Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1241 E. 2026/1405 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1241
- Karar No
- 2026/1405
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1241 - 2026/1405 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1241 KARAR NO : 2026/1405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2025 NUMARASI : 2020/485 E. - 2025/115 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/02/2025 Tarih ve 2020/485 Esas - 2025/115 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ...'ın müvekkili şirkette 06.04.2015 tarihinden 31.07.2019 tarihine kadar çalıştığını, müvekkili şirkette ifa ettiği görevi gereği işverenin gizlilik gerektiren bilgilerine haiz olduğunu, davalı işçi ile iş ilişkisinin kurulduğu 06.04.2015 tarihinde taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde, işçinin görevinin belirtildiğini ve işçinin teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1(bir) yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene cezai şart ödeyeceğinin öngörüldüğünü, davalı ile iş akdinin feshini müteakip, müvekkili ile sözleşme imzalama aşamasına gelen ... Sanayi A.Ş.’nin anlaşma sağlayarak diğer davalı şirket ile beraber çalıştığının tespit edildiğini, davalının iş akdi feshinin ardından, iş akdi yürürlükte iken iş akdine aykırı olarak kurduğu ve tescil ettirdiği diğer davalı şirket ile müvekkilinin müşterisi ile anlaşma yaptığını, müvekkilini elde edeceği karından yoksun bıraktığını, davalının, müvekkilinin işyerinde depo yönetimine ilişkin yöneticilik görevini sürdürdüğünü, teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri paylaşmasının davacı işvereni zarara uğratacağını, taraflar arasında düzenlenen iş akdi ve iş akdinde bulunan rekabet yasağı hükümlerince iş sözleşmesi süresince ve hitamından itibaren 12 ay süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene cezai şart ödeneceğini ileri sürerek davalı şirketin davacının müşterisi ile yasal mevzuatta belirtilen haksız rekabet tesis edici hükümler gereğince ticari iş ilişkisi kurmuş olması nedeniyle rekabet yasağına ilişkin cezai şart ve haksız rekabete ilişkin tazminat bedeli olarak, fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak şimdilik 10.000 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı yanın sunduğu iş sözleşmesinin 2. maddesine göre davalı ...'ın, davacı şirkette "şoför" olarak çalıştığını, şoför olan bir kişinin, teknik, ticari ve personele ilişkin sırlara vakıf olamayacağını, davalı ...'ın şoför olarak, 4 yıla yakın çalışması sırasında şirketin herhangi bir sırrına vakıf olmadığı gibi kendisinin herhangi bir sırrı elde edebileceği bir durum da yaşanmadığını, davacı yanın sunduğu iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin hükümlerinin davalı işçi ile müzakere edilmediğini, çalışma hürriyetine aykırı sınırlamalar içerdiğini, davalı ... her ne kadar davacı şirketten istifa etmeden evvel diğer davalı şirketi kurmuş olsa da söz konusu şirket sadece kurulmuş, herhangi bir ticari faaliyete, davalının iş akdi boyunca girişmemiş olduğunu süvunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı bünyesinde 2015-2019 yılları arasında önce şoför olarak akabinde ise idari işler personeli ve gümrük stajeri olarak çalıştığı, tanık beyanlarına göre davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketten ayrılmadan önce 09/05/2019 tarihinde davalı ... Ltd. Şti.'yi kurduğu, 30/06/2019 tarihinde de ... firması ile çalışmaya başladığı, iş akdinin devam ettiği dönemdeki haksız rekabet istemlerinde İş mahkemelerinin görevli olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 9.1.1 maddesine göre sözleşmenin hitamından itibaren 1 yıllık süre içinde davacı şirket ile aynı iş faaliyetinde bulunmama ilkesine aykırı davranarak, TTK 54. maddelerine aykırı olacak şekilde haksız rekabette bulunduğu, ancak sözleşmenin 9.2.1. maddesinde haksız rekabet halinde olay başına cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen ,cezai şart miktarının yazılı bulunmadığı, ayrıca haksız rekabet tazminatı da belirlenmediği, aldırılan raporlarda davalının ... firması ile çalışması sonucu kar elde edemediğinin tebpit edildiği, cezai şarta bedeli ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat isteminin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ...'ın müvekkili şirkette 06.04.2015 tarihinden 31.07.2019 tarihine kadar çalıştığını, davalının müvekkili şirket ile iş akdi devam etmekte iken 09.05.2019 tarihinde ... TİCARETLİMİTED ŞİRKETİ’ni kurmuş ve tescil ettirmiş olup bu fiili ile taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi 8.1.10 maddesine aykırı davrandığını, davalı ile, iş akdini feshini müteakip müvekkili şirket ile sözleşme imzalama aşamasına gelen ... Sanayi A.Ş.’nin anlaşma sağlayarak diğer davalı şirket ile beraber çalıştığının müvekkili tarafından tespit edildiğini, davalı ...'ın gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse müvekkilim ile arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesine aykırı davrandığını, davalının iş akdi feshinin ardından, iş akdi yürürlükte iken iş akdine aykırı olarak kurduğu ve tescil ettirdiği diğer davalı şirket ile müvekkilinin müşterisi ile anlaşması ve müvekkilini elde edeceği karından yoksun bırakması nedeni zararı doğduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeni ile cezai şart ve haksız rekabet nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Madde metninde açıkça “...akdin sona ermesinden sonra...” sözcükleriyle ifade edildiği üzere, TBK’nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi sona erdikten sonra hüküm doğurur ve hizmet akdi sona erdikten sonra yapılmaması gereken davranışlara ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister yasayla düzenlensin, iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 Karar, 09/03/2016 tarih ve 2014/11-866 Esas 2016/289 Karar sayılı ilamları). Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dosya kapsamından, davalı ...'ın davacı bünyesinde 2015-2019 yılları arasında çalıştığı, davalının ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketten ayrılmadan önce 09/05/2019 tarihinde davalı ... Ltd. Şti.'yi kurduğu anlaşılmaktadır. Nitekim dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında da davalı şirketin dava dışı ... Şirketi ile ticaretinin davalı ...'ın davacı şirkette çalıştığı dönemde başladığı belirlenmiştir. Buna göre, davacı tarafça rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen eylem, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin devam ettiği zaman dilimi içinde başladığından, somut uyuşmazlık bakımından görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2017 tarih, 2016/3381 Esas 2017/6936 Karar sayılı ilamında da aynı hususlara yer verilmiştir. Her ne kadar, davadaki davalının iş akdinden sonraki eylemleri ve diğer davalının eylemleri ile haksız rekabet için davaya bakma görevi iş mahkemesine ait değil ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesinin düzenlendiği, buna göre hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu, aynı Kanun'un 166. maddesinde de bağlantılı davaların birleştirilebileceğinin öngörüldüğü, HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere bağlantılı davaların daha özel nitelikteki mahkemede görülmesinin, göreve ilişkin usul kurallarına uygun düşeceği hususları birlikte değerlendirdiğinde, bu yönden de davaya iş mahkemesinde bakılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2014/31784-33075 E.K. sayılıilamında da, esasında iş mahkemesinin görevinde olmayan bir davanın, iş mahkemesindeki dava ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde, özel görevli iş mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, istinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/02/2025 gün ve 2020/485 Esas - 2025/115 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 4-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 5-Davacıdan peşin olarak alınan 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacılara iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.