Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1185 E. 2026/929 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1185
Karar No
2026/929
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1185 Esas 2026/929 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1185 KARAR NO : 2026/929

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2023 NUMARASI : 2022/851 Esas 2023/329 Karar DAVA : Menfi Tespit( Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/08/2022

KARAR TARİHİ : 13/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2026

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın, davacı ... ... Ltd. Şti'nin ortakları iken 26/11/2009 tarihinde protokol başlıklı sözleşme ile eki niteliğindeki sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme uyarınca şirketteki malların paylaşımı yapılarak davalı ...'ın, şirketteki %50 hissesini, 25/12/2009 tarihinde Ankara 44. Noterliği’nin ... yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile ...’a ve ... yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirket yetkilisi ...’a devrettiğini, taraflar arasındaki 26/11/2009 tarihli protokol başlıklı yazı ve eki niteliğindeki sözleşme uyarınca şirketin hak ve alacaklarının taraflar arasında paylaşıldığını, şirkette kalan bir kısım emtiaya da 1.000.000,00-TL değer biçilerek gerek devir gerekse bu emtia için şirketin davalıya 500.000,00-TL borçlandırıldığını, bu borçların teminatı olarak da ... ...Ltd. Şti'nin keşideci olduğu 60 adet bononun keşide edilerek davalı ...’a verildiği gibi maliki olduğu ...parsel sayılı taşınmazların da 1.dereceden 500.000,00-TL bedelle davalı lehine ipotek verildiğini, şirketin protokolde belirtilen yükümlülükleri yerine getirdiğini, bu anlamda sözleşme konusu senetleri verdiğini, araçları teslim ettiğini, sözleşmede belirtilen yerlere davacı lehine ipotek tesis ettiğini ve araçların satışı için vekâletname verdiğini, ancak davalının sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediğini, davalı ... tarafından bonoların eşi olan diğer davalıya ciro edilerek tahsil yoluna gidildiğini, hem de ... hakkında Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2019/29622 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılarak ipotekli taşınmazların satıldığını belirterek davalılar arasında yapılan protokolün fesih olduğunun tespiti ile davalılara borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davaya konu 26/11/2009 tarihli protokol ve bu protokolün eki niteliğindeki 25/12/2009 tarihli sözleşmenin taraflar arasında 2009 yılında imzalandığını, aradan 13 (onüç) yıl geçtikten sonra açılan iş bu davanın TBK 146. Madde uyarınca öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddini istemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasındaki borcun kaynağı olan söz konusu protokolün düzenlendiği tarih konusunda bir tartışma olmadığı da gözetildiğinde bu protokole dayalı olarak yapılacak taleplerin TBK'nun 146.maddesi gereğince zamanaşımına uğradığı, davalı tarafça zamanaşımı def'inin süresinde yapıldığı gerekçeleriyle "davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, ipotek yönünden devam eden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2019/29622 Esas sayılı takibi derdest iken iş bu davanın açıldığını, icra dosyası infaz edilse bile davanın istirdat davasına döneceği, protokol hükümlerinde protokolün feshedilmiş sayılacağı hususu düzenlenmiş olup mahkemeden protokolün feshedilmiş olduğunun tespitinin istendiğini, tespit davası yönünden bir zamanaşımı süresi bulunmadığını, ipotekli takip süresinde yapılmamış olup terkin edilebilir olduğunu, bu hususta da bir araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; 26/11/2009 tarihli protokolün geçersizliği ile protokolden kaynaklanan borçlardan dolayı davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan, davacılardan ... ile davalılardan ...' ın, davacı şirketin ortağı oldukları sırada 26/11/2009 tarihinde protokol başlıklı sözleşme ile eki niteliğindeki sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme uyarınca şirketteki malların paylaşımı yapılarak davalı ...'