Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/762 E. 2026/967 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/762
Karar No
2026/967
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/762

KARAR NO : 2026/967

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : ... (Ara Karar)

NUMARASI : 2024/... Esas

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)|Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)

KARAR TARİHİ : 02/07/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026

Taraflar arasında görülen davada mahkemece ... tarihli ara karar uyarınca talebin kısmen kabulüne karar verildiği, verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmekle, HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hali hazırda ki tarafların halen müdür olmaları ve bu yetkiye dayanarak şirketi zarara uğratma ve şirketin üzerinde borçlandırıcı işlemler yaptığını bildiklerini, bu eylemlerin müvekkillerini zarara uğratacağının açık olduğunu, davalı şirketin müdürleri ve ortakları tarafından kati suretle müvekkiline bilgi verilmediğini, şirketteki tüm taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisinin müvekkili dışındaki iki ortakta olduğu dikkatte alındığında ortada müvekkili açısından çok büyük bir risk olduğunu beyanla işbu nedenlerle davalı şirket adına kayıtlı taşınır/taşınmazlara, araçlara, banka hesaplarına, malvarlığına tedbir konulmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI :

... tarihli ara kararında özetle; "...Dava, limited şirketin haklı sebeple feshi, bu talebin uygun görülmemesi halinde terditli olarak davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve davacıya ödenecek ayrılma akçesinin tespiti ile tahsili istemine ilişkindir.

Dosyanın önceki safahatında; 20.05.2024 günlü ara karar evrakı ile davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallara, banka hesaplarına ve şirketin kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan hakedişleri ile teminat mektuplarına ve şirketin sonradan tespit edilecek diğer mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmuş, itiraz üzerine aynı tarihli duruşma ara kararı ve 23.05.2024 tarihli ara karar evrakı ile davalı şirketin banka hesaplarına, şirketin kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan hakedişleri ile teminat mektuplarına yönelik verilen ihtiyati tedbirler kaldırılmış, 27.06.2024 günlü ara karar evrakı ile dosyaya denetim kayyımı atanmış olup, 10.03.2025 günlü celse ara kararı ile de dava konusu istemin niteliği gözetilerek, davanın konusunun fesih yahut çıkma ve buna bağlı ayrılma akçesi istemine ilişkin bulunması ve bu mal varlığı unsurlarının uyuşmazlığın doğrudan konusunu oluşturmaması ("uyuşmazlık konusu" olmaması) nedeniyle davalı şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine konulan ihtiyati tedbir 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine uygun düşmediği değerlendirilerek kaldırılmış; yine davanın, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı müstakil bir tazminat yahut yönetim müdahalesi davası niteliğinde bulunmaması karşısında, yönetim ve denetime doğrudan müdahale niteliği taşıyan taleplerin reddine karar verilmiş, ... günlü celse ara kararı ile somut uyuşmazlıkta bekletici sorun yapılan dosya bulunması ve kısa vadede esas hakkında hüküm tesis edilemeyecek olması nazara alındığında her ay düzenli olarak kayyıma ödeme yapılmasının usul ekonomisine uygun düşmeyip tarafların ekonomik olarak yıpranmasına sebebiyet vereceği değerlendirilerek başta atanan denetim kayyımının görevine son verilmiş, ayrıca davacı vekilinin şirket mallarının farklı şirket deposuna taşındığı yönündeki iddialarının araştırılması yönündeki talebi bakımından gerekli araştırmanın yapılarak alınması gereken önlemlere dair görüş bildirilmesi için ... tarihli celse ... numaralı ara karara dayalı yapılan görevlendirme doğrultusunda dosyaya sunulan ... tarihli rapora göre alınması gereken bir önlem bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş olması karşısında mahkememizce tedbir alınmasına gerek görülmemiştir.

Bu itibarla, mahkememizce dosyanın önceki safahatında verilen ara kararların, o tarihteki talep kapsamı, uyuşmazlığın hukuki niteliği, dosya kapsamındaki delil durumu ve 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinin uygulama alanı birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmektedir.

