Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/259 E. 2026/1432 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/259
Karar No
2026/1432
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/259 KARAR NO : 2026/1432

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2023 NUMARASI : 2018/1154 E. 2023/807 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.09.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2023 tarih 2018/1154 E. 2023/807 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkillerinin murisi olan ...’nin .... Kooperatifi’nin üyesi olarak ferdileşme sonucu edindiği taşınmazını ... isimli kişiye 1994 yılında sattığını, ferdileşmeden sonra kooperatifin işletme kooperatifine dönüştüğünü, müvekkillerinin murisinin üyeliğinin aynı şekilde devam ettiğini, kooperatifin ferdileşmeden sonra elinde devredilemeyen dükkan, mesken ve arsa niteliğinde çok sayıda taşınmazının bulunması nedeniyle işletme kooperatifine dönüştüğünü, taşınmazların niteliğine göre 2014 yılı itibariyle onlardan elde edilen kira gelirleri toplamının 30.291,00 TL olduğunu, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 17/son maddesi uyarınca kat irtifakı kurulmuş taşınmazlarda ana taşınmazın yönetiminde kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağını, davalı işletme kooperatifi yönetimi dışında ayrıca site kat malikleri kurulunun seçeceği ayrı bir yönetimin yasa gereği oluşturulması gerektiğini, ancak yıllardan bu yana yanlış bir uygulama ile davalı işletme kooperatifi yönetiminin site kat malikleri kurulunun seçtiği yönetim gibi de işlev gördüğünü, bu yanlış uygulama sonucunda davalı kooperatifin yıllardan beri elde ettiği tüm kira gelirlerinin yasal olmayan bir şekilde kat maliklerinin sahip olduğu taşınmazların ortak alanları ve giderleri için harcandığını, bunun yanı sıra ayrıca davalı kooperatif üyesi olan müvekkillerine murisi adına yıllarca aylık aidat ödemesi tahakkuk ettirildiğini ve bu aidat alacaklarına da yüksek oranda faiz işletildiğini, bu paranın da kat maliklerinin sahip olduğu taşınmazların ortak alanları ve giderleri için harcandığını, aidatlara 01/01/2000 tarihinden başlatılarak tahakkuk ettirilen yüksek miktarda faiz ile ilgili olarak müvekkillerinin murisi hakkında 07/01/2014 tarihinde Seferihisar İcra Müdürlüğü’nün 2014/7 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı kooperatifin 2014 yılı içinde aldığı bir kararla Doğanbey Köyü'nde bulunan.... ada ... parsel numaralı 986 m² arsası ile aynı mevkide bulunan... parsel numaralı 50.428 m² arsasını sattığını, elde edilen geliri 448 ortağına paylaştırdığını, her ortağa düşen tutarın 14.167,00 TL olduğu hususunun 15/10/2014 tarihli bilgilendirme yazısı ile bildirildiğini, müvekkillerinin murisinin Eylül 2014 sonu itibariyle borcunun 2.674,00 TL’si aidat ve 10.976,00 TL’si gecikme zammı olmak üzere toplam 13.650,00 TL olarak belirlendiğini, davalı kooperatifin iki adet arsanın satış bedelinden her bir ortağa düşen 14.167,00 TL’den bu borç tutarını mahsup ederek kalan 517,00 TL’yi müvekkillerinin murisinin alacağı olarak belirlediğini ve bu mahsuplaşma sonrasında 2014/7 sayılı icra takibini kapattığını, Eylül 2014’den itibaren müvekkillerinin murisi adına aidat tahakkukunun devam ettiğini, son olarak müvekkillerine 19/09/2018 tarihli 890,50 TL tutarlı ödeme ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı işletme kooperatifinin görevinin sadece sahibi bulunduğu taşınmazları yönetmek olduğunu, sitenin yönetimini ancak kat malikleri kurulunun seçebileceğini, ana sözleşme ile veya kooperatif ortaklar kurulu kararı ile kooperatif yöneticilerinin ayrıca site yönetimini üstlenebilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davalı