Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1492 E. 2026/890 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1492
- Karar No
- 2026/890
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1492 Esas 2026/890 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1492 KARAR NO : 2026/890
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2013/344 Esas 2023/480 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 21/05/2013 KARAR TARİHİ : 03/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı ... hakkında davanın usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'nın alt kuruluşu olduğunu, daha sonra ...'ya devredildiğini, EPDK tarafından konulan yıllık 60.000 ton beyaz ürün satma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla bayi ağının genişletilmesi, yasal olarak tutulması gereken ulusal stok ile ithal edilecek ürünlerin depolanabilmesi ve bayilere ikmal yapılabilmesi için Akdeniz, İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde depo sahibi olmayı amaçlayarak çalışmalara başladığını, bu konuda yönetim kurulunca ... A.Ş Genel Müdürlüğü'nün yetkilendirildiğini, ancak bu yetkilendirilmenin gereği gibi kullanılmayarak davalılar tarafından usul ve yasaya, ticari hayatın gereklerine, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne, özen ve sadakat borçlarına da aykırı olarak ... parsel numaralı toplam 33.360 m2 alanlı taşınmazın tarihsiz bir gayrimenkul satış sözleşmesi ile 18/07/2008 tarihinde satın alınarak müvekkilinin arsa bedeli olarak fazladan 1.082.250,00 TL ödeyerek bu miktarda zarara uğratıldığını, taşınmaza yapılacak inşaatın taşınmazın olumsuz teknik özelliklerinden dolayı zararın artmasının da söz konusu olabileceğini, olayla ilgili ... tarafından soruşturma yapılmasına karar verildiğini, hazırlanan inceleme raporunda taşınmazın muhtelif esaslı olumsuzlukları bulunmasına rağmen satın alınma yoluna gidildiğini, arazinin kullanılamadığını, taşınmazı satan bayiinin faaliyetlerinin başlangıcı ve seyrinin olumsuz olduğunu, şirket yöneticilerinin basiretli davranmadıkları yönündeki tespitleri ile konunun ... Bakanlığı'na intikal ettirildiğini, Bakanlığın görevlendirdiği denetçi raporunda konu ile ilgili kusuru bulunan sorumluların davalı yöneticiler ..., ... ile şirket sözleşmeli vekili Av. ... ve taşınmazı şirkete satan ...'ın müvekkili şirkete 1.082.500,00 TL zararı uğrattıkları, zararın kendilerinden tahsil edilmesi gerektiğinin tespit edildiğini belirterek şimdilik 1.082.250,00 TL müvekkili şirket zararının, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, sorumluluğun doğması için müvekkilinin hareketi ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, taşınmazın bayiye iadesi ile ödenen paranın doğma imkanı doğduğunu, bu imkan kullanılmadığından illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, zarar doğmuş ise dahi sorumlu tutulamayacağını, genel müdür ve yardımcılarının şirketi taahhüt altına sokma yetkisinin 100.000 Dolar ile sınırlı olduğunu, bu bedeli aşan her işlem için yönetim kurulunun yazılı onayının gerektiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin 13/07/2007 tarihli kararda müvekkilinin imzasının dahi bulunmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu kararına istinaden hareket ettiğini, müvekkilinin 2008 yılında görevinden ayrıldığını, ruhsat alınmadan taşınmaz bedelinin bakiye kısmının bayiye ödendiğini, daha sonrasında ise ruhsata ilişkin bir çalışma yapılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, genel müdür yardımcısı davalı ...'nun o dönemde davacının bayisi olan ... ...ün yetklisi davalı ... ...'