Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1689 E. 2026/1712 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1689
- Karar No
- 2026/1712
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1689 Esas
KARAR NO:2026/1712 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/1794 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ:10/08/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
TALEP:İtirazın İptali davasında ihtiyati haciz
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ firma ile davalı kurum arasında sağlık ürünleri alım-satımına dayalı ticari bir iş ilişkisi bulunduğunu, davalıya satılan mallara ilişkin faturaların düzenlenerek ibraz edildiğini ve davalı tarafından kabul edildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 30/03/2026 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin 31/03/2026 tarihinde durduğunu, taraflar arasında 13/05/2026 tarihinde bir icra ödeme protokolü imzalandığını, borçlunun bu protokol kapsamında 21/05/2026 ve 21/06/2026 tarihlerinde ödeme yapmayı taahhüt etmesine rağmen yalnızca 22/05/2025, 01/06/2026 ve 10.06.2026 tarihlerinde toplam 240.725 TL tutarında kısmi ödeme gerçekleştirdiğini, takip tarihinden dava tarihine kadar toplam 240.725,00TL ödeme yapıldığını, davalının icra takibinden sonra yaptığı bu ödemelerin borcun ikrarı niteliğinde olduğunu, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kesinleştiğini, alacağın likit ve muayyen olduğunu, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk sürecinin 06/04/2026 tarihinde başlatıldığını ve 12/05/2026 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, davalının takibi sürüncemede bırakmak amacıyla haksız itirazda bulunduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile 240.725,00 TL tutarındaki kısmi ödemenin düşülerek takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, ayrıca yaklaşık ispatın sağlandığı gerekçesiyle davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 10/08/2026 tarih ve 2026/1794 Esas sayılı ara kararında;"...Alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı ve yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile,''1-Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektireceğinden ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinden sonra imzalanan ödeme protokolü ve yapılan kısmi ödemelerin yaklaşık ispat kuralını sağladığını, davalı borçlunun bu protokol ile borcunu açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, bu protokol kapsamında icra takibinden sonra 22/05/2025 tarihinde 100.000,00 TL, 01/06/2026 tarihinde 100.000,00 TL ve 10/06/2026 tarihinde 40.725,00 TL olmak üzere toplam 240.725,00 TL kısmi ödeme gerçekleştirdiğini, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yaklaşık ispatının yeterli olduğunu, bir borçlunun icra takibine itiraz ettikten sonra alacaklı ile ödeme protokolü imzalaması ve banka kanalıyla yüz binlerce liralık kısmi ödeme yapmasının, alacağın varlığının ve muacceliyetinin en güçlü ikrarı olduğunu, bu belgeler ve ödeme dekontları karşısında "yaklaşık ispatın sağlanmadığından" bahsetmenin hukuken ve mantıken mümkün olmadığını,Yerel mahkemenin aleyhe tespite konu ara kararında alacağın yargılamayı gerektirdiğini belirterek talebi reddettiğini, oysa ihtiyati haczin doğası gereği geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğunu, asıl uyuşmazlığı esastan çözen bir hüküm olmadığını, İİK m.258 uyarınca alacağın mevcudiyeti hakkında hakimi ikna edecek deliller sunulmasının yeterli olduğunu, borçlunun kısmi ödeme yaptığı ve ödeme protokolü imzaladığı bir senaryoda, mahkemenin "alacak yargılamayı gerektirir" diyerek ihtiyati haciz talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkil şirketin teminat yatırmaya hazır olduğunu ve gecikmede ciddi zarar tehlikesi bulunduğunu, davalı borçlu şirketin, icra takibine itiraz edip takibi durdurduktan sonra müvekkil ile protokol imzalayarak kısmi ödeme yapması ve bakiye borcu ödemekten kaçınmasının süreci sürüncemede bırakma ve mal kaçırma gayesi güttüğünün en açık göstergesi olduğunu, davalının zaman kazanmakta ve alacağın tahsilini tehlikeye düşürmekte olduğunu,İtiraza uğramayan faturalar, cari hesap ekstreleri, imzalı icra ödeme protokolü ve bizzat davalı tarafından yapılan 240.725,00 TL tutarındaki ödemelere ait banka dekontları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yaklaşık ispat kuralının fazlasıyla yerine getirildiğini, alacağın tahsilinin imkânsız hale gelmesini önlemek amacıyla, hukuka aykırı olarak tesis edilen 10/08/2026 tarihli ret kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan faturaya dayalı bakiye açık hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davaya konu İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün .... Sayılı icra dosyası uyap sisteminden incelendiğinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında cari hesap ve fatura dayanak gösterilerek 13 adet faturadan kaynaklı toplam: 439.895,00 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili Av. ... 