Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/104 E. 2026/700 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/104
Karar No
2026/700
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/104 - Karar No:2026/700

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/104 KARAR NO : 2026/700 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2025 NUMARASI : 2025/48 E-2025/118 K

DAVACI : . VEKİLİ : Av.

DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ...-(E-Tebligat)

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkili şirketin yüklenicisi bulunduğu... yakınında bulunan ...parsel de inşa ettiği (...) binanın alüminyum yarı kapaklı cephe renkli ısı camlı ve kompozit panel taş yünü hariç yan dükkanlara ve bina girişlerine alüminyum doğrama ve düz 8 mm camlı işlerin yapılması karşılığında, yapılan binanın 23. kat 92 nolu güney doğu cepheli 4+1 dairenin bedeli 760.000.00TL sayılmak üzere davalıya verilmesine, kalan bedel nakit ödenmek üzere yapılacak işlerin birim fiyatları üzerinde anlaşılarak işin 30.07.2018 tarihinde bitirilip teslim edilmesi için 25.09.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalının bu sözleşme konusu işi 30.07.2018 tarihinde bitirip teslim etmesi gerekirken, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, yapması gereken işleri de eksik ve ayıplı olarak yaptığını ve işi tamamlamadan inşaat alanını terk ettiğini, işi tamamlanması ve ayıplı imalatların giderilmesi için yapılan tüm uyarı ve davetlerin de sonuçsuz kaldığını, davalıya yaptığı işlerin alan m2 birim fiyatına göre fazladan ödenen 200.000.00 TL'nin geri ödenmesi konusunda Ankara 65.Noterliği'nin 18.07.2019 tarih, 17327 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve 26.12.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen eksik ve ayıplı işlerin tamamlanmaması üzerine müvekkili şirketin eksik işleri başka bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında bu sözleşme dışında hiçbir ticari ilişki olmadığını, davalı tarafın yaptığı işle ilgili müvekkili şirkete 6 adet fatura ile toplamda 1.108.928.20 TL tutarında bir miktarı fatura ettiğini, buna karşılık müvekkili şirketin sözleşme gereği 23.kat 92 nolu daireyi tapudan devredilmesini istediği haricen satış yaptığı...'nun eşine tapuda devredildiğini, sözleşme bedeli 760.000.00 TL’na sayıldığını, müvekkili şirketin ise dava dilekçesinde belirtilen çeklerle toplamda davalıya 1.205.000,00TL ödeme yaptığını, davalının, yaptığı imalatları müvekkili firma yetkilisi ile ölçerek yapılan imalat miktarında mutabık kalınması gerektiği halde bundan imtina ettiğini ve sözleşme gereği yaptığı işe karşılık alması gerektiğinden fazla para aldığını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davalının haksız kazanç miktarının ortaya çıkacağını, davalı tarafça yapılmayan eksik işlerin... isimli firmaya yaptırıldığını ve yaptırılan işlerin karşılığı olarak bu firmaya toplam 90.978,00TL ödendiğini, davalının sözleşme kapsamında bu işi yapması durumunda bunun müvekkiline maliyetinin daha az olacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalının fazladan aldığı ve haksız kazanç sağladığı bedel için 200.000,00 TL, müvekkili şirket tarafından 3KA firmasına yaptırılan işler nedeniyle 10.000,00 TL, davalının yaptığı ayıplı işlerin giderilmesi ve bu nedenle oluşmuş zararın tespiti ve tazmini için de 10.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın ihtarname tebliğ tarihi olan 26.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 24.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, 10.000,00 TL olan eksik imalat bedeli talebini 90.978,00 TL'na, 10.000,00 TL olan kusurlu imalat bedeli talebini 30.975,00 TL'na yükselterek bu miktarların ihtarname tebliğ tarihi olan 26.