işletme kooperatifinin kurulmasından bugüne kadar tüm genel kurul toplantılarında aldığı kararların yok hükmünde olması nedeniyle iptal edilmesine, müvekkillerinin murisinden kooperatif üyeliği nedeniyle tahsil edilmiş olan 14.167,00 TL ve tahsili istenen 890,50 TL toplamı olan 15.057,50 TL aidat ve gecikme zammı yönünden müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, 14.167,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yok hükmündeki kararların sonucu olarak 1994 yılından bugüne kadar davalının sahibi olduğu taşınmazların kira gelirlerinin, sitenin her türlü yönetimi ve ortak alanları için harcanması nedeniyle elde edilen bu gelirlerden işletme masrafları çıkarıldıktan sonra müvekkillerinin murisinin payına düşen miktarın 01/01/2009 tarihinden itibaren hesaplanarak bilirkişi raporu ile somutlaştırılmasından sonra HMK’nın 107/2 maddesi gereğince isteklerini artıracakları dikkate alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı kooperatif başkanı ...; kooperatifin Seferihisar ilçesi sınırlarında olduğunu, davaya bakmaya yetkili mahkemenin Seferihisar Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, KK’nın 37. maddesine göre zaman aşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davacının tespitini istediği alacağın 2014 yılında yapılan icra takibi ile sağlanan tahsilat olduğunu, bu nedenle zaman aşımına uğradığını, menfi tespit, alacak ve genel kurul kararının iptali davasının bir arada açılamayacağını, müvekkilinin işletme kooperatifi olduğunu, davanın müvekkilinin konut yapı kooperatifi olarak algılanarak açıldığını, daha öncesinde konut yapı kooperatifi olan kooperatifin 1996 yılında alınan karar ile işletme kooperatifine dönüştüğünü, Kat Mülkiyeti Kanunu ile bir ilgisinin bulunmadığını, KK’nın uygulanması gerektiğini, işletme kooperatifi olan kooperatifin 8 adet taşınmazının bulunduğunu, üzerinde yarı olimpik yüzme havuzu, 2 market, 2 kafe ve 8 lojmanın olduğunu, dört eleman çalıştırıldığını, 500 civarında zeytin ağacı olduğunu, 500 civarında da ortaklarının bulunduğunu, ortaklardan site içerisinde bulunan evlerinin bahçelerinden dışarıya attıkları artıkların toplanması ve sokakların temizlenmesi, zeytinlerin toplanması, ecrimisil ödenen yerlerle ilgili olarak sahil ve havuzda başkalarının kullanımının engellenmesi, çalışanların maaşları ve yönetim giderlerine karşılık olarak ortaklarından 2017 yılı için aylık 20,00 TL, 2018 yılı için aylık 25,00 TL ödenti alındığını, dayanağının genel kurul kararı olduğunu, bir kısım ortakların konutları el değiştirirken ortaklığın devrini yapmadıklarını, konutları satın alan kişilerin şayet ortaklığı ayrıca devir almamışlarsa kooperatifin hizmetlerinden yararlanamadıklarını, davacıların murisi ...’nin ortaklığını taşınmazı sattığı kişiye devretmediğini, devralan ... isimli kişi kooperatif ortağı olmak ve hizmetlerden yararlanmak istemiş ise de ortaklığın devredilmediğini, bu nedenle de davacıların diğer ortaklar gibi aylık ödentilerini ödemeleri gerektiğini, şayet ödeme yapmak istemiyorlarsa ortaklık hisselerini devretmeleri gerektiğini, kanunda ortakların kooperatif ortaklığından ne şekilde ayrılacağının düzenlendiğini, davacılar kooperatif genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına rağmen ödeme yapmayınca 2014 yılındaki yönetim tarafından haklarında icra takibi başlatıldığını, daha sonra kooperatife ait 2 taşınmaz satılınca davacıların hisselerine düşen miktardan borçlarının karşılandığını ve 2014 yılındaki icra dosyasının kapatıldığını, buna rağmen davacıların ödentilerini yeniden ödemediklerini, kendilerine iyi niyetli olarak 19/09/2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davacıların