Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/499 E. 2026/673 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/499
- Karar No
- 2026/673
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
DOSYA NO : 2024/499 Esas KARAR NO : 2026/673
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/1199 Esas- 2023/612 Karar
DAVACI :... ... VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT DAVALI :... E-TEBLİGAT VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
Taraflar arasında yapılan yargılama sonucunda;İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) kaynaklanan davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete hafriyat işi yaptığını ve yaptığı bu iş karşılığında da davalıya 30.07.2022 tarihli GİB 2022000000038 nolu e-faturayı kestiğini, davalıya yapılan hafriyat işi ve kesilen faturanın bedelinin KDV dahil 754.492,00TL olduğunu, davalının fatura bedelini ödemediği için borçlu davalı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesi Müdürlüğü'nün 2022/50195 esas sayılı icra takip dosyasında icra takibi başlattığını, davalının ödeme emrinin kendisine tebliği üzerine 30/09/2022 günü borca ve ferilerine itiraz ettiğini, haksız ve mesnetsiz itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğunu, davalı tarafından yapılan haksız, kötü niyetli ve soyut itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı şirketçe fatura içeriğinde belirtilen miktarda hafriyat işi yapılmadığını, müvekkili şirketle davacı şirket arasında hafriyat işi konusunda sözlü olarak bir görüşme gerçekleştirildiğini, davacı şirketçe müvekkili şirkete hafriyat işi yapılacağı fakat hafriyat işinden yapılan hakedişin %75'i kendisine barter şeklinde ödeneceği konusunda anlaşıldığını, davacı şirket temsilcisi ile sonrasında yapılan sözlü görüşmede ise davacı şirket temsilcisi müvekkili şirkete ilerleyen dönemde ekstra iş yapmayı teklif ettiğini ve diğer kalan %25'lik bölüme tekabül eden bedel ile ekstra yapacağı işlerin bedeli kadar da barter almayı istediğinden tarafların bu şekilde mutabık kaldığını, fakat davacı şirketin sonrasında taahhüt ettiği işi yapmadığı gibi müvekkili şirketin de iyi niyetini kullanarak mağduriyetine sebebiyet verdiğini, tarafların bu şekilde anlaşmasına rağmen davacı şirket temsilcisi tarafından sonrasında kötü niyetli olarak barter şeklinde almayı taahhüt etmiş olduğu bedeli de nakten talep ederek icra takibinde bulunmasının açıkça kötü niyetli bir davranış olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2023 tarihli 2022/1199 Esas ve 2023/612 Karar sayılı kararında özetle; tarafların 2022 yılında davalının hafriyat işine karşılık davacının makinalarıyla yapmış olduğu iş karşılığında davacının 30.07.2022 tarihinde GIB2022000000038 nolu fatura düzenlediği, düzenlenen bu faturanın tarafların ticari defterlerinde kaydının olduğu, taraflara ait vergi dairelerinden gelen yazılarda bu faturanın taraflarca BA/BS formlarında bildirimlerde bulunulduğu, bilirkişi kurulu raporunda; tarafların e-defter mükellefi oldukları, envanter defterlerinin noter tasdikli, yevmiye ve kebirlerin beratlarının alınmış olduğu, tarafların lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında dava tarihi itibariyle 754.492,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı ticari defter kayıtlarında dava tarihi itibariyle 188.623,00 TL davacıya borçlu olduğu, ibraz edilmiş bir sözleşmenin olmaması, taraflar arasında yapılan hakedişin mahkeme tarafından kabulü halinde davacının 565.869,00 TL barter alacağının davalı Ticari defter kayıtlarında göründüğü, kabul görülmediğinde davalının davacıya 754.492,00 TL borcu olacağının tespit edildiği, bilirkişi kurulu tarafından yerinde yapılan incelemelerde ise; tarafların bu işe ait herhangi bir sözleşme ibraz etmediği, incelemede ibraz edilen "Taşeron Hakediş Raporu" bulunduğu, bu raporun 1 Nolu Kesin Hakediş olduğu, tutarın 639.400,00 TL, %18 KDV 115.092,00TL olmak üzere toplam tutarının 754.492,00 TL olduğu, "Kesintiler ve Mahsuplar" bölümünde ise "%75 Barter" açıklamalı 565.869,00 TL'nin indirim yapılarak taşerona ödenecek tutarın 188.623,00 TL olarak tarafların imzalarının bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu imzalı belgede barter kesintisi yapıldığı ve kalan kısmın bu haliyle "Taşerona Ödenecek Tutar" kısmıyla belirlendiği ve taraflarca imzalandığı, dolayısıyla ödenecek tutarın sadece 188.623,00 TL olduğu, bu haliyle taraf kayıtlarının da birbirleriyle uyumlu olduğunun da gözetildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne; kabul edilen alacak tutarı yönünden alacağın bilinebilir/belirlenebilir yani likit olduğu da dikkate alınarak icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacı tarafın icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 18.12.2023 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin kısmen kabul gerekçesinde yazılı olan taşeron hakediş raporu başlıklı belgede yazılı olan barter kesintisi