Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1079 E. 2026/1150 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1079
Karar No
2026/1150
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1079 - 2026/1150 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1079 KARAR NO : 2026/1150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/483 E. - 2023/179 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/11/2023 Tarih ve 2022/483 Esas - 2023/179 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ... Anonim Şirketi’nin tek yetkilisi ...’nun müvekkiline ait tanınmış “...” ve “...” markasını ve “...” logosunu kullanmak ve müvekkilinin markalarından haksız yarar elde etmek adına birçok yola başvurduğunu, davalı tarafın kötüniyetinin korunarak marka başvurusunun tescil edilmesinin müvekkilinin tanınmış “...” “ ... şekil” “... ” “...” markalarının ününden başvuru sahibinin haksız çıkar sağlaması anlamına geldiğini, müvekkiline ait markanın aynısının davalı tarafından kullanılması nedeniyle davalı yanın müvekkilinin markalarının itibarından haksız yararlanıyor olduğunu ve davalı yanın özellikle müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar elde etme kastıyla hareket ettiğini, müvekkiline ait markalar “...” “ ...” “... ” “...” şeklindeyken davalının “...” şeklinde marka başvurusunda bulunduğunu, davalının davaya konu markası ile müvekkili markaları arasında işaret benzerliği yanı sıra mal ve hizmet benzerliğinin de bulunduğunu ileri sürerek 2022-M-13223 sayılı YİDK kararının iptaline, 2021/098342 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, karşı tarafın dayandığı gerekçe markaların benzerliği hususu olup, bu gerekçenin kötüniyet hali için yetersiz olduğunu, zira taraf markalarının arasında benzerlik bulunmadığını, bir an için dahi benzerlik bulunduğu düşünülecek olsa bile yine kötüniyet iddiaları için yetersiz bir delil olacağını, müvekkili şirketin davacı şirkete ait markalar üzerinden haksız çıkar sağlamak amacıyla hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, marka tanınmış olsa bile reddi istenen her bir mal ve hizmet için anılan risklerin ne şekilde oluşacağının ispatının gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, idari aşamada davalı tarafından, 99 018987, 2001 17949, 2003 33761, 2007 26466, 2007 15028 sayılı markalar hakkında kullanım ispatı talep edildiği, ancak iş bu dava aşamasında davalı tarafından davacı markaları hakkında herhangi bir kullanım ispatı talebinin bulunmadığı, dolayısıyla, kullanım ispatı talebi sadece YİDK kararının iptali talebi bakımından incelendiği, hükümsüzlük talebi bakımından ise davacının redde gerekçe gösterdiği markaların tamamının dikkate alınması gerektiği, idari aşamada, davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, 99 018987, 2001 17949, 2003 33761, 2007 26466, 2007 15028 sayılı markaların “sucuk, salam, sosis” malları bakımından kullanımının ispatlandığının tespit edildiği, YİDK kararının iptali talebi bakımından; kullanım ispatına konu 99 018987, 2001 17949, 2003 33761, 2007 26466, 2007 15028 sayılı markalar bakımından kullanımı ispat edilen “sucuk, salam, sosis” malları ile kullanım ispatına konu olmayan 2020 88602 sayılı markanın kapsamındaki “hazır çorba, tahin, reçel, helva, bal, pekmez, baharat, buğday nişastası, pirinç unu, mısır unu, galeta unu, mısır nişastası” mallarının gıda sektöründeki mallar olduğu, bazılarının benzer ihtiyaçları karşıladığı, bazıları ile tamamlayıcı ürün oldukları, dağıtım kanallarının ortak olduğu, marketlerde aynı reyonlarda satıldıkları hususları dikkate alındığında benzer oldukları, hükümsüzlük talebi bakımından, davalının dava aşamasında kullanım ispatı talebi bulunmadığından dava konusu markanın hükümsüzlüğü talebi bakımından davacının redde gerekçe markalarının tamamının dikkate alındığı, dava konusu malların tamamının davacının redde gerekçe markalarının (2007 26466 sayılı marka hariç) kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu “...+...” ibareli markasının, mavi renkte, büyük harflerle, “...” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde üst üste mavi, kırmızı renkte dörtgenler ve beyaz renkte küçük “...” harfinin yer aldığı karma marka olduğu, davacının markalarının incelenmesinde; küçük harfle “...” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde veya yanında stilize edilmiş “...” harfinin yer aldığı karma markalar olduğu, markaların ilk dört harflerinin aynı olduğu, dava konusu markanın sonunda yer alan “...” harflerinin “...” harfi olarak telaffuz edilme ihtimalinin yüksek olduğu, dolayısıyla davacı markalarının sonunda yer alan “...” harfi dikkate alındığında, markalar arasında işitsel benzerliğin de bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davacıya ait “...” ibareli markanın “işlenmiş et ürünleri” sektöründe tanınmışlığının bulunduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” marasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıma, dava konusu markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimalinin bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile 2022-M-13223 sayılı YİDK kararının iptaline, 2021/098342 sayılı “...” ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tüketici kitlesi farklı olan iki sınıfa ait ürünlerin karıştırılma imkânının bulunmadığını, kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin markası ile itiraza mesnet markanın benzer olmadığını, müvekkili şirkete ait marka ile davacı tarafa ait olan markanın tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuruda kalan mal/hizmetlerin davacının itiraz konusu markalarının eşya listesi kapsamında yer almadığı, başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler yönünden markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, zira farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle, bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, ikame imkânlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulu-nup bulunmadığı, benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gö-ren tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini, davacının “...” ibareli markasının tanınmış olup olmadığı, daha doğru bir ifadeyle, dava konusu 2021/098342 sayılı “...” ibareli markanın, davacı markası ile benzer/ilişkili olmayan mal/hizmetler için tescili halinde, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi anlamında davacının menfaatleri-nin zarar görme veya onun itibarından haksız yararlanmayı sağlama olasılığının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını, markaların kapsadığı farklı emtia ve hizmetler göz önüne alındığında; “...” ibareli marka, davacıya ait “...” ibareli markaları akla getirmemekte, onun itibarından haksız yere faydalanması veya ayırt edicilik karakterini zedelemesi mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : : 1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile " ..." ibareli itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan davacıya ait “...” ibareli markanın “işlenmiş et ürünleri” sektöründe tanınmışlığının bulunduğunun tespit edildiği, davalı başvurusunun davacıya ait “...” marasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıma, dava konusu markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimalinin bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluştuğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve bu Kanun'a bağlı 1 sayılı Tarife'de gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". hükmü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun Mükerrer Madde 138/2. maddesinde de; "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". hükmü bulunmaktadır. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup, dava açılırken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı, nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşit olup, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise, davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarife'nin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalılar tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/11/2023 gün ve 2022/483 Esas - 2023/179 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 12.10.2022 tarih ve 2022-M-13223 sayılı KARARININ İPTALİNE, 4-Davalının 2021/098342 sayılı “...” ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.750,00-TL bilirkişi ücreti, 244,50-TL tebligat ve posta masrafı toplamından oluşan 3.994,50-TL yargılama giderine 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.155,90-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılardan peşin olarak alınan 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1079, K. 2026/1150, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1079-e-2026-1150-k-099255bae2e3