bu tarih itibariyle 890,50 TL borçlarının bulunduğunu, davacıların ya da murislerinin ortaklıktan istifa ya da ayrılmalarının söz konusu olmadığını, ortaklıklarının devam ettiğini, kooperatifin davacılara borcunun olmadığını, aksine birikmiş ortaklık aidat alacağının bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi ...’nin .... Sitesi’nin ...Köyü Arsa Alım ve Yapı Kooperatifi ortağı iken, ferdileşme sonucu bir adet konutun sahibi olduğu, bu konutu ise 1994 yılında ... isimli kişiye sattığı, konut satışına rağmen bu kişiye kooperatif ortaklığının da devredildiğine ilişki bir belge ve karara kooperatif kayıtlarında rastlanmadığı, kooperatifte 1996 yılında statü değişikliği yapıldığı, yapı kooperatifi iken, unvanını.... Kooperatifi olarak değiştirdiği; ...’nin 02/02/2003 tarihinde vefat ettiği, geride mirasçıları olarak ..., ..., ... ve ...’nin kaldığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında “Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla, ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.” düzenlemesine; kooperatif ana sözleşmesinin 16. maddesinde “(1) Ölen ortağın kanuni mirasçılarının 3 ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. (2) Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde ölen ortağın alacak ve borçları 15. madde hükümlerine göre tasfiye edilir.” düzenlemesine yer verildiği, ... mirasçılarının aralarında temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri gibi bir durumun söz konusu olmadığı, durum böyle olmakla birlikte anılan kanun ve ana sözleşme hükümleri ile getirilen düzenlemenin amacı ve özü gözetildiğinde ölen ortağın mirasçılarının davalı kooperatif tarafından ortaklığa devam edip etmeyecekleri konusunda uyarılmaları gerektiğinden ortaklık sıfatının düştüğünün kabul edilemeyeceği, nitekim; bilirkişi tarafından da belirtildiği şekilde davalı kooperatifin statü değiştirmesine ve ortak ....’nin vefatına rağmen ...’yi ortak olarak kabul ettiği, diğer bir anlatımla benimsediği, öyleki ...’nin ortaklık numarası “752” iken, 2019 yılındaki ortak/hazirun listesine yeni bir ortaklık numarası olarak “1442” ortaklık numarasının verildiği ve ...’nin mirasçılarından olan ...’nin adının yazıldığı, her ne kadar yapı kooperatifi ile işletme koopertifinin ortağı olabilme koşulları birbirinden farklı ise de kooperatiflerde ortak olma koşullarının kaybedilmesi durumunda ortaklığın kendiliğinden sona ermeyeceği, somut olay yönünden; davalı kooperatifin ana sözleşmenin 10. maddesinde aranan “site dahilinde konut sahibi, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin sahibi veya kiracısı olmak” koşulunu gerçekleştirmesi için ...’ye makul bir süre vermesi ve aksi halde ortaklıktan ihraç edileceği uyarısını içeren ihtarname göndermesi, ihtar gereğinin yerine getirilmemesi durumunda ise ihrasına karar vermesi gerekirken bunu da yapmadığı, davalı kooperetifin ... mirasçısının adını yazdığı hazirun listesinde yeni bir ortaklık numarasının da yazılı olduğu, ...’nin esasen davalın kooperatifin ortaklık şartlarını esasen 1996 yılında kaybettiği ancak davalı kooperatifin ...’yi ortak olarak kabul ettiği, ...’nin konut satışından ve vefatından sonra da kooperatifle olan ilişkisinin kesilmediği, bağlantının devam ettiği, taşınmazı ...’den satın alan .... isimli kişinin davalı kooperatife ortaklık başvurusunda bulunmadığı, ...’nin her ne kadar konutunu satsa da kooperatif ortaklığını devretmediği ve ortaklık haklarını muhafaza ettiği, davalı kooperatifin de ...’yi kooperatif ortağı olarak benimsediği, ortaklığın devam etmesi nedeniyle zaman aşımı süresinin işlemeye bağlamayacağı, bu yönüyle davalı tarafın zaman aşımı