Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/460 E. 2026/1357 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/460
- Karar No
- 2026/1357
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/460 - 2026/1357 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/460 KARAR NO : 2026/1357
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.12.2024 NUMARASI : 2021/405 Esas 2024/719 Karar
DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 VEKİLİ : Av. : 2- VEKİLİ : Av.
: 3- VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNANLAR : 1 - : 2 - : 3 - DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.09.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ...Şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 02.07.2020 tarihinde, davalı... Şirketi'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ... Şirketi'ne ait, davalı ...'in idaresinde bulunan ... plakalı aracın, davacı küçük ...'in kullandığı bisiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın ve bakıcı giderleri ile tedavi giderlerinin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacı...için 200.000,00 TL, babası ...için 75.000,00 TL, annesi ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricinde kalan davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini, sürekli işgöremezlik tazminatı için 105.352,99 TL’ye, bakıcı gideri için 2.055.339,83 TL’ye yükseltmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibari ile davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sorumluluğunun sigortalı aracı kullanan sürücünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sınırlı olduğunu, davacının gelir durumu ve maluliyet raporunun zararın belirlenmesinde etkili olduğu için sağlıklı olarak saptanması gerektiğini belirterek bu araştırma sonucuna göre geçici iş göremezlik talebi de reddedilerek karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...LTd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait aracın yıllardır dava dışı ... Limited Şirketi tarafından kiralanıp işletildiğini, bu nedenlerle davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, aracın davalı sürücü ...'e kendilerinin onayı olmadan teslim edilip kullanılmasına izin verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., tebliğ edilen dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacı....’in %80 oranında, davalı sürücünün %20 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafca aracın dava dışı şirkete kiralandığına ilişkin bir belge sunulmayıp, delil olarak adi yazılı Araç Teslim Belgesi başlıklı tarihsiz belgeye dayanmış olup, söz konusu belgede, şoför adı ... ve ...olarak geçmekte, kiracı olarak ise yine ... adına yer verilmekte olup, aracın çıkış tarihi 30.06.2020, dönüş tarihi ise 05.07.2020 olarak belirlenmiş olmakla, söz konusu belgenin davalı şirketi 02.07.2020 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili sorumluluktan kurtaracak uzun vadeli ve geçerli bir kira sözleşmesi içeriği taşımadığı gibi dava dışı şirketin adı dahi geçmemekte olup, vergi ödemesi, sigorta poliçesi ve benzeri kira sözleşmesinin teyidi olan herhangi bir belge de sunulmamış olmakla, davalı şirketin kiralamaya dayalı kaza nedeniyle tazminattan sorumlu olmadıkları savunmasına itibar edilmediği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %96 oranında olduğunun ve sürekli bakıma muhtaç olduğunun belirlendiği, davacının sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacılar vekilinin, davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiği, davacının kazada yaralanması nedeniyle TBK’nın 56. maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; 200.000,00 TL manevi tazminatın (davacılardan ... için 100.000,00 TL,...için 50.000,00 TL, ...için 50.000,00 TL olmak kaydıyla) 02.07.2020 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine; maddi tazminat istemi ile tüm davalılar aleyhine açılan davada, davanın 820.000,00 TL'lik kısmının feragat nedeniyle reddine, karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,105.352,99 TL sürekli iş gücü kaybı, 1.645.339,83 TL bakıcı gideri tazminatı toplamı 1.750.692,82 TL'nin 02.07.2020 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'nden tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı ...Tic.Ltd.Şti vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, sürekli işgöremezlik tazminatı yönünden davalı sigorta şirketinin ibra edildiğini, bakıcı gideri yönünden bir ibra veya feragatin sözkonusu olmadığını, bu nedenle davalı sigorta şirketinin bakıcı giderinden sorumlu tutulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Tic.Ltd.Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazaya karışan davacı şirkete ait aracın kazadan önce kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, davalı sürücünün, davalı şirketin izni ve onayı olmadan aracı kullandığını, bu nedenle davalı şirketin zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacı küçük Suriye vatandaşı olduğundan, kendi ülkesinden asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminata uygulanacak faizin başlangıcının dava tarihi veya ıslah tarihi olması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacılar vekili, davalı... Şirketi'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ... Şirketi'ne ait, davalı ...'in idaresinde bulunan aracın, davacı küçük....’in kullandığı bisiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve davacı küçük, anne ve baba için manevi tazminat talep etmiştir. Davacı (... ...)'in, ... uyruklu olduğu anlaşılmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK'un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar. Anılan Kanun, teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütünü esas almış, yabancılar için karşılıklılık esasını ise teminatın istisnası olarak kabul etmiştir. Bu nedenle öncelikle yabancı gerçek veya tüzel kişinin uyruğunda bulunduğu Devlet ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında akdi, fiili veya kanuni karşılıklılık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Öte yandan, HMK'nın 114 maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi tamamlanabilir dava şartlarındandır. Dava şartı eksikliği davanın usulden reddini gerektiren bir usul kuralı olduğundan dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılacağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Türkiye ile davacının uyruğunda bulunduğu Suriye Arap Cumhuriyeti arasında akdedilen Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması 09.04.2009 tarihinde imzalanmış, 02.11.2010 tarihli ve 6040 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunmuş ve 15.06.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak 2011 yılından itibaren Suriye Arap Cumhuriyetinde meydana gelen iç karışıklıklar ve sınırlarımıza yönelen terör eylemleri dolayısıyla iki ülke arasında yaşanan diplomatik sorunlar neticesinde Türkiye açısından bu iki taraflı anlaşmanın uygulaması askıya alındığından karşılıklılık esası söz konusu değildir. Belirtmek gerekir ki Suriye Arap Cumhuriyeti, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olmadığından davacı bakımından bu sözleşmenin uygulanma kabiliyeti yoktur. Bunun yanında Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesini ve eki Protokolü, mülteci tabirinin tanımlanması noktasında coğrafi bakımından (Türkiye, sadece Avrupa’da yaşanan olaylar nedeniyle gelen kişilerin mülteci olarak kabul edilebileceğini belirterek çekince koymuştur.) ihtirazı kayıtla onayladığından ve 6458 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca Avrupa ülkelerinden gelmediğinden mülteci statüsü bulunmayan davacı bakımından bu Sözleşme ve eki Protokollerin uygulanması da mümkün değildir. Bu durumda davacının konumu ile ilgili olarak 6458 sayılı Kanun'a bakmak gerekir. Anılan Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddeleri uyarınca uluslararası koruma çeşitleri; "mülteci", "şartlı mülteci" ve "ikincil koruma" statüleri şeklinde tanımlanmış, yine aynı Kanun'un 88 inci maddesinde ise uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin, karşılıklılık şartından muaf tutulacakları hükme bağlanmıştır. 6458 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrasında ise uluslararası koruma statüsü kazanamamış kişiler bakımından geçici koruma statüsü belirlenmiştir. Anılan madde ve bu maddenin uygulama esaslarını belirleyen Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinde; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara uygulanacağı öngörülmüştür. Aynı Yönetmelik'in 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında da geçici korunanların, Kanun'a göre belirlenen uluslararası koruma statülerinden herhangi birini doğrudan elde etmiş sayılamayacağı belirlenmiştir. 6458 sayılı Kanun'da ve Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yer almadığından geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir. Bu bağlamda Suriye Arap Cumhuriyetinden gelenler, Ekim 2011 tarihinden itibaren İçişleri Bakanlığının 1994 sayılı Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alınmış, 30.03.2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile de “geçici koruma” altında oldukları kabul edilmiştir. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının mülteci statüsünde olup olmadığı, davacıya 6458 sayılı Kanun'un 62 ve 63 üncü maddeleri uyarınca uluslararası koruma kapsamında "şartlı mülteci" veya "ikincil koruma" statüsünün verilip verilmediği, teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa MÖHUK'un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, uluslararası koruma statüsü var ise aynı Kanun'un 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı karşılıklılık esasından ve teminat göstermekten muaf tutulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bununla birlikte, her ne kadar gerekçeli kararda davacı küçüğün ismi Khalil İbrahim olarak yazılmış ve bu isim ile Uyap sisteminde kayıtlı olduğu görülmüşse de, dava dilekçesine ekli vekaletnamede küçüğün isminin.... olarak belirtildiği, dava dilekçesinde de davacının isminin... olarak yazıldığı, küçüğün kimlik bilgilerine dosyada rastlanmadığı, davacının kimlik bilgileri ve ismi tereddüte neden olmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiş olması da doğru değildir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacılar vekili ve davalı...Ltd.Şti. vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacılar vekili ve davalı...Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.