Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/836 E. 2026/952 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/836
- Karar No
- 2026/952
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/836
KARAR NO:2026/952
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/12/2023
NUMARASI:2023/257 Esas, 2023/1066 Karar
DAVA TARİHİ:09/04/2013
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:02/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; müvekkili ile davalı ....A.Ş. arasında akdedilen 03.04.2010 tarihli sözleşmeye konu işin teminatı niteliğindeki 120.000,00 TL bedelli bir adet teminat senedinin 10.04.2010 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi tarafından, senet arkasına teminat devir-ciro yasak şerhi yazılarak lehdar şirket davalı ....A.Ş'ne keşide ve teslim edildiğini; senedin keşide tarihinden 2 sene sonra gerçeğe aykırı keşide tarihi ve sahte kaşe ile donatılarak, arkasına yazılan "teminattır, devir ciro edilemez" şerhinin de kesilerek tahrifata uğratılmış hali ve muvaazalı devriyle müvekkili şirket aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının uygulamaya konularak haciz işlemlerinin yapıldığını; takibe konu senedin müvekkili şirket tarafından davalı ....A.Ş'ne teminat olarak verilmiş bir senet olup, muaccel, meşru bir alacağa mesnet teşkil etmediğini, ayrıca senedin tahrifata uğradığını, sahtecilik konusu olmakla batıl/geçersiz bir belge hükmünde olduğunu belirterek, 120.000,00 TL bedelli teminat senedi sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine, dava konusu senedin ve vaki takibin iptaline, icra dosyasına ödenen 150.137,61 TL'nin ve senet aslının kendilerine iadesine, haciz ve muhafaza tehdidi altında ödemek zorunda kalınan 40.000,00 TL'nin istirdadına, kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesinde harca esas dava değeri 120.000,00 TL olarak gösterilip, sadece bu değer üzerinden peşin nispi harç yatırıldığından, Mahkemece 30/11/2021 tarihi duruşma ara kararıyla davacı vekiline (150.137,61TL+ 40.000,00TL) = 190.137,61 TL dava değeri üzerinden eksik kalan harç tamamlattırılmıştır.Davalı .... A.Ş vekili, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinde teminat senedinin yanlışlıkla 120.000,00 TL olarak gösterildiğini, teminat bedelinin 200.000,00 TL olduğunu ve ...çeki ile verildiğini; davacının nakit sıkışıklığı nedeni ile müvekkili tarafından davacıya 100.000,00 TL banka havalesi ile 20.000,00 TL de nakit olarak borç verildiğini, borca karşılık olarak da dava konusu 120.000,00 TL bedelli senedin düzenlendiğini, tahrifat iddialarının da mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, 14/02/2014 havale tarihli dilekçesinde; dosyanın irtibatlı bulunduğu Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/147 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, tedbire itiraz dilekçesinde, davacının iddialarının kendisini bağlamadığını, ihtiyati haciz aşamasında 40.000,00 TL ödeme yapıldığını belirtmiştir.Mahkemece ilk olarak 2018/1339 Esas - 2022/173 Karar sayılı kararla; dava konusu senedin, davacı taşeron ...Şti. ile yüklenici .... A.Ş. arasında 03/04/2010 tarihinde düzenlenen sözleşmenin 11. maddesi gereğince sözleşmenin teminatı olarak verildiğinin sabit olduğu, senette tahrifata uğrayan kısmındaki, senedin teminat olarak verildiği ve 3. kişilere ciro edilemeyeceğinin yazılı kısmın davalı .... A.Ş. tarafından kesilerek senedin tedavüle konulduğu, senetteki tahrifat mutlak defi olarak herkese karşı ileri sürülebilse de söz konusu senet teminat senedi olmakla birlikte bu kısmın kesilmesi halinde senetteki zorunlu unsurlarda tahrifat bulunmaması da dikkate alındığında davalı ...'ün senedin teminat senedi olduğunu bilme imkanı olmadığı; bu konuda ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğunun tespit edilmediği; özel ilişkiye yabancı 3. kişi olup iyiniyeti devam ettiği, bile bile borçlu zararına hareket ettiğine dair somut bir delil de bulunmadığı; senedin teminat amacıyla verildiği yolundaki defi temel ilişkinin tarafları arasında dermeyan imkanını haiz bir şahsi defi olup bile bile borçlu zararına hareket ettiği ispatlanmadıkça 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, böyle bir durumda düzenleyenin senet bedelini iyiniyetli hamile ödemesi durumunda düzenleyen ödediği meblağ ile bu meblağı aşan tutarda zararını lehtar yahut önceki kötüniyetli hamilden talep edebileceği; söz konusu tahrifatı yapanın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/197 Esas sayılı dosyasında .... A.Ş yetkilisi ... olduğu, mahkemece dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ceza verildiği, mahkeme gerekçesinde tahrifatın sabit olduğu, ancak ...'nun vefat etmesi nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, ...'ün ise beraatine karar verildiği, buna göre bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı; bu durumda teminat senedi üzerinde tahrifat yaparak senedin teminat senedi değilmiş gibi tedavüle girmesine neden olan ...'nun iyiniyetli olmadığı ve davacıya karşı sorumlu olduğu, söz konusu senet nedeniyle davacının davalı ... A.Ş.'ye karşı sorumluluğu ve borcu bulunmadığı; 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesi hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği; takibin ... tarafından davacıya karşı yapıldığı; ...'ün iyiniyetli olduğu değerlendirilmekle davacının istirdat talebinin yerinde olmadığı; takibin iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığı; senedin iptali talebinin hamil tarafından istenebileceği, senet aslının iadesi talebinin imzaların istiklali prensibi gereğince kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılan davanın reddine; davalı .... A.Ş aleyhine açılan davanın menfi tespit talebi yönünden kabulü ile dava konusu 03/07/2010 keşide tarihli, 31/12/2010 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davacının davalı ... A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine; davacı tarafın istirdat, senedin ve takibin iptali ile senet aslının iadesine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı süresi içinde davacı ve davalı şirket vekillerince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Dairemizin 2023/104 Esas - 2023/195 Karar sayılı ilamıyla; Dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.maddesine göre, 120.000,00 TL teminatın verileceği kararlaştırılmış olup; yargılama sırasında davalı tarafça davacıya borç olarak verilen para karşılığı senedin düzenlendiği savunmasına ilişkin delil ibraz edilmediği ve savunması ispatlanamadığına göre mahkemenin senedin teminat senedi olduğu konusundaki kabulünün isabetli olduğu, ancak; mahkemece teminat olduğu kabul edilen senedin, sözleşmenin tarafı olan ....A.Ş tarafından ciro edildiği davalı ... ile arasındaki ticari ilişkinin varlığının incelenmediği, davacının delil listesinde her iki davalının ticari defter incelemesini delil olarak bildirmesine rağmen her iki davalı arasındaki ilişkinin varlığının değerlendirilmediği; davalıların ticari defterleri incelenerek taraflar arasında varlığı iddia edilen ilişki ve alacağa dayalı kayıtların bulunup bulunmadığı, senedin davalıların deffterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı ... tarafından dosyaya ibraz edilen faturalarda değerlendirilerek, dava konusu senedin davalıya ciro edildiği tarihte davalı ...'ün diğer davalıdan alacaklı olup olmadığı; bu şekilde davalının iyiniyetli alacaklı olup olmadığı hususunun araştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiş, tarafların diğer istinaf sebepleri incelenmemiştir.Kaldırma kararı sonrasında,Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde,
