Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1357 E. 2026/1375 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1357
- Karar No
- 2026/1375
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1357
KARAR NO : 2026/1375
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (kapatılan)istanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/07/2024
NUMARASI : 2019/747 E. - 2024/580 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ilkokul 1. sınıfta trafik kazası geçirdiğini bu tarihten sonra kekelemeye başladığını, o yıllarda bir ay psikiyatri tedavi görmüşse de kekelemesinin hiçbir zaman düzelmediğini, 42 yaşında davalı ... ile evlendirildiğini, ...'ın maaşlarını aldığı kartın bu dönemde ...'da olduğunu, tarafların ... tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, kararın 08.09.2015 tarihinde kesinleştiğini, boşanmaya ilişkin gerekçeli kararın tebliğinden sonra ...'ın , ...'ı yine kandırarak, notere götürdüğünü ve Kadıköy 21. Noterliği 31.07.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnameyi aldığını, anılan vekaletname ile ...'dan mirasçılık belgesi alma ve satış vaadi sözleşmesi yapma yetkilerini aldığını, vekaletname sureti incelendiğinde sol alt köşede ...'ın el yazısı ile "... eşimdir" yazdırıldığı görüleceğini, vekaletnamenin alındığı gün huzurdaki dava konusu senetlerin de davalı müvekkile zeka geriliğinden faydalanılarak imzalatıldığını, vekalet ile ...'a babasından kalan Osmaniye'deki yeri satmayı planladığını, dava konusu senetlere dayanılarak 05.10.2015 tarihinde icra takibi başlatılması neticesinde, ...'ın senetlerden haberdar olduğunu, 13.10.2015 tarihinde Kadıköy 21. Noterliği 13.10.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı azilnamesi ile ...'ın azledildiğini, ...'ın zeka geriliği nedeniyle kandırılmaya çok müsait olduğunu, 2001 yılında işyerindeki şefi için 5 bankaya kefil olmuş, borcun asıl borçlu tarafından ödenmemesi nedeniyle, aile o dönemde de ciddi sıkıntılar yaşandığını, evlilikleri döneminde davalı ..., ...'a defalarca bankalardan kredi çektirdiğini, ayrıca ptt yardım sandığındaki paralarını da aldığını, bankadan alınan kredilerin ödemesi de yine ... tarafından yapıldığını, ...'ın boşanma davasının açılmasını müteakip, "kenarda biriktirdiği" nafaka alacağı için icra takibi yapması ve fazla talebin iptali için açılan davadan da ...'ın davadan feragat ettirilmesi neticesinde ödenmesi gereken 73.386,77 TL"haksız" borç meydana geldiğini, ..., annesi, kardeşi ve yeğeninin sokakta kalmayacakları, kızının da haklarının korunacağı şekilde, dava konusu evdeki kardeşine ait hisseyi bedeli mukabilinde almaya karar verdiğini, taraflar arasında yapılan protokol neticesinde, ...'ın icra borcunun ödenmesi, önceden aldığı borçlar, davalar için ... tarafından ödenen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, tapu harçları ve artı 45.000 TL nin ...'a ödenmesi kararlaştırılmış ve devir yapıldığını, ... kardeşi ...'ın kısıtlanması ve kendisine vasi olarak atanması talebiyle, 01.07.2016 tarihinde, İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/923 e. sayılı davasını açtığını, davacının kısıtlanmasına karar verildiğini, dava konusu senetlerden davacı müvekkilin ailesinin ancak takip yapılmasıyla haberi olduklarını, davalı ... 05.10.2015 tarihinde 15.01.2014 düzenleme ve 15.03.2014 vade tarihli 50.000-ytl ve 15.01.2014 düzenleme ve 15.04.2014 vade tarihli 50.000-ytl bedelli senetlere dayanarak İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü ... e. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, mezkur senetlerin düzmece olduğunu, davalı ...'ın davacı müvekkilin zeka geriliğinden faydalanarak onu alabildiğine suistimal etmek suretiyle kendisine bugüne değin yaptıklarını açıkça ortaya koyduğunu, dava konusu alacak gerçek bir alacak olmadığını, davanın kaynağını oluşturan senetler, davalı müvekkilin bahsi geçen rahatsızlığı açıkça suistimal edilerek, dava konusu taşınmazın devrinden sonra, 31.07.2015 tarihinde, ... isimli eski eş tarafından imzalatıldığını, gerek senetlerin gerçekte imzalatıldığı 31.07.2015 tarihinde boşanma kararının kesinleşmemiş olması gerekse senetler üzerindeki gerçeğe aykırı olarak yazılan düzenleme tarihinde davacı müvekkil ile davalı ... ... Evli olduğunu, davacı müvekkilin davalı ...'a borcu olmadığı gibi olması da mümkün olmadığını, senetlerde yapılacak imza incelemesi ile senetlerin ne zaman imzalanmış olduğu ortaya çıkarılacağını, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, dava konusu senetler nedeniyle müvekkilin bir borcu olmamakla birlikte, davalı ...'in davalı ... ile işbirliği içinde olduğunu, bu senetleri eski eş ...'dan neye dayanarak ve ne zaman aldığını, ...'