Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/259 E. 2026/1052 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/259
Karar No
2026/1052
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/259

KARAR NO : 2026/1052

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (Kapatılan) İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/09/2021

NUMARASI : 2020/908 Esas 2021/750 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

KARAR TARİHİ: 09/09/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.11.2014 günü saat 11:30-12:00 sıralarında sigortalı işyerinin bitişiğinde “... Mah. 563. Sk. No: ./İstanbul” adresinde bulunan davalıya ait “...” isimli işyerindeki kuru hava ısıtıcısının altındaki bölümün kanca bükme bölümünde bulunan kompresörü besleyen bakır iletken kablo üzerinde meydana gelen ark/kısa devre sonucu kablo izolasyonlarında başlayan yanma çevrede bulunan maddeleri tutuşturduğunu ve kablo boyunca yangını taşıyarak üst kısımda bulunan kuru hava ısıtıcısını ve oradan da doğalgazı tutuşturduğunu, tazyikli ve kontrolsüz şekilde yanan gaz da çatı izolasyonunu tutuşturarak yayıldığını ve dava dışı sigortalı ... Firmasına ait işyerine de sirayet eden yangının 10.11.2014 günü sabah saatlerinde ancak söndürülebildiğini, sigortalı firmanın bulunduğu işyerinde 1.955.050,20 TL zarar meydana geldiği tespit edilerek İşyerim Paket Sigorta Poliçesine istinaden 17.12.2014 tarihinde karşılandığını, icra takibinin açıldığı 17.09.2020 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığını, davalı ... firmasının müvekkili nezdinde bulunan ...Sigorta Poliçesindeki “Komşuluk Mali Sorumluluk” teminat bedeli olan 100.000 USD’den müvekkil sigorta şirketi zarar görenlere karşı sorumlu olup; sigortalı işyerinin bulunduğu bina maliklerinin sigortacısı ... tarafından davalı ... ve davacı sigorta şirketi aleyhine açılan ... Ticaret Mahkemesinin 2016/993 E. 2019/550 K. sayılı davada davacının, işbu Komşuluk Mali Sorumluluk Teminatı nedeniyle ... sigortaya karşı teminatın yarısı olan 50.000 USD’den, geriye kalan 50.000 USD için ise diğer zarar gören sigortalı ... firmasına karşı sorumlu olduğu yönünde karar verildiğini, dolayısıyla davacı tarafından yapılan 1.955.050,20 TL ödemeden 50.000 USD’nin ödeme tarihi olan 17.12.2014’teki kur karşılığı 118.660,00 TL tenzil edilerek dava konusu takip başlatıldığını ancak davalı tarafından itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yangın olayının 09.11.2014 tarihinde meydana geldiğini, ödemenin 17.12.2014 tarihinde yapıldığını, icra takibinin 17.09.2020 tarihinde başlatıldığını belirterek iki yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, davacı şirketin yangının çıkışından müvekkili olan şirketi sorumlu tutuyorsa ilk önce 100.000 USD mali mesuliyet teminatını işletmesi, zarar görenlerin birden fazla olması durumunda grame hesaplaması yaparak, ... ...'ya düşen teminatı dava değerinden tenzil ederek davayı açması gerekmekte olduğunu, garameten paylaştırma yapılması kapsamında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/993 E. sayılı dosyasındaki 30.05.2020 tarihinde verilen kararında ... ...'nın yangından sorumlu olduğunun tespit edildiği hususunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, yangının çıkış yeri, çıkış sebebi ve zarar sorumlusunun belli olmadığından TTK'nın 1472. Maddesindeki dava şartının gerçekleşmediğini, Kriminal Laboratuvarı Olay Yeri İnceleme Raporu'nda yangının ... ... deposunda ve bitişiğindeki ... firmasında meydana geldiği tespit edildiğini, yangının çıkış yerinin tespitinin sorumluluk için tek başına yeterli olmadığı, ... ...'nın hızlı yanıcı özellikteki mobilyaları üreterek depolamakta olduğunu, ... ...'nın hemen yanında galvaniz üreten bir firmanın komşusu olduğunu bildiği halde, yangın yönetmeliğinde bahsedilen pencere ve duvarlarında gerekli önlemleri almadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, talepte bulunmadan ihtar edilmeden ödeme tarihinden faiz başlatılamayacağını, tazminat bedelinin hatalı ve fahiş olduğunu, zararın binanın yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten meydana gelmediğinden bina malikinin kusursuz sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından sigortalısına yangın sebebiyle ödenen tazminatın davalıdan TTK'nın 1472. maddesine istinaden rücuen tahsili istemine istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, dava dışı sigortalı ... ... ... Ltd. Şti.'nin kiracı olarak bulunduğu ... Mah. .... No:... .../Kocaeli adresinde bulunan binanın, ... nolu İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile 08.10.2014-08.10.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı tarafından sigortalandığı, binanın bulunduğu yerde 09.11.2014 tarihinde meydana gelen yangın sonrası, sigortalı bina firmanın bulunduğu işyerinin de zarar gördüğü, yangın sonrası işyerinde meydana gelen hasar sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından ... nolu poliçeye istinaden hasar bedeli olarak ödendiği ileri sürülen 1.955.050,20 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği, ödenen sigorta tazminatının talep edildiği davalı ... .... A.Ş.'nin kusurlu davranışı ile zarara sebebiyet veren yangının çıktığı iş yerinin sahibi olması nedeniyle davacının kendi sigortalısına ödediği bedelin rücuen tahsilinin talep edildiği, davacının sigortalısı olan işyerinin 09.11.2014 tarihinde meydana gelen yangında zarar gördüğü, tazminat talebinin Türk Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülen cezayı gerektiren bir fiilden doğduğu ve zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı kanaatiyle davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, yangının ... isimli firmada başladığı, sonrasında da ... ... firmasına sirayet ettiği, yangına ... firmasının yetersiz izolasyona sahip elektrik kablolarını kullanmasının

