Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/491 E. 2026/4352 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/491
Karar No
2026/4352
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2424 E., 2025/2099 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/26 E., 2023/282 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. 1954 tarihinde yapılan tesis kadastrosu sırasında Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazlar "ziraata elverişsiz arazi" niteliğiyle tescil harici bırakılmış; yargılama sırasında 3083 sayılı Yasa'ya göre yapılan toplulaştırma işlemi ile 08.11.2018 tarihinde 8 85... , 9 18... ve 9 21... parsel numaraları ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.

Davacı vekili; ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan, sınırlarını dava dilekçesinde belirttiği taşınmaz bölümlerinin davacı tarafından imar-ihya edilip nizasız-fasılasız 20 yılı aşkın zamandır kullanıldığını ileri sürerek imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanıp taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne; fen bilirkişi raporunda; (A1) ve (B1) harfleri ile gösterilen kısımlar hakkında davacı yanın feragat ettiği, (B2/3) harfi ile gösterilen yerin toplulaştırma çalışmaları ile davacı adına tescillendiği gerekçesiyle bu taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine, geriye kalan kısımları dava tarihinden geriye 20 yılı aşkın süredir davacı tarafın nizasız-fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddesinde belirtilen imar-ihya ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle (A2), (B1/2), (B2/1) ve (D) harfleri ile gösterilen yerler yönünden davanın kabulüne; (B2/2) harfi ile gösterilen yerin toplulaştırma çalışmaları ile yol olarak tescil edildiği, davacının bu yer yönünden tapusuz taşınmazın tescili için tüm şartları sağladığının kabul edildiği ancak yerin yol olarak tescil edilmesi nedeniyle anılan yerin davacı adına tespitine; bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen yerin istinaf kararı öncesi Hazine adına tesciline karar verildiği, anılan kararda (C) harfine yönelik herhangi bir itirazın bulunmadığı, kazanılmış hak olduğu dikkate alınarak bu bölüm hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı taraf lehine toplulaştırma kararından önce iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.

Somut olayda; dava konusu taşınmaz bölümlerinin yörede yapılan kadastro çalışmaları esnasında ziraata elverişsiz arazi vasfı ile tespit harici bırakılmalarına ve davacı taraf dava açarken imar-ihya olgusuna dayanmasına rağmen dosyadaki ziraat bilirkişi raporunda temyize konu taşınmaz bölümlerinin imar-ihya edilecek yerlerden olmadığı belirtilerek çelişki oluşturulmuştur. Öncesi imar-ihya gerektiren taşınmazlar yönünden zilyetlikle mülkiyetin kazanılabilmesi için ilk olarak imar-ihyanın tamamlanması, ondan sonra 20 yıl zilyetlik şartının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İmar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığı hususlarının belirlenmesi gerektiği halde bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda imar-ihyanın ne zaman başladığı ve ne zaman tamamlandığı hususları açıkça belirtilmemiştir. Davacı taraf kendi zilyetliğine dayandığı halde fen bilirkişi raporunda (A2) harfi ile gösterilen kısımda 1977 yılı hava fotoğrafında kullanım olduğu belirtilmiş ise de davacının o tarihte 16 yaşında olması nedeni ile bu hususun davacı tarafa açıklattırılması gerekmektedir. Fen bilirkişi raporunda (B1/2) ve (D) harfi ile gösterilen bölümlerinde 19 77... yıllarına ait hava fotoğraflarında kullanım olmadığı, 2008 yılı hava fotoğrafında kullanım olduğu belirtildiği halde Mahkemece teknik bilimsel görüşe üstünlük tanınması gerekirken mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek kabul kararı verilmesi doğru değildir.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, çekişmeli (A2) harfi ile gösterilen taşınmazın davacıya ne şekilde kaldığı hususu davacıdan sorularak açıklattırılmalı; bu konuda davacıya ispat hakkı tanınmalıdır. Bundan sonra, Mahkemece mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik ... ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz bölümlerinin öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlanıp hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.

Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan nizalı taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihya edilip edilmediğini, imar-ihya edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip üzerinde taşınmazların sınırları işaretlenilmelidir.

... ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulundan taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, imar- ihya edilip edilmediği, imar -ihya edilmiş ise ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.

Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmelidir. Bundan sonra taşınmazların zilyetlikle edinilip edinilemeyeceği, taşınmaz üzerinde zilyetlikle edinim koşullarının dava tarihine kadar oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yukarıdaki hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/491, K. 2026/4352, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-491-e-2026-4352-k-e9e5b6343cef