30/03/2026 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacı vekili tarafından icra takibinden sonra borçlu şirketin, borcunu kabul ederek müvekkili şirket ile 13/05/2026 tarihinde icra ödeme protokolü imzaladığını, borçlu borcunu 21/05/2026 tarihinde 280.725,00 TL ve 21/06/2026 tarihinde 280.725,00 TL olarak iki taksit halinde ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, borçlu şirketin 22/05/2025 tarihinde 100.000,00TL, 01/06/2026 tarihinde 100.000,00TL ve 10.06.2026 tarihinde 40.725,00 TL olmak üzere toplamda 240.725 TL ödeme yaptığını, bunun dışında başkaca ödeme yapmayan borçlunun protokol hükümlerini de yerine getirmediğini, kısacası borçlu takip tarihinden sonra dava açma tarihine kadar olan sürede 240.725,00TL ödeme yaptığını belirtip yapılan ödeme icra takip miktarından düşülmek suretiyle 199.170,00 TL üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından dava dilekçesine ekli 13/05/2026 tarihli, davacı alacaklı adına Av. ..., davalı borçlu adına Av. ... tarafından e imzalı olarak imzalanan ''icra ödeme protokolü'' başlıklı belge incelendiğinde; Taraflardan ... A.Ş., ... Şirketi'nin alacaklısı olduğu İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyası borcuna ilişkin olarak toplamda 561.450,00-TL'yi borçlu tarafından 21/05/2026 tarihinde 280.725,00- TL, 21/06/2026 tarihinde ise 280.725,00- TL olmak üzere bildirilen hesaba 2 taksit halinde ödeme yapılacağını, borçlu tarafın, yukarıda yazılı taksitlerden herhangi birini belirtilen vadesinde ve tam olarak ödeyememesi halinde, Alacaklı tarafa karşı olan tüm borç ve sorumluluklarının aynen devam edeceğini, her türlü dava, icra takibi ve haciz işlemlerine devam edileceğini, Alacaklı tarafın her türlü yasal takip ve dava hakkının saklı kaldığını kabul, beyan ve taahhüt ettiğini belirtip protokol altının taraf vekillerince e imza ile imzalandığı anlaşılmıştır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. (Yargıtay 19. HD 2016/18235 E. 2018/731 K.)
Somut olaya döndüğümüzde, davaya konu ve takip dayanağı alacak 13 adet faturadan kaynaklı alacaktır. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ve davalı adına düzenlenen faturalar, davacı alacaklı vekili Av. ..., ile davalı borçlu adına icra takibine itiraz dilekçesi veren Av. ... tarafından e imzalı olarak imzalanan ''icra ödeme protokolü'' başlıklı belge içeriği, cari hesap ekstresi, protokol tarihinden sonra dava tarihinden önce davalı borçlu tarafından yapılan kısmi ödemeler nazara alındığında; alacağın varlığı, miktarı, fatura içeriği malın teslimi konusunda yaklaşık ispata yeterlidir. Değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman ihtiyati haczin kaldırılması/değiştirilmesi talep edilebileceği de nazara alındığında, mahkemece yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, İİK 257., maddesi gereğince teminat karşılığında asıl alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi yerinde olmayıp talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İDM'nin 10/08/2026 tarih ve 2026/1794 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak talep eden davacının ihtiyati haciz talebinin asıl alacak üzerinden kabulü ile 199.170,00 TL asıl alacak yönünden takdiren %20 teminatla davalı / borçlunun alacağa yeter taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/08/2026 tarih ve 2026/1794 Esas sayılı (Derdest Dava Dosyası) ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;
2-Talep eden davacının ihtiyati haciz talebinin KABULÜ İLE; İİK.'nun 257 ve müteakip maddeleri gereğince davalı-borçlunun 199.170,00 TL'lik borcuna ve masraflarına yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
3-İhtiyati haciz talep eden davacı alacaklı tarafından İİK.259, HMK.87 maddeleri uyarınca yukarıda belirlenen ve kabul edilen alacak miktarının takdiren %20'sine tekabül eden 39.834,00 TL tutarında nakdi veya mahkemece kabul edilecek kati, süresiz ve muteber banka teminat mektubunu ilgili ilk derece mahkeme veznesine depo etmesi halinde ihtiyati haciz kararının yetkili icra müdürlüğünce (davaya konu İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün .... Sayılı icra dosyasından) infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansı olması halinde, talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde İİK'nın 258/2. ve HMK'nın 362/1-f maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.