sebep olduğu, meydana gelen olayda ... firmasının % 80 oranında kusurlu olduğu, ... ... firmasının % 20 oranında ortak kusurunun bulunduğu, aynı yangın dolayısıyla dava dışı sigorta firmasının açtığı rücuen tazminat davasına ilişkin ... Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen 2016/993 E., 2019/550 K. sayılı kararın istinaf incelemesi sonucu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD'nin 2021/8 E., 2021/257 K. sayılı ilamı ile ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/993 E., 2019/550 K. sayılı kararı ile tayin edilen kusur oranının oluşa, hukuka ve hakkaniyete uygun olması sebebiyle tarafların aksine dair istinaf sebeplerinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, söz konusu dosyadaki kusur oranının netice itibariyle mahkememizce alınan bilirkişi raporunda tayin edilen kusur oranı ile uyumlu olduğu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD'nin kesin kararı ile tarafların yangındaki kusur oranlarının belirlendiği, dolayısıyla mahkememizce 06.06.2021 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, yine aynı raporun komşu mali mesuliyet teminatının zarar görenler arasında paylaştırılmasına dair tespit ve hesaplamaları da mahkememizce uygun bulunarak, davacının davalıdan 1.381.210,96 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 1.041.395,23 TL avans faizi alacağı bulunduğu sonuç ve kanaatiyle davanını kısmen kabulü, dava konusu alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin ise reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle ''Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.381.210,96 TL asıl alacak ve 1.041.395,23 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına '' dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; yangın davalının binasında başladığı hâlde komşu binada kiracı olan sigortalıya %20 oranında kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hâkimiyet alanının davalıya ait olduğunu, binanın yapımından kaynaklanan bozukluklardan TBK'nın 69. maddesi uyarınca malikin sorumlu olduğunu ve kiracıya yapıya ilişkin tedbir yükümlülüğü yüklenemeyeceğini, mevzuatta açıkça düzenlenmeyen yükümlülüklere dayanılarak kusur atfedilemeyeceğini, alacağın eksper raporuna dayandığından likit olduğunu ve icra inkâr tazminatı talebinin reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın düzeltilerek davanın tamamen kabulüne ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; uyuşmazlığın rücu istemine ilişkin olması nedeniyle TBK'nın 73. maddesinin uygulanması ve alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiğini; komşu mali mesuliyet teminatının tüm zarar görenler arasında garameten paylaştırılması, davacının sigortalısına ödediği tutarın kadri marufunda olup olmadığının incelenmesi ve aynı teminatın paylaştırılmasının hükme bağlandığı ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini; teminattan mahsup edilecek 77.470 USD'nin, poliçenin “Prim ve Hasar Ödeme Notu” klozu gereği fiilî ödeme günü kuru üzerinden hesaplanması gerektiğini, teminat hiç işletilmediğinden 17/12/2014 tarihli kurun (1 USD = 2,36 TL) esas alınamayacağını; faiz başlangıcının 17/12/2014 olamayacağını; yangının çıkış yerinin kesin tespit edilemediğini ve zararın artmasında sigortalının kusuru bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın öncelikle zamanaşımından usulden, aksi hâlde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemiyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya ait işyeri için hasar tarihini kapsar şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar ödemesi yapılmıştır.

İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine, ... numaralı hasar dosyası kapsamında ödenen bedelin rücuen tahsiline yönelik 1.836.390,55 TL asıl alacak , 17/12/2014 ödeme tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi 1.381.355,60 TL olmak üzere toplam 3.217.746,15 TL 'nin tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket vekilinin yasal süre içerisinde borca itiraz ettiği, davanın İİK 67. madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararı, 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi dikkate alındığında davanın görevli mahkemede açıldığı, sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi uyarınca davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

09/11/2014 tarihinde .../Kocaeli adresinde, davalıya ait “...” isimli işyerinde yangın çıktığı ve yangının bitişikteki binada kiracı olan dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin işyerine sirayet ettiği; davacının sigortalısına ... numaralı poliçe kapsamında 17/12/2014 tarihinde 1.955.050,20 TL ödeme yaptığı; bu ödeme nedeniyle TTK'nın 1472. maddesi uyarınca halef sıfatıyla 17/09/2020 tarihinde icra takibi başlattığı ve takibin davalının itirazı ile durduğu hususları ihtilaflı değildir.

Davalıya ait ... numaralı ...Sigorta Poliçesinin sigortacısı da davacı ... A.Ş. olup, anılan poliçe 100.000 USD tutarında komşu (3. şahıs) mali mesuliyet teminatı içermektedir. Poliçenin “Prim ve Hasar Ödeme Notu” başlıklı bendinde “Hasarlar, ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden ödenecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı, bu teminatı 14/01/2015 tarihinde takas-mahsup yoluyla işletmiş; davalıya ait yangın hasarından dava dışı ... ...'ya yapılan 1.955.050,20 TL ödeme ile 100.000 USD komşuluk teminatını mahsup ederek bakiye 346.819,00 USD'yi anılan tarihte davalıya ödemiştir. Davalı ibranameye ihtirazi kayıt koyarak bu peşin mahsuba itiraz etmiş ve 04/03/2015 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuştur.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, halefiyet ve rücu hakkına dayanan takas-mahsup talebinin ayrı bir yargılamayı gerektirdiği ve tahkimin amacına aykırı olacağı gerekçesiyle mahsubu dikkate almamış; komşuluk teminatını da “başvuru sahibinin mal sigortasına ilişkin talebi ile ilgisi bulunmadığı” gerekçesiyle hesap dışında bırakmıştır. İtiraz Hakem Heyeti toplam hasarı 1.141.112,47 USD olarak belirleyip ödenen 346.819,00 USD'nin mahsubu ile bakiye 794.293,47 USD tazminata, TTK'nın 1427/2,4 maddesi uyarınca 25/12/2014 tarihinden itibaren döviz faizi ile hükmetmiş; karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/3480 Esas – 2020/3117 Karar sayılı 03/06/2020 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Davalı bu ilama dayanarak İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatmış ve davacı tarafından 22/07/2020 tarihinde 6.879.031,00 TL ödenmiştir. Anılan ödeme davalının kendi yangın hasarının tazminatı olup komşuluk teminatından pay içermemektedir.

Aynı teminata ilişkin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesi;

Uyuşmazlığa konu edilen yangından doğan zarar nedeniyle, bina maliki dava dışı ...'un sigortacısı ... A.Ş. tarafından davalı ... ... A.Ş. ile huzurdaki davanın davacısı ... A.Ş. aleyhine açılan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas sayılı davası, 09/09/2021 tarih ve 2021/661 Karar sayılı ilamla sonuçlanmış; anılan karara karşı her iki davalının istinaf başvurusu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 31/03/2023 tarih ve 2022/674 Esas – 2023/546 Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddedilmiştir. Anılan kararlar Dairemiz dosyası arasına alınmış ve incelenmiştir.