İSTİNAFA KONU KARARLA;Kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda; faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davalı tarafların yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davalılar arasındaki varlığı iddia edilen ilişki ve alacağa dayalı kayıtların bulunup bulunmadığının, senedin davalıların defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, dava konusu senedin davalıya ciro edildiği tarihte davalı ...'ün diğer davalıdan alacaklı olup olmadığının ve en nihayetinde davalının iyiniyetli alacaklı olup olmadığı hususunun tespit edilemediği şeklinde tespit ve görüşte bulunulduğu, 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesi uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamil olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda da ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığından davalının iyiniyeti ve kötüniyeti üzerine herhangi bir tespit yapılamadığı, TMK'nun 3. Maddesine göre; kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğu, iyiniyet karinesi gereğince kişinin iyiniyetli olmadığının karşı tarafça ispatlanması gerektiği, bu durumda davalı ...'ün iyiniyetli olmadığına dair bir delil bulunmadığından ona karşı açılan davanın reddine karar verildiği, istirdat talebi yönünden yapılan incelemede; takibin ... tarafından davacıya karşı yapıldığı, ...'ün yukarıda açıklanan nedenlerle iyiniyetli olduğu değerlendirilmekle davacının istirdat talebinin de yerinde olmadığı, bu durumda takibin iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığı, senedin iptali talebinin hamil tarafından istenebileceği, senet aslının iadesi talebinin imzaların istiklali prensibi gereğince kabul edilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki taleplerin de reddine karar verildiği gerekçesiyle, Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın menfi tespit talebi yönünden kabulü ile keşidecisi ... Şirketi, lehtarı ... Şirketi olan 03/07/2010 keşide tarihli, 31/12/2010 vade tarihli, 120.000,00TL bedelli senet nedeniyle davacının davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın istirdat, senedin ve takibin iptali ile senet aslının iadesine ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFLAR:
A-)Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Taraflar arasında 03.04.2010 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı ... A.Ş.'ye 120.000,00 TL bedelli, arka yüzünde "teminattır, devir ciro edilemez" şerhi bulunan teminat senedinin teslim edildiğini, senedin teminat senedi olduğunun teslim-tesellüm belgesi ile sabit olduğunu ve ceza soruşturmasında alınan grafoloji uzmanı raporuyla da doğrulandığını,Davacı şirketin alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, bunun üzerine açılan itirazın iptali davasının davacı lehine sonuçlandığını, davalı ... A.Ş.'nin açtığı maddi ve manevi tazminat davasının ise reddedildiğini,dolayısıyla taraflar arasındaki temel ticari ilişkinin ve davacı lehine verilen hükümlerin kesinleştiğini,Buna rağmen davalı şirket yetkilisinin dava sonuçlarını beklemek yerine teminat senedinin arka yüzündeki "teminattır, devir ciro edilemez" şerhini ortadan kaldırarak, gerçeğe aykırı keşide tarihi ve sahte kaşe kullanmak suretiyle senedi kambiyo senedi görünümüne dönüştürdüğünü, bu suretle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğini, muvazaalı ciro işlemleriyle senedin üçüncü kişiye devredilmiş gibi gösterildiğini ve davacı aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını,Senedin devredildiği ileri sürülen ... ile davalı şirket arasında gerçek bir temel borç ilişkisinin bulunmadığını, devrin muvazaalı olduğunu, davalıların iyi niyetli üçüncü kişi korumasından yararlanamayacağını, senedin sahtecilik suretiyle tedavüle çıkarıldığını,Açılan icra takibinde davacının ihtirazi kayıtla önemli miktarda ödeme yapmak zorunda kaldığını, tedbir kararı alınarak bakiye bedelin ödenmesinin engellendiğini, olay nedeniyle yapılan ceza soruşturması sonunda resmi evrakta sahtecilik suçundan kamu davası açıldığını, yargılama sırasında sanık ...'nun senedin değiştirildiğini ve teminat senedi olduğunu kabul ettiğini, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğunu ve bu hükmün kesinleştiğini, dolandırıcılık suçundan verilen kararın ise sanığın ölümü nedeniyle düştüğünü, böylece dava konusu senedin sahte olduğunun ceza mahkemesi kararıyla sabit hale geldiğini,Yerel mahkemece ceza dosyasında ... hakkında delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağı gözetilmeksizin, ceza dosyasındaki diğer maddi olgular ve kesinleşen sahtecilik mahkûmiyeti dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu,Aynı ceza dosyasında ... A.