İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/519 E. 2026/589 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/519
- Karar No
- 2026/589
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/519 KARAR NO : 2026/589
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 11/07/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 11/07/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun, 31/01/2011 tarihinde kurulan davalı ...'nde %1 oranında ortak olduğunu, bu ortaklığın yabancı uyruklu diğer ortağın Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirket kurabilmesi için gerekli ortak yapısını sağlamak amacıyla formalite icabı kabul edildiğini, müvekkilinin şirketin idari, mali veya ticari hiçbir faaliyetine katılmadığını, diğer ortak ...'e uzun süredir ulaşılamadığını, şirketin muhasebecisinin vefat ettiğini, şirketin defter ve kayıtlarına erişilemediğini, ortaklar arasında bir araya gelip karar alınmasının fiilen imkânsız hâle geldiğini, şirketin kuruluşundan bu yana fiilen ticari faaliyet yürütmediğini, şirketin akıbetinin belirsiz olmasının müvekkili açısından ileride doğabilecek mali ve hukuki sorumluluklar bakımından ağır bir külfet oluşturduğunu, şirketin devamında korunmaya değer bir menfaat bulunmadığını ileri sürerek; TTK m.638 uyarınca müvekkilinin haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına, ortaklık payının gerçek değeri üzerinden hesaplanarak kendisine ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. 25/02/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında, 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların davalı tarafça inkâr edilmiş sayılması gerektiği tespit edilmiş; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının formalite icabı ortak olduğu, şirketin kuruluşundan itibaren ticari faaliyet yürütmediği ve güncel bir muhasebecisinin bulunmadığı iddialarına dayalı TTK m.638 uyarınca ortaklıktan çıkma talebinin yerinde olup olmadığı hususundan ibaret olduğu tutanak altına alınmıştır. Davalı, yargılamanın hiçbir aşamasında hazır bulunmamış, delil bildirmemiş ve bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususlar; Dava, davacının %1 oranındaki ortaklık payına sahip bulunduğu davalı limited şirket nezdindeki ortaklığından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesi uyarınca haklı sebebe dayalı olarak çıkmasına ve TTK m.641 uyarınca ortaklık payının gerçek değerinin (ayrılma akçesinin) kendisine ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. DELİLLER; Dava dilekçesi ve ekleri, taraf beyanları, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevabı ve ekli sicil kayıtları ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabı ve ekindeki vergi sicil kayıtları ile ... yıllarına ait kurumlar vergisi beyannameleri/bilanço-gelir tabloları, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 19/12/2025 tarihli adres araştırma tutanağı ile dosyaya sunulan S.M. Mali Müşavir bilirkişi ...'in 02/06/2026 tarihli raporu birlikte değerlendirilmiştir. 1) Ticaret sicili kayıtlarına göre; davalı şirket ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde ...sicil numarası ve ... MERSİS numarasıyla kayıtlı olup, ana sözleşmesi 31/01/2011 tarihinde tescil edilmiş, kayıtlı sermayesi 50.000,00 TL'dir. 04/02/2011 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi ilanına göre kuruluş sermayesi ...,..., ...ve davacı ... arasında paylaşılmış olup, davacının payı 500,00 TL (%1) olarak kayıtlıdır. 02/03/2012 tarihli ilanla gerçekleştirilen pay devirleri sonucunda ortaklık yapısı ... %99 (49.500,00 TL) ve ... %1 (500,00 TL) şeklini almış; şirketin son tescil işlemi 27/02/2012 tarihinde yapılmıştır. Sicil kayıtlarına göre ..., 31/01/2012-31/01/2015 tarihleri arasında münferiden temsile yetkili müdür olarak seçilmiş olup, bu görev süresinin bitiminden bu yana güncel bir temsilci veya müdür ataması yapıldığına dair dosyada herhangi bir tescil kaydı bulunmamaktadır; ortakların ve yetkililerin güncel ikamet adresleri de sicil kayıtlarında yer almamaktadır. 2) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabına göre; davalı şirket ... vergi kimlik numarasıyla 31/01/2011 tarihinde vergi mükellefiyeti tesis ettirmiş, sırasıyla ... ve ... Vergi Daireleri nezdinde kayıtlı bulunmuş ve 30/11/2013 tarihinde RE'SEN TERK kaydıyla mükellefiyeti sona erdirilmiştir. 2011 ve 2012 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannameleri ekindeki bilanço ve gelir tablolarında her iki yılda da satış/hasılat kalemine rastlanmamış, şirketin yalnızca genel yönetim giderlerinden kaynaklanan zararla faaliyet gösterdiği (2011: 12.229,52 TL, 2012: 4.981,19 TL dönem net zararı), aktifinde taşınmaz, taşıt, demirbaş, stok veya ticari alacak bulunmadığı, aktifin yalnızca kasa (2012 sonu: 33.505,85 TL) ve devreden KDV (2012 sonu: 983,44 TL) kalemlerinden ibaret olduğu, 2012 yılı sonunda öz kaynağın 32.789,29 TL'ye gerilediği tespit edilmiştir. 2013 yılı ve sonrasına ilişkin herhangi bir beyanname, bilanço, mizan, yasal defter veya banka kaydı dosyaya sunulmamıştır. 3) ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 19/12/2025 tarihli araştırma tutanağına göre; davalı şirketin ticaret sicilindeki adresinde (...) hâlihazırda başka bir tüzel kişinin (...A.Ş.) faaliyet gösterdiği; bu şirketin yetkilisi ...'ın beyanına göre, davalı şirketin kaydının anılan adreste bulunmakla birlikte şirketin fiilen faal olmadığı ve şirket yetkililerine 2011 yılından bu yana ulaşılamadığı tespit edilmiştir. 4) Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/06/2026 tarihli raporda; yukarıda özetlenen sicil, vergi ve emniyet tespitleri teyit edilmiş; şirketin 2013 yılından itibaren re'sen terk edilmiş, adresinde bulunmayan ve yetkililerine ulaşılamayan bir şirket olması karşısında, 2012 bilançosunda görünen kasa ve devreden KDV kalemlerinin güncel tarihte fiilen şirket uhdesinde mevcut olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle şirketin güncel rayiç değerinin pozitif olarak tespit edilemediği; davacının nominal payının 500,00 TL, 2012 yılı kaydi öz kaynağına göre hesaplanan payının ise 327,89 TL olduğu, ancak bu tutarların güncel rayiç değeri yansıtmadığı, dosya kapsamındaki mevcut belgelerle davacı lehine tahsil edilebilir pozitif bir ayrılma akçesi tespit edilemediği bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, her ortak haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkemeden ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini isteyebilir. Kanun'da "haklı sebep" kavramı tanımlanmamış olmakla birlikte, Yargıtay içtihatlarında kolektif şirketlere ilişkin TTK m.245 hükmünden kıyasen yararlanılmakta ve haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiilî veya kişisel sebeplerin, şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya önemli ölçüde güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması şeklinde tanımlanmaktadır (bu doğrultudaki ilkeler için Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2024 tarih, ...E., ...K. sayılı ilamı ile bu ilamda atıf yapılan 09/01/2018 tarih, ... E., ...K. sayılı ilamı). Anılan içtihatlarda, salt şirketin gayrifaal duruma düşmüş olmasının veya kâr payı dağıtılmamasının -tek başına- haklı sebep oluşturmayacağı, ancak somut olayın tüm özelliklerinin birlikte ve kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda; davalı şirketin 31/01/2011 tarihindeki kuruluşundan bu yana -kurumlar vergisi beyannameleri ekindeki bilanço ve gelir tablolarıyla sabit olduğu üzere- herhangi bir satış veya hasılat elde etmediği, yalnızca yönetim giderlerinden kaynaklanan zararla var olduğu, 30/11/2013 tarihinde vergi mükellefiyetinin re'sen terk edilerek fiilen sona erdirildiği, ticaret sicilindeki son tescil işleminin 27/02/2012 tarihli olup bu tarihten sonra -temsile yetkili tek müdürün görev süresi 31/01/2015'te sona ermiş olmasına rağmen- herhangi bir yeni müdür/temsilci ataması yapılmadığı, şirketin resmî adresinde 2025 yılı itibarıyla dahi fiilen bulunmadığı