ın, şirketteki %50 hissesini, 25/12/2009 tarihinde Ankara 44. Noterliği’nin ... yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile ...’a ve ... yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirket yetkilisi ...’a devrettiğini, sözleşme uyarınca şirketin hak ve alacaklarının taraflar arasında paylaşıldığını, şirkette kalan bir kısım emtiaya da 1.000.000,00-TL değer biçilerek gerek devir gerekse bu emtia için şirketin davalıya 500.000,00-TL borçlandırıldığını, bu borçların teminatı olarak da davacı ... ...Ltd. Şti'nin keşideci olduğu 60 adet bononun keşide edilerek davalı ...’a verildiği gibi davacı ...'un maliki olduğu ...parsel sayılı taşınmazların da 1.dereceden 500.000,00-TL bedelle davalı lehine ipotek verildiğini, şirketin protokolde belirtilen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalı ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, senetleri eşine ciro ederek şirket aleyhine ve kendisi aleyhine takip başlattığını ileri sürerek 26/11/2009 tarihli protokolün geçersizliği ile protokolden kaynaklanan borçlardan dolayı davacıların borçlu olmadığının tespiti istemiyle elde ki davayı açmıştır. Mahkemece, protokole dayalı olarak yapılacak taleplerin TBK'nun 146.maddesi gereğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı yönünden reddine ilişkin yazılı olduğu üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında toplanan delillerden; davalı yanca, davacı yan aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2019/29622 Esas sırasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 25/09/2019 tarihinde takip başlatılmış olduğu, taraflar arasındaki protokol tarihinin 26/11/2009 olduğu, yine protokol kapsamı gereği hisse devir işlemlerinin 25/12/2009 tarihinde gerçekleştirildiği, işbu davanın ise 08/08/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yine taraflar arasında devam ettiği belirtilen Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2010/12263 Esas, 2010/12262 Esas, 2010/14710 Esas, 2010/15977 Esas sayılı takipleri bulunduğu, yine davalı ... tarafından, davacılar aleyhine, Ankara 5. ATM'nin, 2010/278 Esas sırasında 26/11/2009 tarihli protokol ve eki sözleşmeye dayalı açılmış alacak davası bulunduğu, bu dava kapsamında 20/10/2014 tarihli, 2014/561 Karar sayılı ilamla; davalı Şirket yönünden davanın husumet yönünden reddine, davalı ... yönünden ise prototolün geçersizliğinden söz edilemeyeceği belirtilmek suretiyle davanın kabulüne yönelik karar verildiği, bu kararın vaki temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/3526-8442 E., K. Sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının iddiası; taraflar arasındaki protokolün feshinin tespiti ile buna dayalı verilen senetler ile ipotekler yönünden davalı yana borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olup uyuşmazlık yönünden bu haliyle TBK'nın 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının ya da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi amacıyla açılır. Bu davalar eda veya yenilik doğuran bir talep içermeyip yalnızca mevcut bir durumu hukuken açıklığa kavuşturduğu için kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Protokole esas edimlerin ifasına ilişkin ise, TBK 146. Maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı yanın, somut dosya kapsamındaki talebi gözetildiğinde davanın TBK 146. Maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere zamanaşımı süresi yönünden hatalı değerlendirmeye dayalı davanın reddine ilişkin verilen mahkeme kabulünde isabet bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında işbu dava tarihi itibariyle derdest bulunduğu belirtilen takip dosyaları ile sözü edilen kesinleşmiş dava dosyaları da getirtilip incelenerek gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle işin esasına girişilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara aykırılık teşkil edecek şekilde uyuşmazlık konusu yönünden zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle bir tahkikat yapılmaması ve delillerin toplanarak yerinde tartışılmaması, HMK 353/1-a-6 hükmü uyarınca, esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan, Dairemize bir değerlendirme yapılması da mümkün olmamış, bu eksiklik aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkin görülmüştür. Tüm bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarih 2022/851 Esas 2023/329 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1185, K. 2026/929, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1185-e-2026-929-k-2c86480d6d6d