Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2195 E. 2026/1066 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2195
Karar No
2026/1066
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2195 KARAR NO : 2026/1066

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 (Dava) - 04/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/411 Esas - 2023/486 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/411 Esas-2023/486 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının.... plakalı aracı ile 14/02/2022 tarihinde seyretmekte iken, aniden sokaktan çıkan davalı ... A.Ş'ye trafik sigortası ile sigortalı, davalı ....sevk ve idaresinde olup diğer davalı ... Şirketi'ne ait olan .... plakalı araçla çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin heyecan ve panik halinde araç başında beklerken başkaları tarafından doldurulan kaza tespit tutanağını okumadan tam kusurlu olduğu şeklinde imzaladığını, ancak kaza sonrasında kaza yeri civarındaki iş yeri kamera kayıtları incelendiğinde kendisinin tam kusurlu olmadığının net bir şekilde anlaşıldığını, müvekkili tarafından davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, hasar dosyası açılmış ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını, İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden 2022/39 D.İş dosyası üzerinden araçta yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda hasarın 38.744,00 TL olarak belirlendiğini, ayrıca raporda aracın önceki yıllarda karıştığı diğer kazalardan dolayı değer kaybı hesaplaması yapılamadığı belirtilmiş olsa da aracın şuanki rayiç piyasa bedelinin 120.000,00 TL olduğunun belirlendiğini, meydana gelen 38.744,00 TL'lik hasar kaydının aracın oldukça değer kaybetmesine sebebiyet verdiğini, davalı sigorta şirketine 12/04/2022 tarihinde dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, başvurunun 14/04/2022' de tebliğ edildiğini, fakat cevap verilmediğini, davalı ....'ın trafik kazasına neden olmasının haksız fiil niteliğinde olduğunu, kazaya karışan aracın sahibi .... şirketi olması sebebiyle şirketin de müvekkilinin zararını tazmin etmekten sorumlu olduğunu, kusur oranı yargılamayı gerektirmesi nedeniyle işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hasar bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL, değer kaybı bedeli olarak 250,00 TL olmak üzere toplam 1.250,00 TL alacağın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, Sulh Hukuk Mahkemesi D.İş tespit tutarları dahil yargılama giderlerinin davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısının herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın müvekkili şirket bakımından reddi gerektiğini, .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının poliçe teminat miktarı ile sınırlı olup kaza tarihi itibariyle maddi araç başına azami 50.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyası açıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu tespit edildiğinden ödeme yapılmadığını, öncelikle kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevkini talep ettiklerini, hasar miktarının da bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini, davacının tek taraflı ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, keza onarım faturası da sunulmadığını, hesaplanan miktarın son derece fahiş ve kabul edilemez olduğunu, anlaşmalı tamirhane iskontosunun uygulanması gerektiğini, eşdeğer parça kullanımına uygun olup tazminatın KDV’siz de olması gerektiğini, değer kaybı miktarının bilirkişi incelemesi ile tespitini, müvekkili şirket temerrüde düşmemiş olup, faiz taleplerinin kabul edilemez nitelikte olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davada taraf olma sıfatlarının olmadığını, zira; müvekkilinin ... plakalı aracın kaza tarihinde trafik sicil kaydında maliki olduğunu, ancak bu aracın da içerisinde bulunduğu toplam 169 aracın kaza tarihinden önce 01/03/2019 başlangıç-01/03/2022 bitiş tarihli uzun dönem kira sözleşmesi kapsamında 36 ay süre ile dava dışı ..... A.