Ne var ki, davacı vekili ... havale tarihli dilekçe ile yeni bir kısım taleplerde bulunmuştur.

Anılan dilekçede yer alan; mahkememizce önceki aşamalarda verilen yahut verilmeyen kararlara atfen, mahkemenin karar alma faaliyeti ile yargısal takdirini hedef alan bir kısım ifadelerin, objektif hukukî eleştiri ve iddia sınırını aşarak mahkeme heyetine isnat mahiyeti taşıdığı, yargılama makamının tarafsızlığı, bağımsızlığı ve karar verme faaliyeti hakkında yakışıksız değerlendirmeler içerdiği, bu yönüyle yargı makamına karşı kullanılması gereken saygılı, özenli ve ölçülü üslupla bağdaşmadığı anlaşılmakla birlikte, mahkememizce, dilekçede kullanılan bu uygun olmayan üslup benimsenmeksizin, anılan dilekçedeki talep, ileri sürülen vakıalar ile dosyaya sunulan belge ve deliller çerçevesinde değerlendirmeye alınmıştır.

Bu yönüyle, davacı vekilinin ... havale tarihli dilekçesi ve ekindeki dekontlar ile diğer belgelerin, önceki aşamadaki delil durumundan farklı olarak, şirket faaliyetinden kaynaklanan ürün satışlarına ilişkin tahsilatların, şirket hesapları yerine şirket ortakları yahut yöneticilerinin şahsi hesaplarına yönlendirilmek suretiyle elden çıkarıldığı yönündeki iddiayı somut şekilde ortaya koyduğu görülmektedir.

Bu haliyle, anılan dilekçe ve ekindeki belgelerin içeriği itibarıyla ileri sürülen hususun, davacının ortaklıktan çıkma halinde 6102 sayılı TTK’nın 641. maddesi uyarınca gerçek değer üzerinden belirlenecek ayrılma akçesinin hesabında esas alınacak şirket malvarlığının azalmasına yol açabilecek nitelikte bulunduğu, bu sebeple davacının hukuki durumunun korunmasının artık yalnızca 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi çerçevesinde değil, limited şirket ortağının çıkma davasına ilişkin özel düzenleme niteliğindeki 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi kapsamında da değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Bununla birlikte, davacı vekilinin ayrılma akçesinin teminat altına alınması amacıyla davacıya aylık 250.000,00 TL’nin tedbiren ödenmesine yönelik istemi mevcut aşamada dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Zira davacıya ödenecek ayrılma akçesinin miktarı henüz kesin ve denetlenebilir biçimde saptanmış olmayıp, dosyada bekletici mesele yapılan dosyalar bulunması nedeniyle bu aşamada ayrılma akçesinin miktarının tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması da mümkün değildir. Kaldı ki, ayrılma akçesi, hukuki niteliği itibarıyla gerçek değere göre belirlenecek bir alacak olup, miktarın ancak yapılacak inceleme ve nihai değerlendirme sonucunda hüküm altına alınabileceği, bu nedenle henüz tutarı belirlenmemiş bir ayrılma akçesinin aylık ve peşin ödeme şeklinde davacıya verilmesinin geçici hukuki koruma sınırlarını aşarak esas hakkın kısmen peşinen tatmini sonucunu doğuracağı açıktır. Bu sebeple anılan talep dosya kapsamı ile uyumlu olmayıp mahkememizce yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, ... havale tarihli dilekçedeki açıklamalar ve dosyaya sunulan yeni delillerin mahiyeti dikkate alındığında iddia olunan usulsüzlüğün, şirket taşınmazları ve araçlarının devrinden ziyade, şirket faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen ürün satışları dolayısıyla elde edilen tahsilatların şirket hesapları yerine şahsi hesaplara yönlendirilmesi suretiyle şirket malvarlığının azaltılması biçiminde ortaya çıktığı, bu itibarla şirketin tüm taşınmazları, araçları ve banka hesapları üzerine genel ve kapsayıcı nitelikte yeniden tedbir konulmasının, mevcut uyuşmazlık ve ileri sürülen fiil ile karşılaştırıldığında ölçüsüz bir müdahale teşkil edeceği, şirketin devam eden ticari faaliyetini gereksiz şekilde durdurma yahut ağır biçimde güçleştirme ihtimali doğuracağı açıktır. Bir diğer yönüyle, 6102 sayılı TTK’nın 638/2. maddesi kapsamında mahkemece alınacak önlemin, iddia olunan tasarruf biçimine uygun, davacının ayrılma akçesine esas teşkil edecek malvarlığını korumaya elverişli ve şirket faaliyetini tamamen felce uğratmayacak derecede dar ve hedefe yönelik olması gerekir. Bu bakımdan, şirketin tüm taşınmazları, araçları ve banka hesapları üzerine tedbir uygulanması isteği de yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin, şirket ortakları ve yöneticilerine ait şahsi banka hesap hareketlerinin celbi ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına yönelik talepleri bakımından; her ne kadar ... havale tarihli dilekçe ekinde sunulan dekontlar, şirket faaliyetinden kaynaklanan bazı tahsilatların şirket hesapları yerine şahsi hesaplara yönlendirilmiş olabileceğini somutlaştırmakta ise de, bu aşamada şirket ortakları ve yöneticilerinin tüm şahsi banka hesap hareketlerinin genel ve sınırsız biçimde dosyaya celbi, dava konusu uyuşmazlığın kapsamını aşacak ve ölçülülük ilkesine aykırı düşecek nitelikte bulunduğu gibi, davada taraf olmayan üçüncü kişilerle ilgili kişisel verilerin dosyaya katılması sonucunu da doğuracağından ölçülülük ilkesi ve kişisel verilerin korunması gereği usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

