Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1117 E. 2026/1243 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1117
Karar No
2026/1243
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1117 - 2026/1243 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1117 KARAR NO : 2026/1243 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2018 NUMARASI : 2018/63 E. - 2018/403 K.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/11/2018 Tarih ve 2018/63 Esas - 2018/403 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2011/42941,91822,2009/05555, 2001/17965, 2016/30731, 2016/46924, 2016/33324, 2011/15024, 2011/37440, 2009/33193, 2002/02351, 2015/99924, 2002/02350, 2015/77196, 2002/02352, 2015/66239, 2001/27949, 2015/42385, 2011/37463, 2015/17882, 2009/28649, 2011/37458 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ...'un bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2016/101062 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin ayçiçek, mısır, kanola, soya ve zeytinyağı, konserve ürünler, ketçap, mayonez, salça, çeşitli domates ürünleri, değişik lezzetteki soslar ve turşu çeşitlerini kapsayan ürün yelpazesi sunan ... markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin ... ibareli markalarını 29, 30, 31 ve 32. sınıf mallarda tescil ettirdiğini, davalının ise 30. ve 43. sınıflarda başvuruda bulunduğunu, hem sınıflar açısından birebir bağlantı bulunduğunu hem de işaretlerin ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markasına benzetilmek suretiyle oluşturulduğundan iltibas tehlikesi bulunduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-11388 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında görsel, anlamsal ve fonetik düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılması ihtimalinin olmadığını, KHK'nın 8/4 maddesindeki şartların da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka işaretinin 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında marka olabilecek işaretlerden olduğu, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, başvuru markasının, kapsamındaki 30. sınıf "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler," malları ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. ... yiyecek içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri" yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamında tescil engeli taşıdığı, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacı markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK'in 2017-M-11388 sayılı kararının 30. sınıf "Pastacılık ve fırıncılık mamülleri, tatlılar, ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler gofretler" malları ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri." yönünden iptaline, davalı başvurusu marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, marka hukuku ilkelerinin kapsamı aşılarak sübjektif bir şekilde "..." ibaresinin, 30 ve 43. sınıflarla ilişkilendirilerek tasviri bir ibare olarak değerlendirildiğini, bir işaretin, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için ilgili mal veya hizmetin tipik bir niteliğini, coğrafi kaynağını, amacını özel bir çaba göstermeksizin derhal düşündürmesi gerektiğini, somut olayda bu şartların sağlanmadığını, davacının itiraz aşamasında KHK’nın 7/1-c maddesine dayanmadığını, mahkemece yapılan incelemede ise YİDK kararının iptali davası açısından yerindelik denetimi yapıldığını ve hukuki sınırların aşıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı ... tarafından 13.12.2016 tarihinde 2016/101062 sayılı "..." ibareli marka başvurusu yapılmış, davacı "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz etmiş, davalı Kurum tarafından bu itirazın reddine karar verilmesi üzerine eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince de yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı yalnızca davalı Kurum tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup buna göre istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamında dava konusu "..." ibareli başvurunun, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıftaki "Pastacılık ve fırıncılık mamülleri, tatlılar, ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler gofretler" malları ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri." yönünden tescil şartlarını sağlayıp sağlamadığıdır. Her ne kadar davalı Kurum tarafından davacının, marka başvurusuna itiraz aşamasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesine dayanmadığı, bu nedenle mahkemece hukuki sınırlar aşılarak YİDK kararının iptali davası yönünden yerindelik denetimi yapmasının doğru olmadığı bir istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de 556 sayılı KHK'nın 7. maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek ...gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, zira söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin, toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önde geldiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin mutlak ret nedenleri yönünden değerlendirme yapmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesine göre ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar, mutlak olarak reddedilir. Burada bahsedilen ticaret alanı mutlak olarak kullanılan ticaret alanı olmayıp markanın kullanılacağı mal ve hizmetlere ait ticaret alanı olarak değerlendirilmelidir. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını, coğrafi kaynağını ya da diğer karakteristik özelliklerini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür. Marka kapsamındaki mal veya hizmetleri tanımlayıcı nitelikteki işaretler marka olarak tescil edilmek suretiyle bir şahsın inhisarına verilemez. Zira mal veya hizmeti tanımlayıcı nitelikteki bu tür işaretler üzerinde bir kişiye marka hakkı tanınması, rekabet imkanının haksız biçimde sınırlandırılmasına yol açar. Somut ayırt edicilik bağlamında bir marka işaretinin, üzerinde kullanılacağı ürünü ayırt etme fonksiyonu olmalıdır. Yani markanın ürünü ya da bu ürünün bir vasfını, niteliğini doğrudan tarif etmemesi; ürünün işletmesel kaynağını işaret edebilme vasfının bulunması gerekmektedir. Bir ibarenin tanımlayıcı bulunması için tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden herhangi birine dair, içerik, kalite, karakter, özellik, fonksiyon, kaynak veya amaç belirtiyor olması yeterlidir. Eğer ibare, mallara/hizmetlere ilişkin bir ya da birden fazla tanımlayıcılık içeriyorsa, başvurulan malların/hizmetlerin tamamında tanımlayıcı görülebilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, standart karakterlerle yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bunun dışında başvuruda başkaca herhangi bir unsura yer verilmemiştir. Her ne kadar dosyada mevcut bilirkişi raporunda, Afyon ilinin kaymağı, ekmek kadayıfı, lokumu, sucuğu ile meşhur bulunduğu, yine yiyecek içecek sağlanması hizmetleri açısından bilinen bir yöre olduğu gibi konaklama yerleri ve termal otelleriyle tanındığı belirtilerek yukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvurunun tasviri olduğu açıklanmış ise de Dairemizce bu değerlendirmeye iştirak edilmemiştir. Zira, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmayıp bir bütün olarak "..." ibaresinden meydana gelmektedir. Başvuruda "..." ibaresi de öne çıkarılmamıştır. Bu itibarla başvuru bir bütün olarak "..." olarak algılanacaktır. Öte yandan bu ibarenin, hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan 30. sınıftaki "Pastacılık ve fırıncılık mamülleri, tatlılar, ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler gofretler" malları ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri." çağrıştırdığı da söylenemez. Yukarıda açıklandığı üzere bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca engellenmesi mümkün değildir. Bir an için başvuru konusu ibarenin ... ili ile ilişkilendirileceği kabul edilse dahi bu halde de başvuru, kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden doğrudan tasviri nitelik taşımayıp ancak imada bulunduğu düşünülebileceğinden, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamında başvurunun tesciline bir engel bulunmayıp ilk derece mahkemesince, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/11/2018 gün ve 2018/63 Esas - 2018/403 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 696,10-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı ...kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı Kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve 320,00-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 2.322,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 7-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalı Kuruma iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1117, K. 2026/1243, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1117-e-2026-1243-k-f293cf282de4