Ş’ye kiralandığını ve kazanın da bu dönem içerisinde meydana geldiğini, uzun dönem kira ilişkisini ispata yarar araç kiralama sözleşmesi ve kira faturalarının dilekçe ekinde sunulduğunu, yine uzun dönem kira ilişkisinin tespiti noktasında müvekkili şirkete ait ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabileceğini, aracın malikinin değil, işleteninin zararlardan sorumlu olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3.maddesi hükmünde; “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiilî tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” denildiğini, kiralamanın uzun süreli (36 ay) oluşu, bu süre boyunca aracın fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanmanın kesintisiz şekilde kiracı şirkette olması nazara alındığında işleten sıfatının kiracı şirkete geçtiğinin açıkça görüldüğünü, uzun dönem kira ilişkisinin sözleşme, fatura ve ödeme belgeleri ile desteklenmesi itibariyle Yargıtay kriterlerine göre de sözleşmenin 3.kişileri bağlar nitelikte olduğunu (Yargıtay 17. HD 2020/423 Esas- 2020/4669 Karar, 2013/4578 Esas-2014/6918 Karar), davanın müvekkili açısından öncelikle pasif husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, taraf olma sıfatlarının bulunmadığı yönündeki itirazları saklı kalmak koşulu ile esas yönünden de davayı kabul etmediklerini, anlaşmalı kaza tespit tutanağındaki beyanlara göre; davacı sürücünün hatalı olduğunu ikrar ettiğini, tarafların beyanları ve kaza yeri krokisi dikkate alınarak davacı sürücünün kazada %100 kusurlu bulunmuş olup buna ilişkin tramer görüntüsünün ekte olduğunu, dava dilekçesinde tamamen soyut ve nedensiz bir biçimde kusura itiraz edildiğini, davacının dayandığı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna, hasar bedeli yönünden itiraz ettiklerini, bağlayıcılığının bulunmadığını, yeniden bilirkişi raporu alınmasını, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacının aracı 2011 model olup, 8 farklı hasar kaydı bulunduğunu, buna göre mevcut kaza nedeniyle ayrıca bir değer kaybı oluşmayacağının açık olduğunu, davanın kiracı şirkete/işletene ihbarını talep ettiklerini beyanla, müvekkili açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan .... A.Ş vekili beyan dilekçesinde özetle; alacağın miktarının belirlenebilir olduğunu ve davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi mümkün olmadığından hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davanın müvekkiline ihbar edilmesinin dayanaksız olduğunu, kaza görüntüleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının .... plakalı araca çarparak hızlıca uzaklaştığını ve aracın sürücüsünün davacı olmadığını, davacının tüm beyanlarının kurmacadan ibaret olduğunu, .... plakalı aracı kullanan şoförün tam kusurlu bir şekilde trafik kazasını gerçekleştirmesi akabinde hızla kaza yerinden uzaklaşmış olmakla davacının iddia ettiği şekilde araç başında heyecan ve panik halinde beklemediğini, kaza yerini terk ettiğini, tutanağın kazanın ertesi günü polis memuru eşliğinde tutulduğunu, müvekkilinin işleten olduğuna yönelik bütün iddialara itiraz ettiklerini, şöyle ki; kira sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere 4.maddede araçların zorunlu trafik sigortaları, zeyilnameleri, kasko sigortaları, motorlu taşıt vergileri ve bakım-periyodik kontrollerinin kiraya veren, yani .... firması tarafından karşılanacağını, müvekkilinin aracın masraf ve tehlikesini üstlenmemiş olup 3 şarttan biri olan “aracın masraf ve tehlikesini üstlenme” şartı oluşmamış olduğundan müvekkilinin işleten olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, salt bu maddenin dahi hakimiyetin müvekkilinde olmadığının göstergesi olduğunu, tasarruf hakkının müvekkilinde olmadığını, HGS cihazlarını dahi davalı.....in vereceğini, bakım ve kontrollerin davalıya ait olduğunu, lastik değişimlerinin davalıya ait olduğunu, araç üzerindeki tasarruf yetkisinin müvekkiline değil, davalıya ait olduğunu, salt kira