itirazının haklı olmadığı; kooperatiflerde ortakların hak ve borçlarının dayandırıldığı temel ilkenin eşitlik ilkesi olduğu, eşitlik ilkesinin Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” şeklinde düzenlendiği, bu nedenle de kooperatif adiatlarından diğer ortaklar gibi sorumluluklarının söz konusu olacağı, tarafların da belirttikleri şekilde ... hakkında Seferihisar İcra Müdürlüğü’nün 2014/7 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, takipte 2.404,00 TL aidat alacağı ve 8.716,00 TL gecikme zammı ile takip giderleri toplamı olarak 11.120,00 TL alacağın tahsilinin istendiği, davalı kooperatifin 15/10/2014 tarihli bilgilendirme yazısı ile kooperatife ait iki arsanın satışından her bir ortağa düşen tutarın 14.167,00 TL olduğunu bildirdiği ve ortak ...’nin bu miktar alacağı ile aidat borcunun mahsubunu yaparak anılan icra dosyasını kapattığı, 2014 yılı Eylül ayından itibaren muris ... adına aidat tahakkukunun devam ettiği, davalı kooperatif tarafından 19/09/2018 tarihli 890,50 TL tutarlı ödeme ihtarnamesinin gönderildiği, davacı taraf her ne kadar “davalı işletme kooperatifinin görevinin sadece sahibi bulunduğu taşınmazları yönetmek olduğunu” ileri sürmüş ise de; davalı işletme kooperatifinin amacının “Ortakların sahibi bulunduğu konutlardan oluşan sitenin ve site sakinlerinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre yetki verildiğinde site yönetimini üstlenmek, siteyi geliştirmek ve güzelleştirmek” şeklinde belirlendiği, bilirkişinin de raporunda “davalı kooperatifin ortaklardan tahsil ettiği aidatları genel yönetim giderleri ile hizmet üretim giderleri için harcadığı” görüşüne yer verdiği, dolayısıyla kooperatifin amacını gerçekleştirmek için ortaklarından aidat toplama yetki ve görevinin bulunduğu, bu noktada kooperatifin arsa satışından gelen parayı isteyen ve bu para aidat borcuna mahsup edilen davacı tarafın aidat ödeme borcundan kaçınamayacağı, bu kapsamda da davacı tarafın menfi tespit davasında haklı olmadığı; tahsil edilen aidatların genel yönetim giderleri ile hizmet üretim giderleri için harcanması nedeniyle davacıya iadesinin de mümkün olmadığı, bu noktada da eşitlik ilkesinden uzaklaşılmasının beklenemeyeceği, ortaklığın nimetinden yararlanıldığı kadar külfetine de katlanılması gerektiği anlaşıldığından, genel kurul kararlarının iptali dışındaki diğer tüm davanın esastan reddine; 1163 sayılı KK'nın 53/1 maddesi gereğince toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kaldığını tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen yahut toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış olduklarını iddia eden pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri; bilirkişi raporu ile davacı tarafın çağrıldığı halde genel kurul toplantılarına katılmadığı belirlenmiş olup, çağrıldıkları halde genel kurul toplantılarına katılmayan davacıların genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali için dava açma haklarının bulunmadığı, bu kapsamda da dava şartının bulunmadığı, kaldı ki iptali istenen kararların yasa, ana sözleşme hükümleri ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı kararlar olduğunun da ispatlanamadığı, davacıların dava açma haklarının bulunmaması nedeniyle dava dilekçesi ile ileri sürdükleri davalı kooperatifin tüm genel kurul toplantılarında aldığı kararların iptaline ilişkin davanın ise 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, İlk derece mahkemesinin genel kurul kararlarını "iptal davası" kapsamında değerlendirip hak düşürücü süre ve muhalefet şerhi yokluğundan reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar tarafından söz konusu kararların yok hükmünde olduğunun ileri sürüldüğü, yok