Bunun yanında, limited şirkette yönetime yargısal müdahale niteliği taşıyan yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması yahut sınırlandırılması hususu 6102 sayılı TTK’nın 630. maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup, mevcut dava ise doğrudan bu nitelikte bir müdahale davası olmayıp fesih, terditli çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkindir. Bu itibarla, 6102 sayılı TTK’nın 638/2. maddesi kapsamında davacının durumunu teminat altına almaya elverişli, daha hafif ve hedefe yönelik geçici önlemlerin alınmasının somut iddia ve dosyanın durumu bakımından yeterli olacağından ve bu aşamada kayyım atanmasının ise şirket yönetimine doğrudan ve ağır bir müdahale teşkil edeceği değerlendirildiğinden bu yöndeki talep de usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Ne var ki, aşağıda hükmedilen geçici önlemler kapsamında görevlendirilen bilirkişice aykırılığın tespiti yahut şirket malvarlığının ortaklar veya yöneticiler lehine şirket dışına çıkarılmasının devam ettiğinin somut biçimde belirlenmesi halinde, daha ağır nitelikte önlemlerin yeniden değerlendirilmesi mümkün olacaktır.

Belirtilen nedenlerle, davalı şirketin tüm malvarlığı üzerinde genel yasaklayıcı bir tedbir, ayrılma akçesinin teminat altına alınması amacıyla peşinen ödeme yapılması, şirket ortakları ve yöneticilerine ait şahsi banka hesap hareketlerinin celbi ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına yönelik tedbirler yerine, 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi kapsamında, şirket faaliyeti kapsamında gerçekleşen satış tahsilatlarının yalnızca şirket adına kayıtlı hesap ve ödeme araçları üzerinden tahsil edilmesini ve bu bedellerin şirket dışına aktarılmasının önlenmesini sağlayan sınırlı bir tedbirin, dosyanın durumuna daha uygun ve ölçülü olacağı..." gerekçesiyle

"...1- 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca geçici önlem olarak, dava sonuna kadar şirket faaliyetinden doğan her türlü mal ve ürün satış bedelinin yalnızca davalı şirket adına kayıtlı banka hesapları ile şirket adına tahsisli POS/ödeme kuruluşu hesapları üzerinden tahsil EDİLMESİNE; ortaklar, müdürler veya bunlarla bağlantılı kişi ve şirketlere ait şahsi hesap, IBAN, POS cihazı veya sair ödeme araçları üzerinden tahsilat YAPILMAMASINA; nakit tahsilat yapılması halinde bunun en geç ertesi iş günü şirket adına kayıtlı banka hesabına YATIRILMASINA,