sözleşmesinin olmasının müvekkilinin işleten olması için yeterli olmadığını, davanın itirazlarına halel gelmemek kaydı ile her halukarda reddi gerektiğini, davacının imzasını havi kaza tespit tutanağında tali yolda bulunmasına rağmen geçiş üstünlüğü kurallarına aykırı hareket ederek kendi hatası ile çarptığını kabul ettiğini, kusuruna ilişkin ikrarının sabit olduğunu, talep edilen miktarın mesnetsiz ve fahiş olduğunu, kazaya karışan aracın 8 farklı hasar kaydı bulunmakla değer kaybı iddiasının mesnetsiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....'a usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "...Tüm dosya içeriğinden; davalı sürücü ....'ın, seyrine göre sağ taraftan kavşağa girmekle geçiş hakkına sahip olan sürücü ....sevk ve idaresindeki kamyonetin sol yan kısımlarına çarpmasıyla olayda %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ....' ın olay yeri kontrolsüz kavşağa, müteyakkız girmesi gerektiği ve olayda %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının yedek parça + işçilik + KDV olmak üzere 38.744,00-TL olduğu, davacıya ait aracın hasar geçmişi ve dava konusu kazada sol ön çamurluk, sol ön kapı, sağ ön çamurluk, sağ ön kapı ve sağ arka kapı değiştirilerek boyandığı, 07/04/2020 tarihli kazada da sağ ön çamurluk değiştirilip, sağ ön kapı tamir edilerek boyandığı dikkate alındığında; kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız ikinci el rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el rayiç değerine dair yapılan araştırma neticesinde değer kaybı oluşmayacağının anlaşıldığı, davalı tarafa ait .... plakalı aracın kaza tarihinden önce 01/03/2019 başlangıç 01/03/2022 bitiş tarihli uzun dönem kira sözleşmesi kapsamında 36 ay süre ile dava dışı ihbar olunan ..... A.Ş’ye kiralandığı ve kazanın da bu dönem içerisinde meydana geldiği, uzun dönem kira ilişkisini ispat için kiralama sözleşmesi ve kiralama faturalarının dosyaya sunulduğu, kira sözleşmesinde aracın tehlike sorumluluğunun kiracı tarafından üstlenildiği, kiralamanın uzun süreli (36 ay) oluşu, bu süre boyunca aracın fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanmanın kesintisiz şekilde kiracı şirkette olması sebebiyle işleten sıfatının kiracı şirkete geçtiği, uzun dönem kira ilişkisinin sözleşme, fatura ve ödeme belgeleri ile desteklendiği, buna göre raporda da belirlendiği üzere anılan davalı şirket kazaya karışan aracın işleteni olmadığından bu davada taraf olma sıfatına sahip olmadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85.madde hükmüne göre sigortalı aracın neden olduğu zararlardan işletenin sürücü ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, dava konusu kazada .... plakalı aracın işleteninin .... A.Ş. olduğu, ihbar olunan .... .A.Ş. cevap dilekçesinde kira sözleşmesini doğrulamış olup, sigortalı aracın masraf ve tehlike sorumluluğunu üstlenmediğinden işleten olmadığını iddia ettiği, kira sözleşmesinde, park, trafik cezası, yakıt faturalarının kiracı tarafından ödeneceğinin belirtildiği, araç malikinin aracının vergisini ödemesinin masraf olmadığı, kira sözleşmesinde kullanım masrafları ve tehlike sorumluluğunun kiracı tarafından üstlenildiği, .... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle işleteninin .....A.Ş. olduğu anlaşıldığından davalı.... Şti. yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerektiği, mahkemece benimsenen ve hükme esas alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08/06/2023 tarihli raporu doğrultusunda arttırılan miktar üzerinden DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; DAVANIN DAVALILARDAN ..... ŞTİ. YÖNÜNDEN HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE, DAVANIN DAVALILAR ..... İLE ....A.Ş. YÖNÜNDEN KISMEN KABULÜ İLE; davalılardan .... A.Ş. ve .... için 29.058,00-TL hasar tazminatının davalı sigorta için temerrüt tarihi olan 26/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı .... için 14/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, (davalılardan .... AŞ için poliçe limiti 50.000.-TL ile sınırlı olmak üzere)....." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVALI .... A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN, "...Kazada sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu yönündeki belirlemenin hatalı olduğunu, fiili karinelerin, delillerin, fotoğrafların ve keşif sırasında alınan tanık beyanının dikkate alınmadığını, huzurdaki dosyada kamera görüntüleri olup incelendiğinde, kazaya sebep olan hareketin davacıya ait aracın kavşağa hızlı girmiş olması olduğunun açık olduğunu, sigortalı aracın ise kavşağa yaklaşırken normal bir hızda seyrettiği ve davacının aracını görür görmez fren tedbirine başvurduğu, buna rağmen kazanın meydana gelmesinin önüne geçemediğinin kayıtlarda görüldüğünü, ayrıca kaza sırasında iki yayanın sigortalı araç sürücüsünün görüşünü engellediğinin görüldüğünü, bu noktada sigortalı araçtan kavşağa girmemesini ve yol ayrımında durmasını beklemenin makul olmadığını, ilk görünüş karinesinin kazada meydana gelen çeşitli durumlar sonucunda değişebileceğini, salt davacının sağdan gelen araç konumunda olması sebebiyle sigortalı araç sürücüsüne asli kusur atfedilmesinin açıkça ilk görünüş karinesine ve bu karinelerin uygulandığı evrensel hukuk düzenine aykırılık oluşturacağını, kaza sonrası olay yerinde durmayan ve kaçan kötü niyetli davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, ATK raporunda bu karinelere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, doğru bir kusur belirlemesinden de söz edilemeyeceğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, yapılan hasar bedeli belirlemesinin de hatalı olduğunu, davacının aracında hasarlandığı belirtilen sağ ön ve arka kapı ile sağ ön çamurluğun davacının müvekkilinin aracı ile temas etmesinden değil kendisinin hızlı seyretmesinden kaynaklanmakta olup, illiyet(nedensellik) bulunup bulunmadığı irdelenmeden bu bölgelere ilişkin hasarların da hasar bedeline dahil edilmesinin yerinde olmadığını, parça bedeli belirlemesinde hatalı şekilde orjinal parça bedelleri üzerinden hesaplama yapıldığını, poliçe tanzim tarihi 06.06.2021 olup buna göre davacının aracının uğradığı gerçek zararın 20.03.2020 tarihli genel şart hükümleri uyarınca hesaplanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin hasar gören parçayı herhangi bir koşula bağlı olmaksızın eşdeğer parça ile değiştirme hakkı bulunduğunu, ayrıca bilirkişiler tarafından parça bedellerine herhangi bir iskonto uygulanmadığını, %10-%20 oranında değişen iskonto uygulanması gerektiğini, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet veren rapor düzenlendiğini, itirazlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarında hatalı olarak KDV dahil bedel belirlendiğini, faiz başlangıç tarihi olarak 26.04.2022 tarihinin belirlendiğini, ancak güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olarak kabulü gerektiğini, aksi halde faize faiz işletilmesinin söz konusu olacağını, mahkeme aksi kanaatte ise de; kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt tarihinin 26.04.2022 değil, 30.04.2022 olduğunu, müvekkiline başvuru tarihinin 14.04.2022 olduğunu, bu tarihten itibaren 15 gün olarak belirlenen süre göz önünde bulundurulduğunda, faiz başlangıç tarihinin 30.04.2022 olacağının kabulü gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Davalılardan ....Şti. yönünden davanın husumet yokluğundan reddi kararının kabulünün mümkün olmadığını, .... plakalı aracın anılan davalı şirkete ait olduğunu, davalı şirketin cevap dilekçesinde ileriye sürdüğü iddialarına göre aracın .... Şirketine kiralandığını, işbu kiralama ilişkisine yönelik de ispata yarar belge olarak yalnızca araç kiralama sözleşmesi ve faturalar sunulduğunu, bunun üzerine de mahkeme tarafından .... Şirketinin işleten sıfatının olmadığı gerekçesi ile davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu kararın kaldırılması gerektiğini, davalı.... Şirketinin araç maliki olarak kusursuz sorumluluk