Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1244 E. 2026/1072 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1244
- Karar No
- 2026/1072
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1244
KARAR NO : 2026/1072
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN) KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/99 Esas
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasındaki davada, kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmakla; dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalılardan ... bağlı olarak engelli bireylere özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verdiğini, davalı ... 11/07/2025 tarihinde yayımladığı bir yönetmelik ile 01/12/2025 tarihi itibarıyla ödemeye esas sistem olarak ... (Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi) sistemine geçiş yapacağını duyurduğunu, tüm özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden de 01/12/2025 tarihine kadar teknik özellikleri belirtilen ... sistemine geçilmesinin bildirildiğini, davalı ... kendi birimlerine ve merkez teşkilatına da ... sistemi kurdurmak için 25.10.2024 tarihinde ...İKN ile bir ihale yaptığını ve bu ihaleyi de diğer davalı ... ... A.Ş.nin kazandığını,davalı ... Şirketinin bu ihale kapsamında davalı Bakanlık birimlerine gerekli ... sistemini kurduğunu, davalı ... Şirketinin davalı ... birimlerine söz konusu sistemi kurmakla birlikte kötüniyetli davranarak, bu ihalenin tarafı olmayan, bu ihaleye yönelik hukuki bir bağımlılığı da olmayan müvekkilinin de ... sistemini kendilerinden alması yönünde dayatmada bulunduğunu, davalı ... Şirketinin davalı Bakanlığın ihalesini almış olmayı kötüye kullanarak birisi de müvekkili olan sektördeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine söz konusu ... sistemini fahiş fiyatlardan satmaya başladığını, aynı sistemi temin ve tedarik eden ... Şirketinin söz konusu sistemi KDV dahil 90.000,00 TL'ye, ... Şirketinin ise KDV dahil 125.000,00 TL'ye temin ve tedarik ederken, davalı ... Şirketi Aralık 2025 tarihi itibarıyla ... Şirketinin dahi 2 katı fiyatı olan 250.000,00 TL'ye satmak istediğini, ancak müvekkili tarafından kabul edilmeyince davalı şirketin söz konusu ihale kapsamında; "Engelli bireylerin yüz imzaları ile yazılımın kaynak kodlarının mülkiyetinin kendisine ait olduğundan" bahisle müvekkili dâhil özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile paylaşmayacağı iddiasını ileri sürdüğünü, ... bünyesinde söz konusu verilen eğitimlerin de girişinin yapıldığı ... sisteminde müvekkili kurumun faaliyetlerine devam etmesine yönelik kısıtlama konulmuş olduğunu, bu nedenle müvekkili kurumun eğitim faaliyetlerini sürdüremediğini, müvekkilinin davalı ... istediği teknik şartları karşılayan ... sistemini temin ettiğini ve yine ekli 06.01.2026 tarihli yazı ile ... ekranının açılması ve entegrasyon verilmesi için hem davalı ... Şirketine hem de ... başvurulduğunu, müvekkilinin başvurusuna karşı süresi içinde herhangi bir cevap verilmediğini ve entegrasyon/bağlantı verilmediği gibi ... ekranının da açılmadığını, müvekkilinin davalı ... istediği sistemi temin etmesine rağmen davalı ... Şirketinin davalı ... yazdığı 08.10.2025 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere kasten ve kötüniyetle müvekkiline ait kuruma entegrasyon/bağlantı vermemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin eğitim faaliyetlerinin davalı ... şirketinin kasıtlı ve kötüniyetli eylemleri sebebiyle sekteye uğramasından dolayı hem öğrencilerinin eğitim alamadığını hem de müvekkili şirketin gelir kaybına uğrayarak mağdur olduğunu, eğitimin Anayasal bir hak olduğunu, davalı ... Şirketinin fiili durum yaratarak ... ekranını kapatarak eğitim faaliyetini sekteye uğratmasının açıkça Anayasa ve kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin 01/01/2026 tarihinden bu yana eğitim veremediğini ve telafisi imkansız zararlar ile karşı karşıya kaldığını ileri sürerek; öncelikle yargılama süresi boyunca müvekkiline ait kuruma entegrasyon/bağlantı verilmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticeten müvekkili ile davalılar arasındaki muarazanın giderilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen 23/01/2026 tarihli karar ile; "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 numaralı Ek Protokolü'nün 2. maddesine göre; “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.", T.C. Anayasası'nın 42/7. maddesine göre; “Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.” 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 15. maddesine göre; “Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır.” İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de 23/02/2016 tarihli .../TÜRKİYE kararında (Başvuru No:...) üye devletlerin engellilerin özel durumları dikkate alarak düzenleme yapmaları ve uygulama geliştirmeleri gerektiğine işaret etmiştir. Mahkemenin aynı doğrultuda emsal birçok kararı bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine, HMK'nun 390. maddesi gereğince, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterlidir, yani çekişmeli vakıanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerin de varit görülmesi gerekir. Yine tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorundadır.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar uyarınca, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin dava konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek nitelikte olmadığı ve yaklaşık ispatın gerçekleştiği..." gerekçesiyle;