Ş. yetkilisi hakkında hem resmi belgede sahtecilik hem de dolandırıcılık suçları yönünden mahkûmiyet kararı verildiğini, resmi belgede sahtecilik suçunun kesinleşmesi karşısında senedin batıl, bedelsiz ve hükümsüz hale geldiğini, böyle bir senedi devralan kişinin Türk Ticaret Kanunu'nun iyi niyetli üçüncü kişilere tanıdığı korumadan yararlanamayacağını,Davalıların aralarındaki temel borç ilişkisini ispat yükü altında olmalarına rağmen bunu ispat edemediklerini, resmi belgede sahtecilik nedeniyle işlem temelinin çöktüğünü, davalıların ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine rağmen ibraz etmediklerini, bu nedenle ticari defterlerin ibraz edilmemesinin davalılar aleyhine delil olarak değerlendirilmesi gerekirken mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini,...'ün gerçekten ticari araç filosuna sahip olup olmadığı, davalı şirket adına taşımacılık yapıp yapmadığı ve senedi hangi hukuki ilişkiye dayanarak devraldığı yönünde talep edilen mali ve sosyal incelemenin yapılmadığını, buna rağmen mahkemenin davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı sonucuna ulaştığını, davalıların uzun yıllar boyunca temel borç ilişkisini dahi ortaya koyamadıklarını,Mahkemenin uyuşmazlığın özünü oluşturan resmi belgede sahtecilik olgusundan uzaklaşarak yalnızca senedin teminat senedi niteliğine odaklandığını, oysa asıl hukuki meselenin sahtecilikle kambiyo senedi görünümüne dönüştürülen bedelsiz bir senedin tedavüle çıkarılması olduğunu, sahte ve bedelsiz bir senette üçüncü kişinin iyi niyetinin korunmasının mümkün olmadığını, korunması gereken tarafın sahtecilik nedeniyle borçlu duruma düşürülen davacı olduğunu,Davacının haksız icra takiplerine maruz kaldığını, ticari itibarının zedelendiğini, takibin durdurulabilmesi için yüksek miktarda teminat yatırmak ve önemli ödemeler yapmak zorunda kaldığını, buna rağmen mahkeme kararının ceza mahkemesi kararlarını ve yerleşik içtihatları göz ardı ederek davalıların ortak kötüniyetine hizmet edecek şekilde tesis edildiğini belirterek,kararın kaldırılarak, menfi tespit, istirdat, takip ve takip dayanağı sahtecilik konusu teminat senedinin iptali ile kötüniyet tazminatı taleplerinin her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmesini, bu mümkün görülmez ise kararın kaldırılarak dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
B-)Davalı .... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesince davacının menfi tespit talebinin kabulüne, istirdat talebinin ise reddine karar verildiğini, menfi tespit talebinin kabulüne ilişkin hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini,Davacının, teminat senedinde tahrifat yapılarak ihtiyati haciz yoluna başvurulduğu ve baskı altında ödeme yapmak zorunda kaldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde mağdur algısı oluşturmaya yönelik abartılı ve gerçek dışı beyanlarda bulunulduğunu, mahkemenin davacının anlatımına itibar ederek hüküm kurduğunu,Mahkemenin, dava konusu senedin 03.04.2010 tarihli taşeronluk sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca teminat senedi olduğu ve senedin arka yüzünde "teminat olarak verilmiştir, üçüncü kişilere ciro edilemez" ibaresinin bulunduğu gerekçesiyle karar verdiğini, ancak sözleşmenin 11. maddesinde teminatın senet, teminat mektubu veya başka bir araçla alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle senedin teminat senedi olduğunun yalnızca davacının beyanlarına dayandığını, senedin teminat senedi olduğuna ilişkin kabulün maddi ve hukuki delille desteklenmediğini,Mahkemece senet üzerinde herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, senette tahrifat bulunup bulunmadığının bilimsel olarak araştırılmadığını, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki ceza davasında verilen mahkûmiyet kararının istinaf edilmesi ve sanığın vefatı nedeniyle ceza davasının düşmesi karşısında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararından söz edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemenin tahrifat olgusunu sabit kabul ederek eksik inceleme ile hüküm kurduğunu,Dava konusu senedin teminat senedi olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, senet üzerinde "teminat" ibaresinin bulunmasının tek başına yeterli olmadığını, teminat ilişkisinin hangi hukuki ilişkiye dayandığının ve senede açık şekilde atıf yapılan yazılı bir sözleşmenin bulunmasının zorunlu olduğunu, somut olayda sözleşmenin 11. maddesinde yalnızca genel nitelikte teminat düzenlemesi bulunduğunu, senede açık atıf yapılmadığını, bu nedenle senedin teminat senedi olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,6102 sayılı TTK'nın 776 ve 777. maddeleri ile İİK'nın 169/a maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları uyarınca bir bononun teminat senedi sayılabilmesi için hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile ispat edilmesi ve takip dayanağı senede açık atıf yapılmasının zorunlu olduğunu, somut olayda bu şartların hiçbirinin gerçekleşmediğini,İlk derece mahkemesinin istirdat talebini yalnızca ... yönünden değerlendirdiğini, oysa davacının istirdat talebini müvekkili şirket yönünden de ileri sürdüğünü, buna rağmen müvekkili şirket bakımından istirdat talebinin reddine ilişkin herhangi bir gerekçe oluşturulmadığını, ayrıca istirdat ve takibin iptali taleplerinin reddedilen kısmı yönünden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,kararın menfi tespit talebinin kabulüne ilişkin kısmı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin bölümlerinin kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, takibin iptali, senet nedeni ile ödenmiş olan bedelin iadesi talebine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Dava ilk olarak İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/94 Esas sırasına kaydedilmiş, mahkemece dosyanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/147 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildikten sonra, birleştirilen dava hakkında tefrik kararı verilerek mahkemenin 2018/1339 esas sırasına kaydedilmiştir.Taraflar arasında 03/04/2010 tarihli Muğla, Bodrum Yarımadası içme suyu arıtma tesisi inşaatı kapsamında mekanik ekipmanların temini ve montajı işlerinin yapılması konusunda yazılı eser sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenici ile dava konusu senet hakkında icra takibi yapan cirantadır. Sözleşmenin 8.maddesinde iş bedeli 1.650.000,00 TL + KDV olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 11.maddesine göre, 120.000,00 TL teminatın verileceği kararlaştırılmıştır.Davalı alacaklı ... tarafından borçlu ... şirketi aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile dava konusu edilen 03/07/2010 tanzim, 31/12/2010 vadeli 120.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak kambiyo takibi yapılmış; davacı ... şirketinin açtığı davada; İstanbul 16. İcra Mahkemesince 04/06/2013 tarih 2013/461Esas - 2013/760 Karar sayılı kararı ile takip dosyasına ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir.Dava konusu senede ilişkin olarak İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesine açılan 2017/541 Esas sayılı dosyasının İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/197 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucu 23/01/2020 tarih ve 2019/197 Esas - 2020/16 K sayı ile, sanık ...'ün üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle sanığın CMK.'nın 223/2-e maddesi gereğince üzerine atılı suçtan beraatine; sanık ...'nun üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi partı , vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu sabit görülmekle eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 158/1-d maddesi gereğince suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı suçun işlendiği yer ve zaman, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun konusunun önemve değeri gözönüne alınarak altsınırdan uzaklaştırmayı gerektiren nedenler bulunmadığından takdiren 3 yıl hapis ve 5 gün birimi adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21 Ceza Dairesi'nin 28/05/2021 tarih ve 2020/1470 Esas - 