Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1228 E. 2026/1243 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1228
Karar No
2026/1243
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1228 Esas

KARAR NO: 2026/1243

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 23/07/2026

NUMARASI: 2026/1 Esas

DAVANIN KONUSU: KOOPERATİFİN FESHİ-TAPU İPTAL VE TESCİL

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı kooperatifin ortaklarından olduğunu, davalı kooperatifin 1997 yılında konut inşa etmek amacıyla kurulmuş olmasına rağmen, aradan geçen yıllara rağmen amacına ulaşamadığını, kooperatifin toplam 7 ortağı bulunmakta olup, uzun süredir genel kurul toplantıları yapılamadığını, yönetim ve denetim organlarının tamamen işlevsiz kaldığını, kooperatif içinde yaşanan bu kilitlenme nedeniyle tüzel kişiliğin amacına ulaşma imkanının fiilen ve hukuken ortadan kalktığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 81. Maddesi uyarınca, kooperatiflerin amaçlarına ulaşma imkanının kalmamasının veya genel kurulların yapılamamasının açık bir dağılma sebebi olduğunu belirterek davalı kooperatifin organ yokluğu nedeniyle dağılmış sayıldığının tespiti ile fesih ve tasfiyesine, tasfiye sürecinin yürütülebilmesi için bağımsız bir kayyum veya tasfiye memuru atanmasına, davalı kooperatifin tek malvarlığının, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah, ... ada, ... parsel sayılı 4.616,30 metrekare yüzölçümlü taşınmaz olduğunu, kooperatifin amacına ulaşma imkanının kalmaması nedeniyle, bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının müvekkillerine devredilmesi gerektiğini, bu bağlamda, dava konusu taşınmazın imar durumu elveriyorsa müvekkilleri adına müstakil tapu olarak tescilini, bu mümkün değilse müvekkillerinin hisseleri oranında(herbiri için 1/7) adlarına tescilini, aynen taksimin fiilen veya hukuken imkansız olması durumunda ise taşınmazın satılarak bedelinin ortaklar arasında paylaştırılmasına, davalı kooperatifin malvarlığının kaçırılması ve üçüncü kişilere devredilmesi tehlikesi nedeniyle dava sonuna kadar taşınmazın üçüncü kişilere devrinin ve kooperatife yeni üye alımının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 23/07/2026 tarihli ara karar ile; dava davalı koperatifin 1163 sayılı Kanun'un fesih ve tasfiyesiyle kooperatifi temsil etmek üzere bağımsız bir tasfiye memuru / kayyum atanması, kooperatif adına kayıtlı ... Ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tapuya tescili istemlerine ilişkin olup davacılar vekilince Kooperatif adına kayıtlı tapu kaydı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulması, kooperatife yeni üye alımının tedbiren durdurulmasını, davalı kooperatifi temsil etmek üzere bağımsız bir tasfiye memuru / kayyum atanması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de dava dilekçesi ekinde davacının iddialarını yaklaşık olarak ispat edebilecek herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı gibi bu aşamada dosya kapsamında davacıların kooperatifin ortakları olduğu hususunun dahi anlaşılamaması karşısında HMK'nın 389 ve devamı maddesindeki ve TTK'nın 636 ve devamı maddelerindeki koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İhtiyati tedbir talebinin reddine yönelik Ara Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkillerinin kooperatif üyesi olduğunun resmi kayıtlarla sabit olduğunu, müvekkillerinin ortaklık sıfatının devam ettiğini, haklarını korumak amacıyla tedbir talep etme ehliyetlerinin bulunduğunu, dilekçe ekinde sundukları kooperatif genel kurul ortaklar listesi başlıklı ve 24.07.2026 tarihli resmi belge incelendiğinde mahkemenin bu gerekçesinin fiili genrçeklerle ve dosya kapsamıyla bağdaşmadığının görüleceğini, dolayısıyla mahkemenin ortaklık sıfatının anlaşılamadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını, Mahkemenin sundukları resmi belgeye rağmen ispat koşulunun oluşmadığı yönündeki değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taşınmazın üçüncü kişilere devri halinde davanın konusuz kalması ve telafisi imkansız zararların doğmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, davaya konu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalı kooperatife yeni üye alımının tedbiren durdurulmasına, davalı kooperatifi temsil etmek ve tasfiye sürecini yürütmek üzere bağımsız bir tasfiye memuru / kayyum atanması yönündeki tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, davalı koperatifin organ yokluğu ve kilitlenme nedeniyle münfesih olduğunun tespiti ile fesih ve tasfiyesi, 1163 sayılı Kanun'un fesih ve tasfiyesiyle kooperatifi temsil etmek üzere bağımsız bir tasfiye memuru / kayyum atanması, kooperatif adına kayıtlı ... Ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tapuya tescili istemlerine ilişkindir.

Derdest dava kapsamında Mahkemece davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup karar davacılar vekili tarafından ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan bahisle istinaf edilmiştir.

İhtiyati tedbir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde "geçici hukuki korumalar" üst başlığı ile 389. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir.

Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.

İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.

Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas, 2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).

Somut davada, davacılar vekili, davalı koperatifin organ yokluğu ve kilitlenme nedeniyle münfesih olduğunun tespiti ile fesih ve tasfiyesi, 1163 sayılı Kanun'un fesih ve tasfiyesiyle kooperatifi temsil etmek üzere bağımsız bir tasfiye memuru / kayyum atanması, kooperatif adına kayıtlı ... Ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tapuya tescilini talep etmiştir.

Mahkemece davacıların ihtiyati tedbir talepleri, yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İhtiyati tedbir kararı, talep edenin, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Oysa mahkemece kararın tesis edildiği tarih itibariyle dosya kapsamında mevcut deliller ile alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği söylenemez.

Bu nedenle ara karar tarihi itibariyle ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından Mahkemenin, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik kararı yerindedir. Öte yandan ileride şartları sağlandığında ihtiyati tedbirin her zaman talep edilebileceği de izahtan varestedir. Bu nedenle mahkemece tesis edilen ara karar isabetli olup davacıların istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen 23/07/2026 tarihli ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen .../07/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1228, K. 2026/1243, T. 23.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1228-e-2026-1243-k-4544ecca02af