2-Ticari defter ve dayanak belgelerle tevsik edilen olağan ticari ödemeler hariç olmak üzere davalı şirket hesaplarından ortaklara, müdürlere yahut bunlarla bağlantılı kişi ve şirketlere avans, borç, cari hesap, ürün bedeli, mahsup, kar payı avansı veya sair ad altında şirket malvarlığını azaltıcı ödeme ve aktarım YAPILMAMASINA; olağan ticari faaliyet kapsamında zorunlu bulunan tedarikçi, vergi, SGK, kira, ücret ve benzeri ödemelerin ise banka kanalıyla ve dayanak belgesi ile YAPILMASINA,

3-Alınan bu önlemlerin denetimi bakımından SMMM bir bilirkişi GÖREVLENDİRİLMESİNE; bilirkişi tarafından her ay şirket merkezinde ve muhasebe kayıtları üzerinde inceleme yaparak satış faturaları, e-arşiv/e-fatura kayıtları, e-irsaliye dökümleri, şirket banka hesap hareketleri, POS hareketleri, kasa hareketleri ve cari hesap hareketlerini karşılaştırılarak şirket faaliyeti kapsamında gerçekleşen satış tahsilatlarının şirket dışı hesaplara yönlendirilip yönlendirilmediği, şirket malvarlığının ortaklar veya bağlantılı kişiler lehine azaltılıp azaltılmadığı ve yukarıda alınan tedbirlere aykırı bir işlem bulunup bulunmadığı hususlarında mahkememize aylık raporlar SUNULMASINA; açık aykırılık tespit etmesi halinde ise aylık süre beklenilmeksizin derhal mahkememize bilgi verilmesinin İSTENİLMESİNE; bilirkişi için aylık 10.000,00 TL. ücret takdirine, ücretlerin tedbir isteyen davacı tarafça karşılanmasına; bu aşamada 3 aylık bilirkişi ücreti olan 30.000,00 TL.'yi mahkememiz veznesine depo etmesi bakımından davacı tarafa 1 (BİR) HAFTALIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE; aksi halde alınan önlemlerin denetiminin sağlanamayacağının ve etkisiz kalacağının işbu ara kararın tebliği suretiyle davacı vekiline İHTARINA,

4-Davalı şirket adına kayıtlı hesapların bulunduğu bankalar ile varsa diğer ödeme kuruluşlarına müzekkere yazılarak, bir önceki aya ait davalı şirket adına kayıtlı tüm vadesiz/vadeli hesaplar ile davalı şirket adına tahsisli POS hesap hareket dökümlerinin her ayın ilk haftasında doğrudan mahkememize gönderilmesinin İSTENİLMESİNE; bu husustaki takibin ... numaralı ara karara dayalı görevlendirilen bilirkişi tarafından yapılarak yaşanan bir gecikme varsa mahkememize bildirimde bulunulmasına,

5-Davalı şirket müdürü ve şirket muhasebesini tutan muhasebeci adına, mahkememizce görevlendirilen bilirkişiye gerekli defter, kayıt, belge, elektronik muhasebe çıktısı ve ticari evraka erişim sağlaması gerektiği hususunda işbu karar ekli MUHTIRA DÜZENLENMESİNE,

6-Mahkememizce alınan bu önlemlere ve yükümlülüklere aykırılık halinde daha ağır ve sınırlayıcı önlemlerin alınabileceğinin, gerektiğinde yönetimsel müdahale niteliğindeki taleplerin yeniden değerlendirileceğinin taraf vekillerince BİLİNMESİNE,