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas sayılı dosyasında, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ilk kaldırma kararı üzerine garame paylaştırmasının yapılması için görevlendirilen bilirkişi heyetinden alınan 17/08/2021 tarihli raporda; komşu mali mesuliyet teminatına yönelmiş taleplerin ... A.Ş. ile ... A.Ş.'ye ait olduğu, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin sigortacısı tarafından teminata başvurulmadığı tespit edilmiş; anılan mahkemece ... A.Ş.'nin teminattan ... A.Ş.'ye 53.250,78 TL ödemekle yükümlü olduğuna hükmedilmiştir. Anılan tutar, ...'nin rücuya tabi alacağı olan 452.473,04 TL'nin garame paydası içindeki payına karşılık gelmekte olup, huzurdaki dosyada kabul edilen ... ... zararı (1.564.040,16 TL) ile birlikte oluşan paydada ...'nin payı %22,44, dava dışı sigortalı ... ...'nın payı ise %77,56 olduğu anlaşılmaktadır.

Bilirkişi Raporları;

Mahkemece alınan 06/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; yangının davalıya ait işyerinde başladığı, yangına ... firmasının yetersiz izalasyona sahip elektrik kablolarının kullanılmasının, boncuklanma, kopma, erimeyle kablo iletkenlerinin birbirine kaynak yapmasına yol açtığı, meydana gelen ark /kısa devre sonucu kablo izolasyonunda yanmanın başladığı, çevrede bulunan maddelerin tutuştuğu, kablo boyunca yangının üst kısımda bulunan ısıtıcıya sirayetiyle doğal gazın tutuşmasına neden olduğu, tazyikli ve kontrolsüz yanan gazın çatıya yakın olması nedeniyle çatı izolasyon malzemesini tutuşturarak yangının büyümesine neden olan olayda ... firmasının dikkat ve özen yükümlülüğü çerçevesinde yeterli periyodik muayeneleri yaptırmayarak yıpranmış/yetersiz izolasyona sahip elektrik kablolarının tespitini sağlamayarak kullanarak yangına sebebiyet veren davalının %80, dava dışı sigortalının ise yaptığı iş itibariyle yangın ihtimalinin yüksek olduğu davalı firmaya bakan cepheden gelebilecek tehlikelere karşı önlem almadığı gözetilerek %20 oranında kusurlu olduğu, alacağın zamanaşımına uğramadığı, komşu mali mesuliyet teminatının garameten paylaştırılması gerektiği, dava dışı sigortalının payının %77,47 olduğu ve 100.000 USD teminatın 77.470 USD'lik kısmının mahsubunun gerektiği, ödemenin yapıldığı 17/12/2014 tarihli kur (1 USD = 2,36 TL) üzerinden bu tutarın 182.829,20 TL olduğu, buna göre asıl alacağın 1.381.210,96 TL, takip tarihine kadar işlemiş avans faizinin ise 1.041.395,23 TL olduğu bildirilmiştir.

Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:

6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinin birinci fıkrasında “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder.” hükmü yer almaktadır.

6098 sayılı TBK'nın 99. maddesinin ikinci fıkrasında “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile de ödenebilir.”; üçüncü fıkrasında ise “…borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu borcu vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Sınırlı bir sorumluluk teminatının birden çok zarar gören bulunması hâlinde garameten paylaştırılması gerektiği ve sigortacının zarar görenlerden yalnızca birine ödeme yapmak suretiyle diğerlerine karşı borcundan kurtulamayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/04/2017 tarih ve 2017/11-82 Esas – 2017/856 Karar sayılı ilamında; halefiyete dayalı rücu alacağında faizin sigortacının sigortalısına ödeme yaptığı tarihten itibaren isteneceği ise Hukuk Genel Kurulunun 14/02/2018 tarih ve 2017/3-993 Esas – 2018/202 Karar sayılı ilamında benimsenmiştir.

-Davalı vekilin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin incelenmesi:

1- Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf sebebi;

TBK'nın 73. maddesi birlikte sorumlu kişiler arasındaki iç ilişkiden doğan rücu istemini düzenlemektedir. Oysa TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, ödediği tazminat tutarınca sigortalısının haklarına kanunî halef olmakta; sigortacı ile zarar veren arasında müteselsil bir sorumluluk ilişkisi bulunmadığından uygulanacak hüküm TBK'nın 72. maddesidir. Anılan maddenin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, tazminat cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörmüşse o süre uygulanır; bunun için kamu davası açılmış olması gerekmez, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da engel teşkil etmez. Yangına taksirle sebebiyet verilmesi TCK'nın 171. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek olup, anılan suç bakımından TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Yangının 09/11/2014, takibin 17/09/2020, davanın 27/11/2020 tarihli olduğu gözetildiğinde süre dolmamıştır.

