Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1208 E. 2026/1430 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1208
Karar No
2026/1430
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1208 - 2026/1430 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1208 KARAR NO : 2026/1430 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2026 NUMARASI : 2018/251 E. - 2026/155 K.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/03/2026 tarih ve 2018/251 Esas - 2026/155 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirketin “... Elektrik Şirketlerine ait alandan çıkan çamurun suyundan ayrıştırılarak gösterilen yerlere taşınması” işi ile ilgili sözlü bir anlaşma yaptıklarını, yapılan anlaşmada öngörülen işin sona ermesiyle davacı şirket nezdinde 30.04.2016 tarih ve ... yevmiye nolu, 180.00 TL+32.400 TL KDV tutarlı ve 02.05.2016 tarih ve ... nolu 460.000 TL+82.800 TL KDV tutarlı olmak üzere iki adet fatura kesildiğini, bu fatıraları anlaşmanın tarafı olan davalı şirkete gönderdiğini, bununla birlikte davacı şirketin, kesilen bu faturaları yasal defterlerine kaydettiğini, KDV ve Kurum Geçici Vergi Beyanlarında gösterdiğini ve vergilerini ödediğini, diğer yandan davalı şirketin de davacı şirket tarafından kesilen ve kendilerine gönderilen faturaları, söz konusu faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunmaksızın kendi ticari defterlerine işlediğini, davacı şirkete 82.000 TL tutarındaki KDV bedelini de ödediğini, ancak kesilen faturalardan doğan borcunun geriye kalan kısmına ilişkin herhangi bir ödeme yapmayan borçlu şirket aleyhine 12/08/2016 tarihinde Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2016/16261 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, aleyhlerine başlatılan icra takibinden sonraki bir tarihte, faturaların düzenlenme tarihinden tam dört ay sonra davalı şirketin, davacı şirkete göndermiş olduğu Ankara 35. Noterliğinin 18/08/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihbarnamesi ile; “Şirket kayıtlarında söz konusu faturalarda belirtilen mal ve hizmet alımlarının olmadığını” beyan ederek, kesilen iki faturayı da davacı şirkete iade ettiğini, ayrıca kendi ticari defterlerine önceki bir tarihte kaydettikleri kayıtların, Maliyeye ibraz ettikleri 17/08/2016 tarihli Düzeltme Beyannamesiyle sildirdiğini, tüm bu işlemlerin sonrasında ise Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2016/16261 Esas sayılı dosyasına sunulan 26/08/2016 tarihli itiraz dilekçesiyle takibinin durdurulması isteminde bulunduğunu ve bu istemin Ankara 2. İcra Müdürlüğü tarafından kabul edildiğini, davalı tarafın yapmış olduğu itiraz neticesinde verilen takibin durdurulmasına yönelik İcra Müdürlüğü kararının, ilgili icra dosyasında masraf olmadığı için taraflarına tebliğe çıkarılamadığını, bu nedenle söz konusu itirazın, icra dosyasına vekalet sundukları 29/03/2017 tarihinde öğrenildiğini, davalı tarafın, hem davaya konu olan fatıraların kendilerine tebliğinden itibaren sekiz günlük yasal süresi içerisinde değil de taraflarınca icra takip işlemleri başlatıldıktan sonra, en önemlisi de faturaların tebliğinden tam dört ay sonra itirazda bulunmuş olması, hem de kendi ticari defterlerine önceki bir tarihte kaydettikleri bu kayıtları, Maliyeye ibraz ettikleri 17/08/2016 tarihli Düzeltme Beyannamesiyle sildirmiş olmasının, tam bir muhasebe oyunu olduğunu, gerçek amacının, davacı ile yapılan anlaşmasının sözlü bir anlaşma niteliğine sahip olmasından yararlanarak, aldığı hizmeti ve buna dayalı olarak da borcu inkar için zemin hazırlamaktan ibaret olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20’ den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Ankara 2.İcra Müdürlüğünün 2016/16261 Esas sayılı dosya kapsamında icra takibine ve işbu davaya konu olan uyuşmazlığın, 02.05.2016 tarihli 542.800 TL tutarlı fatura ile 30.04.2016 tarihli 212.400 TL tutarlı fatura olmak üzere 2 adet faturaların gerçek akdi ilişkiye dayanıp dayanmadığı hususlarında toplandığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 2 adet faturanın, böylesi bir hizmet ya da iş alımı olmadığından zamanında itiraza konu edildiğini, itirazın kaldırılması maksadıyla davalı şirketçe Ankara 10.İcra Hukuk Mahkemesine 2017/323 esas sayılı dosya kapsamında açılan davanın ret olunduğunu, söz konusu faturaların davacı şirketçe davalı şirkete düzenlendiğini ve gönderdiğini, o dönemde çamur şantiyelerinde yoğun olarak çalışan davalı şirketin yöneticisi ...'un merkezi Ankara olan şirket adresine gelen faturalar ile ilgili daha sonra bilgisi olduğunu ve akabinde faturaların gerçek dışı ve davalının uzmanlık alanına girmeyen konulu olduğunu öğrenmesi üzerine faturaların iptal edildiğini, maliyeye düzeltme beyannamesi verilerek faturaların şirket defterinden çıkartıldığını, davacının kestiği faturaların gerçek dışı olduğundan ve muhasebenin sehven ya da yetkisini aşarak ticari deftere kaydettiğinden Maliyeye 17.08.2016 tarihli düzeltme beyannamesi verildiğini ve pişmanlık zammı ile beraber ödeme yapıldığını, böylelikle bahsi geçen faturaların davacının böylesi bir iş yapmadığı ve faturaların gerçeği yansıtmadığı gerekçeleriyle hükümsüz hale geldiğini, bu nedenle şirket muhasebesinin sehven ve yetkisini aşarak Haziran 2016 tarihinde banka kanalıyla ödediği 82.000 TL tutarlı KDV ödemesinin konusuz kaldığını ve bu durumun davalının haksız zenginleşmesine aynı