Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/641 E. 2026/676 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/641
- Karar No
- 2026/676
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/641 - 2026/676 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/641 Esas KARAR NO : 2026/676 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA TARİHİ : 05/05/2026 NUMARASI : 2026/94 D. İş Esas-2026/94 Karar
İHTİYATİ TALEP EDEN : VEKİLİ : Av. KARŞI TARAF : VEKİLİ : AV. TALEBİN KONUSU :İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
İhtiyati tedbir talep eden vekili tarafından karşı taraf aleyhine istenilen ihtiyati tedbir istemine ilişkin olarak mahkemece değişik iş dosyası üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Talep eden vekili tarafından verilen talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... arasında 18/08/2025 tarihinde ... Binası Tadilatı Yapım İşi Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşme kapsamında yaşanan uyuşmazlıklar nedeniyle taraflarınca daha önce teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi talebiyle 16/04/2026 tarihinde ihtiyati tedbir konulu Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/88 Değişik İş dosyası açıldığını ve bu taleplerinin o tarihte henüz ortada resmi bir fesih iradesi bulunmadığı gerekçesiyle 17/04/2026 tarihinde mahkemece reddedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu işin %70 gibi çok büyük bir kısmını kendi öz kaynaklarını kullanarak tamamladığını, ancak işin ifası sırasında tadilata konu binanın ve şantiyenin bulunduğu alanın hiçbir yapı ruhsatının yapı kullanma izin belgesinin veya yapı kayıt belgesinin bulunmadığının ortaya çıktığını, ana ruhsatı bulunmayan hukuken kaçak yapı statüsünde olan bir taşınmaz üzerinde tadilat ruhsatı alınması ve yasal bir inşaat faaliyeti yürütülmesinin 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imkansız olduğunu, davalı idarenin yasal statüsü bulunmayan bir binanın tadilatı için ihale düzenlemesi ve yer teslimi yapmasının TBK madde 27 uyarınca başlangıçtaki hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmeyi kesin hükümsüz ve batıl kıldığını, batıl bir sözleşmeye dayanılarak usulüne uygun bir yer teslimi yapılmış sayılamayacağını, dolayısıyla müvekkili şirketin bir gecikmeye girmesinin veya temerrüde düşmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin fesihte hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı idarenin kendi ağır kusuruna dayanarak hak iddia etme yasağını ihlal ettiğini, mektupların irat kaydedilmesinin müvekkili için telafisi imkansız bir yıkım süreci olduğunu ve yargılama korumasının (tedbir) bu aşamada tesis edilmezse davanın esası hakkında verilecek kararın bir öneminin kalmayacağını, bu nedenle Ziraat Bankası'nın 14.08.2025 tarih ve 1762KRTM25000342 sayılı 3.269.100,00-TL tutarındaki kesin teminat mektubu, Ziraat Bankası'nın 10.10.2025 tarih ve 1762KRTM25000416 sayılı 500.000,00-TL tutarındaki ek kesin teminat mektubu, Ziraat Bankası'nın 20.08.2025 tarih ve 1762KRTM25000352 sayılı 10.897.000,00-TL tutarındaki avans teminat mektubu, (hakedişlerde yapılan kesintiler sonrasında avans mektuptan kalan tutar 3.579.664,50 TL'dir.) olmak üzere toplam üç adet teminat mektubunun haksız ve hukuka aykırı olarak nakde çevrilmesinin önlenmesi ile davalıya ödeme yapılmasının durdurulmasına yönelik, HMK madde 390/2 gereğince karşı taraf dinlenmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme kararından önce karşı tarafça dosyaya sunulan bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2026 tarihli ve 2026/94 D.İş Esas ve 2026/94 Karar sayılı kararında özetle; Talep, teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrilmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep dilekçesinde, ihtiyati tedbir talep eden şirket ile karşı taraf ... arasında 18/08/2025 tarihinde ... Binası Tadilatı Yapım İşi Sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşme kapsamında yaşanan uyuşmazlıklar nedeniyle davacı tarafından verilen teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi amacıyla Ankara Batı 2 ATM'nin 2026/88 D.İş dosyasının açıldığı, söz konusu talebin o tarihte henüz ortada resmi bir fesih iradesi bulunmadığı gerekçesi ile 17/04/2026 tarihinde reddedildiğini, ancak bugün itibari ile davalı idare tarafından davacı şirkete Ankara 13. Noterliği'nin 30/04/2026 tarih ve 07533 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 04/05/2026 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarname ile davalı idarenin sözleşmeyi 17/04/2026 tarihi itibari ile geriye dönük olarak fesih ettiğini ve fesih sebebiyle kesin teminat ile avans teminat mektuplarının irat kaydedileceğini açık ve kesin bir şekilde davacıya bildirdiğini, bu sebeple telafisi imkansız zarar tehlikesi karşısında; 14.08.2025 tarih ve 1762KRTM25000342 sayılı 3.269.100,00 TL bedelli, 10.10.2025 tarih ve 1762KRTM25000416 sayılı 500.000,00 TL bedelli, 20.08.2025 tarih ve 1762KRTM25000352 sayılı 10.897.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde 6100 sayılı Kanun madde 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yaklaşık ispat koşulunun resmi belgelerle sağlanmış olması ve müvekkili şirketin davalı idare nezdinde ödenmemiş yüksek miktarda hakediş alacağının bulunması hususları dikkate alınarak, ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak tesis edilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın çözümü bakımından görev hususunun incelenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesinde ise; ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceği düzenlenmiştir. Görev kamu düzenini ilişkin olması nedeniyle Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Görev bakımından durum incelendiğinde; 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Diğer yandan Türk Medeni Kanununun 56.maddesine göre; dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık, talep eden ticari şirket ile Türk Medeni Kanununun 56 vd. maddelerine göre tacir vasfı bulunmayan ... arasındaki 18/08/2025 tarihinde ...Binası Tadilatı Yapım İşi Sözleşmesi (eser sözleşmesi) işinden kaynaklanmakta olup, verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Bu açıklamalara göre; somut olayda, her iki taraf birden tacir olmadığından nispi ticari dava olmadığı, diğer yandan talebe konu uyuşmazlık TTK'da düzenlenmediğinden mutlak ticari dava da olmadığı, bu suretle iş bu uyuşmazlık bakımından ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı, diğer yandan malvarlığı haklarına ilişkin olan iş bu davanın 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine gereğince genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, bu haliyle iş bu talep bakımından Mahkememizin görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak vaki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek, karar verilmiştir. (Ankara BAM 13.H.D.'nin 05/03/2020 tarih ve 2020/368-314 E/K sayılı, 01/07/2020 tarih ve 2020/733-693 E/K sayılı, 29/12/2022 tarih ve 2022/1878-1856 E/K sayılı, 04/04/2024 tarih ve 2024/247-521 E/K sayılı, 13/06/2024 tarih ve 2024/912-977 E/K sayılı, 22/05/2025 tarih ve 2025/1075-1110 E/K sayılı emsal kararları) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Talep Eden vekili tarafından verilen 21.05.2026 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından, müvekkili şirketin teminat mektuplarının haksız ve hukuka aykırı şekilde nakde çevrilmesinin önlenmesi amacıyla talep ettikleri ihtiyati tedbir istemlerinin, uyuşmazlığın esası, sunulan resmi belgeler ve idarenin ağır kusuru hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin, mahkemenin görevsiz olduğu yanılgısı ile reddedildiğini, eksik incelemeye ve hatalı hukuki değerlendirmeye dayalı bu ret kararının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olup kaldırılarak tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, tüm delillerinin yaklaşık ispat şartının da üzerinde tam ispat düzeyinde olduğunu, somut olayda, 54.485.000,00 TL bedelli, devasa ölçekli bir tadilat ve yapım işini konu alan sözleşmenin, yüklenici konumundaki müvekkili şirket için "ticari iş" niteliğinde olduğunu kanun koyucu, ticari hayatın gereksinimlerini ve hukuki güvenliği tesis etmek amacıyla, taraflardan biri için ticari nitelik taşıyan bir sözleşmenin, diğer tarafın statüsüne bakılmaksızın (tacir olsun veya olmasın) ticari iş sayılacağını açıkça düzenlendiğini, yerel mahkemenin, davalının dernek statüsünden hareketle uyuşmazlığın "adi iş" kategorisine alması, TTK m. 19/2’deki bu açık karineyi yok saymak anlamına geldiğini, sözleşmenin bir tarafı için ticari iş niteliğinde olmasının, uyuşmazlığın bütününe ticari bir karakter kazandırmakta ve bu durumun Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevini tesis ettiğini, aynı taraflar arasında, aynı sözleşme maddelerine dayalı olarak ikame edilen dosyalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli kabul edilmesi, ancak huzurdaki 2026/94 D.İş sayılı dosyada aniden "görevsizlik" kararı verilmesinin, kabul edilemez bir çelişki yarattığını, eğer uyuşmazlık mutlak veya nispi ticari dava değilse, yukarıda zikredilen diğer mahkemelerin de görevsizlik kararı vermesi gerekeceğini, ticari davaların belirlenmesinde "ticari işletme esası" esas olduğunu, müvekkili şirketin ana faaliyet konusu inşaat ve taahhüt işleri olup davalıya ait binanın tadilatını üstlenmesinin müvekkilinin ticari işletmesinin tam merkezinde yer alan bir faaliyet olduğunu, teminat mektuplarının hukuki niteliğinin de mahkemenin görevini tayin ederken dikkate alınması gerektiğini, ihaleye konu binanın ruhsatsız olması, mühürleme tutanağı ile tescillendiği ve sürecin baştan itibaren hukuki imkansızlıkla sakat olduğunu, yaklaşık ispatın sağlanması noktasında, uyuşmazlığın esasına ilişkin sunulan belgelerin "haklılık karinesi" oluşturmasının yeterli olduğunu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2026 tarihli, E. 2026/460, K. 2026/616 sayılı kararında da belirtildiği gibi, "tedbir talep edenin ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan "yaklaşık ispat" şartının gerçekleştiğine kanaat edilmekle talebinin kabulüne karar verilmiş" olmasının huzurdaki dosya için de emsal teşkil ettiğini, ortada kamu otoritesi tarafından durdurulmuş bir inşaat ve bu durdurma kararına rağmen yükleniciyi cezalandırmaya çalışan bir iş sahibi bulunduğunu, bu somut veriler ışığında, mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği yönündeki bir değerlendirmesinin, dosya kapsamındaki resmi belgelerin inkarı anlamına geleceğini belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Karşı taraf vekili tarafından talep eden vekilinin istinaf dilekçesine karşı verilen 09.06.2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davacı yüklenicinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın usul, yasa ve sözleşme hükümlerine tamamen uygun olduğunu, davacı şirketin istinaf dilekçesinde öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın, müvekkili ...’nin statüsünü ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğini çarpıtarak uyuşmazlığın ticari bir dava olduğunu ileri sürdüğünü, ancak yerel mahkemenin de isabetle tespit ettiği üzere, müvekkili ...'nin, Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi, kar amacı gütmeyen, kamu yararına çalışan bir "dernek" statüsünde ve tacir sıfatını haiz olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması (nispi ticari dava) gerektiğini, somut olayda müvekkili kurum tacir olmadığından, uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesi ve Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının TTK m. 19/2 hükmüne dayandırdığı "ticari iş" argümanının, bir işin maddi hukuka göre ticari sayılmasına ilişkin olduğunu, mahkemelerin görevini belirleyen "ticari dava" şartlarını genişletilemeyeceğini, bu nedenle yerel mahkemenin görevsizlik kararının uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Talep, dava açılmadan önce aralarındaki eser sözleşmesine dayanarak talep eden yüklenici vekili tarafından karşı taraf iş sahibi...aleyhine talep edilen sözleşme kapsamında karşı tarafa verilen teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda talep yönünden görevli mahkemenin, karşı taraf ...'ın tacir olmaması sebebiyle genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle talebin görev nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı talep eden vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin görev yönünden verdiği ret kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla talep eden vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2026 tarihli 2026/94 D. İş Esas 2026/94 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan talep eden vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan talep edenden alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcı talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Talep eden tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır