Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1089 E. 2026/1129 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1089
- Karar No
- 2026/1129
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1089
KARAR NO : 2026/1129
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan) BAKIRKÖY 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1114
KARAR NO : 2022/224
KARAR TARİHİ: 07/03/2022
DAVA TARİHİ: 29/12/2021
DAVANIN KONUSU: Ticari Satımdan Kaynaklanan
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 19-24 Ocak 2021 tarihinde gerçekleştirilecek olan .... Mobilya Fuarı`na katılım sözleşmesi akdedildiğini, fuara katılım için dolar kuru 5.93 TL`den sabitlenmek suretiyle toplamda 41.225,5392 USD (244.467,447 TL) anlaşıldığı, 11.03.2020 tarihinde pandemi ilan edilmesi sonrasında davacı tarafından mücbir sebepler dahilinde ödenmediğini, nitekim davalının pandemi ilanı sonrasında fuarın gerçekleştirilmesi için herhangi bir hazırlıkta da bulunmadığını, sözleşmenin akdedildiği 24.01.2020 tarihinde COVİD-19 salgını ortaya çıkmadığını ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmediğini, bununla birlikte; bahse konu fuar organizasyonun planlanan 19-24 Ocak 2021 tarihlerinde gerçekleşmediğini, bu hususa ilişkin olarak da davalı yan tarafından davacı şirkete yazılı bir bildirimde bulunulmadığını, davacı şirketin söylentiler üzerine fuarın 3-8 Ağustos 2021 tarihlerinde gerçekleştirileceğini öğrendiğini ve bu nedenle Ankara 63. Noterliğinin 23.06.2021 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğin belirterek davacının, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeden döndüğünün kabulü ile işbu sözleşme doğrultusunda davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığına dair tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kaldığını, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertelenmesinin talep edildiğini, fuarın ertelenmesi tamamıyla haklı sebeplere dayandığını, davalının sözleşme konusunun TBK madde 136 ve vd. Maddeleri gereğince "İfa İmkansızlığı" hükümlerine dayandığını, ancak ortada ifa imkansızlığı söz konusu olmadığını, davalı şirketin sözleşmeyle yüklenmiş olduğu edim, yerine getirilebilir nitelikte ve edimini de 3-8 Ağustos 2021 tarihlerinde gerçekleştirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nce; "...Taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi akdedilmiş fakat sözleşmeye konu fuar katılımının salgın nedeniyle ertelenmiş olduğu hususu tartışmasızdır. Böyle bir durumda çözümlenmesi gereken husus davacının bu sebepten ötürü sözleşmeden kendi yönünden dönme hakkını kullanıp kullanamayacağı hususudur.
Bilindiği üzere, hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi (Ahde Vefa- Pacta Sunta Servanda) yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu kurala göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet edilmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge şartlarının sözleşmenin tümü, birlikte yorumlanarak değerlendirilmelidir. Borçlar Kanunundaki genel kural; tarafların bu sözleşme ile gerçek ve ortak amacın varlığını ortaya koyabilecek şekilde bir düzenleme ve yorum, tüm sözleşmede belirlenen amaç da gözönüne alınarak yapılmalıdır. Ahde vefa ilkesinin sonucu olarak taraflar, serbest iradeleriyle meydana getirdikleri sözleşmelere aynen uymakla yükümlüdürler.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 131 ve müteakip maddelerinde, borçların ve borç ilişkilerinin sona erme halleri belirlenmiş, 138. madde de, aşırı ifa güçlüğü başlığı ile '' sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca ön görülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini, dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, borçlunun hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde, sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu'' hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesi ikinci maddesi incelendiğinde davalının gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğu, bundan kaynaklı fesih hakkının oluşmayacağı ve davacının ödeme yükümlülüğünün bu duruma rağmen devam ettiği anlaşılmış, bu hüküm nedeniyle TBK'nın 131 ve devamı maddelerinin olayımıza uygulanma imkanı kalmamıştır. Zira taraflar tacir olup, basiretli hareket etmekle yükümlüdürler. Davacı kabul ettiği ve imza attığı bu madde ile fuar tarihinin değişikliği nedeniyle oluşabilecek zararlardan peşinen feragat etmiş olup, olayımızda mücbir sebep nedeniyle dahi fuar tarihi değişmiş olsa bile netice itibariyle davalının bu konuda sorumluluğu oluşmayacağından..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının fuar katılımcılarının talebi üzerine fuarın ertelendiğini ve bu hususun fuar katılımcılarına bildirildiğini iddia etmişse de davacı şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, mobilya fuarı sezonu da Ocak ayında olup, firmaların ancak o sezonda fuarlardan beklediği faydayı elde edebileceğinden, fuarın ertelenmesinin menfaat dengesini de bozacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır.
Dava, fuarcılık sözleşmesinden kaynaklı olarak borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sunulan dava dilekçesinde, 19-24 Ocak 2021 tarihinde yapılacak olan CNR IMOB 17. İstanbul Mobilya Fuar'ının belirlenen tarihte gerçekleştirilmediği ve bu nedenle davacı şirketin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden döndüğü belirtilerek işbu sözleşmeden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve uyuşmazlığa konu edilen "Fuar Katılım Sözleşmesi"nin 2. Maddesinde; "Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak işbu Form'da belirtilen Düzenleyici'nin organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden katılımcı, bu imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi Katılımcı'nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, Katılımcı'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, unvanı vb. hususlarda, Düzenleyici'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir. Katılımcı'nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı, ancak Düzenleyici'nin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. Düzenleyici, Fuardan 3 gün öncesine kadar, hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve Katılımcı'yı fuardan çıkarabilir." hükmü yer almaktadır.
Ankara 63. Noterliği'nin 23 Haziran 2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı, 19-24 Ocak 2021 tarihlerinde yapılacak İstanbul Mobilya Fuarı'nın Covid-19 salgını nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmesi nedeniyle sözleşmeden döndüğünü belirtmiştir. Anılan ihtarnamede, sözleşmenin düzenlendiği tarihte pandemi ilan edilmediği, her yıl Ocak ayında mobilya fuarının yapılmasının geleneksel hale geldiği , fuar tarihinin ertelenmesi ile beklenen faydanın sağlanamayacağı belirtilerek tek taraflı planlandığı belirtilen 2021 yılı Ağustos ayındaki fuara davacı şirketin katılmak istemediği belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .
Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın birinci kısmında borç ilişkilerinin kaynakları üst başlığı ile 1. vd maddelerinde düzenlenmiştir. 26. maddede, tarafların sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebileceği düzenlemesi ile sözleşme serbestliğine yer verilmiştir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer bir takım istisnai ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
TBK’nın 138. maddesi ile getirilen "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3)bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır. ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih 2019/2379 E. 2019/7997 K. Sayılı ilamı)
Somut davada, davacı taraf, fuarın ertelenmesi nedeniyle fuardan beklenen faydanın gerçekleşmeyeceğini ileri sürerek ifa imkansızlığı nedeniyle sözleşmeden döndüğünü bildirmiş ise de, fuarın ileri tarihe ertelenmesi ifa imkansızlığı olarak değerlendirilemez. Nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2. maddesinde, davalı organizatörün fuarı düzenleme tarihlerinde değişiklik yapabileceği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin davacı tarafça kabul edilmiş olduğu da gözetildiğinde TBK 136. Maddesinin uyuşmazlıkta uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda davacının fuara katılmasa bile ücret ödeme yükümlülüğü devam ettiği ve davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf talebinin reddine dair karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 3.416,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.684,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/09/2026