2021/1067 Karar sayılı kararı ile "ilk derece mahkemesi kararındaki sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak yerine; UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanık ...'nun hüküm tarihinden sonra 19/12/2020 tarihinde öldüğü anlaşılmakla TCK'nın 64/1 ve CMK'nın 223/8.maddeleri uyarınca sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının düşmesine," fıkrası eklenmek suretiyle sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine temyiz yolu açık karar verilmiş; kararın kesinleştiği Uyap üzerinden yapılan incelemede anlaşılmıştır.Mahkemece kaldırma sonrası alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı ...'ün 08.09.2023 tarihinde yapılan ticari defter incelemesine katılmadığı, yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, bu nedenle ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, davalı .... A.Ş.'nin de 08.09.2023 tarihli incelemeye katılmadığı, vekilince ticari defterlerin Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/402 Esas sayılı dosyasında bulunduğunun bildirildiği ve yerinde inceleme talep edildiği, bilirkişi tarafından 11.09.2023 ve 10.10.2023 tarihlerinde inceleme yapılması amacıyla davalı vekiliyle iletişime geçildiği, 2010-2013 yıllarına ait ticari defterlerin inceleneceğinin bildirildiği, ancak 11.10.2023 tarihinde ticari defterlerin saklama süresinin dolduğu ve defterlere ulaşılamadığı yönünde beyanda bulunulması nedeniyle davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının da incelenemediği, bu nedenle her iki davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, HMK'nın 222/5. maddesinde ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde ibrazını talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağına ilişkin düzenlemenin bulunduğu hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı, dosya kapsamında yalnızca davalı ... tarafından ibraz edilen belgelerin incelenebildiği, bu belgeler arasında davalı .... A.Ş. adına düzenlenmiş 2011 yılına ait KDV dâhil toplam 221.486,00 TL bedelli iki adet fatura bulunduğu, bunlardan 21.04.2011 tarih ve ... sayılı faturanın 103.486,00 TL, 31.05.2011 tarih ve ... sayılı faturanın ise 118.000,00 TL tutarında olduğu, söz konusu faturalarda mal ve hizmet açıklamaları ile miktar ve birim fiyat bilgilerinin yer aldığı, ancak teslim eden ve teslim alan bölümlerinin bulunmadığı, teslim ve tesellüme ilişkin imza içermediği, ayrıca bu faturaların tarafların ticari defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriğinin kabul edilmiş sayılacağına ilişkin hükmün bulunduğu belirtilmekle birlikte, ticari defterler incelenemediğinden bu hükmün somut olaya uygulanmasına ilişkin değerlendirme yapılamadığı, sonuç olarak, davalılar arasında iddia edilen ticari ilişkinin ve alacağın ticari defter kayıtlarıyla doğrulanıp doğrulanamadığının, dava konusu senedin davalıların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, senedin davalı ...'e ciro edildiği tarihte ...'ün diğer davalıdan gerçekten alacaklı olup olmadığının ve nihayet davalı ...'ün iyi niyetli alacaklı sayılıp sayılamayacağının tespit edilemediği, bu hususlarda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Davacı vekili; taraflar arasında 03.04.2010 tarihli eser sözleşmesi kapsamında verilen 120.000,00 TL bedelli teminat senedinin, arka yüzünde yer alan "teminattır, devir ciro edilemez" şerhi kesilmek suretiyle tahrif edilerek davalı ...'e ciro edildiğini ve onun tarafından da takibe konulduğunu, gerçekte davalılar arasında herhangi bir temel alacak ilişkisi bulunmadığını, senedin muvazaalı biçimde tedavüle çıkarıldığını ileri sürerek, menfi tespit, takibin iptali, senet nedeni ile ödenmiş olan 150.137,61 TL'nin iadesi talebinde bulunulmuştur.Davalı .... A.Ş. vekili ise senedin teminat senedi olmadığını, davacıya verilen borç karşılığında düzenlendiğini savunmuş, davalı ... de senedi gerçek bir alacağa karşılık ciro yoluyla iktisap ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince verilen ilk karar Dairemizce kaldırılmış; kaldırma gerekçesinde, senedin teminat senedi olduğu yönündeki mahkeme kabulünün dosya kapsamına uygun bulunduğu belirtilerek yalnızca davalılar arasındaki gerçek ticari ilişkinin, senedin davalıların ticari defterlerine kayıtlı olup olmadığının ve ...'