İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/417 E. 2026/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/417
Karar No
2026/293
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/417 Esas - 2026/293 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/417 KARAR NO : 2026/293

.... DAVA : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 29/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahıs tarafından 25 ve 35. sınıflarda tescil talebine konu edilen....ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... kararı ile kısmen reddedildiğini, kısmi ret kararına karşı müvekkili itirazının .... sayılı kararı ile hatalı ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren pek çok markanın sahibi olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket markaları ile ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba ile görsel, işitsel, bütünsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, benzerliğin iltibasa yol açacağını, dava konusu markanın müvekkili markalarından tek farkının ortasına eklenen “y” harfi olduğunu, bu farkın markaya ayırt edicilik katmadığını, “y” ve “i” harflerinin benzer şekilde telaffuz edildiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini Türkiye’de ilk kullanan şirket olduğunu ve bu ibarenin kullanılmasını yaygın hale getirdiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka izlenimi yarattığını, dava konusu marka başvurusunun 25 v e 35. sınıflarda tescilinin talep edildiğini, müvekkili itirazı üzerine 35. sınıfın kapsamdan çıkartıldığını, başvuru kapsamında kalan 25. sınıf malların müvekkili markaları ile benzer/ilintili olduğunu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirket adına tescilli markaların SMK’nın 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka niteliğinde olduğunu, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini beyanla; .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun kapsamında kalan bakımından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, somut olayda SMK 6/1 maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğini, davacının tanınmışlık hususuna dayalı iddialarının ispatına dair bilgi ve belge sunulmadığını, .... kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs dilekçelerinde özetle; aile işletmesi için kendi markalarını yaratmak amacıyla dava konusu marka başvurusunun yapıldığını, “moyi” ibaresinin ailede bulunan dört kişinin isimlerinin baş harflerinden oluştuğunu, davacının itirazları neticesinde markanın kısmen tesciline karar verildiğini, ancak çeşitli sebeplerle marka tescilini gerçekleştirmediğini, söz konusu marka ile bir faaliyette de bulunmadığını, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel olarak benzemediğini, markaların benzer mal ve hizmetleri kapsamadığını, ilgili tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını göstermek adına dava konusu marka başvurusu haklarından feragat ettiğini, davacının tescil başvurusunun reddi talebini kabul ettiğini, davacı aleyhine zarar oluşmaması adına davalı Kuruma verdiği 28.10.2025 tarihli dilekçe ile marka hakkından vazgeçtiğini, davanın konusuz kaldığını ifade ederek öncelikle davanın reddine veya davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... numaralı marka başvurusu, 25/35. sınıflar için 27.02.2024 tarihinde tescil talebinde bulunulduğu, marka başvurusu, .... yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” ve “tanınmışlık” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şirket itirazı,.... Başkanlığının tarafından kısmen kabul edildiği, marka başvurusu kapsamından;35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) çıkartımasına karar verildiği, davacı şirket, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz etmiş ve başvurunun tümden reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı şahıs tarafından da .... sayılı .... kararı ile her iki itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava konusu marka başvurusu, tescil ücreti bildirimine rağmen, süresinde tescil ücreti ödenmediğinden, tescil edilmemiştir. Bu nedenle, sadece .... kararının iptali talebi bakımından inceleme yapılmıştır. Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacı şirket tarafından itiraza mesnet gösterilen 2014 105628 sayılı marka, YİDK karar tarihinde geçersiz olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır. Dava konusu marka başvurusu, 25. Sınıf emtiayı içermektedir. Davacıya ait markalar, 25. Sınıfta tescilli değildir. Dolayısıyla taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunmadığı, Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir. .... kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir. Davacı markaları, 25. Sınıfta tescilli olmamakla birlikte, davacıya ait .... sayılı markalar, 25. Sınıf emtia satışına yönelik 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacı şirkete ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan hizmetler benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetlerin tüketici nezdinde benzer olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olduğu, taraf markaları arasında emtia benzerliği oluştuğu, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. ... değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, kelime