Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/866 E. 2026/1483 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/866
Karar No
2026/1483
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/866 KARAR NO : 2026/1483

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2026 NUMARASI : 2022/94 2026/335

DAVACI : ... VEKİLİ : ...

DAVALI : .... VEKİLİ : ...

DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 20/01/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin temsile yetkili ortağı olduğu, Samsun 4. Noterliğinin 08/11/2021 gün .... yevmiye nolu ihtarnamesinde belirtiği üzere ortaklığın ayrılmasını gerektiren haklı nedenler bulunduğunu, yanlış ve isabetsiz kararlar sebebiyle şirketin ticari anlamda performans kaydı ve maddi sıkıntı yaşadığını, şirket defter ve kayıtlarını inceleme girişimlerinin fiilen engellendiğini, ortaklıktan doğan hakların gereği gibi kullanılamadığını, kar payı ve huzur hakkı ödenmediğini, şirkete ait Atakum ilçesi, Büyükkolpınar Mah. Ada .... parsel .... de kayıtlı taşınmaz üzerine 20.000,00 TL karşılığı .... firması ile inşaat yapmak üzere anlaşıldığını, yapılan iş ve işlemler hakkında bilgi verilmediğini, şirkete zarara sokucu muvazaalı işlemler yapıldığını beyanla davalı şirketin TTK 636 maddesi gereği tasfiyesine, 5.000,00 TL tasfiye alacağının bu talep kabul edilmediğinde TTK 638 maddesi gereği müvekkilin şirketten ayrılmasına izin verilmesine, 5.000,00 TL esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin 5.000,00 TL huzur hakkının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 14/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının haklarını kullanmasının engellendiği hususunun gerçek dışı olduğunu, hisselerini devretmek için teklifte bulunduğunu ancak fahiş derecede bedel talep ettiğini, tedbir koydurmak suretiyle taleplerinin kabul ettirmeye çalıştığını, şirket adına olan .... parsel ....'de kayıtlı taşınmaz üzerinde dava dışı 3.kişilerle inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın devam ettiğini, defter ve kayıtlarının incelenmesinin engellenmediğini beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Davalı şirketin haklı sebeple fesih talebinin reddine, Davacının huzur hakkı talebinin reddine, Davacının davalı Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil nosunda kayıtlı ... ortaklığından çıkmasına TTK 638/2.maddesi gereği izin verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, ayrılma akçesine kararın kesinleştiği tarihten itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesi gereğince inşaat müteaahit tarafından, imalat bedellerinin arsa sahibi müvekkili şirkete ait olmak üzere, 20.000,00 TL bedelle yapılacağını, ....ada .... parselin hesaplamaya dahil edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, yapılan tüm daire ve dükkanların arsa sahibi şirkete kalacağını, adi yazılı iş bu sözleşmeye muvafakatlarının olmadığını, imar planına aykırılık sebebiyle % 10 değer düşüklüğünün de hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İstinaf başvuru talebinde bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle, kararda tespit edilen ayrılma akçesine ilişkin bedelin gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın hiçbir katkısının olmadığını, davacının davayı açtığı tarih itibari ile şirketin borçlarının açıkça tespit edilebilir nitelikte olduğunu, gerçekte müvekkili şirket ait olan olan tek taşınmaz olan Samsun ili Atakum ilçesi Büyükkolpınar Mah. Çerkezler Mevkii .... Ada .... parselde kayıtlı bulunan taşınmaz olduğunu, söz konusu parsel üzerinde yapılan binalarda müvekkil şirketin topraktan bir çok kimseye daire satarak şirketin borçlarını ödemeye çalıştığını, değeri tespit edilen taşınmazların bağımsız bölümlerinin tamamımınım şirkete ait olması gibi bir durum sözkonusu olmadığını, mezkur a ve b bloktaki bağımsız bölümlerin topraktan bağımsız bölümlerin topraktan satış suretiyle satıldığını, müvekkili şirketin okul faaliyetini uzun süredir zaten devam etmediğini, taşınmaz üzerine bina yapılmaya başlayınca tamamen kötü niyetli şekilde bağımsız bölümlerde sanki binaların davalı şirketin işletme geliri ile yapılmış gibi hak iddia etmeye çalıştığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER : Tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava, TTK 636/3.maddesi gereği davalı şirketin haklı sebeplerle feshi, bu talebin kabul edilmemesi halinde TTK 638/2.maddesi ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi, ayrılma akçesinin tespiti ve huzur hakkına ilişkindir. Yerel mahkemece; "Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davalı şirketin haklı sebeple fesih talebinin REDDİNE, 2-Davacının huzur