2- Davalı vekilinin yangının çıkış yerine ve sigortalıya ödenen tazminatın kadri marufuna ilişkin istinaf sebepleri;

Yangının davalıya ait işyerinde, kompresörü besleyen kablodaki ark/kısa devre sonucu başladığı; 11/12/2014 tarihli ekspertiz raporu, 26/01/2017 ve 09/07/2018 tarihli bilirkişi raporları, hükme esas alınan rapor ile davalı şirket yetkililerinin beyanlarıyla sabit olmakla yangının çıkış yerine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.

Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sigortacı, ödediği tazminat kadar değil, “sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı” sahip olduğu dava hakkı kadar halef olur. Buna göre rücu alacağının iki tavanı vardır: fiilen ödenen tazminat ile sigortalının zarar verenden isteyebileceği gerçek zarar; hangisi düşükse rücu onunla sınırlıdır. Ödenen tutarın sigortalının gerçek zararını aşmadığı hususu, halefiyetin kapsamına ilişkin olup ispat yükü davacıdadır. Sigortacı ile sigortalısı arasında varılan mutabakat ve düzenlenen ibraname ise, sözleşmenin nisbiliği gereği zarar veren davalıyı bağlamaz. Davalı 30/12/2020 tarihli cevap dilekçesinde “davacı şirket tarafından talep edilen tazminat bedeli hatalı ve fahiştir” başlığı altında talep konusunu çekişmeli hale getirdiği halde hükme esas alınan 06/06/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, “taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan hususlar” başlığı altında “davalı tarafın hasar bedeline herhangi bir itirazı yoktur” denilerek bu konuda denetim yapılmamış; davalının ek rapor talebi de reddedilmiştir. Anılan tespit, cevap dilekçesindeki savunma karşısında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin kadri marufunda olup olmadığının teknik bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerektiğinden davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmüştür.

3- Davalı vekilinin garame paylaştırmasına ve ... dosyasının araştırılmamasına ilişkin istinaf sebebi;

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas – 2021/661 Karar sayılı kararı ile bu kararı esastan onayan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2022/674 Esas – 2023/546 Karar sayılı ilamı incelenmiş ve anılan eksikliğin sonuca etkili olmadığı görülmüştür.

Zira anılan dosyada garame paydasının ... A.Ş. ile ... A.Ş.'den oluştuğu, dava dışı ...'in sigortacısı tarafından teminata başvurulmadığı tespit edilmiş; ...'nin payı %22,44, dava dışı sigortalı ... ...'nın payı ise %77,56 olarak belirlenmiştir. Hükme esas alınan raporda benimsenen oran da aynı olmakla istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

4- Davalı vekilinin teminattan mahsupta esas alınacak döviz kuruna ilişkin istinaf sebebi;

Davalıya ait ... numaralı ...Sigorta Poliçesinin ikinci sayfasındaki "Prim ve Hasar Ödeme Notu" başlıklı bendinde "Hasarlar, ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden ödenecektir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan kloz karşısında, aynı poliçedeki 100.000 USD tutarındaki komşu mali mesuliyet teminatından yapılacak mahsubun hangi tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrileceği taraflar arasında çekişmeli olup, bu belirleme hükmedilen asıl alacak miktarını doğrudan etkilemektedir.

Uyuşmazlığın doğru değerlendirilebilmesi için, dosyada biri diğerinin yerine geçmeyecek iki ayrı sigorta ilişkisi bulunduğunun gözetilmesi gerekir. Birincisi, davacı ile dava dışı sigortalı ... ... Ltd. Şti. arasındaki 08/10/2014-08/10/2015 vadeli ... numaralı İşyerim Paket Sigorta Poliçesidir; davaya konu rücu alacağı, bu poliçe kapsamında ... numaralı hasar dosyasından anılan sigortalıya 17/12/2014 tarihinde ödenen 1.955.050,20 TL'den doğmaktadır. İkincisi ise davacı ile davalı arasındaki 31/12/2013-31/12/2014 vadeli ... numaralı ...Sigorta Poliçesi olup, mahsuba konu 100.000 USD'lik komşu mali mesuliyet teminatı bu poliçede yer almakta ve yukarıda anılan kloz da bu poliçenin klozudur. Her iki poliçenin sigortacısı davacı ise de, sigortalıları, teminatları, borçlu olunan edimler ve dolayısıyla "ödeme günleri" farklıdır.

Davalı yan cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, komşu mali mesuliyet teminatından zarar görenlere fiilen ödeme yapılmadığını belirterek poliçe klozu gereği fiilî ödeme günündeki kurun esas alınması gerektiğini savunmuştur.

Davacı yan, 07/02/2022 tarihli istinafa cevap dilekçesinde, anılan teminatı 14/01/2015 tarihinde takas-mahsup yoluyla işlettiğini belirterek "…ödeme tarihi olan 14/01/2015 tarihi olmakla, bu tarihte geçerli olacak olan döviz kurunun mahsupta esas alınacağı izahtan varestedir." demek suretiyle 14/01/2015 tarihli kurun uygulanmasını savunmuştur.

Hükme esas alınan 06/06/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise, teminattan mahsubu gereken 77.470 USD, davacının ... numaralı poliçe kapsamında dava dışı sigortalısına ödeme yaptığı 17/12/2014 tarihindeki kur (1 USD = 2,36 TL) üzerinden 182.829,20 TL olarak hesaplanmıştır.

Görüldüğü üzere bilirkişi heyeti, mahsubu, mahsuba konu teminatın yer aldığı ... numaralı poliçeden doğan bir ödeme gününü değil, başka bir poliçe kapsamında başka bir kişiye yapılan ödemenin tarihini esas alarak hesaplamıştır. Poliçe klozunda geçen "ödeme günü" ibaresi, o poliçedeki teminatın ifa edildiği günü ifade eder; davacının bir başka sözleşme ilişkisi çerçevesinde üçüncü kişiye yaptığı ödemenin tarihi, anılan klozun uygulanmasında ölçü alınamaz. Kaldı ki benimsenen 17/12/2014 tarihi, taraflardan hiçbirinin savunduğu tarih olmayıp davacı 14/01/2015'i, davalı ise fiilî ödeme gününü ileri sürmüştür.

Gerekçeli kararda ise; poliçenin anılan klozundan, tarafların bu yöndeki iddialarından ve mahsupta hangi tarihteki kurun esas alınması gerektiğinden söz edilmeksizin bilirkişi raporundaki hesap benimsenmiştir.

Mahsupta esas alınacak kur tarihinin belirlenmesi, mahsup tutarının ve buna bağlı olarak asıl alacak ile faizin yeniden hesaplanmasını gerektireceğinden, anılan eksikliğin poliçe klozu, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi ve tarafların yukarıda özetlenen iddiaları birlikte tartışılarak mahal mahkemesince karara bağlanması gerektiğinden bu husustaki istinaf nedeni yerinde görülmüştür.

5- Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebi;

Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda üçüncü şahsa rücu tarihidir. Bu nedenlerle davalı, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bedelden sorumlu olduğundan, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

İş bu nedenle, davalının, faizin ancak kendisine ödeme yapıldığı 27/07/2020 tarihinden itibaren işletilebileceği yolundaki savunması yerinde değildir; zira davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih ile davacının davalıya olan ayrı bir borcunu ifa ettiği tarih birbirinden bağımsız iki hukuki ilişkiye ait olmakla incelenen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın kadri marufunda olup olmadığının denetlenmesi, komşu mali mesuliyet teminatından mahsup edilecek tutarın hangi tarihteki kur üzerinden hesaplanacağının poliçe klozu ile 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi çerçevesinde ve tarafların bu yöndeki iddiaları karşılanarak tartışılıp belirlenmesi ve mahsup sonrasında bulunacak asıl alacağa, dava dışı sigortalıya ödeme yapılan tarihten itibaren faiz işletilmesi suretiyle alacağın yeniden hesaplanması zorunlu olduğundan; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kaldırma kararının mahiyetine göre bu aşamada incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, (Kapatılan) İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli ve 2020/908 Esas 2021/750 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

3-Davacının ve davalının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacı ve davalıya iadesine,

4-Davacının ve davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/259, K. 2026/1052, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-259-e-2026-1052-k-f2f34b8169f8