hükmündeki kararların baştan itibaren hüküm ifade etmeyeceği, geçerlilik kazanamayacağı ve bu kararların tespiti için dava açma süresi ile muhalefet şerhi şartı aranmayacağını, bilirkişi raporlarının da hukuki nitelendirme açısından yetersiz kaldığı, yokluk tespitinin bizzat mahkemece yapılması gereken yapması gereken hukuki bir değerlendirme olduğu, Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) ile Kooperatifler Kanunu Ayrımının yapılmasında hata yapıldığını, muris ...'nin, konutunu 1994 yılında ferdileşme sonucu edinerek aynı yıl üçüncü bir şahsa sattığını, ferdileşme sonrasında site yönetimi açısından Kat Mülkiyeti Kanunu (m. 17/son) hükümlerinin uygulanması gerektiği, kooperatif tüzel kişiliği ile kat malikleri topluluğunun farklı hukuki yapılar olduğu, taşınmazını satan murisin üyeliğinin devam ettiğinden bahisle haksız aidat tahakkuk ettirilmesi, gecikme zamları uygulanması ve icra takibi yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davalı Kooperatifin kiraya verilen dükkan, mesken, arsa gibi ortak yerlerden ve 2014 yılında satılan 2 adet arsadan (30.291 TL kira, 14.167 TL arsa satış payı vb.) ciddi gelirler elde ettiği; ancak işletme kooperatifinin bu gelirleri kat malikleri kurulu gibi hareket ederek usulsüz harcadığı, murisin payına düşen bu gelirlerin aidat borçlarına mahsup edilmesi veya mirasçılara iade edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacıların aidat borcunun bulunmadığının tespiti, davalı kooperatif tarafından tahsil edilen aidatların ve gelirlerinin iadesi ve Kooperatif Genel Kurul kararlarının yokluğu ve iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacılar, murisleri ...'nin kooperatif üyesi olarak edindiği konutunu 1994 yılında başkasına sattığını, ancak üyeliğini devretmediğini, taşınmaz satılmasına ve murisin kooperatiftan ayrılmasına rağmen davalı kooperatifin, mirasçılar adına haksız aidat tahakkuk ettirerek icra takibi yaptığını, kooperatifin ortak alanlar ile kiraya verilen yerlerden ve satılan 2 adet arsadan yüksek gelirler elde ettiğini, ancak bu gelirlerin mirasçılara paylaştırılmadığını iddia ederek, faiz, haksız tahsil edilen aidatlar ile arsa/kira paylarının iadesini, ayrıca 1999-2018 yılları arasında yapılan tüm genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunu belirtilerek iptalini istemişlerdir. Davalı Kooperatif ise, davanın zaman aşımına uğradığı ve tüm mirasçıların davaya dahil edilmediğini, taşınmaz satılmasına karşın, ortaklığın devredilmemesi nedeniyle murisin aidat yükümlülüğünün devam ettiğini; toplanan aidatların sitenin bakım, temizlik, güvenlik, havuz ve ortak giderleri için harcandığını, davacı mirasçıların toplanan genel kurullara katılmadıkları ve muhalefet şerhi düşmedikleri gerekçesiyle kararların iptalini isteyemeyeceklerini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda genel kurul kararlarının iptali istemi yönünden, davacıların usulüne uygun çağrılmalarına rağmen genel kurullara katılmadıkları, kararlara muhalefet şerhi koymadıkları ve dava açma sürelerini geçirdikleri gerekçesiyle genel kurul kararlarının iptali isteminin usulden reddine, menfi tespit, istirdat ve alacak istemleri yönünden ise, Kooperatif Kanunu'nun 23. maddesindeki "eşitlik ilkesi" çerçevesinde, kooperatifin topladığı aidatları sitenin genel yönetim ve ortak hizmet giderlerinde kullandığı, davacıların ortaklığın nimetlerinden yararlandığı kadar külfetine de katlanması gerektiği belirtilerek, davacıların borçlu olmadıkları yönündeki menfi tespit ve alacak taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/259, K. 2026/1432, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-259-e-2026-1432-k-4afbbc83b255