ın hiçbir mal varlığı olmamasına rağmen, bu şahıs ile 100.000 TL lik borç-alacak ilişkisini ne karşılığında neye güvenerek kurduğunu, davalılar arasında dava konusu senetlerin devrini gerektirecek hiçbir gerçek hukuki ilişki olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, dava konusu istanbul anadolu 20. icra Müdürlüğü ... e. sayılı dosyasındaki takibin davacı müvekkilin ayırt etme gücünden yoksun olması ve bu durumun kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, mahkeme aksi kanatte ise icra veznesine yatacak paraların davalı ...'e ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, İstanbul Anadolu 20. icra müdürlüğü ... e sayılı dosyasında davalı ... tarafından dava tarihi itibariyle tahsil edilen 39.350,00 TL'nin istirdatı ile davacı müvekkile ödenmesine, bakiye dosya borcu yönünden davacı müvekkilin davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı ...'in takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, haksız olarak başlatılan İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibinin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacaklısı olduğu İstanbul Anadolu 20. İcra Müd. 'nün ... Esas sayılı dosyasına konu 2 adet senetle ilgili 4 senedir icra takip işlemleri yapıldığını,. Davacının vasisi olan ... ile davacı arasındaki muvazaalı tapu satış işleminin iptali için İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/282 Esas sayılı dosyası ikame edilmiş olup hala derdest olduğunu, davacının taşınmazı kardeşi olan vasiye mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, gerçek bir satış iradesi bulunmadığını, davacının vasisi 4 senedir icra takibinden ve işlemlerden haberdar olmuşsa da şimdi harekete geçmiş ve hayal ürünü iddialarla menfi tespit davası açtığını, Vesayet altına alınan ...'ın maaşına 4 yıldır haciz uygulandığını. Kendisi Posta Teşkilatı'nda memur olarak çalıştığını, Dolayısıyla davacının borçlarından kurtulmak için Mahkemeyi yanıltmak ve usulsüz yollara başvurmak suretiyle vesayet kararı çıkarttığını, huzurunuzdaki menfi tespit davasını açtığı açıkça ortada olduğunu,. davalı ... (...) ... ile ilgili yazılanlar hakkında taraflarında bir malumat bulunmadığını,. Ancak davacının vasisi ile ortak menfaat içerisinde hareket ettiği sabit olduğundan bahsi geçen iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini Davacının vesayet altına alınması gerektiği düşünülecek olsa dahi senetlerin tanzim tarihi 2014'tür. 2014 yılında davacı hakkında alınmış bir vesayet hükmü bulunmadığını, bulunmuş olsaydı dahi müvekkilimin bu durumu bilebilme olanağı kesinlikle olmadığını, Müvekkilim inşaat malzemeleri satan bir şirketin sahibi olup diğer davalı ...'ı da bu vesile ile tanıdığını müvekkilinin verdiği borcun geri ödenmemesi üzerine senetleri icra takibine koyduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacının evliliklerindeki olumsuzlukların kaynağı dava dilekçesinde de izah edildiği gibi davacının borçları olduğunu, evlilikleri boyunca davacının tüm borçlarını müvekkili ödediğini, davacının iddia edilen dönemde karşılıklı açılan tüm davalarda kendisini vekille temsil ettirdiği, vekilin veya sözde vasisi ablasının, bu dönemde yapılan işlemlere muhalefet etmediği ortada olduğunu, davacının akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasında bulunulmuş ancak davacının sözde vasisi olan ... ile yapılan davacıya miras kalan gayrimenkulün devri ile ilgili imzalanan protokol ve tapu devrinin geçerli olduğu varsayıldığını, Davacı ... hala PTT'de devlet memuru olarak görev yaptığını, Vesayet kararının borçlardan kurtulmaya yönelik davacı ve vasisinin ortak işbirliği içinde alındığı açıkça ortada olduğunu. Senetlerin tanzim tarihi 15.01.2014'tür. Bir an alınan vesayet kararının geçerli olduğu kabul edilse dahi vesayet kararı 2018 yılında alındığını, 2014 yılında imzalanan bir senedin irade dışı imzalandığının kabulü mümkün olmadığını, davacının akıl sağlığı hala yerinde olup çalıştığı kurumda işine devam etmekte hayatını tek başına devam ettirdiğini, İcra takibinden ve icra işlemlerinden 4 yıl sonra açılan menfi tespit davasının, davacı ile vasisine açılan tasarrufun iptali davasından sonrasına denk gelmesi, davacının ve vasisinin iş birliği içerisinde kötü niyetli dava ikame ettiklerinin ispatı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki hikayelerin neresinden tutsanız elinizde kaldığını, Hayal ürünü iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacının imza itirazını ve diğer geçersizlik iddialarını kabul etmediklerini, senedin geçerli bir borç ilişkisi için verildiğini, İmza davacının imzası olduğunu, müvekkilinin davacıya verdiği nakit para karşılığı senet almış ve borçlu olduğu diğer davalı ...'e ciro ettiğini, Takip tarihinden 4 yıl sonra açılan menfi tespit davasının kötü niyetli olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "1-Davanın REDDİNE,
2- Şartlar oluşmadığından davalılar lehine tazminat hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın gerekçesinin Atk 4. İhtisas Kurulu'nun tarafından hazırlanan raporlardan oluştuğunu, söz konusu raporların bilirkişi niteliği taşımadığını, müvekkili ...'ın akli melekelerinin yerinde olmadığına dair 17/11/2017 tarihli sağlık kurulu raporu bulunmasına rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, 23/6/2023 tarihli dilekçede sunulan itirazların dikkate alınmadığını, 20/2/2024 tarihli raporun ise mahkemenin 10/11/2023 tarihli ara kararına rağmen önceki raporun aynısı olduğunu ve hiçbir bilimsel analiz içermediğini, bilirkişi kurulunun mahkeme talimatlarına aykırı hareket ettiğini, davalı ... tarafından müvekkilinin dolandırıldığını ve senet imzalatıldığını, 7/7/2023 tarihli duruşmada müvekkilinin durumunun mahkemece bizzat gözlemlendiğini, söz konusu raporların hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporlarına dayanan ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü eksik inceleme ve gerekçeli karar eksikliği iddialarının hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğunu, davanın icra takibine esas borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, ...'ın senedin imzalandığı tarihte ayırt etme gücünden yoksun olduğuna dair hiçbir emare bulunmadığını, bu hususun Adli Tıp Kurumu raporlarıyla doğrulandığını, davacı ve vasisi ...'ın kendi aralarındaki satış işleminin geçerliliğinden kuşku duymayıp müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasına konu senetle ilgili kötü niyetli dava açtıklarını, vasi ...'ın vasilik görevini kötüye kullandığını, takip tarihi ile dava tarihi arasında 4 yıl bulunduğunu, borçtan en başından beri haberi olan ...'ın 4 yıl sonra harekete geçmesinin kötü niyetin göstergesi olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, ayırt etme gücü bulunmadığı ileri sürülen davacı tarafından imzalanan iki bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali, tahsil edilen tutarın istirdadı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının zeka geriliği ve akıl zayıflığı nedeniyle kandırılmaya elverişli olduğunu, eski eşi davalı ...’ın bu durumdan yararlanarak gerçekte 31.07.2015 tarihinde müvekkiline, üzerilerinde 15.01.2014 düzenleme tarihleri ile 15.03.2014 ve 15.04.2014 vadeleri yazılı, her biri 50.000,00 TL bedelli iki bono imzalattığını ve bonoları diğer davalı ...’e ciro ettiğini ... tarafından bonolara dayanılarak başlatılan takibin muvazaalı olduğunu, davalıların iş birliği içinde hareket ettiklerini belirterek tahsil edilen 39.350,00 TL’nin istirdadına, kalan borç yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibin iptaline ve takip alacaklısı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyasında davalı ... tarafından 15.01.2014 düzenleme tarihli 50.000,00 TL bedelli iki bonoya dayalı olarak 100.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 116.869,53 TL nin tahsili amacıyla davacı ve ... aleyhine takip başlattığı görülmektedir.
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, davacıda fiil ehliyetini etkileyerek şuur ve hareket serbestisini, olayları kavrama ve sağlıklı sonuçlara varma yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak derecede akıl hastalığı, zekâ geriliği ya da demans bulunmadığı, davacının menfaatlerini anlayabilecek, telkinlere karşı koyabilecek ve özgür iradesiyle işlem yapabilecek durumda olduğu 31.07.2015 tarihi itibarıyla fiil ehliyetine sahip olduğu belirtilmiş, Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 20.02.2024 tarihli raporunda aynı sonuç tekrarlanmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacının 31.07.2015 tarihi itibarıyla fiil ehliyetine sahip bulunduğu davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili karara karşı istinaf talep etmiştir.
Bilindiği üzere davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacaktır. Ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye eylem ve işleme göre değişmesi ve yasal zorunluluk sebepleri ile ( TMK 409/2) akıl hastalığı ve akıl zayıflığının, son derece uzmanlık gerektiren tıbbi bir konunu olması nedeniyle bu konuda en yetkili kurum olan ATK 4. İhtisas dairesinin vereceği uzman bilirkişi raporu ile tespiti zorunludur.
Yukarıda değinilen ilkeler ve yargısal uygulamalara uygun şekilde mahkemece ehliyetsizlik iddiası yönünden inceleme yapıldığı, ATK 4. İhtisas dairesininden ve itiraz üzerine ATK üst kurulundan rapor alındığı ve davacının senetlerin düzenlendiği ileri sürdüğü tarihte fiil ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, bu yöndeki ATK raporlarının hükme esas alınması gerektiği açıktır. Somut olayda davacının fiil ehliyetinin bulunduğu, senetlerin zorunlu unsurlara sahip bono niteliğinde olduğu, imzanın inkar edilmediği, senedin geçersiz olduğu, bedelsiz olduğu ve hamilin senedi kötüniyetle iktisap ettiğine dair iddiaların ispatlanamadığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun (kapatılan)istanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2024 tarih ve 2019/747 E., 2024/580 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026