ibaresinin alacaklarının tamamının hüküm altına alınmasını engelleyen bir husus olamayacağını, taraflar arasında bir barter anlaşması olmadığını, en basit tanımı ile Barter,‘Takas’ ya da ‘Değiş-Tokuş’ olarak tanımlanabildiğini, para olmaksızın yapılan, barter ticaret sistemi olarak bilinen birebir karşılıklı takas işlemlerinden farklı gelişmiş bir sistem olduğunu, bir işletmenin satın aldığı mal ya da hizmetin bedelini kendi ürettiği ya da sahibi olduğu mal ya da hizmet ile ödendiği bir finans ve ticaret sistemi olduğunu, yani bir barterden söz edilebilmesi için karşılıklı bir değiş tokuştan söz etmek gerekeceğini, somut olayda ise hakediş raporu başlıklı belgede barter kesintisinden bahsettiğini ve ancak bu kesinti karşılığında barter olarak davacıya ne verileceğinin yazılı olmadığını, bu şekilde bir belgeye nazaran ortada bir barter anlaşması varlığından bahisle alacaklarının % 75 oranında reddedilmesinin doğru olmadığını, yine davalı tarafın aşamalarda barter kesintisi sebebiyle davanın reddini savunduğunu, fakat barter sebebiyle bir anlaşma sunamadığını, dosyaya sunulan hakediş raporu başlıklı belgenin davalıya ait şantiyede davacının yaptığı işin miktarını belirleyen bir tespit tutanağı olup bunun ötesinde bir özelliği olmadığını, bu sebeple ortada bir barter anlaşması olmadığından davalarının kabulünün gerektiğini, yine mahkemenin gerekçesinde yazılı olan taraf defterlerindeki kayıtların da birbiri ile uyumlu olduğu şeklinde yazılı olan tespitin doğru olmadığını, davacının kayıtlarında dava konusu faturanın sadece likit alacağa müstenit olarak kayıtlı olduğunu ve herhangi bir barter kaydı olmadığını, hal böyle olmasına rağmen davacının defter kayıtlarının sadece likit alacağa ait kayıt havi olduğu halde davalının kayıtları ile uyumlu olduğunun gerekçe olarak açıklanmasının tüm dosya kapsamı maddi gerçekliğe uygun olmadığını, yapılan yargılamada gelinen aşamaya göre dava konusu fatura içeriğinde yazılı olan 754.492,00 TL tutarındaki iş ve hizmetin davalıya yapıldığı ve fatura içeriğinin tamamı ile davalının davacıya borçlu olduğunun ortaya çıktığını, davalının kayıtlarında alacaklarının tamamının yer aldığını, karşılığının ne şekilde verileceği belli olmayan barter ibaresi sebebiyle içeriğine itiraz edilmeyen ve içeriğinde yazılı hizmetin tamamının yerine getirildiği hususunda niza olmayan faturanın alacakları hakkında kısmen kabul şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından verilen 22.12.2023 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın başta usul ve yasaya aykırı olmak üzere hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine 754.492,00 TL üzerinden icra takip işlemleri başlatıldığını, gerek icra dosyasına sundukları itiraz dilekçesinde ve gerekse de yerel mahkemeye sundukları cevap dilekçelerinde de müvekkili şirketin bu bedelde borçlu olmadığı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı şirketçe fatura içeriğinde belirtilen miktarda hafriyat işi yapılmadığını, müvekkili şirketle davacı şirket arasında hafriyat işi konusunda sözlü olarak bir görüşme gerçekleştirildiğini, davacı şirketçe müvekkili şirkete hafriyat işi yapılacak fakat hafriyat işinden yapılan hakedişin %75'i kendisine barter şeklinde ödenecek olup, nakten ödenmeyeceğini, dosyada bulunan ve davacı şirket temsilcisinin de imzasının olduğu hak ediş raporundan da anlaşılacağı üzere bedelin %75'i barter şeklinde karşılanacağını, davacı şirket temsilcisi ile sonrasında yapılan sözlü görüşmede ise davacı şirket temsilcisi müvekkili şirkete ilerleyen dönemde ekstra iş yapmayı teklif ettiğini ve diğer kalan %25'lik bölüme tekabül eden bedel ile ekstra yapacağı işlerin bedeli kadar da barter almayı istediğinden taraflar bu şekilde mutabık kaldıklarını, yani davacı şirketin ekstra bir iş yaptığında ve bu iş bedeli diğer kalan %25'lik barter bedeli kadar olduğunda taraflar biraraya gelecek, hesap görecekler ve yapılan iş bedeli kadar barter verileceğini, davacı şirketin sonrasında taahhüt ettiği işi yapmadığı gibi müvekkili şirketin de iyi niyetini kullanarak mağduriyetine sebebiyet verdiklerini, yerel mahkemenin 24/05/2023 tarihli kararında davacı lehine kabul edilen bedel üzerinden icra inkar tazminatına hükmederken, reddedilen bedel üzerinden müvekkili lehine bu tazminata hükmetmemesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve müvekkili lehine reddedilen bedel üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulünü ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 tarihli 2022/1199 Esas 2023/612 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 462,15 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 12.884,84 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan (2.951,36+269,85) 3.221,21 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 9.663,63 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 30/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Katip ... ✍e-imzalıdır