz alınarak işbu itiraza konu raporun hazırlandığı açıklamasının yer aldığı, mahkemenin 21.12.2022 tarihli duruşmasında davalı tarafından sunulan belgelerin delil listesinde yer alan belgelerden olmadığı ve delil sunulması için kanunda öngörülen sürenin geçmiş olması nedeniyle bu aşamada sunulacak evraklara muvafakatleri olmadığının beyan edildiği, ancak davalı tarafından hukuka aykırı olarak sunulan belgelerden hareketle bilirkişi raporu hazırlandığı, raporda birçok eksik husus bulunduğu, 28.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda "Ankara Ticaret Odasının belirlediği fire oranı %15 olduğu, fire çıkacak malzeme 50.867,31 Kg olduğu, davalı yanın imalatı toleranslar dahilinde yaptığı sonucuna ulaşıldığı, firenin %5’lik kısmının ekonomik değeri olmadığı, kalan kısmının ise hurda değeri olduğu, bu doğrultuda 48.323,9445 kg malzemenin hurda değerinin hesaba katılması gerektiğini, dava tarihi itibariyle hurda demir fiyatı http://mgdltd.com.tr/hurdademir-fiyatlari/ sitesinden 6,265 TL/kg alındığı ve bu miktar üzerinden hesaplama yapıldığı"nın belirtildiği, bilirkişi raporunda 50.867,31 kg hurda olduğu sonucuna varıldığı, dolayısıyla müvekkil firma tarafında davalı yana 339.115,40 kg (50.867,31x100÷15= 339.115,40 kg) malzemenin teslim edildiğinin de tespit edildiği, bu hesaplamalar baz alındığında, eksik olan malzemenin 47.000,00 kg olduğu sonucuna varıldığı, hurda demir fiyatının güncel bedel üzerinden hesaplanması gerekirken hesaplanmadığı, yine bilirkişi raporunda hurda bedeli 48.323,9445x6,265=302.749,512 TL hesaplandığı halde bilirkişi raporunun sonuç kısmında hurda bedeli (1.044.665,80-950.000,00-250.424,80=155.759,00 TL) 250.424,80 TL olarak yer aldığı, rapor içeriğinin ve sonuç kısmının birbiri ile çeliştiği, 47.000,00 kg (hurda haricinde) malzeme bedelinin güncel fiyatlar ile davalıdan tahsil edilerek müvekkil şirkete ödenmesi gerektiği, belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 15.11.2021 tarihi itibariyle yapım işinin tamamlanamama sebebi ile ilgili olarak şirket yetkilileri ile müvekkil şirket yetkilileri arasında gerekli müzakereler yapıldığı, konu üzerinde esasen mutabakata varıldığı, halen sözleşmeye dayalı iş ve işlemlerin devam etmekte olduğu bir sırada, müvekkil şirket aleyhine uyuşmazlığa konu davanın açılmış olmasının iyi niyet ilkelerine aykırı olduğu, alacağın zaman aşımına uğradığı, davacının müvekkil şirketten kesinlikle hiçbir alacağı bulunmadığını beyanla sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacının iddia ettiği alacağın zaman aşımına uğradığı, . 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 82. maddesi uyarınca "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." düzenlemesinin mevcut olduğu, buna göre davacının kısmi dava olarak açtığı dava konusu alacağı tarihinde geri isteme hakkı olduğunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dosya kapsamından, davacı tarafından 29/11/2021 tarihinde hazırlanan dava dilekçesi incelendiğinde, alacak tutarına ilişkin olarak, gerek konu kısmında gerekse de sonuç ve talep kısımlarında tazminat tutarı yönünden "belirsiz alacak" olduğuna ilişkin ibareye yer verilmediği, davanın açılmasının üzerinden de iki yıllık süre geçtikten sonra 06/05/2024 tarihinde davacı tarafından ıslah yapılması amacıyla harcın yatırıldığı, kısmi alacak davası şeklinde olan bu davadaki alacağın zamanaşımına uğradığı, davacının davasını ispata yarar tek bir delil sunmadığı, dosyaya delil sunma aşamasında sunulan belgeler birlikte incelendiğinde müvekkilin iş bu hurda ve demir talaşları üzerinde tasarruf ettiğine dair somut bir veri sunulamadığından haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği, herhangi bir zarar bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca montaj işlemi; davacının sorumluluğu ve gözetimi altındaki yerde gerçekleştirildiği, yani davalının kendisine ait ve tasarruf hakkının bulunmadığı bir mekanda yürüttüğü faaliyet sonucu çıkan hurdayı ve demir talaşını davacı zilyetliğindeki hudutlar dışına çıkarmadığı, arta kalan malzemenin (cüruf) davacının tasarrufu altındaki alanda olduğu, kaldı ki, dava konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde görüleceği üzere hurda ve demir talaşıyla ilgili olarak yüklenicinin bildirim ve teslime yönelik bir yükümlülük de getirilmediği, 14/07/2023 tarihli keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi kök raporunda davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığının tespit edildiği, keşif sırasında tutulan keşif tutanağından da görüleceği üzere; bilirkişi tarafından davacı vekiline montajı yapılacak kalan malzemelerin nerede olduğu sorulmuş olup, davacı vekilince: “... biz malzemeyi en başta eksik aldık, malzemenin bir kısmı halen şantiyede bulunmaktadır, bir kısmı da ihale fesih olduğu için dava dışı idare tarafından şantiye sahasının boşaltılması talebin gereği onların göstermiş olduğu alana sevki belediye elemanlarınca yapılmıştır " şeklinde beyanda bulunulduğu, gelinen noktada montaj işi belirlenen yerde yapıldığından ve çıkan hurda malzeme ile demir talaşının da aynı yerde bulunduğu; davacı taraf önünde belediye elemanlarınca başka bir yere sevkinin yapıldığının mahkeme huzurunda beyan ve ikrar edildiği, kök raporda; dosya kapsamındaki belgeler ve keşif mahallinde yapılan incelemeler doğrultusunda müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir bedel veya mal teslim borcunun bulunmadığına kanaat getirilmiş olup dosya kapsamından farklı başkaca bir delil girmemesine rağmen kök raporun aksine müvekkil aleyhine 155.759,00 TL borç çıkarılmasının kabul edilemeyeceği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davanın, taraflar arasında imzalanan 29/01/2021 tarihli ..Belediye Kongre ve Kültür Merkezi Yapımı İşinin Çelik Çatı İşçilik sözleşmesi kapsamında davacı iş sahibi tarafından davalıya keşide edilen toplam 600.000,00 TL bedelli iki çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ve işin yapımı için davalıya teslim edilen ve işin yapımında kullanılmayan bir kısım malzemelerin davacı iş sahibine iade edilmediğine dayalı alacak istemine ilişkin olmasına, mahkemesince sözleşme kapsamında davalı yüklenici tarafından yapılan imalat, davaya konu çekler dahil davalıya yapılan ödemeler ve davacı tarafça verilen işin bitim sonrası iade edilmeyen malzemeler de dikkate alınarak denetlenebilir nitelikte ve dosya kapsamına uygun bilirkişi incelemesi ile kesin hesabın çıkartılmış olmasına ve bu bedel doğrultusunda kurulan hükmün dosya kapsamına uygun olmasına, hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 10.639,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL ve 2.233,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.979,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır