Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2285 E. 2026/1052 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2285
Karar No
2026/1052
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2285 KARAR NO : 2026/1052

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/11/2022 (Dava) - 28/09/2023 Karar NUMARASI : 2022/944 Esas - 2023/727 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 09/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 09/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarihli 2022/944 Esas ve 2023/727 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti müvekkili şirkete ait ve müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ....plaka sayılı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde 48121891 numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 20.11.2021 tarihinde İzmir ili, Bergama ilçesi, Çanakkale yolu üzerinde gece saat 03.00 sıralarında müvekkili şirket araç sürücüsünün plakasını alamadığı bir araca çarpmamak amacıyla refuj ve trafik tabelasına sol ön kısımları ile çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığını, meydana gelen bu hasar sonucunda davalı sigorta şirketine hasar onarımı için bildirim yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından eksper görevlendirilmesi üzerine dava dışı ... Şti. ....'ün dosyaya eksper olarak atandığını, eksper raporu düzenlendiğini, düzenlenen eksper raporu ile araçta 21.150.26.-TL (İskontolu Kdv Hariç) hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, ilgili eksper tarafından "Sigortalınız ... plakalı araç üzerindeki hasar incelendiğinde şekil itibarı ile beyana uygun gerçekleşebileceğinden hasar ile ilgili kanaatim olumludur." şeklinde beyan ile hasarın, müvekkili şirketin araç sürücüsünün beyanına uygun olduğu hasar ile ilgili kanaatinin olumlu olduğu yönde görüş bildirdiğini, ancak meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan hasarın, davalı sigorta şirketi tarafından "Sigortalının aracını ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde kullandığı için hasarın %20 si ödeneceği" şeklinde gerekçe ile haksız ve hukuka açıkça aykırı olarak tenzili muafiyet uyguladığını bildirdiği, davalı sigorta şirketi tarafından hasarın %20'sinin karşılanacağı belirtilmesine rağmen hasar tamamen teminat kapsamı dışında bırakılarak müvekkili şirketin hasarı karşılanmadığını, müvekkili şirket tarafından ihbar yükümlülüğüne uygun davranılarak, meydana gelen trafik kazasının tüm detayları ile açıklandığını, davalı sigorta şirketi tarafından meydana gelen trafik kazasından dolayı oluşan hasarın poliçe teminat limitleri kapsamında kaldığı kabul edilmekle birlikte, yukarıda belirtilen sebeplerle tenzili muafiyet uygulandığından bahisle hasarın reddedildiğini, poliçe limitleri kapsamında tenzili muafiyet uygulamasın hukuka aykırı olmakla birlikte, %20 oranında hasar bedelinin de müvekkili şirkete ödenmediğini, arabuluculuk konusunda taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını, yukarıdaki nedenlerle; fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalmak kaydı ile; davacı şirkete ait araçta meydana gelen 32.270,19.-TL (İskontosuz KDV Dahil Tutar) hasar bedelinin, kaza tarihi olan 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı sigortalı ... Şti. arasında; 02.01.2020 - 02.01.2021 tarihlerini kapsayan 48121891 poliçe no’lu kasko sigorta poliçesi akdedildiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından ilgili poliçe ile verilmekte olan teminatın poliçeye ilişkin özel şartlar çerçevesinde değerlendirilmesi ile mümkün olacağını, zira poliçe özel şartlarına göre; işbu poliçe ile sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan, iş makinelerinden ve diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin yine poliçede belirtilen risklerin gerçekleşmesi sonucu doğrudan doğruya uğrayacağı maddi zararların teminat altına alınacağı belirtildiğini, davacı şirket yetkilisinin ikrar ettiği üzere sigortalı araç kullanım amacı dışında kullanıldığının sabit olduğunu, davacı vekilinin iddialarının aksine, bizzat taşıma işi için yola çıkıldığını, bu işle iştigal edildiğini, aracın ticari olarak kullanıldığını, servis ve transfer yaptığının apaçık orta olduğunu, keza %80 muafiyet uygulanması için özel şartlarda belirtildiği üzere, kullanım tarzı dışında kullanımın yeterli olduğunu, davacının kaza anında tek başına olması bu durumu değiştirmediğini, davacının hasar tazmini başvurusu üzerine müvekkili şirket tarafından 80003 sayılı hasar dosyası açıldığını, bağımsız eksper görevlendirildiğini, sigortalı araç üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde düzenlenen ekspertiz raporunda; araç hasar bedeli 21.150,36-TL olarak tespit edildiğini, müvekkili şirketçe de sigorta özel şartları gereğince toplam hasar bedelinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanarak 4.230,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunu tam ve eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, tüm bu sebeplerle davacı tarafından aleyhe açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın ticari faiz talep etmesinin de dava konusu aracın kullanım amacı dışında kullanıldığının ikrarı niteliğinde olduğunu, hükmedilmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiklerini, ,yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince ; "...davacı sigortalının dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak davalı sigortalıya başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında mevcut olan ve davacı sigortalı şirketin yetkilisi olan ....’ün el yazılı ve imzalı beyanında “…personel taşımacılığı işi yaptığını, 19.11.2020 günü iş bitimi eve gittiğini, 20.11.2020 tarihinde 03:00 sıralarında evinden çıkarak rüzgar gülü fabrikasında fabrika işçilerini 03:30 vardiyasından almak üzere yola çıktığını, burada birkaç kişi olduğu için binek araç kullandığını, Bergama’dan Dikili istikametine doğru seyir halinde iken Çamköy yol ayrımına geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek refüj kenarına ve trafik işaret lehvasına çarptığını, araçla evine gittiğini, şoförü arayarak kaza yaptığını, işçileri almasını söylediğini, olay yerinde fotoğraf çekmediğini, polisi ve jandarmayı aramadığını, sigorta şirketini aramadığını, sabah sigorta şirketini aradığını” ifade ettiği, davacı şirket yetkilisinin söz konusu yazılı ifadeyi 04.12.2020 tarihinde verdiği, mahkememiz huzurunda 16/05/2023 tarihli ifadesinde ise “dava konusu aracın aslında ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde kullanılmadığını, işçilerin rahatsızlanması gibi ani gelişen durum olduğunda servis araçlarının dışarı çıkmasını gerektirir yoğunlukta işçi taşınması gerekmediğinden rahatsızlanan işçiyi almak üzere fabrikaya gidebildiğini, olay günü de hastalanan bir işçiyi almak için fabrikaya giderken kaza gerçekleştiğini” beyan ettiği, hasar dosyasındaki yazılı ve imzalı beyanı ile mahkememiz huzurunda verdiği ifadesi kısmen çelişkili olsa da, dava konusu sigortalanan aracın, işçi sayısının az olduğu durumlarda işçi servisinde kullanıldığının davacı şirket yetkilisinin her iki beyanı ile sabit olduğu, davacı şirket yetkilisinin 04.12.2020 tarihli yazılı ve imzalı beyanının aksini kanıtlar nitelikte davacı tarafça dosyaya delil sunulmadığı, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı, dolayısıyla davacı sigortalı şirket yetkilisinin 04.12.2020 tarihli yazılı ve imzalı beyanını hükümden düşürecek bir delilin mevcukt olmadığı, mahkememizce davalı şirket yetkilisinin hür iradesine dayalı olarak kendi el yazısı ile yazarak imzalayıp verdiği ve ikrar niteliğindeki olan 04.12.2020 tarihli ifade ile sabit olduğu üzere sigortalanan .... plakalı otomobilin ücret karşılığı işçi servisinde kullanıldığı kanaatine varıldığı, anılan araç işçi servisi olarak kullanılmasına rağmen sözleşmenin kurulması ve devamı aşamasında davacı sigortalı tarafından ihbar ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edildiği, taraflar arasındaki kasko poliçesinin “Araç Kullanım Amacı Özel Şartı” başlığı altında düzenlenen sigortalanan aracın “otomobil” olarak belirtilen kullanım tarzı dışında “her türlü ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde kullanılması” halinin hasar vukuunda tespit edilmesi halinde hasar bedelinin %80’i oranında tenzili muafiyet düşülmek suretiyle kalan tutarın sigortalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dava konusu...plakalı otomobilin beyan edilen “otomobil” kullanım amacı dışında “ücret karşılığı işçi servis taşımacılığı” amacıyla kullandığı sabit olduğundan gerçek hasar bedelinden %80 oranında muafiyet uygulama koşulunun gerçekleştiği, aksinin davacı sigortacı tarafından ispat edilemediği, mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporuna göre davacıya ait aracın 20.11.2020 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil gerçek hasar zararının 32.267,19 TL olduğunun tespit edildiği, %80 tenzili muafiyet uygulandığında davalı sigorta şirketinin bu zararın 6.453,43 TL’lik kısmından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından, dava tarihinden önce davacıya ait aracın onarımını yapan dava dışı .... A.Ş.’ye yapılan 4.230,00 TL ödeme mahsup edildiğinde davacı sigortalının talep edebileceği hasar bedelinin 2.223,43 TL olduğu, davacı tarafından dava dışı .... A.Ş.’ye aracın tamiri nedeniyle yapılan ödemelerin kendi iç ilişkilerini ilgilendirdiği ve dava dışı servisin sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin ayrı bir dava konusu olduğu, dava dilekçesinde ise 32.267,19 TL talep edildiği, Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.4.1’de “...Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur.” hükmünü içerdiği hasar dosyasındaki ekspertiz raporunun düzenleme tarihinin 29.05.2021 olduğu, bu tarihten itibaren 10 iş günü sonrasında davalı sigorta şirketinin 12.06.2021 tarihinde temerrüde düştüğü...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile 2.223,43 TL hasar bedelinin 12.06.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazasının taşımacılık faaliyeti esnasında gerçekleşmediğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından sigorta şirketine sunulan yazılı beyanında ve ilk derece mahkemesi huzurunda sunulan beyanında; hasara konu aracın "ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde" kullanılmadığı, kazanın da aracın içinde tek iken yolcu yok iken meydana geldiğinin beyan edildiğini, yani müvekkili şirket yetkilisinin kaza gerçekleşmeseydi ücret karşılığı olmasa dahi belki bir taşımacılık faaliyeti gerçekleşebileceğini kabul ettiğini, ancak kazanın bu faaliyetin öncesinde gerçekleştiğini, bu itibarla ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine hasarın teminat limitleri kapsamında kaldığının kabulü gerektiğini, bahse konu kaza esnasında yani poliçe kapsamında rizikonun gerçekleştiği esnasında herhangi bir taşımacılık faaliyeti gerçekleşmediği, kaza olduğu esnada müvekkili şirket yetkilisinin araç içinde tek başına olduğu, kaza olması sebebiyle geri döndüğü ve dava dışı şoför....'ı aradığının açık olduğunu, somut uyuşmazlıkta, müvekkili şirket tarafından ihbar yükümlülüğüne uygun davranılarak, meydana gelen trafik kazası tüm detayları ile açıklanmış olup davalı sigorta şirketi tarafından meydana gelen trafik kazasından dolayı oluşan hasarın poliçe teminat limitleri kapsamında kaldığı kabul edilmekle birlikte, tenzili muafiyet uygulandığından bahisle hasarın reddedildiğini, yani müvekkili şirket yetkilisinin beyana dayalı hasarının poliçe teminat limitleri kapsamında kaldığı kabul edilmiş olup bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, müvekkilinin beyanlarının aksini gösterir bir delilin de dosyada bulunmadığını, Yerleşmiş içtihatlarla da iddialarının desteklendiğini, Yargıtay 17. H.D. 25.04.2018 tarih, 2018/297 E. , 2018/4514 K. sayılı ilamı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğinde; salt taşımacılık faaliyetine niyet edilmesinin tenzili muafiyet şartlarının uygulanmasını gerektirmeyeceğini, kazanın taşımacılık faaliyeti esnasında değil, öncesinde gerçekleşmesi sebebiyle tenzili muafiyet uygulanmaması gerektiğini, Yargıtay kararına konu olayda da salt alkollü araç kullanmanın tenzili muafiyet için yeterli olmayacağı, alkolün kazanın oluşumunda etkili olmasının arandığını, yine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 10.10.2012 tarih, K-2012/1137 karar sayılı ilamı ile sigortacının ispat şartını yerine getirmediğinden bahisle başvuranın gerçek zararının sigorta şirketi tarafından karşılanmasına karar verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkili şirket lehine dava dışı ....'a yapılan ödemenin dava dışı .... tarafından davalı sigorta şirketine iade edildiğini, müvekkili şirketin ödemenin iade edilmesi hususunda talimat verdiğini ve tüm onarım bedelinin dava dışı .....'a müvekkili şirketçe ödendiğini, müvekkili şirket lehine yapılan ödemenin müvekkili şirketin tenzili muafiyeti kabul etmemesi ve talimatı üzerine iade edildiğini, müvekkili şirketin, lehine yapılan ödemeye ilişkin de herhangi bir muvafakati bulunmadığını, çelişki giderilmeden, ödemenin kabulü ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu tesis edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu tesis edilen redde ilişkin kısmının kaldırılarak, davanın kabulü ile bilirkişi marifetiyle tespit edilen hasar bedelinin, kaza tarihi olan 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı aracında meydana gelen hasar bedeli zararının kasko sigortacısından tahsiline yönelik maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Somut olayda; davacı sigortalının dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak davalı sigortalıya başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında mevcut olan ve davacı sigortalı şirketin yetkilisi olan ...’