Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/266 E. 2026/643 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/266
- Karar No
- 2026/643
- Karar Tarihi
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/266-2026/643 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4,6)
DOSYA NO : 2025/266 Esas KARAR NO : 2026/643
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/92 Esas-2023/948 Karar
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
Taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde, Tapu İptali Ve Tescil ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirket, Mersin İlinde duvar kâğıdı sektöründe faaliyet gösteren ve bu kapsamda sektörde ihtiyaç olan ürünlerin üretim ve satımını yapmakta olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 21.05.2020 tarihli Sözleşme gereğince davalı şirket tarafından Ankara'da yapılmakta olan ... ve ... konut projeleri inşaatında kullanılmak üzere duvar kâğıdı üretim ve satışı ile buna ilişkin bedelin ne şekilde ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığı ve sözleşmede müvekkili ile davalıya düşen yükümlülükler belirlenmiş olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde ödemenin ne şekilde yapılacağı da açık bir şekilde hüküm altına alındığını ve her iki taraf da sözleşmeyi basiretli tacir olarak kendi rızası ile imzaladığını, sözleşme gereğince davalı tarafından ürünler sipariş verildikçe müvekkili şirket tarafından teslim edildiğini ve iş bu dava konusu uyuşmazlık oluşuncaya kadar ürün teslimi konusunda taraflar arasında herhangi bir sorun yaşanmadığını, ancak sürecin devamında davalı tarafından hiçbir haklı gerekçe olmaksızın kalan ürünlerin teslimi konusunda sipariş verilmemeye başlandığını, sözleşmenin "Ödeme Şekli" başlıklı 4. maddesinde ürünlerin toplam bedeli belirlenen miktardaki kısmının, ...nolu bağımsız bölümün müvekkili adına tapuda tescilinin sağlanması suretiyle mal karşılığında ödeneceği ve devir ve tescil işleminin de 21.10.2020 tarihinde yapılacağı kararlaştırılmış olduğunu, bahse konu dairenin sözleşme gereği fiilen müvekkiline ait olduğu davalı tarafından da kabul edildiğini ve bu sebeple söz konusu daireye ilişkin giderler de müvekkili şirketten alınmış olduğunu, müvekkili edimlerini eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı taraf sözleşmeye konu dairenin tapusunun devrine ilişkin bugüne kadar müvekkilini sürekli oyaladığını ve son olarak açık bir şekilde müvekkiline dairenin tapuda devir ve tescilinin yapılmayacağını şifahen bildirilmiş olduğunu, hatta davalı şirket tarafından müvekkili şirkete 18.02.2022 tarihinde bir kısım ödeme yapıldığını ve bu ödemenin de cari hesaba mahsuben gönderildiği iletilmişse de, taraflar arasındaki sözleşme gereğince teslimatı yapılan ürünlerin bedelinin belirlenen kısmı karşılığında sözleşmede belirlenen taşınmazın tapuda devri ve tescili gerektiğinden, gönderilen bu bedel müvekkili tarafından kabul edilmeyerek 21.02.2022 tarihinde taraflarınca Mersin 4. Noterliğinin 21.02.2022 tarih ve 03728 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 21.05.2020 tarihli sözleşme gereğince devri taahhüt edilen dairenin müvekkili şirket adına tapuda devir ve tescilinin sağlanması ve sözleşmedeki diğer edimlerin yerine getirilmesine ilişkin ihtarname keşide edilmiş olduğunu, davalı şirketçe gönderilen Ankara 43. Noterliğinin 14.04.2022 tarih ve 04585 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede ise sözleşme hükümlerine uygun davranılmadığı, yasal olmayan haksız taleplerde bulunulduğu, bundan sonra herhangi bir ürün gönderilmemesi, gönderilmesi halinde ise taraflarına iade edileceği ve herhangi bir ödemenin yapılmayacağı şeklinde cevap verilmiş olduğunu, söz konusu cevabi ihtarnameye karşılık Mersin 4. Noterliğinin 10.05.2022 tarih ve 09094 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafın 21.05.2020 tarihli sözleşmeyi haksız ve geçerli bir nedene dayanmaksızın feshetmiş olduğunu bildirdiğinden sözleşmenin (5) nolu maddesinde yer alan sözleşme bedelinin %10'u tutarında cezai şartı ödemesi, sözleşmenin (4) nolu "Sözleşmenin Bedeli Ve Ödeme Şekli" Başlıklı maddesi gereğince devri taahhüt edilen taşınmazın tapuda müvekkili adına devri, mümkün olmaması halinde ise taşınmazın güncel piyasa değerinin müvekkili şirkete ödenmesi ihtarında bulunulduğunu, ancak davalı tarafça verilen süre içinde gerekli işlemin yapılmadığını, davalının