7-Davacı vekilinin ayrılma akçesinin teminat altına alınması amacıyla davacıya aylık 250.000,00 TL’nin tedbiren ödenmesine yönelik isteminin; davalı şirketin tüm taşınmazları, araçları ve banka hesapları üzerine tedbir uygulanması isteminin; şirket ortakları ve yöneticilerine ait şahsi banka hesap hareketlerinin celbi ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına yönelik taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortaklarının şirketin mallarının satışından elde edilen gelirleri kendi şahsi hesaplarına aktardıklarını, buna dair dekontların ibraz edildiğini, şirketin faaliyetlerinden kaynaklı zararları olduğu açıkken müvekkilinin ayrılma akçesinin teminat altına alınması talebinin hem hukuki hem de adil bir ihtiyaç olduğunu, mahkemeden müvekkilinin ayrılık akçesinin yok olmaması için tedbir istenilmesine rağmen mahkemece hukuka aykırı bir yorumla reddedildiğini, ayrılık akçesinin teminat altına alınması talebine ilişkin yargılamada ibraz edilen dilekçelerde ki gerekçeler ile itirazlara dair gerekçeler irdelenmeden yeterli bir araştırma yapılmadan eksik ve hatalı araştırma sonucu ara karar tesis edildiğini, belirtilen hususlarla ilgili bilgi ve belgeler toplanmadan yeterli araştırma yapılmadan tesis edilen ara kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile talepler doğrultusunda tedbiren ayrılık akçesinin teminat altına alınması ve diğer tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, limited şirketin haklı sebeple feshi, bu talebin uygun görülmemesi halinde terditli olarak davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve davacıya ödenecek ayrılma akçesinin tespiti ile tahsili istemine ilişkin olup istinaf incelemesine konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabul kısmen ret kararının denetimine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davacı vekilinin ... tarihli talep dilekçesi kapsamında 20.04.2026 tarihli ara karar ile talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilince tedbir isteminin tam kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;

1-) Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı ... tarihli ve 7251 sayılı Kanun ile değişik 341/1-b maddesinde "İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." düzenlemesine yer verilerek hangi geçici hukuki koruma kararlarının istinafa tabi olduğu belirtilmiştir.

Kanunun açık düzenlemelerinden de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir hakkındaki tüm kararlara karşı kanun yolu düzenlenmemiş, bir kısım kararların yalnız itiraza tabi olduğu belirtilmiştir. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması başlıklı 396. maddenin ikinci fıkrasında “İtiraza ilişkin 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası kıyas yoluyla uygulanır” düzenlemesine yer verilmiş, kanun yoluna ilişkin beşinci fıkrada ise yasa koyucu tarafından kapsam dışında bırakılmıştır. Bu husus Kanun gerekçesinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmadığı, zira hal ve şartların değişmesinin hukuki bir değerlendirmeden daha çok maddi şartlarla yakından ilgili, nispeten subjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husus olduğu vurgulanmış, bu sebeplerle de itirazda kanun yoluna başvuruya ilişkin fıkraya atıf yapılmadığı şeklinde açıklanmıştır.

2-) Somut olayda her ne kadar davacı vekilince ihtiyati tedbir kararının kaldırılması kararına karşı istinaf talebinde bulunmuş ise de 6100 Sayılı HMK'nın 341.maddesinde istinafa tabii kararlar tek tek sayılmış olup HMK 396. Madde kapsamında durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması kararına karşı itiraz yolunun düzenlendiği istinaf kanun yoluna başvurulmasını mümkün olmadığı açıktır. İstinaf incelemesine konu ara karar; ilk derece mahkemesinin benzer talepler yönünden öncesinde verdiği muhtelif tarihli ara kararlar kapsamında durum ve koşulların değişmesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebiyle alakalı verilen ara karar niteliğindedir. Bu minvalde davacının istinaf başvurusunda bulunma imkânı bulunmadığı açıktır.

3-) Açıklanan nedenlerle, HMK 355.madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabul/kısmen reddine ilişkin ara kararın açıklanan niteliği itibariyle istinafı kabil olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nin 396-(2), 341. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İlk derece Mahkemesince verilen ... tarihli ara kararı istinaf yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından davacı vekilinin anılan ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(1) ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2-Başvuru sırasında peşin alınan karar harcının yatıran tarafa iadesine,

3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf yoluna başvuran taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/762, K. 2026/967, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-762-e-2026-967-k-887d3a56eb05