hakkı talebinin REDDİNE, 3-Davacının davalı Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil nosunda kayıtlı ... ortaklığından çıkmasına TTK 638/2.maddesi gereği İZİN VERİLMESİNE, 4-16.115.578,10 TL ayrılma akçesinin davalıdan karar kesinleştiğinde kesinleşme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine," dair verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir. Mahkemece verilen, "davalı şirketin haklı sebeple fesih talebinin reddine, davacının huzur hakkı talebinin reddine ve davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine" dair karar taraflarca istinaf edilmemiş olup, istinafa konu uyuşmazlık ayrılma akçesi (ayrılma payı) hesabının doğru olup olmadığı ve ayrılma akçesine hangi tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkindir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin .... Esas, .... karar sayılı, ....Esas-.... Karar sayılı ilamları) Dosya kapsamına göre; davacı vekili, .... ada,.... parsel inşaat karşılığının sözleşmeye göre 20.000,00 TL olduğunu ileri sürmüş ise de, Davalı ise inşaat karşılığı şirkete ait 1 parselin inşaatı yapan iş ortaklığına devredileceğinin kararlaştırıldığını beyan etmiş, yargılama sırasında ....nolu parselin 31/01/2025 tarih .... yevmiye ile.... devredildiği görülmüştür. Mahkemenin, davacının iddiasında belirttiği 20.000,00 TL inşaat yapım bedelinin hayatın olağan akışına uygun bir bedel olmadığı, bu halde .... parseldeki inşaatın .... parsel karşılığı dava dışı adi ortaklık tarafından yapıldığı hususunda anlaşmaya varıldığı ve ayrılma akçesi hesabında .... parselin değerinin nazara alınmaması gerektiğine yönelik gerekçesinde isabetsizlik olmadığı , davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Tarafların diğer istinaf itirazları açısından yapılan değerlendirmede; Somut olayda; davacı vekili, ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi halinde ayrılma akçesinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili de dosyaya sunduğu dilekçelerde .... ada, ....parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dairelerin topraktan satış suretiyle 3. kişilere satıldığını ve barter sözleşmesi ile iş karşılığında verildiğini, kat irtifakı kurulmaması nedeniyle tapuları devredilemese de,+ bu dairelerin davalı şirketin malvarlığında değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiş ve 15/10/2025 tarihli dilekçe ekinde birçok adi yazılı gayrimenkul satış sözlemesi ve fatura sunduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinin 15/01/2025 tarihli raporunda; şirketin 31/12/2024 tarihli bilançosuna göre meskenlerin tamamının satıldığı belirtilmiş, 12/01/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da "resmi şekilde yapılmadığı için gayrimenkul satış sözleşmesi ile bağımsız bölümlerin mülkiyetinin satın alana geçmeyeceği, söz konusu sözleşmeler kapsamında bağımsız bölümlerin mülkiyetinin davalı şirketten çıktığının söylenemeyeceğini, ancak; mahkeme sözleşmeler itibar edilmesi gerektiği kanaatinde olursa, bu sözleşmeler kapsamında ileride şirketin söz konusu bağımsız bölümleri devir borcu doğabileceği ya da sözleşme bedeli kadar sorumluluğu doğabileceği için ayrılma akçesi hesaplanırken işbu bağımsız bölümlerin dikkate alınmaması gerekebileceği" belirtilmiş, bu bilirkişi raporunda; Davalı şirkete ait Atakum ilçesi, Büyükkolpınar Mah. .... ada, .... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaatı devam eden A ve B bloktaki toplam 52 adet dairenin değeri, % 10 indirim yapılması sonucu 179.620.200,00 TL olarak tespit edilmiş, davalının ticari defterleri ve bilançosu nazara alınarak diğer alacak ve borçları da değerlendirilerek davalı şirketin net varlığı 161.155.781,01 TL olarak bulunmuş, davacının % 10 payının değeri de 16.115.578,10 TL hesap edilmiş mahkemece bu bedel üzerinden ayrılma akçesinde hükmedilmiştir. Mahkemece, 52 adet dairenin hiç satılmadığı, tamamının davalı şirketin malvarlığında olduğu sonucunu doğuracak şekilde 179.620.200,00 TL dairelerin bedeli üzerinden değerlendirme yapılarak ayrılma akçesine hükmedilmiş ise de; bilindiği üzere uygulamada, kat karşılığı inşaat sözleşmesince veya yapsatçı konumunda olan yüklenicilerin/satıcıların, bağımsız bölümleri, yapılan dairelere finans sağlamak üzere adi yazılı şekilde sattığı, resmi şekilde yapılmasa dahi 30.09.1988 tarihli ve .... Esas, .... Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca adi yazılı belge ile de olsa bağımsız bölümü satın alan kişilerin tapu iptal tescil davası açabildikleri, diğer koşullar da oluşmuş ise, satıcının sırf resmi şekilde sözleşme yapılmadığı gerekçesi ile tapuyu devirden kaçınamadığı istikrarlı yargı kararlarında belirtilmektedir. (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun.... esas, .... karar sayılı ilamı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar sayılı ilamı) Davalı tarafça, .... ada, .... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dairelerin topraktan satış suretiyle 3. kişilere satıldığı ve barter sözleşmesi ile iş karşılığında verildiği, bu dairelerin davalı şirketin malvarlığında değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmesine ve 15/10/2025 tarihli dilekçe ekinde birçok adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi ve fatura sunmasına rağmen, mahkemece bilirkişi heyetinden, davalının sunduğu satış sözleşmeleri ve faturaların, şirketin kayıtlarında olup olmadığı, bu sözleşmelerde belirtilen tarihlerde, daire satış bedellerinin şirket hesabına girip girmediğinin her bir satış sözleşmesi açısından detaylı değerlendirir rapor alınmadığı, gerekçeli kararda bu itirazların hangi gerekçe ile değerlendirmeye alınmadığının da açıklanmadığı (ayrıca gerekçeli kararın 6. Sayfasının 18 nolu bendinde; hem şirketin 52 dairesinin bulunduğunun belirtildiği, hem de şirketin bağımsız bölümleri adi yazılı şekilde satarak gelir elde ettiğinin belirtilmek suretiyle çelişki yaratıldığı, zira adi yazılı şekilde satılmak suretiyle gelir elde edilen bu bağımsız bölümler ileride tapusunun devredilemek zorunda kalınacağı için, şirket malı gibi değerlendirilemeyecektir) anlaşılmıştır. Eksik inceleme ve değerlendirme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca; 12/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda .... ada, .... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaatı devam eden A ve B bloktaki toplam 52 adet dairenin değeri 199.578.00,00 TL hesaplandıktan sonra, "arsa üzerinde iskan ruhsatı henüz alınmamış fakat fiilen büyük ölçüde yapılmış bir yapının olduğu, yapının iskanının olmaması, hukuki risk taşıdığı ve pazarlanabilirliğini etkilediği kanaati ile bu riski fiyata indirgeme (iskonto) yöntemi ile hesabın değerlendirilebileceği, yapının tamamlanması halinde imara aykırı bir durumu olmadığından taşınmazda yer alan bölüm değerlerinin yaklaşık % 10 altında olabileceği görüş ve kanaatine varılmıştır" şeklinde değerledirme yapılarak imar planına aykırılık sebebiyle yapıda % 10 değer düşüklüğü kanaati ile 52 adet dairenin değeri 179.620.200,00 TL olarak tespit edilmiş, mahkemece bu indirim oranı benimsenerek, ayrılma akçesine hükmedilmiş ise de; mahkemenin öncelikle, 11315 ada, 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olamayacağının ilgili idarelerden sorulması, hangi adımların atılması halinde imar mevzuatına uygun hale getirilebileceğinin açıkça tespit edildikten sonra, bu işlemleri yapması için davalı şirkete süre verilmesi gerekirken, bu araştırmalar yapılmadan % 10 indirim yapılması isabetsizdir. (Davacı taraf istinaf dilekçesinde, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının, imar planı değişikliğinin reddine ilişkin meclis kararının iptali için Samsun 3. İdare mahkemesinin ....Esas sayılı dosyasında dava açtığını belirttiğinden, bu mahkeme dosyasının da akıbetinin değerlendirilmesi gerekmektedir.) Kabule göre de; mahkemece, hükmedilen ayrılma akçesine, kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de; güncel Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle hesaplanacak olması nazara alınarak, karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmekte olup mahkemece kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin verilen karar doğru olmamıştır. (benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin .... Esas, .... Karar sayılı, .... esas, .... karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile; 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6. maddesi uyarınca Yerel Mahkeme kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Taraf vekillerinin İstinaf Başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2026 tarih, .... Esas .... Karar Sayılı Kararının KALDIRILMASINA, Dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine, 2.İstinafa başvuran davacı tarafça yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi'nce başvurana iadesine, İstinafa başvuran davalı tarafça yatırılan 275.213,80 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi'nce başvurana iadesine, Dair, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/09/2026

... Başkan ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Katip ... ¸e-imza

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 28/09/2026

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/866, K. 2026/1483, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-866-e-2026-1483-k-cce8fa461741