ün ciro tarihinde gerçekten alacaklı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.Mahkemece kaldırma kararına uyularak mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ise de; bilirkişi raporunda her iki davalının ticari defterlerinin incelenemediği, ...'ün incelemeye katılmadığı, ... A.Ş.'nin ise defterlerini ibraz etmeyerek daha sonra saklama süresinin dolduğunu bildirdiği, bu nedenle davalılar arasındaki ticari ilişkinin, dava konusu senedin ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığının, ...'ün gerçekten alacaklı olup olmadığının ve iyiniyetli hamil sıfatını taşıyıp taşımadığının tespit edilemediğinin açıkça belirtildiği görülmektedir.Bilirkişi raporunda yalnızca ... tarafından dosyaya sunulan iki adet fatura incelenmiş ise de, bu faturalarda teslim ve tesellüme ilişkin imza bulunmadığı, taraf ticari defterlerine işlenip işlenmediğinin belirlenemediği, dolayısıyla bu belgelerin davalılar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunduğunu ispata elverişli olmadığı açıkça ifade edilmiştir.Bu durumda kaldırma ilamında araştırılması istenilen hususlar yönünden davalılar lehine herhangi bir ispat ortaya konulamamıştır. Aksine dosya kapsamından; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca 120.000,00 TL teminat verilmesinin kararlaştırıldığı, dava konusu senedin bu sözleşme kapsamında düzenlendiği, senedin arka yüzünde "teminattır, devir ciro edilemez" şerhinin bulunduğu, bu kısmın sonradan kesilerek senedin kambiyo senedi görünümünde tedavüle çıkarıldığı, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen ceza yargılamasında senedin tahrif edildiğine ilişkin maddi olgunun kabul edildiği ve ... A.Ş. yetkilisi ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar ... hakkında beraat kararı verilmiş ise de, beraat kararı onun senedi gerçek bir temel alacağa dayanarak iktisap ettiğini göstermemektedir. Nitekim Dairemizin kaldırma ilamında da araştırılması istenilen husus, beraat kararı değil, davalılar arasındaki gerçek ticari ilişkinin varlığıdır. Davaya konu yeniden alınan mali bilirkişi raporu ise, bu ilişkinin varlığını doğrulayamamış; tam tersine, davalıların ticari defterlerini ibraz etmemeleri nedeniyle bunun tespit edilemediğini ortaya koymuştur. 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca tacir olan tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçınması hâlinde, ibrazını isteyen tarafın iddiası ispat edilmiş sayılır. Somut olayda her iki davalı da ticari defterlerini incelemeye sunmamış; böylece kaldırma ilamında araştırılması istenen temel alacak ilişkisini ispat imkânını bizzat ortadan kaldırmışlardır. Bu nedenle davalılar arasında dava konusu ciroya esas teşkil eden gerçek bir temel ticari ilişkinin bulunduğu ve ...'ün senedi gerçek bir alacağa dayanarak iktisap ettiği ispatlanamamıştır.6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde düzenlenen iyiniyet korumasından yararlanılabilmesi için hamilin senedi gerçek bir hukuki ilişkiye dayanarak ve ağır kusuru bulunmaksızın iktisap etmiş olması gerekir. Somut olayda ise davalılar arasındaki temel ilişkinin varlığı dahi ispatlanamamış olup, kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonunda bu hususta hiçbir olumlu tespit elde edilememiştir. Bu durumda yalnızca TMK'nın 3. maddesindeki soyut iyiniyet karinesine dayanılarak ... lehine sonuç çıkarılması mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle, davalı ...'ün iyiniyetli hamil olduğunun ispatlanamadığı, dava konusu senedin teminat senedi niteliğini koruduğu, muvazaalı ciro ile tedavüle çıkarıldığı, davacının dava konusu senet nedeniyle davalılara borçlu bulunmadığı, davacının menfi tespit, takibin iptali, istirdat, senet aslının iadesi ve kötüniyet tazminatı istemlerinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Davalı .... A.