ın kendisine ait taşınmazı davacıya satmayı önerdiğini, arazinin uygun olabileceği değerlendirilerek yönetim kurulu tarafından araştırma yapılması yönünde genel müdürlük makamına yetki verildiğini, ekspertiz ve değerleme çalışmaları yapıldığını, 13/07/2007 tarihli karar ile arazinin alınması için genel müdürlüğün yetkilendirildiğini ve alımın gerçekleştiğini, şirket için karlı bir alışveriş yapıldığını, arsa alımından dolayı davacı şirketin zararı uğramadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacı şirketin sözleşmeli avukatı olup vekalet sözleşmesinde belirtilen hukuki iş ve işlemleri vekil eden şirket adına yasal mevzuata uygun bir şekilde yerine getirildiğini, davaya konu olayda davacı şirketin almış olduğu satın alma kararının icrası için müvekkilinin görevlendirildiğini, vekaletname kapsamında iş gören vekilinin vekalet sınırlarını aşmadığını, müvekkilinin davacı şirket içerisinde karar alma yetkisine sahip bir konumunun bulunmadığını, müvekkilinin kendisine verilen vekaletname kapsamında yönetim kurulu kararına ve yasalara uygun bir şekilde taşınmazı şirket adına satın aldığını, atfedilecek bir kusur bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... ...'a usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında vekili tarafından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu taşınmazın ...'ne ait iken dava dışı ..., ...ve ... tarafından belli hisse oranlarında satın alındığı, 18/07/2007 tarihinde arazinin anılan şahıslardan davalı ...'ın sahibi olduğu şirket tarafından satın alınarak aynı tarihte davacı şirkete satıldığı, mahallinde yapılan tespitte arazinin 1/5000 ölçekli ve 3. derece arkeolojik sit alanında bulunduğu DOP kesintisinin %15-20 aralığında uygulanacağı ve 1.000 m2lik kısmının yola terk edileceği, arazinin sit alanı olması nedeniyle imar uygulaması sonrası oluşacak parselin yeni durumuna göre ... oluru sonrasında büyükşehir belediyesince imar lejandı değişikliği ile ilgili çalışma yapılabileceği, arazinin belirli bir noktasında yüksek gerilim hattı geçtiği, arazi üzerinde hazine lehine ipotekler tesis edildiğinin belirlendiği, dava ve keşif tarihine kadar arazinin satın alma tarihindeki durumunu koruduğu, taşınmazın ilk maliklerinden satın alınmayarak 18/07/2007 tarihinde önce 1.417.750,00 TL bedelle ... ... Şirketince satın alınarak, aynı tarihte anılan şirket tarafından davacı şirkete 2.500.000,00 TL'ye satış suretiyle devrinin sağlanmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kamu görevlisi olmayan davalı ...'in yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı, satın alma tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341 maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerektiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla anılan Yasa'nın 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınmasının dava şartı olduğu, dava tarihi itibariyle bu yönde bir genel kurul kararının bulunmadığı, anılan eksikliğin giderilmesi için davacıya verilen kesin mehile rağmen eksikliğin giderilmediği, davalı ... hakkında Cumhuriyet Savcılığına yapılan suç duyurusuna ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan davalının satım işleminde davacı şirketin vekili sıfatıyla hareket ettiği, zararın oluşumuna katkısına dair yeterli delil bulunmadığı, davalı ...'nun davacı şirketin genel müdür yardımcısı olarak alım sözleşmesinden kaynaklanan yetki ve sorumluluğunun bulunduğu, davalı ...'ın davacı şirkete araziyi satan ... ... şirketinin sahibi olarak zararın oluşumunda iştirakinin bulunduğu, Gölbaşı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/138 Esas sayılı dava dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı sanık sıfatıyla yargılanan ... ve ...'ın eylem ve zarar arasındaki illiyet bağı tespit edilmek suretiyle cezalandırılmasına dair verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiği, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olayların hukuk hakimini bağlayacağı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... ve ... hakkında açılan davanın kabulüne, 1.082.250,00 TL'nin arazinin satım tarihi 18/07/2007 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuk hakiminin ceza yargılamasında tespit olunan maddi vakıalar ile bağlı olduğunu, ... ceza yargılamasında mahkumiyet kararı almış olup hakkında kurulan usulden red kararının hatalı bulunduğunu, uyuşmazlık konusu suç teşkil eden bir eylem söz konusu olup, bu eylem sebebiyle ceza yargılamasında verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiş olması hasebiyle ... hakkında genel kurul kararı alınmasına gerek bulunmadığını, davalı ... vekalet sözleşmesi ile vekile yüklenen özen borcunu, sözleşme ile üstlendiği işi vekalet eden yararına sonuç doğurmasına gayret göstererek ifa etmesi ve müvekkil açısından zarar doğuracak her türlü davranış ve fiilden kaçınması gerekirken aksine tutum ile şirketi zarara uğratmasından dolayı oluşan zarardan sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, anılan davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı yönetim kurulu üyesi olmadığını, dava konusu taşınmazın satın alınması hakkında karar almaya yetkili olanın yönetim kurulu olduğunu, müvekkilinin davacı şirket adına taşınmaz satın almaya yetkili bir kişi olmadığını, dava konusu taşınmazın satın alınmasında yetkinin yönetim kurulunda olduğunu, müvekkilinin genel müdür yardımcısı olup yönetim kurulu üyesi sıfatı bulunmadığını, taşınmazın mahkemenin tespitinin aksine, 27.12.2007 tarihli toplantıda alınan karar ile değil, 13.07.2007 tarihli yönetim kurulu toplantısı neticesinde alındığını, taşınmazın satın alınmasına ilişkin kararı imzalayan yönetim kurulu üyeleri ise; yönetim kurulu başkanı ... ile üyeler, ... ve ... olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu kararı ile oluşturulan komisyonun başkanı olduğunu, bu komisyonun kurul olarak çalıştığını, taşınmazın olumlu ve olumsuz yönlerini belirleyerek rapor halinde sunduğunu, bundan sonrasının takdirinin yetkili olan yönetim kuruluna bırakıldığını, dava konusu taşınmazın alımına ilişkin 13.07.2007 tarihli kararda yönetim kurulu üyesi ya da başkanı olmayan müvekkilinin imzası dahi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, şirket ana sözleşmesinin temsil başlıklı 15. maddesi gereğince "Genel müdür ve yardımcılarının şirketi taahhüt altına sokma yetkisinin 100.000 (yüz bin) abd doları ile sınırlı olduğu bu miktarı aşan her türlü işlem için yönetim kurulunun yazılı onayı alınacaktır." şeklindeki düzenleme gereği yönetim kurulu kararı veya yazılı onayının gerekliliğinden söz edildiğini, arazinin ilgili belediye tarafından İmar Kanunu 18/6. maddesine uygun olarak 1/1000 lik imar planı uygulama haritasının yaptırılması, üçüncü derece sit alanından çıkarılarak sanayi tesisi yapım alanına dönüştürülmesi için gerekli tüm izin başvurularının ilgili makamlara yapılması, anıtlar yüksek kurulundan alınacak müsaade ve müze müdürlüğünün yapacağı arkeolojik kazı çalışmalarının sonuçlanmasından sonra alım işlemlerine başlanması ve arazi alım ücretinin bu işlemlere göre kademeli olarak ödenmesi şartlarını içeren şarta bağlı bir gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlenmesi hususlarında, takdiri makama ait olmak üzere karar verilmiştir" şeklinde tespit edildiğini, komisyon tutanağının altının ise, yönetim kurulu tarafından oluşturulmasına karar verilmiş olan komisyonu oluşturan genel müdür yardımcısı olarak müvekkil ile birlikte; ... ikmal sorumlusu ..., ... danışman mühendis ..., ... danışman mühendis ..., ... mali işler sorumlusu ..., ... satış temsilcisi ... ile ... avukatı ... tarafından imzalandığını, 13.07.2007 tarihli 12 nolu ara karar ile yönetim kurulu başkanı ..., yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından yukarıda anılan komisyon raporunun incelenerek dava konusu taşınmazın satın alınmasına karar verildiğini, gayrimenkulün satış işlemlerinde avukat ...’a vekalet verildiğini, müvekkilinin taşınmazı satın alma konusunda karar verebilme yetkisi ve görevi bulunmadığını, müvekkilinin komisyon başkanı olarak görev yaptığını, durumu karar verme yetkisi olan yönetim kuruluna sevk ettiğini, satın alma konusun da karar veren yönetim kurulu olduğunu, bu kararın verildiği tarih 13.07.2007 tarihli 12 nolu yönetim kurulu kararı olduğunu, kararı alan ve imzalayan yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları düşünülmeksizin müvekkilinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığının anlaşıldığını, taşınmazın satın alınmasıda ancak yönetim kurulu kararıyla olabileceğinden müvekkilinin neden ve niçin sorumlu tutulduğunu anlamanın mümkün olmadığını, müvekkilinin hareketi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığı zaman kendisine verilen talimatlar uyarınca hareket ettiğini, bilirkişi heyetinin 04.10.2021 tarihli kök raporundaki ve 18.03.2022 tarihli ek raporunda ki saptamaların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişilerin davacının arazinin ederinden daha fazla bedel ödenerek alındığı yönündeki iddialarına yapılan teknik değerlendirmelere katılmadıklarını raporlarında açıkladığını, satın alındığı tarihte taşınmazın ipotekli olduğunun davacı şirket yönetim kurulu tarafından bilindiğini, taşınmaza ilişkin hazineye ödenen ipotek bedellerinin taşınmazın satın alındığı ... ... Ltd. Şti'ne yapılacak ödemelerden tenzil edileceği ve kalan tutarın imar işlemleri tamamlandıktan sonra ödeneceğine ilişkin ek sözleşmenin akdedildiğini, yönetim kurulu kararlarının yerindeliğinin denetlenemeyeceğini, ... ... Ltd. Şti. tarafından davacıya Ankara 47. Noterliği kanalı ile gönderilen 22.04.2008 tarihli ihtarname ile, davacı şirket tarafından bakiye tutarın ödenmemesi nedeniyle o güne kadar yapılan peşin ödeme ve ipotek bedellerinin davacı şirkete iade edilerek taşınmazın ... ... Ltd. Şti adına tescilinin talep edildiği halde ihtarname akabinde davacı şirket tarafından bakiye tutarın ödendiği ve taşınmazın iade edilmediğinin belirtildiğini, taşınmazın iade edilmediğini ve bedelinin ödendiği tarihte müvekkilini işten ayrıldığını, arazinin 3.derece sit alanı içerisinde olması, yapılan kazılarda arkeolojik bulguya rastlanılmadığından arazinin satın alma amacına uygun kullanılmasına engel teşkil etmeyeceğini, bu işlemlerin yürütülmesinin ... ... Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini, maliyet arttırıcı bir unsur olmadığını, davacı şirketin zararına neden olamayacağını, davacı şirket yönetim kurulunun aldığı kararını uygulayan, arazi satın alım komisyon başkanı olan ve davacı şirket yönetim kurulunda yer almayan müvekkiliısı ispatlanamayan zararın tahsilinin talep edilemeyeceğini bildirildiğini, mahkemenin bilirkişi heyetinin 04.10.2021 tarihli kök raporunda ve 18.03.2022 tarihli ek raporunda yeralan açıklamaları dikkate almadığını, taşınmazın değerinin dava tarihi itibariyle 6 yada 7 milyon TL olduğunu, taşınmazın değeri, davaya konu olan gayrimenkulün satın alınma tarihinde de zaten 2.5 milyonun üzerinde olduğunu, bu nedenle taşınmazın değeri yönünden meydana gelen bir zarar bulunmadığını, alındığı tarihte değerli olan bu taşınmazın, alındığı tarihten sonra daha değerlenmiş olup bu taşınmazın alınması nedeniyle bir zararın meydana gelmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; zarar meydana gelmediğinden tazminatın da doğmadığını, müvekkilinin taşınmazın alım satımında davacı kurumu herhangi bir zarara uğratmadığını, bilirkişi heyetinin 04.10.2021 tarihli kök raporundaki ve 18.03.2022 tarihli ek raporunda ki saptamaların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin hareketi ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını, daha doğru ifadeyle esasen davacı şirketin somut olayda zararı bulunmadığını, raporda da belirtildiği üzere ihale üzerine kalan ..., ..., ...‘nun vekili olarak yer alan müvekkilinin söz konusu taşınmazı üzerine devralarak davacı şirkete sattığını, bu halde taşınmazın ilk maliklerinden alımı ile vekilinden alımı arasında fark bulunmadığını, taşınmazın satın alındığı kişinin ilk malikler adına vekil olarak hareket eden kişi olduğu dikkate alınmaksızın bu durumun basiretsizlik olarak nitelendirilmesinin tamamen yanılgı olup, bilirkişi raporunda da buna açıkça değinildiğini, öncelikle taşınmazın ilk maliklerden alımı ile vekilinden alımı arasında bir fark bulunmadığını bunun ayrıca zarar artırıcı bir unsur olmadığını, taşınmazın satım tarihinde ipotekli olduğunun davacı şirket yönetim kurulu tarafından bilindiği alınan kararlar ile sabit olup, hazineye ödenen ipotek bedellerinin taşınmazın satın alındığı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne yapılacak ödemelerden tenzil edileceğini, kalan tutarın da imar işlemlerinin tamamlanmasından sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığının ek sözleşme ile akdedildiğini, ... şirketinin 22.04.2008 tarihinde Ankara 47. Noterliği kanalı ile davacı şirkete gönderdiği ihtarname ile bakiye tutarın ödenmemesi sebebine dayanarak bugüne kadar yapılan ödemelerin iadesi ile taşınmazın kendi adlarına tescilinin talep edildiğinin tespitinin yapıldığını, buna rağmen ... şirketine para ödenmediği gibi taşınmazın iadesinin de yapılmadığını, zarara uğradığını ve taşınmaza değerinden fazla para ödediğini savunan davacının söz konusu ihtara rağmen taşınmazı iade edip parasını faiziyle almak yerine haksız olarak bu davayı ikame ettiğini, davacı yanın davayı açmakta haksız olduğunun en açık göstergesi olduğunu, TMK'nun 2. maddesine göre "herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü içerdiğini, hal böyle iken ihtara rağmen taşınmazın iadesine yanaşmayan davacı tarafın dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu şartlarda taşınmazın ucuza ya da pahalıya satın alınması tartışmaları hukuk ekonomisi ile bağdaşmayıp, davacı şirketin dava açmakta hukuki yararı olmadığını, zarara uğradığından bahisle dava açan şirketin, yaptığı ödemeyi faiziyle geri almayı kabul etmezken kendi ile çeliştiğini, böylece haksız olarak dava açtığını, taşınmaz son derece stratejik bir yerde olup iyi bir fiyatla satımının gerçekleştiğini, aksinin düşünülmesinin raporda da belirtildiği üzere yönetim kurulu kararlarının yerindelik denetimini yapmak olur ki bunun da abesle iştigal olacağını, davacı şirket tarafından karlı bir yatırım yapıldığını, satın alınan taşınmazın konum ve davacı lehine sağladığı avantajlar bakımından yapılan teknik tespitler ile akaryakıt uzmanlığına ilişkin görüşlerin mevcut duruma uyarlık sağladığının da belirtildiğini, davacı şirket tarafından bakiye tutarın ödendiği yönündeki ibarenin yanlış olup, şirket tarafından, müvekkilinin yetkilisi olduğu ... ...'e bakiye tutarın ödenmediğini, bu hususun davacının iddiasından ibaret olup , dosyada bakiyenin ... ... 'e ödendiğine dair bir makbuz, dekont ya da başka bir evrak bulunmadığını, yapılan yargılamada, alınan kök rapor ve 2 adet ek bilirkişi raporunda da davacı şirketin herhangi bir zararının olmadığının gerekçeleriyle ortaya konulduğunu, tazminat davasının dinlenebilmesi için gerekli olan şartlardan birincisinin zararın meydana gelmesi olduğunu, tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, kök ve bilirkişilerin ek raporlarında beyan edildiği gibi bir zararın meydana gelmediğini, tersine taşınmazın değerinin artmış olup davacı şirketin zararda değil karda olduğunu, sorumluluk davası açılması yönünde ibraz edilmiş bir kurul kararına rastlanılmadığını, hukuk hakimi ceza mahkemesi kararları karşısında bağımsız olup, iki mahkeme arasındaki ilişki genel itibari ile değerlendirildiğinde iki mahkemenin farklı yargılama sistemlerine sahip olması, delil takdiri noktasındaki farklı sistemlerinin olması ve sorumluluk kaynağının farklı olması nedeni ile iki mahkeme arasında böyle bir bağımsızlığın öngörüldüğünü, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, 18.07.2007 tarihli satış senedi incelenecek olursa, davaya konu taşınmazın 18.07.2007 tarihinde ... ... şirketi tarafından 2.500.000,00 TL bedel karşılığında ... şirketine satıldığını, limited şirketin, sermaye ortaklığı olup, ortakların sorumluluğunun koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olduğunu, sermaye borçlarını ödeyen ortakların, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından, kişisel yönden dava ve takip olunamayacağını, somut olayda, satıcı ... ... şirketi tarafından alıcı ... şirketine yapılan gayrimenkul satışı nedeniyle doğan zarar talep edildiğine göre; davacı şirketin böyle bir alacağı olduğunu ve müvekkili yönünden bir zarar meydan getirildiğini asla kabul etmemekle birlikte, müvekkilinin bu satış yönünden dava ve takip olunamayacağını, dava öncelikle ... ... şirketi aleyhine değil müvekkilinin şahsına yöneltildiğini, davalı müvekkilinin, şahıs olarak şirketin alacaklılarına karşı herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından, kişisel yönden dava ve takip olunamayacağını, tüm işlemlerin ... ile ... ... arasında yapıldığını, mahkemece 16/02/2023 tarihli celsede, dosyanın önceki bilirkişi kuruluna tevdi ile hukuki münazarası mahkeme heyetine ait olmak üzere kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı da gözetilerek davalı yanın sorumlulukları doğrultusunda zarar hesabı yapılmasının istenilmesine ve bu yönde ek rapor düzenlenmesine, rapor geldiğinde taraflara tebliğine şeklinde karar verildiğini, bilirkişi heyeti 02.05.2023 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu raporunda aynen, mahkemece her ne kadar kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı da gözetilerek davalı yanın sorumlulukları doğrultusunda zarar hesabı yapılması istenilmiş ise de, yerinde inceleme yapan bilirkişi heyetince satım tarihindeki değeri m2 başına 75,00 TL olarak belirlenmekle heyetce de bu tespite iştirak edilmekle satın alınan arazi için iktisap tarihinde m2 başına 75,00 TL ödendiğinden yapılan ödeme satış tarihi itibariyle bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olduğundan arazinin satın alımından kaynaklı zararın oluşmadığını, dosyada yönetim kurulu üyesi davalılar hakkında sorumluluk davası açılması yönünde ibraz edilmiş bir genel kurul kararına rastlanılmadığı şeklinde görüş bildirdiğini, kök ve ek raporunu yinelediğini, müvekkilinin dava konusu satış işleminde hiç bir kusuru veya ihmali olmadığını, her iki bilirkişi raporunda ve bunlara ek 3. kez verilen raporda davacı şirketin zarara uğramadığını, yönetim kurulu kararına dayanarak satışı gerçekleşen taşınmazın alımında davacı şirket aleyhine herhangi bir zararın da ispat edilemediğini, üstelik ... ... tarafından davacıya çekilen ihtara rağmen ödenen paranın faiziyle iadesi teklifi karşısında taşınmazın iade edilmediğini, bu şartlarda taşınmazın ucuza/pahalıya satın alındığı tartışmalarının konumuz açısından önemsiz olduğunu, hukuk ekonomisi ile bağdaşmadığı gibi davacı şirketin dava açmaktaki hukuki yarar yoksunluğu nedeniyle müvekkilinden oluştuğu dahi ispat edilemeyen zararın tahsilinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, davacı ... şirketin depolama tesisi kurulması amacıyla arazi satın alımı sırasında fahiş bedel ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan depolama tesisi kurulması amacıyla satın alınan araziye fahiş bedel ödendiğini, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığını, zarardan şirketin genel müdürü olan ..., genel müdür yardımcısı olan ..., taşınmaz satın alma işlemlerini yürüten şirket avukatı ... ile taşınmazı şirkete satan ... ... ... Ltd. Şti'nin yetkilisi sıfatıyla hareket eden ...'ın sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davalı ... hakkında davanın usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirketin 18/07/2007 tarihinde dava dışı ... ... ... Ltd. Şti'nden satın aldığı taşınmaza ilişkin rayiç değerin üzerinde bir ödeme yapıp yapmadığı, bu taşınmazın satın alınması nedeniyle fahiş bedel ödenmek suretiyle davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise miktarı, zarardan şirketin genel müdürü olan davalı ..., genel müdür yardımcısı olan davalı ..., taşınmaz satın alma işlemlerini yürüten şirket avukatı davalı ... ile taşınmazı şirkete satan ... ... ... Ltd. Şti'nin yetkilisi sıfatıyla hareket eden davalı ... ...'ın sorumlu olup olmadığı, genel müdür olan davalı ... hakkında işbu sorumluluk davasının açılabilmesi için genel kurul kararı bulunmasına ilişkin dava şartı aranıp aranmayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı ...'in dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği tarihte davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğu dosya içeriğiyle sabittir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nun 553/1 maddesi; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanunda ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.", aynı Yasanın 555/1 maddesi; "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre, şirket yöneticisi hakkında TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için TTK'nun 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması tamamlanabilir dava şartı olarak öngörülmüştür. Davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olan davalı ... hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı dava dilekçesi ekinde sunulmamıştır. Tamamlanabilir dava şartı kapsamında mahkemece davacı vekiline 12/05/2022 ve 27/10/2022 tarihli celselerde davalı şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı varsa ibrazı, aksi halde alınacak genel kurul kararının ibrazı yönünde süre verilmiş ise de, davacı vekilince herhangi bir genel kurul kararı sunulmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacı şirket yönetim kurulu üyesi ve genel müdür sıfatı bulunan davalı ... hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararının mahkemece verilen süreye rağmen sunulmadığı, dava şartının anılan davalı yönünden gerçekleşmediği gözetilerek anılan davalı hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalı ... davacı şirket avukatı olup, davacı şirket vekili sıfatıyla dava konusu taşınmazın satın alınması işlemlerini gerçekleştirmiştir. Anılan davalı hakkında suç duyurusu üzerine başlatılan ceza soruşturması sonunda takipsizlik kararı verilmiştir. Avukat sıfatıyla davacı şirket vekili olarak hareket eden anılan davanın davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği/zararın oluşumuna katkısı bulunduğuna ilişkin dosyaya sunulan bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece davacının, davacı şirket avukatı olarak dava konusu taşınmazın satın alınma işlemlerini yürüten davalı ...'ın davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği/zararın oluşumuna katkısı bulunduğu usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gözetilerek anılan davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davalı ... vekili ile davalı ...'ın istinaf itirazlarına gelindiğinde, davalı ... davacı şirketin taşınmazın satın alma işlemleri sırasındaki genel müdür yardımcısı, davalı ... ise davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı ... ... ... Ltd. Şti'nin yetkilisidir. Davacı yanın taşınmazın rayiç değerin üzerinde satın alınması nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla işbu tazminat davasını açmakta hukuki yararı bulunmakta olup, istinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekillerinin hukuki yararın bulunmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/138 Esas 2014/604 Karar sayılı kararından, müştekinin ... Bakanlığı Denetim Hizmetleri Başkanlığı, katılanın ... A.Ş., sanıkların ..., ... ve ... olduğu, sanıklar hakkında işbu dava konusu taşınmaz satışı nedeniyle görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanıkların kamu görevlisi sıfatları bulunmadığından görevi kötüye kullanma suçundan beraatlerine, sanıklar ... ve ... yönünden ise; katılan şirketin 10/07/2007 tarihli yönetim kurulu toplantısında suça konu taşınmazın alımına ilişkin satış sözleşmesi düzenlenmesine karar verildiği, 27/12/2007 tarihli yönetim kurulu toplantısında ise suça konu taşınmazın satın alınmasına karar verildiği, taşınmazın satın alınmasına ilişkin ek sözleşme düzenlendiği, sözleşmede şirket yetkilileri olan genel müdür ... ile genel müdür yardımcısı ... ile satıcı olarak ...'ın isim ve imzalarının bulunduğu, taşınmazın 2.500.000,00 TL'ye satın alındığı, taşınmazın tapuya tescil ve devrinin müteakiben bu bedelin satıcıya derhal ödeneceğinin belirtildiği, alınan rapora göre gerekli fiyat araştırması ve pazarlık yapmadan akaryakıt dolum tesisi yapılacak araziye maliklerden almayarak aynı gün yapılan iki ayrı tapu işlemi ile ... 1.082.250,00 TL fazla bedel alarak, 450.000,00 TL kdv ödeyerek sözleşmeye teminat ile ilgili hüküm koymayıp, teminat almayarak, Anıtlar Yüksek Kurulu ve belediyeden gerekli imar izinleri alınmadan sözleşmeye aykırı olarak satıcıya 712.382,73 TL'yi satıcı kimliklerini yerine getirmeden önce ödeyerek, arazinin olumsuz şartları nedeniyle arazideki inşaat maliyetinin şirkete ek 2.500,00 TL yük getirecek olmasına sebep olunarak arazi üzerinde hazine lehine 1.041.619,55 TL'lik ipotek konulmasına rağmen ipotek sorunları çözülmeden taşınmazın alımına karar verilerek hazineye 303.342,69 TL ipotek borcu ödenmiş olup, bunun dışında ipotek bedelinin 1.041.619,55 TL olması karşısında daha fazla ipotek bedeli ödenmesi durumu ile karşılanacak olunmasına neden olunarak ... ... şirketinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesine karşın sözleşmeden kaynaklanan cezai hükümleri uygulamayarak ... şirketini zarara uğrattıkları, ... ... şirketine haksız menfaat temin ettikleri, sanık genel müdür ...'in şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, gayri menkul satış sözleşmesi ve yönetim kurulu kararında imzasının olması, sanık ...'nun ise genel müdür yardımcısı olarak şirket alım sözleşesinden kaynaklanan yetki ve sorumlulukları bulunduğu, gayri menkul satış ve ek sözleşmeleri imzalamakla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullandıkları, sanık ...'ın da araziyi satan ... ... şirketinin sahibi olarak bu suça iştirak ettiği kanaatine varılmakla sanıklar ... ve ...'in katılan (davacı) şirketi maddi zarara uğrattıkları, ... ... şirketi sahibi sanık ... lehine maddi menfaat sağladıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle anılan sanıkların ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis, 20.825,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, sanık ...'ın diğer sanıkların hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna, araziyi satan ... ... ... Ltd. Şti'ni sahibi olarak bu suça iştirak ettiği gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis ve 10.400,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/06/2019 tarih 2018/8733 esas 2019/6925 Karar sayılı kararıyla temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Ceza dosyasında ceza mahkemesi hakiminin kararı TBK'nun 74. maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimini maddi vakıa tespiti yönünden bağlayıcıdır. Kesinleşen ceza mahkemesi kararında yer alan maddi vakıa tespiti de sanıklar ... ve ...'nun davacı ... dava konusu taşınmazın satın alınması sırasında zarara uğrattıkları yönündedir. Her ne kadar yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporları, davalılar ... ve ... lehine ise de, kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi vakıa tespiti karşısında anılan davalıların davacı ... zarara uğratmadıklarına ilişkin görüşe itibar edilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, TBK'nun 74. maddesi uyarınca kesinleşen ceza mahkemesi kararında yer alan maddi vakıa tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, kesinleşen ceza mahkemesince tespit edilen maddi vakıanın davalılar ... ve ...'nun davacı ... dava konusu taşınmazın satın alınması sırasında maddi zarara uğrattıklarının sabit bulunduğu şeklinde olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalı ... davacı şirketin olay tarihindeki genel müdür yardımcısı olup, yönetim kurulu üyesi sıfatı bulunmadığından hakkında işbu tazminat davasının açılabilmesi için TTK'nun 553 vd. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılmasına ilişkin şirket genel kurulunca alınmış bir karar bulunmasına dair dava şartının varlığı aranmayacaktır. Davalılar ... vekili ve davalı ... vekilinin hüküm altına alınan miktara yönelik açık bir istinaf itirazları bulunmadığından bu husus Dairemizce inceleme konusu yapılmamıştır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı ... hakkında davanın usulden reddi, davalı ... hakkında açılan davanın reddi, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı ...'ndan alınması gereken 73.928,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 18.483,85 TL maktu ve nispi istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 55.444,65 TL'nin anılan davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı ...'dan alınması gereken 73.928,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 18.214,00 TL maktu ve nispi istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 55.714,5 TL'nin anılan davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı, davalı ... ve davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.