keşide ettiği cevabi ihtarnamede sözleşmenin geçersiz şekilde yapıldığından bahisle edimini ifa etmeyeceğini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu beyanla sözleşme konusu devamında haklı davanın kabulü ile Ankara İli ... Parsel, 72 nolu bağımsız bölüme konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun da mümkün olmaması halinde ise terditli olarak aynı parsel üzerinde (Ankara ili ...Parsel) davalı satıcı/yüklenici adına kayıtlı olan ve tespit edilecek başkaca dairelerin aynen tazmin kapsamında tapusunun iptaline, bunun da mümkün olmaması halinde dava konusu taşınmazın dava tarihindeki güncel piyasa değerinin ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle söz konusu sözleşmede yer alan sözleşme bedelinin %10'u tutarındaki cezai şartın davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep edilmiştir. Davalı vekili; davacının parasal alacağa ilişkin bu talebi için arabuluculuk yoluna başvurmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davadaki talepler açık ve herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmediğinden davanın reddi gerektiğini, davacı “aynen tazmin kapsamında yüklenici adına tespit edilecek başka bir dairenin tescilini” talep etmişse de bu şekilde muğlak, belirsiz bir talebin kabulü mümkün olmadığını, davacının hangi bağımsız bölümün tescilini talep ettiği veya hangi değerde bir talepte bulunduğu açık olmadığından, davanın reddine, mümkün değilse taleplerin açıklatılması gerektiğini, davacı edimini yerine getirmediği ve müvekkili asıl yükleniciden hakedişi bağımsız bölüm olmadığından, davacı yana da taşınmaz devredemeyeceğinin belirtilmiş olduğunu, davacı yan “sözleşme bedelinin %10’u tutarında cezai şart” talep etmiş ise de; bu talebinin de belirsizlik taşımakta olduğunu, sözleşmenin tarafı olan davacının sözleşme bedelini bilmemesi mümkün olmayacağından, belirli bir alacak ile talebini açıklaması gerektiğini, “sözleşme bedelinin %10’u” gibi bir ifadeyle dava açması davanın hukuki yarar yokluğundan reddini gerektirdiğini, dava şartları davanın açıldığı ana göre tespit edileceğinden, davacı tarafça belirlenebilir bir alacak olduğu açık olması karşısında, davacı tarafından açık ve belirli bir talep olmadığı ve sonradan tamamlanması da mümkün olmayacağından davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davaya konu edilen Ankara ili, ...parsel üzerindeki taşınmazın bazı işlerini yapmak için ana yüklenici olan...Ltd. Şti. ile taşeronluk sözleşmesi imzalamış olduğunu, bu sözleşme ile müvekkili sözleşme kapsamındaki işleri, sözleşmede belirtilen bedelle yapmayı taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin......Ltd.Şti. ile yapmış olduğu sözleşmede alacağı hakedişi Türk Lirası olduğunu, barter/taşınmaz devri sözleşme konusu olmadığını, müvekkili ile davacı şirket arasında duvar kâğıdı alımı konulu 21.05.2020 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmeye göre 140.000 m2 duvar kâğıdı 1,60 USD KDV dâhil birim fiyat ile anlaşıldığını ve sözleşmeye göre tüm ürünler 1 yıl içinde yani 21.05.2021 tarihine kadar teslim edileceğini, müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan sözleşmeye göre müvekkili ana edimi parasal yükümlülük olmakla birlikte inşaat sektöründe genelde nakit/para sıkıntısı çekilmesi her zaman olası olduğundan, ödemelerin bir kısmının barter usulü ile yapılması ticaret hayatında genel bir teamül gereği olduğunu, ancak barter usulü ödemelerde,...’nin tarafı olan ana yüklenici, barteri hak ettiği zaman, bunu 3. kişilere/taşeronlara bedel mukabilinde ödeyebilir/devredebileceğini, müvekkili ile...’nin asıl yüklenicisi olan ...Şirketi ile arasındaki taşeronluk sözleşmesinde edimin ifası barter olmadığından, -Türk Lirası ile anlaşma yapıldığından- müvekkili yaptığı sözleşmelerde barter devri suretiyle anlaşma yapmasının normal şartlar altında mümkün olmadığını, ancak bununla birlikte ana yüklenici ...