Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/850 E. 2026/951 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/850
- Karar No
- 2026/951
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2024/850
KARAR NO : 2026/951
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/03/2024
NUMARASI: 2023/30 E. - 2024/50 K.
DAVANIN KONUSU: FSEK kapsamında tecavüzün tespiti, men ve ref'i
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dilekçesinde izah olunan fiili ve hukuki gerekçeler ve mahkemece re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkilinin hak sahibi olduğu ... - ... isimli albümün, albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..." isimli icraların (şarkıların) ..., ..., ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine), tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini, bu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini ve mahkeme kararının acele şekilde ...’un (.... ŞTİ., ... ... A.Ş. ve ...’in ...... Ltd. ) Türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men’ine ve tecavüzün ref’ine karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurulduğu günden bugüne Türk müzik sektörüne önemli ve başarılı sanatçılar kazandırdığını, müziğe yön veren sanatçıları bünyesinde bulunduran bir şirket olduğunu ve her zaman sektörde kalitesi ile yer almış olduğunu, bu başarısı ile hem müvekkilinin hem de sanatçılarının sayısız ve önemli satış ödüllerine layık görülmüş olduğunu, müvekkilinin, ... ile yapmış olduğu dağıtım anlaşması ile Türkiye'nin ve Dünya'nın her noktasında kendi ürünlerinin tüm dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini başarıyla gerçekleştirdiğini, müvekkilinin .... yılından itibaren faaliyet süresi boyunca arşivinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi sanatçılar ile çalıştığı ve albüm yapımcılığını yaptığını, müvekkilinin ... ile de çalışmış olup albüm yapımcılığını yapmış olduğunu, bununla ilgili olarak usulüne uygun olarak tarafların karşılıklı rızası ve imzasına dayalı olarak imzalanan Muvafakat Beyanı ve Müzik Eseri İşletme Belgesinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilinin dava konusu albümde yer alan fonogramlar üzerinde fonogram yapımcılığından doğan mali haklara (ipso eure) kendiliğinden ve aslen iktisap etmek suretiyle sahip olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu, davacının da dilekçesinde bu hususu kabul ve ikrar etmiş olduğunu, fonogram yapımcılarının fonogramları üzerinde sahip olduğu hakların aslen iktisap edilen mutlak mülkiyet haklara olduğunu, fonogram yapımcılığı hakları üzerinde eser sahibi ve icracıların herhangi bir mülkiyet hakkının bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında muvafakatname bulunduğunu, müvekkilinin fonogram yapımcısı olarak eser sahibi ile icracı sanatçının izni ile yaptığı tespitinin, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine... izin vermek veya yasaklamak konusunda münhasıran yetkili olduğunu, FSEK 80-1 maddesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tarafı olduğu ... ve ... Sözleşmelerine göre, fonogram yapımcılarının müzik eseri ve icracı sanatçıdan müzik eserinin ve icrasının ilk ses tespitini gerçekleştirmek için yazılı izin almak ve sonrasında ilk ses tespitini gerçekleştirmek suretiyle bu ses tespitleri/fonogramlar/ses kayıtları üzerinde fonogram yapımcılığından doğan haklara münhasıran ve aslen iktisap suretiyle sahip olduğunu, davacının dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere müvekkili şirketin fonogram yapımcısı olup bu haklara icracı sanatçının vermiş olduğu muvafakat ile münhasıran ve aslen sahip olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu albümde yer alan müzik eseri ve icraların ilk ses tespitinin gerçekleştirilmesi için gerek eser sahiplerinden gerekse icracı sanatçı ...'dan gerekli yazılı izinleri aldığı ve ilk ses tespitini gerçekleştirmiş olduğunu, gerekli izinlerin alındığına ilişkin muvafakatname ve müzik eseri işletme belgesinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, belgeler incelendiğinde ; söz konusu eserlerin isimlerinin tek tek sayılmak suretiyle eserlerin yayınlanmasına, dağıtılmasına, çoğaltılmasına, karışık kasetlerde kullanılmasına, yurt içi ve yurt dışı devir haklarının ülkemizde ve tüm dünyada olmak üzere müvekkili şirkete