doğrultusunda araç sebebiyle doğacak her türlü haksız fiilden sorumlu olduğunu, ayrıca kazaya karışan aracın kiralık olduğu hususunu işbu dava ikame edildiği sırada bilmediklerini, bilmeleri imkanının da bulunmadığını, sunulan kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere araç sahibinin sigortalı.... Şirketi olarak yazıldığını, aracın işleteninin ihbar olunan .... Şirketi olduğuna dair herhangi bir ibarenin ne kaza tutanağında ne de dosya içerisindeki belgelerde yer almadığını, bu durumda bilinmesinin kendilerinden beklenmesi ve buna bağlı olarak aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından anlaşılacağı üzere; işleten sıfatı ile malikin sorumlu olmaması için kiralama ilişkisine dair yalnızca sözleşme ve fatura sunulmasının yeterli olmadığını, Yargıtay 17. HD'nin 2013/1461 Esas-2013/5479 Karar tarihli kararında; '...kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle tartışılarak karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir’ şeklinde hükmettiğini, bakılması gereken unsurların; araç üzerindeki tasarruf yetkisi, ekonomik yararlanma ve aracın masraf ve tehlikesini üstlenme hususları olduğunu, davalı araç malikinin kazaya karışan araç üzerinden ekonomik yararlanmasının olduğu ve araç üzerindeki bilhassa ekonomik tasarrufun bizzat davalı araç sahibince kullanıldığı iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, .... Şirketinin davacı müvekkili aleyhine araç değer kaybı ve ekspertiz rapor ücretini talep ederek icra takibi başlattığını, yine müvekkili aleyhine ticari kazanç kaybı ve ekspertiz rapor ücreti talepli icra takibi başlattığını, sorumlu olmadığını iddia ettiği araç üzerinden ekonomik fayda sağlamaya çalıştığını, nitekim araç kiralama sözleşmesinin 4.maddesi irdelendiğinde de araç maliki davalının aracın masraf ve tehlikesini üstlendiğinin anlaşıldığını, mahkemenin husumet yokluğu nedeniyle red kararının hakka ve hukuka aykırı olduğunu, kararın istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılması için bir diğer nedenin ise; bir kök bir ek olmak üzere iki bilirkişi raporu ve bir de ATK raporu alındığını, tüm raporlarda hesaplama ve kusur yönünden, farklı kanaatler bulunduğunu ve çelişkiler olmasına rağmen, bu çelişkiler giderilmeden dosyanın karara çıkarılması olduğunu...." beyanla, mahkeme kararını istinaf kanun yoluna getirdiği, EK İSTİNAF DİLEKÇESİNDE DE; "...İstinaf dilekçelerinde sayılı nedenlerine ek olarak, mahkemenin ..... plakalı aracın işleteninin .... şirketi olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verdiğini, kabulünün mümkün olmadığını, zira; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik 11.maddesinde; ‘Sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip eder’ düzenlemesinin yer aldığını, somut olaya bakıldığında ise kazaya karışan .... plakalı aracın sigortalısının .... Şirketi olduğunun görüldüğünü, sigortalı o olduğuna göre aracın kiraya verildiği iddiasının sorumluluktan kurtulmak için yaptığı bir savunma olup dinlenmemesi gerektiğini..." beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ..... AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait araç ile davalı .... . Şti. üzerine kayıtlı aracın karıştığı kaza neticesinde davacı aracının maddi hasara uğradığı, davalı tarafın trafik sigortacısı olan davalı .... AŞ'ye başvurusuna rağmen ödeme yapılmaması üzerine alınan tespit raporu uyarınca eldeki davada hasar ve değer kaybına dair zararın tazmininin karşı araç sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısından talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ..... Şti. vekili, aracın kayden maliki müvekkili şirket ise de, aracı diğer 169 araç ile birlikte davadışı ....A.