Şirketi müvekkiline para yerine edimini barter olarak yerine getirdiği takdirde, müvekkili de 3. kişilerle (örneğin davacı ile) edimini barter olarak yapma ihtimali doğacağını, ancak bu hiçbir zaman ana ediminin barter olduğu anlamına gelmeyeceğini, müvekkili ürün karşılığı ödeyeceği bedelin nakit para olduğunu, davacı şirketin sözleşme konusunun yarısına ilişkin ilk bölüm edimini yerine getirirken (ki edimler süresinde olmadığı gibi ayıplı ve eksik olarak yerine getirilmiştir.) müvekkili tarafından da sözleşmede belirtildiği şekliyle USD kuru üzerinden ödemeler yapıldığını, bu ödemeler davacı tarafından kabul edildiği gibi, kalan kısım hususunda da müvekkiline gerekli bilgi ve belgeler de gönderildiğini, dolayısıyla aynı malın bedeli, hem nakit hem de barter olarak ödenemeyeceğinden davacı tarafın talepleri yerinde olmadığını, davacı taraf teslim yükümlülüğünde olan malın diğer yarısını göndermiş olsaydı, bunun karşılığında yapılacak ödemenin ne şekilde olacağı belki tartışma konusu olabileceğini, ancak davacı tarafından taahhüdün yarısı eksik ve ayıplı olarak yerine getirildiğini, davacının taahhüdünü yerine getirmediğine göre ne bir parasal bedel ne de barter konusunun talep edilmesi mümkün olmadığı gibi değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmeye konu edilen ve teslim edilen ürünlerin kalite ve vasıflarının sözleşmeye aykırı olması yanında sözleşmede ödenecek miktar da dâhil olmak üzere her şey açık iken ve teslim edilen ürünlerin ödemeleri de yapılırken bir anda davacı taraf tescil veya taşınmaz değerinin talebinde bulunmaya çalışması, anlaşmaya uygun mal göndermemesi veya gönderememesi gibi sebeplerle sözleşmeden dönme niyetini açıkça ortaya koymuş olduğunu, Davacının şimdiye kadar yapılan tüm ödemeleri tahsil ve kabul ederken gönderilen 178.620,70-TL miktarı müvekkili firmaya iade etmesinin de sözleşmeden dönme iradesini göstermesi açısından önemli olduğunu, davacının sözleşme hükümlerini yerine getirmediğinden aksine sözleşme hükümlerini kasıtlı olarak ihlal ederek sözleşmeyi eylemsel olarak feshettiğini beyanla davanın öncelikle usulden reddine, mümkün değil ise; esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; tarafların ticari defter kayıt ve belgeleri yönünden alınan ve yukarıda ayrıntılı olarak değinilen bilirkişi raporları gözetildiğinde; davalı yüklenici şirketin davacı yüklenici tarafından kendisine özel üretilerek satım ve teslim edilen ürünlerin bedelini tamamen ödemediğinin sabit olduğu, davalı yan her ne kadar soyut olarak kendisine sözleşme hükümlerine aykırı şekilde ayıplı ürün teslim edildiğini ileri sürmüş ise de; dosyada bu konuda yaptırdığı delil tespiti ve buna istinaden sunduğu bilirkişi raporunun mevcut bulunmadığı, yine, işbu davadan önce davacı şirkete malların iadesine yönelik olarak usulüne uygun şekilde ayıp ihbarını da içeren bir noter ihtarnamesi keşide ettiğini dosya kapsamında iddia ve usulen kanıtlayamadığı, öte yandan, Ankara 43.Noterliği'nin 14/04/2022 tarih ve 4585 yevmiye numaralı ihtarnamesi içeriği de dikkate alındığında; davalının davacı yükleniciden artık sözleşme kendisine yeni ürün gönderilmemesini talep ettiğinin tartışmasız olduğu, ancak söz konusu talebinin haklılığını ortaya koyan bir delil de sunamaması nedeni ile değinilen tüm bu olgular çerçevesinde davalı yüklenicinin 6098 sayılı TBK'nın 125.m. gereğince borçlunun temerrüdüne düştüğü ve sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmenin tek taraflı ve eylemli şekilde davalı tarafından feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde; aynen " Ancak sözleşmeyi hiçbir haklı ve hukuki gerekçe olmaksızın fesheden taraf sözleşme bedelinin % 10'u kadar cezai şart ödeyecektir." hükmünün yer aldığı, söz konusu cezai şartın, hukuki niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 179/II.maddesinde düzenlenen ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olup davacı yüklenici (alacaklı) bu hakkından açıkça feragat ettiği veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borcun yani edimin ifası ile birlikte cezanın ödetilmesini de talep edebileceği, somut uyuşmazlıkta, davalı alıcı konumundaki şirketin sözleşme konusu borcunu tamamen ifa etmediğinin toplanan deliller ve sunulan bilirkişi raporları ile sabit olduğu gibi davacı yüklenicinin söz konusu cezai şartı talep etmekten feragat ettiğine yönelik bir iddia ve delil de dosyaya sunulmadığı, bu durumda, davacı yüklenicinin sözleşme bedeli olarak tespit edilen (140.000 m2*1,60 USD)= 224.000,00 USD'nin % 10'una karşılık 22.400,00 USD cezai şart alacağını davalıdan talep edebileceği, açıklanan gerekçelerle; dava konusu 22.400,00 USD cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava konusu tapu iptali tescil ve sözleşme konusu taşınmazın rayiç değerinin tahsiline yönelik terditli taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacının reddine karar verilen terditli taleplerinin