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.07.2025 havale tarihli dilekçesiyle davacı vekili eksik ve ayıplı iş taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi verilmemiş, davalı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde eksik ve ayıplı iş olmadığını, süresi içinden ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının ihbar ettiği ayıpların açık ayıp olduğunu, sözleşmeye konu edilen dairenin bedelinin resmi kayıtlarda 400.000,00 TL olup buna göre, müvekkiline 760.000,00 TL değil 400.000,00 TL ödenmiş olduğunu, müvekkilinden kaynaklı eksik ve ayıplı iş-imalat bulunmadığını, 3. şahsa yaptırıldığı iddia edilen işlerin müvekkili ile yapılan sözleşme kapsamındaki işlerden olmadığını, eksik veya ayıplı bir iş olsa bile bunun kullanımdan kaynaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye yapılan fazla ödemelerin davacıya iadesi, eksik bırakılan işlerin başka firmalara yaptırılması nedeniyle tazminat ve ayıplı işler bedelinin tahsili talebine ilişkin olduğu, mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırıldığı, BAM ilamı doğrultusunda dava konusu sözleşme gereğince iş bedeline ilişkin kısmi ödeme olarak kabul edilen bağımsız bölümün devrine yönelik sözleşmedeki bedel ile davacı defterlerindeki kayıtlı bedel arasındaki farklılık hususunda taraflara açıklayıcı beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekilince 20/05/2024 tarihli açıklama dilekçesinin dosyaya ibraz edildiği, BAM ilamı doğrultusunda, önceki görevlendirme de gözetilerek eksik/ayıplı işlerin olup olmadığının tespiti ile varsa yapılan fazla ödemenin, eksik imalat ve kusurlu imalat nedeniyle uğranılan zararın hesaplanması bakımından dosya önceki bilirkişilerden farklı olarak bir adet inşaat mühendisi, bir adet malzeme mühendisi ve bir adet mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek, 21/08/2024, 12/02/2025 ve 16/06/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporlarının dosyaya kazandırıldığı, davacı vekilinin mahkemeye sunduğu 26/07/2025 tarihli dilekçesi ile; davanın geldiği aşamada davanın eksik iş ve ayıplı iş kısımlarına karşılık gelen alacak taleplerinden feragat ettiklerini beyan ettiği, dosyaya sunulan vekaletnamesinde feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle eksik ve kusurlu imalatlar nedeniyle uğranılan zararlardan kaynaklı talep edilen maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verildiği, hem bozma öncesi hem bozma sonrası farklı bilirkişilerden alınan raporlarda belirtildiği üzere dava konusu imalatın işçilik ve yapım hatalarından dolayı kısmi ayıplı olduğu, dosya kapsamında bulunan 18/07/2019 tarih ve 17327 yevmiye sayılı ihtarnameyle davalıya ayıp ihbarının yapıldığı bu nedenle ayıp ihbar ve süresinin yerinde olduğunun anlaşıldığı, fazla yapılan ödemenin iadesi talebi yönünden ise; öncelikle yüklenici olan davalıya yapılan ödemelerin tespiti daha sonra ise yapılan işin toplam maliyeti ile ayıplı işler için kesilmesi gerek nefaset bedelinin belirlenmesi gerektiği, davacı tarafından yükleniciye yapılan nakit ödemenin 445.000,00 TL olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu hususun davacının ticari defterlerinde sabit olduğu gibi 09/09/2025 tarihli beyan dilekçesinde belirttiği şekilde davalının da kabulünde olduğu, yine sözleşme karşılığı 23.kat 92 nolu dairenin davalıya davalının belirlediği kişi olan Nejla Işık Doğan'a devredildiği hususunda da bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın bu dairenin hangi bedel karşılığı devredildiği hususunda doğduğu, bu kapsamda yapılan incelemede davacının kendi ticari defter kayıtlarında Yurtiçi Satışlar hesabının "600.01.01.01.92" muavin hesabında kayıtlara 396.039,60 TL bedelle satış kaydı şeklinde düştüğünün görüldüğü, davalı tarafın da satışın bu bedel üzerinden yapıldığını beyan ettiği, her ne kadar sözleşme ekinde devredilen dairenin 760.000,00 TL bedelle sayılacağı hususunda hüküm bulunsa da davacının hem tek taraflı olarak beyan ettiği kendi kayıtlarında hem de tapu işlemlerinde daireyi belirtilen değer üzerinden devrettiğini kabul etmesi karşısında sözleşmenin tadil edilebileceği hususu da gözetilerek iş karşılığı verilen dairenin 396.039,60 TL üzerinden devredildiğinin kabulü gerektiği, BAM ilamı doğrultusunda gerekçeli ve denetime elverişli olarak alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan işin toplam maliyetinin 694.114,46 TL olduğu ayıplı işler için kesilmesi gerek bedelin 34.705,72 TL olduğu, bu nedenle davalının hak ettiği bedelin 659.408,74 TL olduğunun kabul edildiği, yine yukarıda açıklandığı üzere davacının davalıya ödemelerinin toplamının 396.039,60 TL daire bedeli ve 445.000,00 TL nakit ödeme olmak üzere toplam 841.039,60 TL olduğunun kabul edildiği, bu nedenle davacının (841.039,60-659.408,74) 181.630,86 TL yapılan işten fazla ödeme aldığı anlaşıldığından ayıplı imalat sonucu fazla ödenen bedelin davalıdan son ödeme tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, fazla yapılan ödemenin iadesi talebinin kısmen kabulüne; 181.630,86 TL fazla yapılan ödemenin 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, eksik imalat nedeniyle uğranılan zarar ve kusurlu imalat nedeniyle uğranılan zarardan kaynaklı talep edilen maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının bakiye alacak yönünden usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı şirketin alacağı değil müvekkiline borcu olduğunu, mahkemenin BAM hukuk dairesinin kaldırma kararından önceki yargılama sürecini, delilleri, faturaları, tarafların iddia ve savunmalarını göz ardı etmek suretiyle karar verdiğini, kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporlarının da aynı şekilde önceki süreç ve dosyanın bütünlüğünü göz ardı etmek suretiyle rapor hazırladığını, bu rapora göre mahkemenin eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verdiğini, fazla ödemeye ilişkin taleplerin kabulü yönünden mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, oysa davacının fazla ödemesi olmadığını, aksine eksik ödemesi olup müvekkilinin eksik ödeme kadar alacağı olduğunu, her ne kadar bilirkişi ek raporunda eksik ödeme olduğu alternatifli olarak belirtilmişse de rapora itiraz ettiklerini, davacının bakiye alacağının varlığına dair bilirkişi raporu ve bu rapora istinaden verilen mahkeme kararının dosya kapsamına usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili yüklenicinin işi tamamen bitirip, iş sahibine teslim ettiğini, müvekkiline süresinde yapılmış bir eksik iş ve ayıplı iş olduğuna dair ihtarname ile fazla ödemeye dair bir ihtarname olmadığını, teslimden yaklaşık 1 yıl sonra bir ihtarname gönderilmişse de ihtarnamede nelerin eksik olduğu ve hangi nedenle 200.000,00 TL fazla ödeme olduğunun açık olmadığını, gerekçelerinin belli olmadığını, dolayısıyla işin eksiksiz ve ayıpsız yapıldığının ispatlandığını ve kesinleştiğini, öte yandan, davacının 6 adet faturaya itiraz etmediğini, hatta dava dilekçesinde faturaları delil olarak dosyaya sunduğunu, davacıya gönderilip davacının muhasebe kayıtlarına işlenen faturalardaki mal ve hizmetlerin teslim edildiği, hizmetin ifa edildiğinin karine olarak kabul edildiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında davacının, faturalara ve içeriklerine karşı çıkmadığını, BAM kaldırma kararından önceki bilirkişi raporlarına da faturaların dayanak olarak alındığını, bedelinin 1.108.928,20 TL olduğu, davacının çek ödemelerinin toplamının da 445.000,00 TL olduğu, 663.928,20 TL müvekkilinin alacağının olduğu, sözleşmeye konu dairenin bedelinin de mahkemenin 21.12.2021 tarihli kararında 400.000,00 TL olarak kabul edilip aradaki fark olan 263.928,20 TL davacının, davalı müvekkiline borçlu bulunduğu tespitinin yapıldığını, davacı tarafın mahkemenin 21.12.2021 tarihli kararını bu hesaplama yönünden istinaf etmediğini, davacının ilk karara karşı yapmış olduğu