Ş.'nin teminat senedini ancak şartları gerçekleşirse kullanması gerekirken, bunu gözetmeksizin söz konusu senedi tahrif ederek diğer davalı ...'e ciro ettiği ve davacının ciro edilen ve tahrifatlı teminat senedini ödemek durumunda kaldığı, dolayısıyla davalı .... A.Ş.'nin bu şekilde TBK’nun 77 ve devamı maddeleri kapsamında sebepsiz zenginleştiği, senet bedelini ödeyen davacının davalı .... A.Ş.'ye rücu hakkı bulunduğu, davalı ...'ın ödenen senet bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu, davacının icra takibine istinaden ödediği toplam 190.137,61 TL'nin TL’nin, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/4073 Esas - 2022/5938 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, dava konusu haksız ödenen alacağın geri ödenmesine ilişkin davalıya dava tarihinden önce ihtar vs. gönderilerek talepte bulunulmadığından, dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılaradan istirdadının gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu itibarla davalı .... A.Ş. vekilinin, senedin teminat senedi olmadığına ve mahkemenin bu yöndeki kabulünün hukuka aykırı bulunduğuna ilişkin istinaf sebepleri, Dairemizin önceki kaldırma ilamında da açıkça değerlendirildiğinden yerinde görülmemiş; davacı vekilinin istinaf sebeplerinin ise yerinde olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı .... A.Ş vekilinin istinaf talebinin reddi, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir eksiklik bulunmadığından, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın menfi tespit, takibin iptali, istirdat ve senet aslının iadesi istemleri yönünden tümüyle kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.Dava konusu bononun teminat bonosu olduğu halde davalı ... tarafından keşideci davacı şirket aleyhine kambiyo takibi başlattığı tespit edilmekle, davalı ...'ün haksız ve kötü niyetli olduğunun ispatlandığı kabul edilerek, davacının talebi doğrultusunda bu davalı aleyhine İİK'nın 72/5. Maddesi gereğince kötüniyet tazminatına da hükmedilmiş, ancak takibi yapan davalı ... şirketi olmadığından, aleyhine sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde istirdat hükmü kurulduğundan, takip alacaklısı olmayan bu davalı hakkında İİK ’nun 72/5. maddesi kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
3-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/12/2023 tarih ve 2023/257 Esas, 2023/1066 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-Davanın KABULÜNE,
5-Keşidecisi davacı ... Şirketi, lehtarı davalı ... Şirketi olan 03/07/2010 keşide tarihli, 31/12/2010 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının TESPİTİNE,
6-Davalı ... tarafından davacı ... Şirketi aleyhine bu sende dayalı olarak İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin İPTALİNE ve senet aslının davacıya İADESİNE,
7-Davacı tarafından icra dosyasına ödenen 150.137,61 TL ile elden ödenen 40.000,00 TL toplamı 190.137,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-)Davacının kötüniyet tazminatı talebinin davalı ... mirasçıları bakımından kabulü ile takip konusu asıl alacağın %20'si oranındaki 24.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalı ... mirasçılarından alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-)Davacının kötüniyet tazminatı talebinin davalı .... A.Ş. bakımından yasal şartları oluşmadığından REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 12.988,30 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.049,30 TL harç ile 1.350,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 9.589,00 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından sarf edilen 90,00 TL posta masrafı, 1.350,00 TL tamamlama harcı 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.964,30 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 44,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.213,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılması gereken 8.197,20 TL istinaf karar harcından peşin yatan 2.049,30'TL nin mahsubu ile bakiye 6.147,90 TL harcın davalı ... Şirketinden alınarak HAZİNEYE GELİR İRADINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.