Ş'ye 36 ay süre ile kiraya verdiklerini, uzun süreli kira sözleşmesini ve ödeme faturalarını da sunduklarını, bu nedenle kaza tarihinde işleten sıfatının kendilerine değil bu şirkete ait olduğunu savunmuş olup, bahse konu şirkete davanın ihbar edildiği ve bu şirketin de beyan dilekçesinde kira ilişkisini doğruladığı, bununla birlikte araç üzerinde ekonomik hakimiyetin davalı şirkette olması nedeniyle kendisinin işleten sıfatının olmadığını ileri sürdüğü, mahkemece uzun süreli kira ilişkisinden dolayı davalı ..... Şti. bakımından araç işleten sıfatının bulunmadığının kabulü ile bu davalı bakımından davanın pasif husumetten reddine karar verildiği anlaşılmakta olup, davacı vekilinin bu hususu istinafa getirdiği görülmüştür. Dosyaya, araç kiralama faturaları(plaka da belirtilerek) ile kira ek protokolünün sunulduğu, ihbar olunan şirketin de kira ilişkisini ve süresini inkar etmeyip kabul ettiği, bununla birlikte işleten sıfatını kabul etmediği görülmekte olup, anılan davalı şirketçe sunulan 169 araçlık araç filo kiralama faturalarının mevcudiyeti, açıkça davaya konu aracın da plakasının yazılı olması, taraflarca imzalı ve kaşeli ek protokol, kira sözleşmesinin süresi ve kiracı konumundaki ihbar olunan şirketin kabul beyanının içeriğine göre mahkemenin, anılan davalı bakımından davanın husumetten reddine dair kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin, aracın kiraya verildiğini bilemeyeceklerine ve dava açmalarından dolayı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarına dair itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; davacının tespit raporu alması akabinde itiraz dilekçesi sunmuş olan ..... Şti.nin itiraz dilekçesinde de bu hususu belirtmiş olması karşısında dava açılmadan önce bu durumun davacı tarafça bilinebileceği, bunun yanısıra ve özellikle davalı şirketin savunması ve sunduğu belgeler ile ihbar olunan şirketin beyan dilekçesi akabinde davacının HMK 124.maddeye göre taraf değişikliği yönünde talepte bulunmamış olması ve yine ıslah dilekçesinde bu davalı şirket bakımından da talebini arttırmış olması karşısında, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin kusur ve hasar raporlarına yönelik itirazları bakımından yapılan incelemede; kaza tespit tutanağında davacının kazada kusurlu olduğuna dair beyanı olduğu, ancak kaza sonrasında temin edilen kamera kayıtlarını sunarak bu hususa itiraz ettiği, mahkemece ilk olarak alınan bilirkişi heyet raporunda davacının kazada etken olmayıp, kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkını sağ taraftan gelmekte olan davacıya vermeyen davalı sürücünün kazada etken olduğu yönünde görüş bildirildiği, yine hasar tutarının 37.924-TL olarak hesaplandığı, davadan önce alınan tespit raporunda ise hasarın 38.744-TL olarak hesaplanmış olduğu, miktar bakımından cüz'i de olsa bir fark olması nedeniyle ve yine kusura dair çelişkilerin giderilmesi amacıyla mahkemece, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden de rapor alındığı, bu raporda kazada davacının da %25 oranında kusurlu olduğu, davalı tarafın ise %75 kusurlu olduğunun gerekçeli ve ayrıntılı olarak açıklanmış olmasına, hasar tutarının da 38.744-TL olarak belirlenmek suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmiş olmasına göre, her iki tarafın bu yöndeki itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir. Gerçek zararın tazmini ilkesi uyarınca, iskontosuz, orjinal parçayla ve KDV dahil yapılan hesaplamanın mevzuata ve yerleşik Yargıtay uygulamalara uygun olduğu, yine belirlenen temerrüt tarihinde (başvurudan itibaren 8 işgünü sonrası) de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin bu yöndeki itirazlarının da reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı .... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin ve davalı.... A.Ş vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/411 Esas - 2023/486 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, b-Davalı ..... A.Ş'den alınması gereken 1.984,95 TL istinaf karar harcından peşin alınan 496,25 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.488,70 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2195, K. 2026/1066, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2195-e-2026-1066-k-88fd352cffd7