istinaf başvuru dilekçesinde sadece '' Davalı aleyhine açtığımız davada, davalıya 200.000 TL fazla ödeme yapıldığı ve bunun iadesine yönelik talebimiz mahkemece reddedilmiştir... Mahkeme kararının bu kısmının ortadan kaldırılarak kabulüne karar verilmesini talep ederim.''dediğini, görüldüğü gibi davacı tarafın, mahkemece daire bedelinin 400.000,00 TL olarak kabul edildiğine, fatura bedellerinin 1.108.928,20 TL olduğuna karşı çıkmadığını, dolayısıyla müvekkilinin alacak toplamının 1.108.928,20 TL olduğu, dairenin satış bedelinin 400.000,00 TL (yahut 396.039,60 TL. ) olduğu hususlarının zaten önceden kesinleştiğini, kaldırma kararından sonra bilirkişilerin kök rapor ile 1. ve 2. ek raporun hazırladığını, 2. ek raporda, "yapılan hesaplamada işin toplam maliyetinin 694.114,46-TL'' olduğu yönünde bir görüş belirttiğini, ancak bilirkişilerin bu rakamı nasıl buldukları, nasıl hesapladıklarının belli olmadığını, mahkemenin de bu kaldırma kararından sonraki 2. ek raporu esas alarak hüküm kurduğunu, kaldırma kararından sonraki hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 1.108.928,20 TL bedelli 6 adet faturaya hiç değinilmediğini, yok farz edildiğini, davacının bu fatura bedellerine itiraz etmemesi, dava dilekçesinde delil olarak dayanması, faturaların muhteviyatının ve bedellerinin kesinleşmiş olması, emsal Yargıtay kararından da anlaşılacağı gibi fatura muhteviyat mal ve hizmetlerin teslim edildiği/yapıldığının karine olarak kabul edildiğini, mal ve hizmetin teslim edilmediği/yapılmadığı hususlarının davacı işverenin yazılı delille ispatlaması gerektiğini, yani ispat külfetinin davacıda olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi 2. ek raporunda ve mahkemece de hiç göz önünde bulundurulmadığını, davacının eksik ve ayıplı imalat bedeli taleplerinden feragat ettiğini, bilirkişiler ve mahkemenin itiraza uğramayan davacının muhasebe kayıtlarına işleyip, delil olarak dayandığı fatura bedellerinin ve muhtevasının esas alınarak bir karar verilmesi gerekirken itiraza uğramayan faturaları tamamen devre dışı bırakmak ve davalı lehine doğmuş olan usuli hakları da göz ardı etmek suretiyle vermiş olduğu kararın dosya kapsamına, usul ve kanuna aykırı olduğunu, halbuki kök ve ek raporlarda böyle bir rakam, maliyet bedeli yazmadığını, bu tespitin dayanaksız olduğunu, nefaset bedeli düşülmesi ve eksik iş olduğu beyanı ve tespitinin dayanaksız, dosya kapsamına aykırı olduğunu, mahkemenin de bu 2.ek rapordaki tespitleri esas alarak karar verdiğini, davacının en başta davayı açarken müvekkilinin kendilerine göndermiş olduğu faturalara dayandığını, bu faturaları delil kabul edip dava dilekçesi ekinde sunduklarını, faturaların toplam bedelinin 1.108.928,20TL olduğunu, işin maliyetinin bu olduğunu, müvekkilinin yaptığı işin bedelinin bu kadar olduğunu, davacının faturaların muhteviyatına itiraz etmediğini, yapılan işlerin ne kadar olduğu ve birim maliyetlerinin ne olduğunun fatura muhteviyatından anlaşıldığını, davacı şirketin bu faturaları kendi muhasebe kayıtlarına işlediğini, faturaları kullandığını, bilirkişilerin kendileri bir eksiklik ve kusur tespit etmediğini, sadece davacının iddialarına göre eksik ve kusurlu imalat olduğunu belirttiğini, faturalara itiraz olmadığı gibi uzun süre de müvekkile eksik ve kusurlu işin varlığı yönünden yazılı veya sözlü bir ihbarda bulunmadıklarını, bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında; işin toplam maliyetinin 694.114,46TL imalat bedeli, yükleniciye ödenen miktarın 844.408,00TL olduğunu hesapladıklarını, müvekkilinin davacıya 6 adet fatura düzenleyip gönderdiğini, 6 adet faturanın toplam bedelinin 1.108.928,20 TL olduğunu, fatura tarihlerinin ise 22.09.2017, 02.10.2017, 27.06.2018, 21.09.2018, 05.10.2018, 27.12.2018 olduğunu, müvekkilinin bu faturaları düzenleyip davacı şirkete gönderdiğini, davacı şirketin de bu faturaları kendi şirket muhasebe kayıtlarına işlediğini, faturalara davacı tarafından herhangi bir itiraz olmadığını, hatta davacının bu faturaları delil olarak kabul edip, dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduğunu, bilirkişi 2. ek raporunda bu farkın neden kaynaklandığının izah edilemediğini, yükleniciye ödenen miktarın 844.408,00TL olarak hesaplandığını, bu hesaplamaya bir diyecekleri bulunmadığını, çünkü bu miktarın 445.000,00TL'sının çek ödemesi olduğunu, 396.039,60TL'sının da sözleşmede kararlaştırılan ve iş karşılığı verilen daire bedeli olduğunu, müvekkilinin bakiye borcu değil 1.108.928,20 - 841.039,60 = 267.888,60TL bakiye alacağı olduğunu, bilirkişi heyetinde mali müşavir olmasına rağmen davalı şirket kayıtları ile fatura ve belgeleri hakkında detaylı bir açıklama, taraf ve mahkeme denetimine elverişli bir mali müşavir görüşüne rastlanmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin teslim tarihinin 30/07/2018 olduğunu, müvekkilinin üstlendiği işi süresinde yapıp teslim ettiğini, bu konuda bir ihtilaf olmadığını, 19.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun taraflara tebliğ edildiğini, rapora itirazlarını süresinde sunduklarını, ancak davacı tarafın bilirkişi ek raporuna itiraz etmediğini, bilirkişi ek raporunda davacının itirazına uğramayan hesaplama ve tespitlerin doğru olduğunu, müvekkilimin yapmış olduğu imalatın bedeli 1.108.928,20TL olduğunu ve müvekkilinin bu kadar alacaklı olduğunu, müvekkilinin 1.108.928,20TL. bedelli 6 adet fatura düzenleyip davacıya gönderdiğini, fatura bedellerine istinaden davacının, müvekkiline 445.000,00TL çek vermek suretiyle ödeme yaptığını, bu durumda 663.928,20TL bakiye alacağın bulunduğunu, bu bakiye alacağımıza mukabil de daire bedeli olarak 396.039,60TL ödeme yapıldığını, müvekkilin halen 267.888,60TL alacağı bulunduğunu, davacının bu hesaplama ve tespiti içerir kaldırma kararından önceki bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, davacının bilirkişi raporuna itiraz etmemesi üzerine hesap ve tespit edilen miktarların kesinleştiğini, müvekkil lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, davacının müvekkilinin işi teslim tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede iddia ettiği ayıplı ve eksik işlerin açık ayıplar olduğunu, bunların teslimden itibaren 1 hafta içerisinde müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, aksi halde eseri sözleşmeye uygun, eksiksiz ve tam olarak aldığının kabul edilmiş sayılacağını, davacının kendisinin muvazaa iddiasında da bulunamayacağını, kısacası müvekkile devri sözleşme ile kararlaştırılan daire bedeli 760.000,00TL değil, 396.039,60TL olduğunu, böylece müvekkile 396.039,60TL ödenmiş, mahkemenin daire bedelini 396.039,60TL olarak kabulünün usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemenin 2020/496E-2021/1046K sayılı 21.12.2021 tarihli kararında özetle: Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü bakımından mahallinde keşif yapıldığı, keşif sonrası düzenlenen 18/06/2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle, dosya içerisinde dava konusu alüminyum cephe kaplama işine ait detay proje ve mahal listesi ile taraflarca davalı tarafından yapıldığı iddiâ edilen işlere ait metraj cetveli, mahal listesi, okunaklı tüm faturalar bulunmadığı için ve ayrıca tüm bağımsız bölümlerin iskan edilmiş olması nedeniyle davalı taşeronun yapmış olduğu imalatın kesin hesabının tanzim edilmesinin mümkün olmadığı, davalı taşerondan yapmış olduğu kusurlu imalat nedeniyle kesilmesi gereken bedelin 30.975,00TL olduğu, davacı talebinin ise 10.000,00TL olduğu, eksik imalat nedeniyle kesilmesi gereken bedelin 90.978,00TL olduğu, davacı talebinin ise 40.000,00TL olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle herhangi bir inceleme yapılamadığının bildirildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları celp