Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1428 E. 2026/1858 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1428
Karar No
2026/1858
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2026/1428 KARAR NO : 2026/1858

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 02.04.2026 NUMARASI : 2024/176 Esas İSTEK : HAKİMİN REDDİ KARAR TARİHİ : 17.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 20.07.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/176 Esas sayılı dosyasında verilen 02.04.2026 tarihli reddi hakim talebinin reddi ara kararına karşı, hakimin reddi talebinde bulunan davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilen ve heyetçe incelenen dosyada; İSTEM : Hakimin reddi talebinde bulunan davalı şirket vekili talep dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin reddi taleplerinin mahkeme hakimi tarafından reddedildiğini, ihsası rey ile davacı tarafa davanın ıslahı yönünden süre verilmesine ilişkin ara kararı kurulduğunu, bilirkişi heyeti tarafından 27.12.2017 tarihli protokol hükümleri yorumlanarak davacı lehine alacak hakkı doğduğu sonucuna varıldığını, protokolde yer almayan bir ödeme yükümlülüğü varmış gibi değerlendirilerek 500.000 USD nin yarısının davacıya ödeneceği yönünde hukuki sonuç çıkarıldığını, 08.01.2018 tarihli noter onaylı hisse devir sözleşmesi ve ibra olgusunun yeterli şekilde değerlendirilmeyerek hukuki yorum yapıldığını, raporun hakimlik mesleği yerine geçecek hukuki görüş ihtiva ettiğini, ilgili bilirkişilerin Ankara Bölge Bilirkişilik Kuruluna şikayet edildiğini, bu şikayet mahkeme hakimine bildirilmesine rağmen aynı kuruldan ek rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişi heyetinin reddi taleplerinin reddine karar verildiğini ve hakimin tarafsızlığını yitirmesine sebebiyet verdiğini, mahkeme hakimi tarafından ihtilafı çözecek bilirkişi heyeti kurulmadığını, gerekli ihtimamın gösterilmediğini, yargılamanın usulüne uygun şekilde tecelli ettirilmediğini, hakim tarafından ön inceleme duruşmasının usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmediğini, 30.12.2024 tarihinde 3 numaralı celsede ön inceleme ve tahkikat duruşması yapıldığını, davacının aktif husumet yokluğuna ilişkin beyanlarının ön incelemede öncelikle değerlendirilmediğini, bu beyanları dikkate alınmadan tahkikata ilişkin ara kararlar kurularak işlemler yapıldığını, 08.01.2025 tarihli dilekçe ile yapılan ön incelemeye itiraz edildiğini ve ön öncelemenin tam yapılmasının talep edildiğini, ancak hakim tarafından taleplerine ilişkin bir sonraki celsede herhangi bir karar tesis edilmediğini, hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayalı olarak davacıya ıslah imkanı tanınmasının taraflar arasındaki usulü dengeyi bozduğunu ve mahkemenin tarafsızlığı hususunda ciddi tereddüt oluşturduğunu beyanla, talebin kabulü ile hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI : İlk derece mahkemesince reddedilen hakim .... katılmaksızın HMK'nın 40. maddesi uyarınca diğer heyet tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karar ile, reddi hakim talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Hakimin reddi talebinde bulunan davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hakimin reddi talep dilekçesindeki beyan ve iddialarını tekrar ile, reddi hakim taleplerinin reddi kararında ileri sürülen sebeplerin yeterli şekilde irdelenmediğini, somut durumda bu HMK'nın 42. maddesi şartlarının oluştuğunu beyanla, istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve reddi hakim talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep; hakimin reddi isteğine ilişkindir. Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceği, hakimin de bizzat çekilebileceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 36. maddesinde düzenlenen hakimin red sebepleri sınırlıdır. Tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hali genel bir düzenleme olup, maddede sayma yolu ile gösterilmemiş olsa dahi, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren diğer sebeplerle de reddi mümkündür. HMK'nın 30., 31. ve 32. maddeleri dikkate alındığında, yargılamanın hakim tarafından sevk ve idare edileceği, hakim tarafından yasal düzenlemeler uyarınca yargılamanın yürütülmesi gerektiği açıktır. Hakimin yargı yetkisi kapsamındaki ara kararları kanunda gösterilen yasa yollarına tabi olup, tarafsızlığı ihlal edici başka bir eylemi ispat edilmeyen hakimin sırf ara kararların hatalı olduğu ve benzeri nedenlerle reddi mümkün değildir.Yargıtayın süreklilik kazanmış uygulamaları ile şekillendiği ve kabul edildiği üzere, mahkeme ara karar ve usul işlemleri red sebebi teşkil etmeyecektir. Aksinin kabul edilmesi halinde, mahkeme hakimi tarafından herhangi bir tarafın talebi hakkında verilen her olumlu-olumsuz ara kararın hakimin reddi sebebi sayılabileceği, bunun ise yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve yasa koyucunun amacına uygun bir uygulama olmayacağı açıktır. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2020/9586 Esas 202/10900 Karar, 20. Hukuk Dairesinin 2016/5743 Esas 2016/8382 Karar, 2016/8956 Esas 10840 Karar, 2017/6745 Esas 2017/4877 Karar, 2018/3562 Esas 2018/4911 Karar sayılı kararları) Anayasa Mahkemesi'nin 08.09.2015 tarihli ve 2013/1876 Başvuru numaralı .... başvurusu kararında açıklandığı üzere; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde açıkça; kişilerin, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkından söz edilmiştir. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, Anayasa’nın 36., 138., 139. ve 140. maddeleri bir arada değerlendirildiğinde mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkı kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Genel olarak tarafsızlık, davanın çözümünü etkileyecek bir önyargı, tarafgirlik ve menfaate sahip olunmaması ve davanın tarafları karşısında ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade eder (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20.3.2013, § 61). Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup, bu kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate alınması gerekmektedir (AYM, E.2005/55, K.2006/4, K.T. 5.1.2006).Yargılamayı yürüten mahkeme üyelerinin taraflardan biriyle veya anlaşmazlık konusu ile maddi veya manevi yakın bir bağının bulunması veya yargılama sürecinde sarf ettiği ifadeleri ile tarafsız olamayacağı yönünde meşru bir kanaat uyandırması, bunun yanı sıra davadan önce dava ile doğrudan bağlantılı bir konumda bulunması da tarafsızlığı ihlal edebilir. Ancak belirli bir uyuşmazlıkta, yargılamayı yürüten hâkimin, taraflardan birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel bir kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir delil bulunmadığı ve bu husus kanıtlanmadığı müddetçe tarafsız olduğunun bir karine olarak varsayılması zorunludur. Hakimin reddi, doğal hakim ilkesinin istisnası niteliğinde olduğundan hakimin tarafsız davranmadığı hususundaki iddianın yeterli deliller ile ispatı gerekir. Somut durumda hakimin reddini talep eden davalı şirket vekilince davanın ıslahı yönünden davacı yana süre verilmesine ilişkin ara karar tesis edildiği, mahkeme hakimi tarafından ihtilafı çözecek bilirkişi heyeti kurulmadığı ve davacının aktif husumetine yönelik itirazların değerlendirilmediği iddiaları ile hakimin reddi talep edilmiş ise de, yargı yetkisi kapsamındaki ara kararları kanunda gösterilen yasa yollarına tabi olup, tarafsızlığı ihlal edici başka bir eylemi ispat edilmeyen hakimin sırf ara kararların hatalı olduğu ve benzeri nedenlerle reddi istenemeyeceğinden bu yöndeki red talepleri yerinde görülmemiştir. Bilirkişi kurulunun reddinin talep edildiği, bu talebin mahkeme hakimince reddedildiği, bilirkişi kurulu tarafından hukuki yorum yapıldığı, reddi istenen hakim tarafından aynı kuruldan ek rapor alınmasına karar verildiği iddiaları ile hakimin reddi istenilmiş ise de, HMK'nın 272. maddesindeki düzenleme gereğinin reddi istenen hakim tarafından yerine getirildiği, bilirkişilerin reddi talebinin reddine karar verildiği, bu kararın da yargı yetkisi kapsamında alınan kararlardan olduğu, ileri sürülen iddiaların mahkeme hakiminin taraflı olduğunu ve ihsası reyde bulunduğunu gösterir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine göre hakimin reddi talebinin reddine dair verilen ara kararın yerinde olduğu anlaşılmakla hakimin reddi talebinde bulunan tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/176 Esas sayılı dosyasından verilen 02.04.2026 tarihli ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, hakimin reddi talebinde bulunanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, 4-Hakimin reddi talebinde bulunan tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine, 6-7035 Sayılı Yasanın 30. maddesi ile eklenen HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 43/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1428, K. 2026/1858, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1428-e-2026-1858-k-ace5829849f2