devredildiğine dair muvafakatnamenin olduğunu, öğretide dile getirilen görüşlerde ve Yargıtay kararlarında bu şekilde sonuçların çıkmasının kanaatlerince başlıca sebebinin, beste ve güfteden (notalar ve şarkı sözlerinden) oluşan müzik eseri ve müzik eserinin seslendirilmesinden oluşan icra ile müzik eserinin icrasının ilk ses tespitinin gerçekleştirilmesinden oluşan fonogramın (ses kaydının/ses tespitinin) birbirinden farklı fikri hak konuları ve ürünleri olduğunun dikkate alınmaması olduğunu, öğreti ve mahkeme kararlarında, fonogramın ayrı bir hak ve hukuki kavram olarak değil de, adeta müzik eseri ve müzik eserinin icrası ile eş anlamda kullanılmakta olduğunu, FSEK'in 80-1/B maddesi ve alt bentleri ile fonogram yapımcılarına tanınan münhasır mali hakların, ...'nin 11., 12. ve 14. Maddeleri ile ... Sözleşmesinin 10. maddesi ile aynı doğrultuda olup, fonogram yapımcılarının fonogramlarının (ses tespitlerinin-ses kayıtlarının) üzerinde münhasır çoğaltma, yayma ve kamuya erişilir kılma haklarına sahip olduklarının kanun ile hüküm altına alınmış olduğunu, albümde yer alan tüm eserlerin eser sahipleri ve icracı sanatçıdan müvekkili şirketin fonogram sahibi olarak gerekli izin ve muvafakatları almış olduğunu, icracı sanatçı ...'in, ... meslek birliğine üye olduğundan dava açma yetkisinin yalnızca ...'e ait olup davacının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını, icracı sanatçı ...'in, ... Meslek Birliğine üye olduğunu, dijital platformlarda tüm hakların münhasıran ...'e ait olduğundan davacının bir hakkı bulunmadığını, haklarına ağır ve telafisi imkânsız zarar verilmesi mümkün olmadığından tedbir talebinin de reddi gerekmekte olduğunu, FSEK 41/1 ve FSEK 42/12 fıkra hükmü, FSEK 43'üncü madde kapsamında radyo-televizyon kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşların almaları gereken yazılı izinleri icracı sanatçının bağlı bulunduğu meslek birliğinden almaları gerektiğinden dolayı bu konuda davacı icracı sanatçının bir yetkisi bulunmamakta olup tedbir talep etmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, FSEK 66 maddesi uyarınca "Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir." hükmünün yer aldığı, davacı icra sanatçısının manevi ve maddi hakkının söz konusu olmadığından mevcut bir tecavüz bulunmamakta olup tecavüzün refi taleplerinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2023/30 esas, 2024/50 karar sayılı, 07/03/2024 tarihli kararı ile; "FSEK 51.maddesi; ilerideki faydalanma imkanlarını düzenlemiş olup "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir" hükmü dikkate alındığında, dava konusu; "..." isimli albüme ait "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." ve "..." isimli müzik eserlerinin ..., ..., ... ..., ... ve ... isimli dijital platformlara ait linklerde güncel olarak yayında olduğu, bağlantılı hakların, esere bağlı ve eserin ardından gelme özelliği taşıdıklarından eser sahibinin mali ve manevi haklarına olumsuz bir etki yaratmadıkları, davacının; albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakat vermediği anlaşıldığından,
1-DAVANIN KABULÜNE,
2-Davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
3-Dava konusu "...- ..." isimli albümün, albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine " karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sektördeki köklü geçmişine ve başarılarına değindiğini, dava konusu albümler üzerindeki fonogram yapımcısı haklarının icrayı tespit etmek suretiyle kanun gereği (ipso iure) aslen kazanıldığını belirttiğini, FSEK 80. madde ve uluslararası sözleşmeler (..., WPPT) uyarınca bu hakların münhasıran müvekkiline ait olduğunu savunduğunu, icracı sanatçı ...’dan ve eser sahiplerinden gerekli yazılı muvafakatnamelerin alındığını ve bu belgelerin dosyaya sunulduğunu ifade ettiğini, fonogram üzerindeki hakların; eser sahibi ve icracı sanatçı haklarından bağımsız, ayrı bir mutlak hak niteliğinde olduğunu dile getirdiğini, dijital mecralardaki (..., ... vb.) kullanım hakkının da fonogram yapımcısının münhasır yetkisinde olduğunu, teknolojinin değişmesinin hak sahipliğini değiştirmeyeceğini vurguladığını, davacının ... üyesi olması sebebiyle kişisel dava açma ehliyetinin bulunmadığını, bu hakların takibinin münhasıran meslek birliği tarafından yapılması gerektiğini ileri sürdüğünü, neticede davacının hak ihlali iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve müvekkilin yalnızca kanuni haklarını kullandığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu (müzik eserleri icralarına ilişkin olarak dijital müzik platformlarında (..., ..., ... vb dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak herhangi bir izin verilmediğini, dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının her hangi bir hak ve yetkisi de olmadığını ileri sürerek mahkemenin kararı usul ve esasa uygun olduğundan davalının haksız istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; FSEK kapsamında tecavüzün tespiti, men ve ref'i istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Davacının davaya konu musiki eserlerin icracı sanatçısı ve davalı şirketin ise fonogram yapımcısı olduğu, davaya konu icraların dijital platformlarda umuma iletildiği ve davalı fonogram yapımcısı tarafından yüklendiği ihtilafsız olup davalı tarafça umuma iletime ve yeniden iletimine izin verme konusunda fonogram yapımcısının münhasıran hak sahibi olduğu ve davacının ... meslek birliğine üye olduğundan dava açma yetkisinin yalnızca ...'e ait olup davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
FSEK 80-A) bendine göre icracı sanatçılar; icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir. İcracı sanatçı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespit edilmiş icralarının, aslı veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme veya yasaklama hakkına sahiptir.
İcracı sanatçı, tespit edilmiş icrasının veya çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtımına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Fonogram yapımcısı yönünden ise düzenlemenin yer aldığı FSEK 80 - B) bendi uyarınca; bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra hak sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla işbu düzenleme gereğince fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı olarak eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisinin devralınmış olması aranmaktadır. Umuma iletim hakkını düzenleyen FSEK 25.maddesi, 21/02/2001 tarihinde 4630 sayılı Kanunla dijital iletim de dahil olmak üzere değiştirilmiş olup “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir.” şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca Kanun'un 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere önemli bir kısıtlama getirilmiş olup ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmelerin batıl olduğu, ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında da aynı hükmün câri olduğu belirtilmiştir.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; .... Noterliğinin 03.02.1995 tarihli ... yevmiye numaralı muvafakat beyanı kapsamında mali hakları kullanma yetkisinin devralındığı tarihte, dijital iletim sureti ile umuma iletim haklarına ilişkin FSEK kapsamında herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla davacının icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu musiki eserlerin internet üzerinden dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın, 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmesi karşısında FSEK 51. maddesinin düzenlemesi ile birlikte anılı 1995 tarihli muvafakatnamelerin işbu hakkı kapsar biçimde yorumlanmasının yasa koyucunun eser sahibi ile icracı sanatçıyı koruma amacı ile ihdas ettiği emredici düzenleme karşısında mümkün olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Böylece davacının icracı sanatçılıktan kaynaklanan bağlantılı haklarının bulunduğu davaya konu icralarının, izinsiz şekilde davalı tarafça dijital mecralarda umuma iletilmesi şeklindeki eylemin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının ... üyesi olması nedeni ile aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de meslek birliklerine yetki belgesi ile yapılan devir, FSEK 48. maddesi kapsamında hakkın tasarrufi nitelikte elden çıkarılması amacıyla değil, aksine takibi için yapılmaktadır. Dolayısıyla meslek birliğine yetki belgesi ile yapılan devir halinde, hakkın özü, eser veya bağlantılı hak sahiplerinde kalmaya devam ettiğinden dolayı davacının huzurdaki davayı ikame etmekte aktif husumet ehliyetini hâiz olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../03/2024 tarih ve 2023/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026