zamanda davalı şirketin zararına yol açan durum olduğundan alacağın tahsili amacıyla Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/785 Esas sayılı dosya kapsamında alacak konulu dava açıldığını, akabinde 2018/250 Karar sayılı gerekçeli karar ile davanın kabulüyle 82.000 TL'nin davalı şirkete ödenmesi hususunun hüküm altına alındığını, davacının dayanak noktası olarak TTK 21.maddesini gösterdiğini, TTK 21.maddesi hükümleri faturanın ispat gücüne yönelik bir karine oluşturduğunu, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, çamur bertaraf işiyle çamurun suyundan ayrıştırılması işinin lisans isteyen farklı işler olduğunu, davacı şirkette varsa elindeki lisansı ibraz etmesi gerektiğini, davacı tarafından fatura konusu işlerin yapılmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, 07/11/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ön sorun olarak belirlenerek kesinleşmesi bekletici mesele yapılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/785 Esas sayılı dava dosyasında, eldeki davanın davalısı olan ... ... Ltd Şti tarafından, eldeki davaya konu icra takibinin dayanağı 30/04/2016 tarihli ve 02/05/2016 tarihli faturaların KDV bedeli olan toplam 82.000 TL'nin istirdadının talep edildiği, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen kararın bulunduğu, işbu kararın eldeki uyuşmazlıkla aynı faturaların KDV bedeline ilişkin olması nedeniyle eldeki dava yönünden de gerekçesi itibariyle kesin hüküm teşkil edeceği, nitekim yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, faturaların ticari deftere kaydedildiği, daha sonra davalı tarafından faturaların mali kayıtlardan çıkarıldığı, bu çıkartım işleminin ise tek taraflı davalı tarafından yapıldığı, faturaların muhteviyatının sahte ya da yanıltıcı olduğuna dair inceleme yapılmadığı, KDV tutarı olan 82.000 TL'nin davalı tarafından davacı şirkete ödendiğinin rapor edildiği, bu haliyle davalı defterlerine kaydedilen ancak KDV tutarı olan 82.000 TL eldeki dava tarihinden önceki bir tarihte ödendiğinden ve bu husus davacı tarafça dava dilekçesi ile de belirtildiğinden bu tutarın 755.200 TL asıl alacaktan mahsup edildiği, takibe dayanak faturaların KDV tutarı olan 82.000 TL eldeki dava tarihinden önceki bir tarihte ödendiğinden ve bu husus davacı tarafça dava dilekçesi ile de belirtildiğinden reddolunan alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 2. İcra Dairesi'nin 2016/16261 Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin 673.200 TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan 673.200 TL alacağın %20'si olan 134.640 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, reddolunan 82.000 TL asıl alacağın %20'si olan 16.400 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, gerekçeli kararda, toplanan delillerin tartışılması yükümlülüğününün yerine getirilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ve gerekçeli karar zorunluluğunun ihlal edildiğini, mahkemenin, bizzat topladığı ve uyuşmazlığın özünü aydınlatan resmi delilleri göz ardı ettiğini, mahkemenin, davacı ile müvekkili arasında sözleşme bulunduğu ve işin davacı tarafından ifa edildiği hususlarının ispatlanamadığını dikkate almadığını, defterden düzeltme ile çıkarılan faturanın aksi ispat edilmişken hatalı değerlendirme ile bu durumun göz ardı edildiğini, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/785 Esas sayılı dosyasındaki kararın, eldeki davaya fiilen kesin hüküm gibi uygulandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik, yetersiz, varsayıma dayalı olduğu gibi bilirkişi heyetinde atık bertaraf konusunda uzman bilirkişinin de yer almadığını, davacının, icra takibine dayanak faturalara konu işi yapmak için lisans ve izninin bulunmadığını, mahkemenin, davacının kendi iddia ve takip miktarındaki çelişkileri de göz ardı ettiğini, davacının, 82.000,00 TL ödeme aldığını açıkça ileri sürmesine rağmen takipte bu tutarı asıl alacaktan düşmeden 755.200,00 TL üzerinden hareket ettiğini, takip konusu alacağın likit olmadığını, ispat yükü ters çevrilerek hüküm kurulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, işbu davada itirazın iptali talep edilen icra takibine dayanak faturalar nedeniyle davalı tarafından davacıya ödenen KDV bedelinin iadesi için açılan ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/785 Esas, 2018/250 Karar sayılı dosyasında, işbu davanın davacısı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine kaydedildiği, buna göre söz konusu faturalara konu işin yapıldığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, işbu davanın tarafları arasında ve bu davaya konu faturalara dayalı görülen davadaki kesinleşmiş tespitlerin, işbu dava yönünden kesin delil olarak kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, bu durumda icra takibine dayanak faturalara konu hizmetin davacı tarafından davalıya verildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği, dolayısıyla davalının icra takibine itirazının haksız bulunduğu, faturaya dayalı icra takibine konu alacağın likit de olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 45.986.29-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 11.496,58-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 34.489,71-TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1208, K. 2026/1430, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1208-e-2026-1430-k-54665422e61f