edildikten sonra dosyanın tekrar bilirkişi kuruluna tevdii edildiği, 10/11/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunun mahkemeye sunulduğu, davacı ticari defter kayıtlarına göre, davalı tarafından davacıya 1.108.928,20 TL'lık fatura keşide edildiği, fatura bedellerine istinaden toplam 445.000,00 TL.'lık davalıya ödeme yapıldığı, dava tarihi itibariyle, davacının davalıya 663.928,20 TL'lık borcu bulunduğuna dair kaydın davacı defterlerinde yer aldığı, davacı tarafından, davalı ile yapılan sözleşme ile, davalının namı hesabına davalının belirtmiş olduğu iddia edilen... isimli şahsın eşi olan...'ya 760.000,00 TL'lık 23.kat 92 nolu dairenin satışının yapıldığının iddia edildiği, ancak davacının kayıtlarında yer alan 10.11.2019 tarih ve 464 yevmiye numarası ile kayıtlı defter kayıtlarından söz konusu satış işleminin KDV dahil 400.000,00 TL üzerinden ... ...'ya yapıldığı, fakat davalının cari hesabından mahsup edilmediği, ayrıca davalının eksik yaptığı imalatların tamamlanması için dava dışı firma olan ..'ın düzenlediği iddia edilen 11.210,00 TL'lık faturanın bulunmadığı, sadece 79,768,00 TL'lık faturanın kayıtlarda yer aldığı, taraflar arasında 760.000,00 TL'lık gayrimenkulün, davalı adına yahut göstereceği şahsa devri hususundaki sözleşmenin dosya kapsamında bulunduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan bahse konu gayrimenkulün davalı tarafından... adına satış işlemine yönelik ön satış protokolünün bulunduğu, fakat defter kayıtlarında, söz konusu gayrimenkulün ... ... adına 400.000,00 TL bedelle satış işleminin yapıldığı ve davalı cari hesabından mahsup edilmediği, hal böyle iken, davacının kendi kayıtlarına göre yapılan işlemin 400.000,00 TL bedel üzerinden davalı namı hesabından mahsup edilmesinin kabulü gerektiği, davacının, davalıya (663.928,20-400.000,00) 263.928,20 TL borçlu bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının davalıya fazla ödeme yapmadığından fazla yapılan ödemenin iadesi talebinin reddine karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı taşeronun kusurlu imalatları nedeniyle uğranılan zararın 30.975,00 TL, davalı taşeronun eksik imalatı nedeniyle, dava dışı firmaya yaptırılan 90.978,00 TL'lık bedelin eksik imalat nedeniyle uğranılan zarar olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, fazla yapılan ödemenin iadesi talebinin reddine, eksik imalat nedeniyle uğranılan zarar olan 90.978,00 TL'nin 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kusurlu imalat nedeniyle uğranılan zarar olan 30.975,00 TL'nın 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, taraf vekillerince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/392 E-2024/216K sayılı 20.03.2024 tarihli kararında özetle: “…Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesinde kural olarak yüklenici, sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalât miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür. İşin tamamlanmış olmasına rağmen, yüklenici tarafından eksik bırakıldığı başkasına tamamlattırıldığı iddiasında bulunulması halinde yazılı eser sözleşmesinin aksi üçüncü kişilerden alınan belgeler ve tanık beyanlarıyla ispatlanmış sayılamaz. İş terk edilerek eksik bırakıldığı için, işin başkasına yaptırılacağına dair çekilmiş bir ihtar veya işin eksik bırakıldığına dair yaptırılan bir delil tespiti bulunmadığında, sözleşme ayakta ve iş tamamlanmış ise işin sözleşme ilişkisi devam eden yüklenici tarafından tamamlandığı kabul edilmelidir(Yargıtay 15.H.D.2016/3587E. 2017/2569K. 15.06.2017). Ayrıca iş sahibinin eksik iş bedelini isteyebilmesi için eserin bedelini tamamen ödemesi gerekir(Yargıtay 15.H.D.2011/7457E 2012/4004K 30.05.2012). Taraflar arasında alüminyum cephe ve kompozit yapılmasına ilişkin akdi ilişkinin kurulduğu ihtilafsız olup, sözleşmede yapılacak imalatlar ve birim fiyatlarının belirtildiği, KDV'nin