Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1072 E. 2026/1211 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1072
- Karar No
- 2026/1211
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1072 KARAR NO : 2026/1211 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2025 NUMARASI : 2026/82 E.
DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/10/2025 tarih ve 2026/82 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 2011 tarihinde kurulmuş olan ve 2014 yılından beri BTK tarafından elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı olarak ilan edilen müvekkilinin, tüketicilere elektronik imza, zaman damgası ve kart okuyucu hizmeti sunmakta olup bu hizmetlerini "..." ve "..." alan adına sahip internet siteleri üzerinden gerçekleştirdiğini, bu alan adlarının müvekkili tarafından 2012 yılında alındığını, "..." uzantısının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını, 9/10/2025 tarihinde gelen bir elektronik posta ile müvekkiline ait alan adı ile birebir aynı olan "..." alan adının müvekkiline satılmaya çalışıldığını, müvekkiline satılmaya çalışılan bu alan adının yasaya aykırı olarak 28/10/2025 tarihinde ... ve ... Ticaret Ltd. Şti. tarafından oluşturulduğunu, müvekkilinin yıllardır kullandığı alan adı ve ticaret unvanı ile benzer bu alan adının kullanılmasının hizmetin müvekkili tarafından sunulduğu algısına neden olacağını, davalının kötü niyetle karışıklık yaratmak amacıyla hareket ettiğini, davalının bu eyleminin aynı zamanda haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, "...." alan adının iptaline, kullanımının engellenmesine, "..." kullanıcı adlı instagram hesabının kapatılmasına, davalının bu fillerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin menine, müvekkilinin alan adı ve ticaret unvanına yönelik tecavüzlerin ref ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca müvekkilinin uğrayacağı zararın artmasını önlemek için sosyal medya hesaplarında davaya konu edilen "...." uzantılı alan adı ve "..." adlı sosyal medya sayfasına erişimin engellenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının davacıya ait marka hakkını ihlal eden eylemlerde bulunduğuna ilişkin iddianın 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir isteğinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde müvekkilinin 04/12/2012 tarihinde aldığı "..." uzantılı alan adından 10 yıldan uzun bir süre sonra bu alan adına oldukça benzer bir alan adına alan davalının, müvekkiline ait ve Türkiye’de yaygın olarak kullanılan internet sitesinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin ticaret unvanı, alan adı, ticarette kullandığı tanıtıcı markası ile kasıtlı olarak karışıklık yaratmak amacı güttüğünü, davalının seçebileceği ve kullanabileceği milyonlarca seçenek varken müvekkiline ait "..." markası ile aynı olan ibareyi içerir alan adını yalnızca "..."işareti farkı ile kendi adına almasının tesadüf eseri olamayacağını, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalının müvekkilinin piyasada tanınmış markası, ticaret unvanı ve alan adları ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olan bir alan adını alarak aynı sektörde faaliyet göstermeye başlamasının kötü niyetli bir davranış olup hukuken korunamayacağını, davalının internet sitesindeki bu kullanımların ekran görüntüleri ve e-tespit tutanakları ile tespit edildiğini, alan adı ve sosyal medya hesaplarındaki kullanım şekillerine ilişkin dokümanların dosyaya sunulduğunu ve toplanan bu delillere göre HMK'nın 390. maddesindeki "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbirin uygulanmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli bulunduğu, somut olayda ise ihtiyati tedbir talep eden tarafın, bu aşamada davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı, peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK.'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/06/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...