Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/914 E. 2026/1042 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/914
- Karar No
- 2026/1042
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/914 - 2026/1042 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/914 KARAR NO : 2026/1042
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2025 NUMARASI : 2024/390 ESAS - 2025/362 KARAR
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plaka sayılı aracın 28/10/2022 tarihli kazada hasara uğradığını belirterek, şimdilik 130.000,00 TL değer kaybı ile 100,00 TL araç mahrumiyeti alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazları bulunduğunu, STK'da yapılan bilirkişi incelemesinde değer kaybının tespit edildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın belirsiz alacak olarak açılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilecek olması durumunda iskonto dahil hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, bilirkişi raporunda, reel piyasa koşullarına göre yapılan değerlendirmeye göre davacıya ait araçta hasarlara bağlı olarak meydana gelen değer kaybı miktarının 300.000,00 TL olduğu, onarım süresinin 25 gün olduğu ve bu süre içerisindeki araç mahrumiyet alacağının 25.000,00 TL olduğu şeklinde görüş bildirildiği, Sigorta Tahkim Heyeti için rapor düzenleyen bilirkişi ile mahkeme için düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki aykırılığın giderilmesi amacı ile bu kez 09/03/2025 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi, davacı aracında kaza nedeni ile oluşan değer kaybı yönünden sigorta tahkim heyeti bilirkişisi ile aynı görüşü benimseyip, 263.000,00 TL değer kaybı oluştuğu şeklinde görüş bildirdiği, uyuşan bilirkişi raporları dikkate alındığında davacıya ait aracın davaya konu trafik kazası sonucu oluşan hasarlara bağlı olarak 263.000,00TL değer kaybına uğradığı, sigorta şirketinin yaptığı ödeme dışında kalın 163.001,00 TL değer kaybı ile 25.000,00 TL olarak belirlenen araç mahrumiyet giderinin davalıdan tahsili gerektiği kabul edildiği gerekçesiyle; "163.001,00 TL değer kaybı ve 25.000,00TL araç mahrumiyet gideri olmak üzere toplam 188.001,000TL tazminatın 28/10/2022 kaza tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; HMK uyarınca haksiz fiilden kaynaklı açılacak davalarda yetkili mahkeme haksız fiilin meydana geldiği yer olduğunu, bu nedenle huzurdaki dosyada yetkili mahkemenin Kütahya Mahkemeleri olduğunu, yetkiye itiraz edilmesine rağmen mahkemece itirazın değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bilirkişinin genel kabule dayanan kararı gereğince Sigorta Tahkim Heyetinin aldığı raporu doğru kabul ettiğini, araç mahrumiyet bedeli hususunda ise, aracın 25 gün boyunca tamiratta beklemesinin müsebbibinin müvekkili olmadığını, davacı tarafın aracını hemen tamir ve tadilat yaptırabileceği kendi markasının bulunduğu servise götürmüş olsaydı en fazla 2-3 gün içinde aracın tamiratı yapılacağını, mahkeme; faiz hususunda haksız fiil sebebiyle zararın oluştuğundan bahisle avans faiz uygulanmasına karar vermişse de, kararın hatalı olduğunu, haksız fiillerde kural olarak kanuni faiz uygulanacağını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemidir. Yetkiye ilişkin olarak, 6100 sayılı HMK'nın 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir." hükmü yer almaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde; "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamına göre davalının ticaret siciline kayıtlı adresinin Ankara Adliyesinin yetki alanı içerisinde kaldığının anlaşılmış olmasına göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Kural olarak işleten, sürücünün kusuru oranında zarar gören üçüncü kişilere karşı sorumlu olup, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı da işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmektedir. Somut olayda, tahkim dosyasının bu dosya açısından güçlü delil mahiyetinde olacağı ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de giderildiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Araç mahrumiyet zararına gelince, Borçlar Hukuku’na göre, bir şey hasar gördüğü zaman, onun kullanılamamasından doğacak olan zarar, bu zarardan sorumlu kişiden talep edilebilir. Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre, Kanun'da aksine bir hüküm olmadığı takdirde, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu nedenle, araç mahrumiyeti sebebiyle olduğu iddia edilen zarara dair deliller ibraz edilmeli, zarar gördüğünü iddia eden tarafın ne iş yaptığı, aracını ne maksatla kullandığı, eviyle işi arasında kat ettiği mesafe belirlenmeli, araç kullanılırken yapılması gereken zorunlu giderler de belirlenecek olan zarardan indirilmelidir. Aracın ne kadar süre içerisinde tamir edileceğine dair, bilirkişi raporu da düzenlenmesi gerekmektedir. Eğer, araç mahrumiyetine dair delil sunulamıyorsa, bu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi 2. fıkrasına göre, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmesi gerekmektedir (T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2015/17333 K. 2016/3648 T. 23.3.2016) Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, davacı, kaza neticesinde, aracın hasarlandığını ve kullanılamadığını kanıtlanması durumunda, aracın makul onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan araç mahrumiyet zararlarını talep edebilir. Davacıdan ayrıca bu dönem için araç kiraladığına yönelik belge sunması istenemez, mahkeme bilirkişiden alınacak rapor ile aracın makul onarım süresini tespit ederek, bu süre zarfında araç mahrumiyeti nedeniyle uğrayacağı zarar ve talep çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmelidir. Bu nedenle, araç mahrumiyetine ilişkin belirleme de yerindedir. Faiz türüne ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2022 tarih ve 2020/(17)4-170 Esas, 2022/698 Karar sayılı ilamında; “Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. ...16.Kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 3. maddesinde ticari işler; “Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir.” şeklinde açıklanmıştır.17. Kanun’un “Ticaret karinesi” başlıklı 21. maddesi ise; “Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Şu kadar ki;hakiki şahıs olan bir tacir, muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele, fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç adi sayılır....Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmü bulunmaktadır. İşletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda; her iki aracın da şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla, avans faizine hükmedilmesi yerindedir. Belirtilen nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 12.842,35 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 6.422,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.420,35 TL harcın tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın tebliği ve harç-masraf iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.