ayrıca ödeneceğinin düzenlendiği, yine iş bedeline ilişkin 23.kat, 92 nolu 4+1 dairenin 760.000,00 TL bedele sayılacağı, iş bitiminde kompozit panelin ölçümünün yapılacağı, sözleşme dışı ilave işler yapılması durumunda fiyatın ayrıca belirleneceğinin kabul edildiği görülmüştür. Davadaki talep, sözleşme kapsamında davalı taşeronca eksik bırakıldığı iddiasına dayalı 3. kişiye yaptırılması nedeniyle ödenen bedelin tahsili, davalı tarafça yapılan işlerdeki ayıp nedeniyle alacak ve yapılan işten fazla ödeme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme ve eki dikkate alınarak davalı taşeron tarafından sözleşme kapsamında yapılan imalatların incelenip değerlendirilmek suretiyle denetlenebilir nitelikte belirlenmesi, bu miktardan davacı tarafça ödendiği ihtilafsız olan bedel ve sözleşme gereği iş bedeline ilişkin kısmi ödeme olarak kabul edilen bağımsız bölümün devrine yönelik sözleşmedeki bedel ile davacı defterinde kayıtlı bedel arasındaki farklılık hususunda da gerektiğinde taraflardan açıklayıcı beyan alınarak, yine yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere yapılan imalatlarla ödenen bedel arasında halen eksik ödeme bulunması durumunda eksik- kusurlu işler bedelinin talep edilip edilemeyeceği hususu da gözetilerek imalat ve ödemelere ilişkin taraf delilleri, itiraz ve beyanları da değerlendirilecek şekilde yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetlenebilir nitelikte olmayan, yukarıda belirtilen ilkeleri içermeyen bilirkişi raporu esas alınarak eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine…” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fazla ödeme yapıldığı iddiasına dayalı fazla ödenen bedelin tahsili ile bir kısım işlerin eksik ve ayıplı bırakıldığı, bunların 3.kişi tarafından giderildiği belirtilerek eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili eksik ve ayıplı iş taleplerinden feragat etmiş olmakla, uyuşmazlığın fazla ödemenin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Taraf, iddia, beyan ve delilleri dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları ile davalı tarafça sözleşme kapsamında toplamları 1.108.928,20 TL bedelli olup düzenlenen 6 adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olmakla, Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere davalı taşeronun sözleşme kapsamında talep edebileceği toplam iş bedelinin bu miktar olarak kabulü gerekeceği, yine mahkemece kabul edilen ve taraflarca açıkça karşı çıkılmayan 445.000,00 TL nakdi ödeme ile sözleşme kapsamında davalıya devredildiği ihtilafsız bulunan daire bedeline ilişkin 396.039,60 TL'nin ve yapılan imalatta bilirkişilerce belirlenen 34.705,72 TL nefaset bedelinin mahsubu sonucu davacının fazla ödemesi bulunmadığı görülmekle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, eksik ve kusurlu imalat nedeniyle talep edilen maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.10.2025 tarih, 2025/48 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-Davanın reddine, 3-Eksik ve kusurlu imalat nedeniyle talep edilen maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin ve ıslahla alınan toplamı 5.498,15 TL'den masubu ile 4.766,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 51.512,48 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL posta ve tebligat masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 10-İstinaf talep eden davalı tarafından ödenen 615,40 TL ve 2.486,60 TL olmak üzere toplam 3.102,00 TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 11-İstinaf talep eden davalı tarafından yapılan 630,00 TL posta gideri ve ödenen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.313,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 16.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/104, K. 2026/700, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-104-e-2026-700-k-252343791d08