asıl talebin kabul edilmemesi halinde sırasıyla incelenerek karara bağlanması gereken talepler niteliğinde olup terditli taleplerinden birisinin kabul edilmemesi halinde reddine karar verilen fer'i terditli talepler nedeni ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti ve diğer yargılama gideri takdir edilemeyeceği dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücreti ve diğer yargılama gideri takdirine yer olmadığına, davada asıl talebe konu sözleşme konusu taşınmazın güncel tapu kaydına göre tapuda dava dışı 3. kişi adına kayıtlı olması nedeni ile 3.kişinin muhtemel mağduriyetinin önlenmesini teminen taşınmazın tapu kaydına konulan ihtiyati tedbirin mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeksizin kaldırılmasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; feshin haksız olduğunun tespit edildiğini, tüm siparişleri eksiksiz tamamladıklarını, davalının ayıp iddiasının gerçek dışı ve soyut olduğunu, terditli taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, eser sözleşmesinde alacağın temliki sözleşmesi mevcut olduğunu, taşeron sözleşmesinin her zaman düzenlenebileceğini belirterek ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesinin celp edilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşme geçersiz olduğundan cezai şart yönünden de talebin kabul edilemeyeceğini, iş bedeline yönelik bir talep olmadığından cezai şartın da hukuki dayanağının bulunmadığını, geçersiz sözleşmede herkesin verdiğini alacağını, mahkemenin temerrüt yönünden hatalı değerlendirme yaptığını, 1 yıllık sürede ürünlerin teslim edilmediğini, davacının sözleşmeyi haksız ve eylemsel olarak feshettiğini, ürünlerin ayıplı oluğunu, temerrüte düşenin davacı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TBK 125. maddede, borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar), kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Gecikme cezası ve cezai şart alacağı müspet zarar kapsamında kaldığından, sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça sözleşmeden dönen tarafın isteyebilmesi mümkün değildir. TBK'da ifaya ekli ceza ile ilgili olarak yer alan; ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK 179/2) düzenlemesi de aynı sonucu içerir şekilde ancak akdin ifasının istenmesi halinde bu cezanın istenebileceğini, sözleşmeden dönen tarafın akdin ifasından vazgeçmiş olması nedeniyle ifaya ekli cezayı da isteyemeyeceğini ortaya koymaktadır. Seçimlik ceza ise TBK'nın 179. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olup, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilecektir. Seçimlik cezanın istenebilmesi için aksi kararlaştırılmamışsa sözleşmeden dönülmemiş ya da feshedilmemiş olması gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshi halinde seçimlik cezanın da istenmesi mümkün değildir. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2016/4690 Esas, 2018/649 Karar) Dönme cezası, sözleşmeden dönen tarafın (borçlunun) karşı tarafa ödemesi gereken ceza türüdür. Dönme cezası, sözleşmenin feshi durumunda haklı olan tarafın maruz kaldığı tüm zararları karşılamak üzere kararlaştırılır (KARATAŞ, İzzet: Eser Sözleşmeleri, Ankara 2004, s. 294,295). Dönme cezası nedensiz veya haklı neden olmaksızın sözleşmeden dönene uygulanacak bir yaptırımdır (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2013/5604 Esas, 2014/4719 Karar). Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 5/son maddesinde düzenlenen ceza dönme cezası niteliğinde olup ifaya ilişkin taleplerle birlikte istenemez. Sözleşmenin 5/3 maddesinde taraflardan birinin edimini süresi içinde haklı bir neden olmaksızın yerine getirmemesi durumunda 7 günlük süre verileceği düzenlenmiş olup bu süreye uyulmadan yapılan fesih işleminin haksız olup olmadığı tartışılmadan sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak işlem; HMK'nın 31. Maddesi kapsamında davacı tarafa hangi seçimlik hakkını kullandığını açıklamak üzere süre verilmesi, davacının seçimine ve yukarıdaki açıklamalara göre kusur durumunun tartışılması, kabule göre kusuru bulunan tarafın dönme cezası talep edemeyeceğinin dikkate alınması, bu şekilde ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır. Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/12/2023 tarih ve 2023/92 Esas-2023/948 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ✍e-imzalıdır
Üye ✍e-imzalıdır
Üye ✍e-imzalıdır
Katip ✍e-imzalıdır