ün el yazılı ve imzalı beyanında “…personel taşımacılığı işi yaptığını, 19.11.2020 günü iş bitimi eve gittiğini, 20.11.2020 tarihinde 03:00 sıralarında evinden çıkarak rüzgar gülü fabrikasında fabrika işçilerini 03:30 vardiyasından almak üzere yola çıktığını, burada birkaç kişi olduğu için binek araç kullandığını, Bergama’dan Dikili istikametine doğru seyir halinde iken Çamköy yol ayrımına geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek refüj kenarına ve trafik işaret lehvasına çarptığını, araçla evine gittiğini, şoförü arayarak kaza yaptığını, işçileri almasını söylediğini, olay yerinde fotoğraf çekmediğini, polisi ve jandarmayı aramadığını, sigorta şirketini aramadığını, sabah sigorta şirketini aradığını ” ifade ettiği, davacı şirket yetkilisinin söz konusu yazılı ifadeyi 04.12.2020 tarihinde verdiği, mahkememiz huzurunda 16/05/2023 tarihli ifadesinde ise “ dava konusu aracın aslında ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde kullanılmadığını, işçilerin rahatsızlanması gibi ani gelişen durum olduğunda servis araçlarının dışarı çıkmasını gerektirir yoğunlukta işçi taşınması gerekmediğinden rahatsızlanan işçiyi almak üzere fabrikaya gidebildiğini, olay günü de hastalanan bir işçiyi almak için fabrikaya giderken kaza gerçekleştiğini ” beyan ettiği, hasar dosyasındaki yazılı ve imzalı beyanı ile mahkememiz huzurunda verdiği ifadesi kısmen çelişkili olsa da, dava konusu sigortalanan aracın, işçi sayısının az olduğu durumlarda işçi servisinde kullanıldığının davacı şirket yetkilisinin her iki beyanı ile sabit olduğu, davacı şirket yetkilisinin 04.12.2020 tarihli yazılı ve imzalı beyanının aksini kanıtlar nitelikte davacı tarafça dosyaya delil sunulmadığı, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı, dolayısıyla davacı sigortalı şirket yetkilisinin 04.12.2020 tarihli yazılı ve imzalı beyanını hükümden düşürecek bir delilin mevcukt olmadığı, mahkememizce davalı şirket yetkilisinin hür iradesine dayalı olarak kendi el yazısı ile yazarak imzalayıp verdiği ve ikrar niteliğindeki olan 04.12.2020 tarihli ifade ile sabit olduğu üzere sigortalanan .... plakalı otomobilin ücret karşılığı işçi servisinde kullanıldığı kanaatine varıldığı, anılan araç işçi servisi olarak kullanılmasına rağmen sözleşmenin kurulması ve devamı aşamasında davacı sigortalı tarafından ihbar ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edildiği, taraflar arasındaki kasko poliçesinin “Araç Kullanım Amacı Özel Şartı” başlığı altında düzenlenen sigortalanan aracın “otomobil” olarak belirtilen kullanım tarzı dışında “her türlü ücret karşılığı taşımacılık faaliyetinde kullanılması” halinin hasar vukuunda tespit edilmesi halinde hasar bedelinin %80’i oranında tenzili muafiyet düşülmek suretiyle kalan tutarın sigortalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dava konusu .... plakalı otomobilin beyan edilen “otomobil” kullanım amacı dışında “ücret karşılığı işçi servis taşımacılığı” amacıyla kullandığı sabit olduğundan gerçek hasar bedelinden %80 oranında muafiyet uygulama koşulunun gerçekleştiği, aksinin davacı sigortacı tarafından ispat edilemediği, mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporuna göre davacıya ait aracın 20.11.2020 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil gerçek hasar zararının 32.267,19 TL olduğunun tespit edildiği, %80 tenzili muafiyet uygulandığında davalı sigorta şirketinin bu zararın 6.453,43 TL’lik kısmından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından, dava tarihinden önce davacıya ait aracın onarımını yapan dava dışı .... A.Ş.’ye yapılan 4.230,00 TL ödeme mahsup edildiğinde davacı sigortalının talep edebileceği hasar bedelinin 2.223,43 TL olduğu görülmektedir. Mahkemece, aracın tamirinin yapıldığı servis olan ... A.Ş.' ye 27/05/2023 tarihli müzekkere yazılarak; dava konusu sigortalı aracın tamiri karşılığında davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktarının ve ödemenin geri iade edilip edilmediğinin sorulduğu; .... A.Ş tarafından gönderilen 21/07/2023 tarihli yazı cevabında ise; davalı sigorta şirketi tarafından muafiyet sonrası 4.230,00 TL ödeme yapıldığı, davacının ise 21.701,00 TL ödediği ve davalı sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin iadesinin yapılmadığı hususlarının bildirildiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği geri iade hususunun mahkemece değerlendirildiği ve araştırıldığı, bu konuda bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır Dosya kapsamına, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına, somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına, alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun, gerekçeli ve hüküm vermek için yeterli olmasına ve 6100 Sayılı HMK' nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmamasına göre davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarihli 2022/944 Esas ve 2023/727 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2285, K. 2026/1052, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2285-e-2026-1052-k-a32eeba56f39