ve gerek şirket ortağı ...'e gerek şirketin herhangi bir yetkilisine 2011 yılından bu yana ulaşılamadığı; bu hususların ticaret sicili kayıtları, vergi dairesi cevabı ve emniyet araştırma tutanağı gibi resmî belgelerle doğrulandığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf, HMK m.128 uyarınca inkâr etmiş sayılmasına rağmen, yargılamanın hiçbir aşamasında bu tespitlerin aksini gösterir herhangi bir delil sunmamış, duruşmalara katılmamış ve şirketin faal olduğuna veya organlarının işler durumda bulunduğuna ilişkin en ufak bir beyanda dahi bulunmamıştır. Bu durumda; şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir ticari faaliyet yürütmemiş olması, vergi mükellefiyetinin re'sen terkin edilmiş olması, temsile yetkili organının görev süresinin dolmasına rağmen yenilenmemiş olması nedeniyle fiilen organsız kalması ve ortaklarına/yetkililerine uzun süredir ulaşılamaması hususlarının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; şirketin işletme konusunu gerçekleştirmesinin fiilen ve hukuken imkânsız hâle geldiği, ortakların bir araya gelerek şirketin işleyişine dair karar almasının somut olarak mümkün olmadığı, %1 gibi cüzi bir payla ortak olan davacının bu belirsizlik ve organsızlık hâlinin doğurabileceği mali/hukuki risklere süresiz olarak katlanmaya zorlanmasının dürüstlük kuralı (TMK m.2) ile bağdaşmayacağı kanaatine varılmıştır. Salt gayrifaallik ya da salt kamu borcu unsurunun tek başına yeterli görülmediği emsal içtihatların aksine, somut olayda bu unsurlara ilaveten şirketin tümüyle organsız kalmış olması ve kuruluşundan bu yana hiçbir faaliyet göstermemiş olması bir araya geldiğinden, TTK m.638/2 anlamında haklı sebebin gerçekleştiği sonucuna varılmış; davacının çıkma talebinin kabulü gerekmiştir. Davacının ayrılma akçesi (ortaklık payının gerçek değeri) talebine gelince; Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre çıkma payı, dava/karar tarihine en yakın tarihteki şirketin gerçek (rayiç) değeri esas alınarak hesaplanır; ticaret sicilinde kayıtlı nominal sermaye veya geçmiş yıllara ait kaydi bilanço değerleri, tek başına güncel rayiç değerin yerine geçmez. Somut olayda, dosyaya intikal eden bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; şirketin 2013 yılından itibaren re'sen terk edilmiş, gayrifaal ve organsız bir şirket hâline geldiği, 2012 yılından sonraki döneme ilişkin herhangi bir yasal defter, mizan, banka kaydı veya mali tablo dosyaya sunulmadığı, 2012 bilançosunda görünen kasa (33.505,85 TL) ve devreden KDV (983,44 TL) kalemlerinin dahi güncel tarihte fiilen şirket uhdesinde mevcut olduğunun ispatlanamadığı, bu itibarla şirketin güncel rayiç değerinin pozitif olarak tespit edilemediği anlaşılmıştır. İspat yükünün kendisinde bulunduğu (HMK m.190/1, TMK m.6) davacı, bu tespitin aksini gösterir ve talebine dayanak teşkil edecek güncel/pozitif bir şirket değerine ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Bu nedenle, davacının ayrılma akçesi talebinin ispat edilemediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın KISMEN KABULÜ ile davacının davalı şirket ortaklığından TTK m.638/2 uyarınca haklı sebeple çıkmasına, ayrılma akçesi talebinin ise ispat edilemediğinden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile a)Davacı ...'nun, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ...sicil numarası ve ... MERSİS numarasıyla kayıtlı davalı ... ORTAKLIĞINDAN ÇIKMASINA, b)Davacı ortağın davalı şirketten ayrılma akçesi isteminin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL haçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile geri kalan 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 1.318,30TL (615,40 TL BHV, 87,50.TL VSH, 615,40TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 10.835,00.TL (835,00TL tebliğler ve posta, 10.000,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 5.417,50 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine 6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır