Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1664 E. 2026/804 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1664
Karar No
2026/804
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1664 Esas 2026/804 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1664 KARAR NO : 2026/804

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2022 NUMARASI : 2019/444 Esas 2022/185 Karar DAVA : Alacak(Bankacılık Hizmetinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/08/2019 KARAR TARİHİ : 23/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2026

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın ...Şubesinde bulunan davacı şirketin hesaplarından, ticari kredi tahsis komisyonu, kredi tahsis ve istihbarat ücreti, bankacılık hizmet gelirleri komisyonu ile bunlara ilişkin BSMV olmak üzere çeşitli adlar altında kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte iade edilmesi için davalı bankaya 11/07/2019 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu, kredi sözleşmesinde miktar ya da oranları açıkça belirtilmeden kesinti yapılmasının mümkün olmadığını, 2019 yılı içerisinde yapılan kesintilerin, kalan kredi anapara bakiyesi üzerinden; 1. çeyrek dönemde binde 1 oranında, 2. çeyrek dönemde binde 2 oranında, 3. çeyrek dönemde binde 3 oranında olmak üzere artan miktar ve oranlarda, keyfi ve tek taraflı olarak belirlenip uygulanmasının kredi sözleşmesine, kanuna, ticari teamüllere ve bankacılık ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 10.000,00 USD ve 41.551,00 TL kesintinin, avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; kredi tahsis komisyon ücreti, istihbarat ücreti gibi ücretlerin müşterilerin imzalamış olduğu genel kredi ve teminat sözleşmeleri doğrultusunda kendilerine belirli bir miktarda nakit ya da gayrinakit kredi limiti tesis edilmiş olan krediler için devreler halinde alınan ücretler olduğunu ve genel kredi ve teminat sözleşmesinin ‘Komisyon, Ücret, Vergi, Fon ve Masraflar’ başlıklı 6. maddesi doğrultusunda alınmış olduğunu, davalı bankanın söz konusu komisyon ücret oranlarında artış yapma hakkına sahip olduğunu, yasa ve mevzuat hükümlerince de tahsil edilmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığını, bankaların işlem ve hizmet ücretini kendisinin belirlemesi ve bu tutarı müşterilerinden almasının yasal olduğunu, tacir statüsünde olan bankanın ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmesi durumunda her zaman ücret isteyebileceğini, davacı firmanın imzalayarak kabul ettiği sözleşme hükümleri uyarınca yansıtılacak bankacılık işlem ücretlerini ve bu ücretler üzerinde yapacağı artış oranlarını kabul etmiş olduğunu, basiretli tacir olan davacı için sözleşme maddelerinin genel işlem şartı sayılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; tarafların tacir, çekilen kredilerin ticari kredi olduğu, bankanın masraf, komisyon veya istihbarat ücreti alamayacağı yönünde bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, bankanın ticari kredi kullandırırken tacir olması nedeniyle kullandırdığı krediye ilişkin masraflarını isteyebileceği, kesinti yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davalı bankaca yapılan tahsilatın diğer banka uygulamaları ile paralellik gösterdiği ve kullandırım esnasında davacı müşterinin bilgilendirildiği, müşteri ile anlaşmaya varıldıktan sonra kredi kullandırımı ile birlikte masrafların da tahsil edildiği, genel kredi sözleşmesi şartlarına, davacı firma tarafından imzalanmış genel kredi ve teminat sözleşmesi ön bilgi formundaki içeriklere, Türk Ticaret Kanunu ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde alınmış komisyon, ücret ile vergilerin usul ve yasaya uygun olduğu, genel işlem koşulu niteliğindeki bir hükmün sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekeceği, diğer yandan Türk Ticaret Kanunun 22. maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin (bankanın) münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiş olup taraflar tacir ve dava konusu kredi ticari işletmeleriyle ilgili işlemlerden olduğu, bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere davalı bankaca yapılan kesintilerin sözleşme ve bilgilendirme formunda taraflarca müzakere edilerek belirlenen oranları geçmediği, bu durumda davalı banka tarafından verilen hizmet gereği münasip bir ücret istemeye hakkı olduğu ve yapılan kesintilerin makul oranlarda olup sözleşmede belirlenen oranları aşmadığı gerekçesiyle;" davanın reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hatalı olduğunu, davalı banka tarafından kesilen komisyonların müşteri tarafından öngörülemeyecek şekilde tam bir belirsizlik içinde her geçen gün artan miktar ve oranlarda tek taraflı olarak belirlenerek uygulanmasının ticari teammüllere ve bankacılık ilkelerine aykırı olduğunu, genel işlem koşulu bulunduğunu, tüm kesintilerin hep birlikte yıllık toplam tutarlar dikkate alınarak yapılmasının hatalı olduğunu, yalnız ilave limit üzerinden kredi tahsis ücreti alınması gerekirken kalan kredi ana para bakiyesi üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bu uygulamanın bankacılık tebliğ hükümlerine de aykırı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının davalı bankadan kullandığı ticari krediler nedeniyle kesilen ticari kredi tahsis komisyonu, kredi tahsis ve istihbarat ücreti, bankacılık hizmet gelirleri komisyonu, bsmv adı altında yapılan fazla kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece taraf delilleri toplanarak taraflar arasındaki GKS'ler ile buna dayalı kullandırılan kredilere ilişkin sözleşmeler, davalı bankadan getirtilen bankaca talep edilebilecek komisyon ve masraflara ilişkin oranların yer aldığı tablo ve komisyon listelerinin incelenmesi ile aldırılan 26/11/2021 tarihli bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda özetle; "sözleşmedeki masraf ve komisyonlarla ilgili hükümler genel işlem koşulu olarak değerlendirilmediği, ya da; "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi Ön Bilgi Formundaki" açıklama ve uyarılara istinaden sözleşmede kalması yönünde karar verildiği takdirde; davalı bankaca, davacının hesabından tahsil edilen komisyon, ücret ve masrafların dosya kapsamına sunulmuş olan genel kredi ve teminat sözleşmelerine istinaden tahsil edilmiş olduğu ve ilgili genel kredi ve teminat sözleşmelerinde davalı Bankanın ücret ve komisyon tahsil edebileceğine ilişkin hüküm olması yanında, ayrıca sözleşmeye ek nitelikte tahsil edilecek ücret ve komisyonların oran ve tutarlarının yer aldığı komisyon tablosu bulunduğu ve işbu tablonun davacı şirket tarafından imzalanmış olduğu, işbu tablodaki oran ve tutarların sözleşme hükmü gereğince taraflarca bağlayıcı nitelikte olduğu, davalı bankanın; kredi tahsis ve istihbarat ücreti / ticari kredi tahsis komisyonu adı altında tahsil ettiği tutarların yasal mevzuat, sözleşme hükümleri ve sözleşmenin eki niteliğindeki komisyon tablolarında yazılı olan oran ve tutarlar ile kredi kullandırım talimatlarındaki oranlar üzerinden karşılaştırıldığında, öngörülen sınırlar içerisinde kaldığı ve iadesinin gerekmediği, genel kredi ve teminat sözleşmesinin eki niteliğinde olan ve taraflarca bağlayıcılığı bulunan sözleşme ekindeki tabloda yer almadığı halde davalı bankaca davacı şirketten bankacılık hizmet gelirleri komisyonu adı altında tahsil edilen toplam 196.266,00 TL komisyon + 9.813,30-TL BSMV olmak üzere toplam 206.079,30-TL'nin dayanaksız olduğu sonucuna varıldığı ve davacı şirkete iadesi gerektiği, iade edilmesi gereken 206.079,30-TL'ye temerrüt tarihinden (26.07.2019) itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği, ancak davacının talebinin şimdilik toplam 10.000,00 USD ve 41.551,00 TL olduğu, dolayısıyla davacının 41.551,00 TL'ye temerrüt tarihinden (26.07.2019) itibaren avans faizi isteyebileceği" hususlarının bildirildiği görülmüştür. Tarafların itirazları üzerine bankacı bilirkişi ... ve hesap bilirkişisi ...tarafından düzenlenen 18/03/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "davalı banka vekilince sunulmuş olan ve daha önce dosya kapsamında bulunmayan davacı şirket imzalı talimatların değerlendirilmesi sonucunda; kök raporumuzun 13. sayfasında ıv/c2 maddesinde dayanaksız olarak alınmış olduğuna ilişkin olan ve kök raporun incelemenin sonucu başlıklı v nolu maddesinin 2 ve 3 nolu fıkralarındaki değerlendirmede değişikliğe gidilmesi gerektiği sonucunun ortaya çıktığı, kök rapordaki davalı bankaca davacı şirketten bankacılık hizmet gelirleri komisyonu adı altında tahsil edilen toplam 196.266,00 TL komisyon + 9.813,30-TL BSMV olmak üzere toplam 206.079,30-TL'nin dayanaksız olduğu şeklindeki görüşümüzden rücu edilerek davalı bankanın tahsil etmiş olduğu işbu komisyonların da davacı şirkete iadesinin gerekmeyeceği" hususlarının bildirildiği görülmüştür. Mahkemece bankacı bilirkişi ... ile hesap bilirkişisi ...'den aldırılan 21/05/2021 tarihli 2. bilirkişi raporunda özetle; "Davacının, sözleşme ve sözleşme ön bilgi formundaki masraf ve komisyonlarla ilgili maddelerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğu yöndeki iddiaları hukuki mahiyette olduğunu, davalı bankanın, davacı şirket hesaplarından Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti, Ticari Kredi Ekspertiz Komisyonu ve Ticari Kredi Tahsis Komisyonu adı altında tahsil etmiş olduğu komisyon tutarlarının, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve sözleşme eki kredi komisyon listesinde belirlenen “Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti” oran dahilinde olduğunu, davalı bankanın, “Bankacılık Hizmet Gelirleri Komisyonu” adı altında tahsil ettiği toplam 196.266,00 TL ve 9.831,30-TL BSMV ücretin, şirketin rızası dahilinde tahsil edilmiş olup davacının, davalı bankadan iadesini talep edebileceği kredi tahsis ve istihbarat ücreti, ticari kredi ekspertiz komisyonu ve ticari kredi tahsis komisyonu tutarı bulunmadığı" hususları bildirilmiştir. Mahkemece, itirazlar üzerine bankacı bilirkişi ... ile hesap bilirkişisi ...'den alınan 14/02/2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda özetle; "Mahkemece Genel kredi ve teminat sözleşmelerindeki masraf ve komisyonlarla ilgili hükümler genel işlem koşulu olarak değerlendirilmediği veya "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi Ön Bilgi Formundaki" açıklama ve uyarılara istinaden sözleşmede kalması yönünde karar verildiği takdirde; davalı bankaca, davacının hesabından tahsil edilen komisyon, ücret ve masrafların dosya kapsamına sunulmuş olan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden tahsil edilmiş olduğu ve ilgili genel kredi ve teminat sözleşmelerinde davalı bankanın ücret ve komisyon tahsil edebileceğine ilişkin hüküm olması yanında, ayrıca sözleşmeye ek nitelikte tahsil edilecek ücret ve komisyonların oran ve tutarlarının yer aldığı komisyon tablosu bulunduğu ve işbu tablonun davacı şirket tarafından imzalanmış olduğu, işbu tablodaki oran ve tutarların sözleşme hükmü gereğince taraflarca bağlayıcı nitelikte olduğu, davalı bankanın; kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti / Ticari Kredi Tahsis Komisyonu adı altında tahsil ettiği tutarların yasal mevzuat, sözleşme hükümleri ve sözleşmenin eki niteliğindeki komisyon tablolarında yazılı olan oran ve tutarlar ile kredi kullandırım talimatlarındaki oranlar üzerinden karşılaştırıldığında, öngörülen sınırlar içerisinde kaldığı ve iadesinin gerekmediği, genel kredi ve teminat sözleşmesinin eki niteliğinde olan ve taraflarca bağlayıcılığı bulunan sözleşme ekindeki tabloda yer almadığı halde davalı bankaca davacı şirketten bankacılık hizmet gelirleri komisyonu adı altında tahsil edilen komisyonların da davacı şirketten alınan 25.01.2016-19.02.2016-30.03.2016 tarihli talimatlara uygun şekilde alındığı, iadesinin gerekmediği" hususlarının bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yaptırılan 3 ayrı bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporları kapsamında; davalı bankanın talep edebileceği komisyon ve masrafların azami olarak bilirkişilerce hesaplandığı ve yapılan kesintilerin bu sınırlar içerisinde kalarak davalı bankaca iadesi gerekir bir tutar bulunmadığının tespiti üzerine mahkemece, bilirkişi raporları kapsamı hükme esas alınarak yukarıda yazılı olduğu üzere davanın reddine yönelik karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı yanca; bankaca yapılan tüm kesintilerin raporlarda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken hep birlikte yıllık toplam tutarlar dikkate alınarak hesaplamaya esas alındığı, kredi limiti güncelleme ve arttırmada yalnız ilave limit üzerinden kredi tahsis ücreti alınması gerekirken kalan kredi ana bakiyesi üzerinden değerlendirme ve hesaplama yapılmasının ve bu suretle fazla kesinti yapılmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir. Dairemizce, davacının istinaf sebepleri göz önünde bulundurularak hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yapılan inceleme ve denetiminde, bilirkişi raporlarının denetime ve hükme elverişli bulunmadığı, davacı yanca yargılama aşamalarında da ileri sürülen bu itirazlara ilişkin tespit ve değerlendirmeler içermediği anlaşılarak yeniden davacı yanın istinafta ve aşamalarda ileri sürdüğü bu itirazlarını karşılar bir bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesi gerekmiş, Dairemizce, duruşmalı inceleme yapılmıştır. Dairemizce, bankacı bilirkişi ...'den aldırılan 09/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "...raporumuzun bir önceki bölümünde arz ve izah edilen gerekçelere binaen; Yapılan banka komisyonu kesintilerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve bankacılık uygulamalarına uygun olup olmadığı hususuna ilişkin olarak: (a) Yapılan banka komisyonu kesintilerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı yönünden:Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.1. maddesinde tarafların mutabakatı ve sözleşme ekinde yer alan kredi komisyon listesinde belirtilen oranlarda/tutarlarda komisyon uygulanacağı hususunda mutabakat sağlanmış, sözleşmenin ekinde yer alan kredi komisyon listesinde ise kredi tahsis ve istihbarat ücreti ve ekspertiz ücreti adı altında kesintiler yapılacağı ve kesintilerin oranları belirtilmiş olup davacı şirket tarafından da bu komisyon listesinin imzalandığı, sözleşme eki komisyon listesinde bankacılık hizmet komisyonu adı altında bir kesinti yapılacağına ve oranına ilişkin bir kayıt bulunmamakla birlikte, söz konusu kesinti davacı tarafın bilgi ve onayı doğrultusunda, davacı Bankaya verdiği talimatlara istinaden tahsil edildiği, bu bağlamda kredi tahsis ve istihbarat ücreti ile ekspertiz ücreti olarak tahsil edilen komisyonlar, sözleşmenin 6.1. maddesi ile sözleşme eki komisyon listelerine uygun olarak tahsil komisyon listelerinde bulunmamakla davacının bilgisi ve onayı ile kesildiği dikkate alınarak bu kesintinin de sözleşmeye uygun olduğu, (b) yapılan banka komisyonu kesintilerinin bankacılık uygulamalarına uygun olup olmadığı yönünden; davalı Bankanın tacir olması nedeniyle vermiş olduğu hizmet karşılığı olarak gelir elde etme hakkına sahip olduğu tartışmasız ve sektördeki tüm bankaların kullandırdıkları ticari kredilerden farklı isimler altında ve farklı oranltutarlarda masraf tahsil ettikleri olgusu karşısında bu konuda bir ticari teamül bulunduğu açık olmakla birlikte, sözleşme limitine bağlı olarak her 3 ayda bir komisyon tahsil edilmesi şeklindeki davalı banka uygulamasının yalnızca davalı Bankaya özgü olup bankacılık sektöründe uygulama alanı bulunmadığı, bu bağlamda davaya konu olayda, kullandırılan kredi taksitli olup kredinin ilk kullandırım aşamasında komisyon kesintisi yapılmasını müteakip yeni bir limit tahsisi ve istihbarat işlemi yapılmadan, muhtelif tarih ve tutarlarda tekrar “kredi tahsis ve istihbarat” ücreti tahsil edilmiş olmasının bankacılık uygulamalarına tezat teşkil ettiği, davacıdan yapılan bir diğer kesinti ise ekspertiz ücreti olup bankacılık uygulamasında ekspertiz ücretinin bir komisyon olarak değil, teminata alınan gayrimenkullerin değerlemesi için yapılan faaliyetler sonucu düzenlenen rapor karşılığı alınan bir hizmet bedeli olarak tahsil edildiği, dolayısıyla ekspertiz ücreti tahsil edilmiş ise karşılığında verilmiş bir değerleme/ekspertiz işlemi bulunması gerekmektedir ki davaya konu olayda davalı banka tarafından ekspertiz hizmeti verildiğine ilişkin olarak dosyaya sunulmuş bir belge bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir hizmet karşılığı olmadan tahsil edildiği anlaşılan ekspertiz ücretlerinin bu husustaki bankacılık uygulamaları ile bağdaşmadığı, fazla komisyon oranı uygulanıp uygulanmadığı hususuna ilişkin olarak; 2020/4 sayılı Tebliğ ile düzenleme yapılmadan önceki dönemde ticari krediler için tahsil edilecek masrafların nitelik ve tutarlarına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı için bankaların bu dönemde tahsil edecekleri masraf ve komisyonları, tamamen kendi inisiyatifleri doğrultusunda, herhangi bir kıstasa/ kurala bağlı kalmaksızın ve maliyetlerle ilişkilendirmeksizin belirledikleri, dolayısıyla, davaya konu kredi kesintilerinin 2020/4 sayılı Merkez Bankası Tebliği'nden önce gerçekleştiği dönem için makul kesinti oranının ne olması gerektiği hususunda bir belirleme yapma imkanı bulunmadığı bu nedenle, kesinti yapılan tutarlar toplamının, sözleşme eki komisyon oranları tablosunda yer alan oran üzerinden tahsil edilmesi gereken tutarları aşıp aşmadığı hususunda karşılaştırma yapılarak bir kanaate ulaşılmaya çalışılmış olup bu bağlamda yapılan değerlendirme sonucunda davaya konu edilen kesinti tutarları toplamının kredi komisyon tablosunda belirtilen orana göre yapılması gereken kesinti tutarları toplamının altında gerçekleştiği, bu yönü ile sözleşmede yer alan oranı aşacak şekilde fazla bir komisyon uygulamasının söz konusu olmadığı, Kredi tahsis komisyonu ile sair komisyonların bankaca ne şekilde belirlenerek uygulandığı, hatalı uygulama varsa olması gereken yöntemin ne olması gerektiği hususuna ilişkin olarak; Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücretlerinin kullandırılan kredi tutarına bağlı olmadığı gibi tutar ve işlem tarihi olarak bir yeknesaklık bulunmadığı, kredi komisyon oranları tablosunda belirtildiği şekilde devresel (Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık) olarak ve yine anılan tabloda belirtildiği şekilde limit üzerinden oransal bir tahsilatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla kullandırılan kredi ile ilişkilendirilme olanağı bulunmayan tarih ve tutarlarda tahsilat yapıldığı için bu tutarların hangi yöntemle hesaplandığı hususunda bir tespite ulaşılamadığı, Davacıdan fazla kesinti yapılıp yapılmadığı, fazla kesinti varsa davacı yana iadesi gereken bir tutar bulunup bulunmadığı yönünden; Raporun; III/1-(a) maddesinde, kesinti yapılan tutarların sözleşmenin 6.1. maddesine ve davacı şirket imzasına havi kredi komisyonları tablosuna uygun olduğu, III/1-(b) maddesinde, kesinti yapılan tutarların bankacılık uygulamalarına uygun olmadığı, hususunda görüş bildirilmiş olup bu konudaki nihai takdir Sayın Daire Başkanlığına ait olmak üzere; Yapılacak hukuki değerlendirme sonucunda: (a) Sayın Daire Başkanlığı tarafından sözleşmenin 6. Maddesinde düzenleme yapıldığı, kredikomisyon tablosunda yapılacak kesintilerin isim ve oranına açıkça yer verildiği, kredi komisyon tablosunda davacı şirketin imzasının bulunduğu, dolayısıyla sözleşme hükmü ve komisyon oranları tablosunun taraflarca müzakere edildiğine kanaat getirilmesi halinde; Davaya konu olayda, sözleşmenin 6.1. maddesinde komisyon tahsil edileceği belirtilmiş, sözleşme eki ticari kredi koryon oranları tablosunda ise “kredi tahsis ve istihbarat ücreti" adı altında limit üzerinden maksimum % 2.5 oranında tahsilat yapılacağı hususuna yer verilmiş olup bu komisyon tablosunda davacı şirketin imzası bulunduğu, diğer yandan fiilen yapılan kesinti tutarları toplamının kredi komisyon oranları tablosuna göre kesinti yapılması gereken tutarlar toplamının altında olduğu tespit edilmiş, buna göre sözleşme eki listedeki oranı aşacak şekilde bir tahsilat bulunmadığı, bu halde davacı tarafın “kredi tahsis ve istihbarat” ücreti adı altında tahsil edilen tutarlar için talep edebileceği bir tutar bulunmayacağı, diğer kesintiler yönünden, bankacılık hizmet komisyonu olarak tahsil edilen tutarların davacı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda tahsil edildiği dikkate alınarak bu tutarların talep edilemeyeceği, bununla birlikte bir hizmet karşılığı tahsil edildiği belgelendirilmemiş olan ekspertiz ücreti 18.250,05-TL'nin iadesinin talep edilebileceği, (b) Sayın Daire başkanlığının takdirinin; davalı banka dışında hiçbir banka uygulamasında taksitli olarak kullandırılan kredilerde devresel olarak kredi tahsis ve değerlendirme ücreti adı altında tahsil edilen bir masraf bulunmadığı, dolayısıyla bu uygulamanın davalı bankaya özgü ancak bankacılık sektöründe uygulama alanı bulunmayan bir kesinti türü olduğu, bu nedenle davaya konu kesintiler sözleşmeye uygun olmakla birlikte bankacılık uygulamalarına aykırı olduğu dikkate alınarak taksitli olarak kullandırılan kredi için sektör uygulamasına uygun olarak kesinti yapılması gerektiği yönünde oluşması durumunda; davalı bankanın kredinin ilk kullandırım aşamasında davacının da kabulünde olduğu % 0.7 oranında ve kredinin yeniden yapılandırılması aşamasında kalan kredi tutarı üzerinden % 0.1 oranında komisyon tahsil edebileceğinin kabulü ile kesinti yapılması gereken tutarın; kulllandırılan kredi tutarı üzerinden binde 7 oranında ( 40.000.000,00 * 0,007=) 280.000,00 USD ve 14.000 BSMV olmak üzere toplam 294.000,00 USD, yapılandırma tarihi 19.07.2017 tarihi itibariyle kalan anapara tutarı 32.947.377,39 USD olup bu tutarın binde 1'i oranında ( 32.947.377,29 * 0,001=) 32.947,38 USD ve 1.647,37 USD BSMV olmak üzere toplam 34.594,75 USD olacağı; Bu halde davacının, davalıdan “ kredi tahsis ve istihbarat ücreti” adı altında tahsil edilen tutarlar yönünden iadesini talep edebileceği tutar; 1.096.826,08 TL, (466.247,39 - USD — 294.000,00 — 34.594,75=) 137.652,64 USD olarak belirlenmiş olup Diğer kesintiler yönünden; bankacılık hizmet komisyonu olarak kesilen tutarların davacı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda tahsil edildiği dikkate alınarak iadesinin talep edilemeyeceği, bununla birlikte, bir hizmet karşılığı tahsil edildiği belgelendirilmemiş olan ekspertiz ücreti 18.250,05-TL'nin iadesinin talep edilebileceği," sonuç ve kanaatine ulaşıldığının bildirildirildiği görülmüştür. Dairemizce yaptırılan bilirkişi incelemesi kapsamında düzenlenen rapor ile ilk derece mahkemesinde alınan 3 ayrı raporun kapsamlı olarak incelendiği, çelişkilerin giderilmesi suretiyle davacı tarafın istinaf incelemesine konu ettiği hususlarda ayrıntılı, denetime ve hükme elverişli rapor sunulduğu anlaşılmış, bilirkişi raporu Dairemizce hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve deliller, tarafların iddia ve savunmaları, Dairemizce alınan 09/04/2026 tarihli bankacı bilirkişi raporu kapsamı ve ekleri, emsal banka uygulamaları, dava dilekçesi ve ekinde yer verilen davacının talebine dayanak uyuşmazlık konusu kesinti tablosu, davacının talebine konu kesinti kalemleri hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda; davalı banka dışında hiçbir banka uygulamasında taksitli olarak kullandırılan kredilerde devresel olarak kredi tahsis ve değerlendirme ücreti adı altında tahsil edilen bir masraf bulunmadığı, dolayısıyla bu uygulamanın davalı bankaya özgü ancak bankacılık sektöründe uygulama alanı bulunmayan bir kesinti türü olduğu, bu nedenle davaya konu kesintilerin, bankacılık uygulamalarına/teamüllerine aykırı olduğu, kredi kullanımı sırasında hesaplanan toplam tutarın devreler halinde tahsili olmadığına göre taksitli olarak kullandırılan kredi için sektör uygulamasına uygun olarak kesinti yapılması gerektiği, davalı bankanın kredinin ilk kullandırım aşamasında davacının da kabulünde olduğu % 0.7 oranında ve kredinin yeniden yapılandırılması aşamasında kalan kredi tutarı üzerinden % 0.1 oranında komisyon tahsil edebileceğinin kabulü ile bilirkişi raporu kapsamına göre kesinti yapılması gereken tutarın; kulllandırılan kredi tutarı üzerinden binde 7 oranında ( 40.000.000,00 * 0,007=) 280.000,00 USD ve 14.000 BSMV olmak üzere toplam 294.000,00 USD, yine yapılandırma tarihi 19/07/2017 tarihi itibariyle kalan anapara tutarı 32.947.377,39 USD olup bu tutarın binde 1'i oranında ( 32.947.377,29 * 0,001=) 32.947,38 USD ve 1.647,37 USD BSMV olmak üzere toplam 34.594,75 USD olacağı; bu halde davacının, davalıdan “ Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti” adı altında tahsil edilen tutarlar yönünden iadesini talep edebileceği tutarın; 1.096.826,08-TL, (466.247,39 USD - 294.000,00 - 34.594,75=) 137.652,64 USD olarak belirlendiği, davacı tarafça dava dilekçesinde talebinin dayanağı olarak sunulan 11/07/2019 tarihli talep yazısı ekinde yer alan Kesinti Tablosu kapsamında iadesi talep edilen ve davalı bankaca kesinti yapılan " Hizmet Geliri Komisyon + BSMV" tutarının toplam 206.079,30-TL olduğu, yine " Kredi Tahsis, Tahsis ve İstihbarat Ücreti + BSMV" tutarının toplam 634.145,79-TL olduğu, rapor kapsamına göre davalı bankaca, Bankacılık Hizmet Komisyonu olarak kesilen tutarların davacı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda tahsil edilmesi nedeniyle iadesinin talep edilemeyeceği, bu durumda davacının talebine dayanak kesinti tablosundaki TL cinsinden toplam kesinti tutarının 840.225,09-TL olması nedeniyle bunun 206.079,30-TL * 100/840.225,09-TL=% 24,5 oranına tekabül eden Hizmet Gelir Komisyonu + BSMV' sinin davacı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda tahsil edilmesi nedeniyle iadesinin talep edilmeyeceği, davacı yanın, dava dilekçesinde tüm kesintiler yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 10.000,00 USD ve 41.551,00 TL kesintinin avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmesi dikkate alındığında taleple bağlı kalınarak ve Hizmet Gelir Komisyonu talebinin yerinde olmaması gözetildiğinde; 41.551,00 TL * % 24,5= 10.191,08-TL tutarın, reddi gereken Hizmet Gelir Komisyon + BSMV alacağı istemine konu olması nedeniyle 41.551,00 TL'den mahsubu sonrası davacının, davalı yandan 31.359,92-TL Kredi Tahsis, Tahsis ve İstihbarat Ücreti + BSMV talep edebileceği, tabloda yer verilen talebe konu USD cinsinden yapılan 4.552,26 USD + 91.045,13 USD tutarlı kesintilerin ise Ticari Kredi Tahsis Komisyonu + BSMV'sine ilişkin olup USD cinsinden alacak talebi yönünden reddi gerekir bir tutar bulunmadığından 10.000,00 USD talepli Kredi Tahsis Komisyonu + BSMV talebinin, bilirkişi raporu kapsamında hesaplanan USD cinsinden alacak miktarına göre yerinde olduğu Dairemizce değerlendirilerek davacının istinaf istemi kısmen kabul edilerek ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik yeniden bir karar verilmesi gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, sair REDDİNE, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/03/2022 gün 2019/444 Esas 2022/185 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 2-10.000 USD ve 31.359,92 TL'nin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-10.000 USD'ye dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanan 4/A maddesi gereğince, 31.359,92 TL'ye dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, 4-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 5-Alınması gereken 6.134,85-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiyesi 4.427,10-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 1.707,75-TL peşin harç, 44,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.752,15 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 131,00 TL tebligat ve posta, 5.200,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 5.331,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 4.797,90-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 10-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 10.191,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde davacıya iadesine, C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 159,00 TL posta ve tebligat gideri ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.379,70-TL'den davanın red/kabul oranına göre 4.841,73-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma açıldığından yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 42.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma açıldığından yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan ve daha fazla olamayacağından 10.191,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/06/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1664, K. 2026/804, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1664-e-2026-804-k-699cea8a3180