"...1- Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; ihtiyati tedbir talep eden ... LİMİTED ŞİRKET'nin 11/07/2025 tarihli yönetmelik uyarınca belirlenen teknik şartları karşılayan sistemi temin etmiş olması halinde ... ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına,..." karar verilmiş; bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince itirazın 14.04.2016 tarihli duruşmada değerlendirildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin 14/04/2026 tarihli ara kararı ile; "...1- Davalıların 26/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine,..." karar verilmiş; bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının davacının esas dava dilekçesi neticesindeki taleplerini, henüz davanın başında karşılar nitelikte olduğunu, ayrıca ihtiyati tedbire konu işlemin diğer davalı... bir idari işlemi olduğunu, dolayısıyla idari bir davanın konusu olduğu hususunun da göz ardı edildiğini, dava dilekçesinin talep kısmındaki talebinin henüz davanın başında tedbir kararı ile yerine getirildiğini, dosyaya sunulan hangi delillerle tedbir kararı verildiği hususunun açıklığa kavuşmadığını, dava konusu uyuşmazlığın idari işlem niteliğinde olduğunu, adli yargının görev alanı dışında olduğunu, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemece re’sen gözetilmek zorunda olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunu, aynı Kanun’un 115. maddesi gereğince ise mahkemece dava şartlarının varlığını tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın kendiliğinden incelemekle yükümlü olduğunu, davanın adli yargıda görülmesinin mümkün olmadığını, mahkemece görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararlarının geçici hukuki koruma niteliğinde olup davanın esasını çözümleyecek nitelikte olmaması gerektiğini, bu durumun HMK’nın 389.madde ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın iddiasının kesin ve tartışmasız bir hakka yönelik olmadığını, davacının iddialarının tamamen soyut bir yoruma dayandığını, tedbir kararının özellikle müvekkili açısından doğrudan ticari, teknik ve fikri mülkiyet zararları doğurabilecek nitelikte olduğunu, yaklaşık ispat şartının da gerçekleşmediğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkilinin entegrasyon sağlama gibi hukuki veya sözleşmesel bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacının henüz bir bedel ödemediğini, henüz lisans almadığını özellikle başvurusunu dahi ispatlayamadığını, davacının yaklaşık ispat şartını dahi sağlayamadığını, ilk derece mahkemesince verilen iş bu tedbir kararında müvekkilinin fikri mülkiyet haklarını da tehlikeye düşürdüğünü, özellikle davacının zorla sözleşme ilişkisi kurmaya çalışmakta ve diğer firmaların nasıl fiyatlandırma yaptığı hususu tam olarak açıklığa kavuşmadan özellikle bedelsiz ve irade dışı hizmet talebini ortaya çıkardığını, bu nedenlerle usuli eksiklikle ve esası etkileyecek nitelikte verilen İhtiyati Tedbir ara kararına karşı itirazları sonrası verilen tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerektiğini, dosyada davacı tarafından davanın başında dosyaya sunulan hangi delillerle tedbir kararı verildiğinin anlaşılamadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi amacıyla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi gerekeceğini, eldeki dava dosyasında bu aşamada yaklaşık ispatın sağlandığından söz edilemeyeceği gibi davanın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin genel ilke olarak kabul edildiğini, dava konusu olayda davacı şirkete ait kuruma entegrasyon/bağlantı verilmesinin tedbiren karşılanması istemine ilişkin olup, talebin yargılamayı gerektirdiğini, davanın esasını çözer mahiyette karar verilmesi mümkün bulunmadığından ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığından talebin reddi kanaatine varılarak talebin reddine karar verilmesi gerekirken, usuli eksiklikle ve esası etkileyecek nitelikte verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itirazları sonrası verilen tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Talep, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin davada yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 389–391.maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
HMK m. 390- "(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim, karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olayda Mahkemece T.C. Anayasası'nın 42/7. maddesindeki; “Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.” hükmü ile 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 15. maddesindeki; “Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır.” hükmü doğrultusunda yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu kanaatine varıldığından, davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalıların istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oy birliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeniyle AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.07.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.