unsuru olarak “...” ibaresinden oluşmakta olup, koyu zemin üzerinde sarı renk ile yazılmıştır. “...” ibaresinin Türkçe’de bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Yazıldığı gibi telaffuz edilen bu ibare, herhangi bir kavramsal çağrışım yaratmamakta olup, markanın ayırt ediciliğini doğrudan doğruya bu kelime unsuru sağlamaktadır. Bu itibarla “...” ibaresi, dava konusu markanın esas ve baskın unsurunu teşkil etmektedir. Davacıya ait ....” ibarelerinden oluşmaktadır. Söz konusu markalarda yer alan .... ibareleri, ilgili mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı veya zayıf ayırt ediciliğe sahip olup, tüketici nezdinde tali unsur niteliğindedir. Buna karşılık “...” ibaresinin Türkçe’de bilinen bir anlamı bulunmamakta olup, markaların ayırt edici ve esas unsurunu oluşturmaktadır. Anlamı olmayan bir ibare olarak, ayırt edici niteliği yüksektir. Davacı markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tüketici algısının “...” ibaresi üzerinde yoğunlaşacağı, Dava konusu “...” ibaresi ile davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi karşılaştırıldığında; her iki ibarenin de kısa, anlamsız ve yüksek ayırt ediciliğe sahip ibareler olduğu görülmektedir. Görsel açıdan değerlendirildiğinde, “...” ve “...” ibareleri aynı harf dizilimiyle başlamakta (“....”), son harflerinde ise sınırlı bir farklılık içermektedir. İşitsel açıdan ise, “...” ibaresinin telaffuzunda ikinci hecede yer alan “Y” sesinin zayıf duyulması nedeniyle, ortalama tüketici nezdinde “....” şeklinde algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, Kavramsal açıdan her iki ibarenin de belirli bir anlam içermemesi nedeniyle, tüketici zihninde farklılaşmayı sağlayacak bir anlam ayrımı da bulunmamaktadır. Bu durumda, markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinde görsel ve işitsel unsurlar belirleyici hale gelmektedir. Sonuç olarak; dava konusu markada yer alan “...” ibaresi ile davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi arasında, görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Dava konusu marka kapsamı giyim, ayakkabı ve başlık gibi emtialardan oluşmaktadır. Bu emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi, genel olarak geniş halk kesiminden oluşan ortalama tüketicilerdir. Bu tüketiciler, söz konusu ürünleri günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satın almakta olup, dikkat ve özen düzeyleri genellikle orta seviyededir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden, raporda salt .... karar iptali istemi bakımından inceleme yapıldığı, dava konusu markanın kapsamında 25. Sınıf emtianın bulunduğu, davacı markaları kapsamında ise 25. Sınıf emtianın bulunmadığı, bununla birlikte davacıya ait .... sayılı markaların 25. Sınıf emtia satışına yönelik 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından tescilli olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan 25. Sınıf emtianın davacı şirket markalarında yer alan 35/05 alt sınıf hizmetler ile benzer olduğu, zira bir malın üretilmesinin doğal sonucunun, o malın pazarlanması olduğu, dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisinin bulunduğu, dava konusu markanın tek unsurunun ve dolayısıyla esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacı markalarında yer alan “tv, sanat, sahne” ibarelerinin, “...” ibaresine nazaran ikincil nitelikte kaldığı, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, zira dava konusu markada yer alan “Y” harfinin özellikle işitsel olarak duyulabilir nitelikte olmadığı, davacı markalarının anlamsız bir ibare olarak ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, dava konusu markanın da anlamı olan bir ibare olmadığı, dolayısıyla dava konusu markanın anlamsal olarak da davacı markalarından uzaklaşamadığı, dava konusu emtianın ilgili tüketicisinin bilgi ve dikkat düzeyinin ortalama seviyede olduğu gözetildiğinde, tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (....). Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için ...., 1999 yılında ".... adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markanın tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, somut olayda tanınmışlığa bağlı koşulların oluşmadığı, Netice itibariyle; Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden, .... karar iptali istemi bakımından inceleme yapıldığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait .... sayılı markalar kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davacı şirket markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait.... sayılı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacıya ait markanın tanınmışlığının ispatlanamadığı, .... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ve ....sayılı markanın karar tarihi itibariyle henüz tescil edilmediği anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 24.217,62-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekili ve davalı şahısın yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60-TL Gider Avansı :21.270,00-TL TOPLAM :24.217,62-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/417, K. 2026/293, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-417-e-2026-293-k-f18c3acbe738