Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1291 E. 2026/882 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1291
- Karar No
- 2026/882
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1291 Esas 2026/882 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1291 KARAR NO : 2026/882
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09/11/2022 NUMARASI :2021/37 Esas 2022/858 Karar
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) DAVA TARİHİ : 19/01/2021 KARAR TARİHİ : 03/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... Taah. San. ve Tic. Ltd. Şirketi arasında kredi sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını, davalıların da söz konusu kredi sözleşmelerini müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kredi ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi üzerine 10/04/2019 tarihinde ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, ihtarname keşidesine rağmen ödenmeyen borç için Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 20196/7765 E. sayılı dosyası ile ilamsız takibe başlandığını, davalı borçlular tarafından haksız yere borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu beyanla, davalıların Ankara 9. İcra Müdürlüğümün 20196/7765 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, asgari %20 icra inkâr ile yargılama ücreti ve yasal vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılara dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi sunmadıkları gibi kendilerini vekil ile de temsil ettirmemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) kısmen kabulü ile, davalıların dava konusu Ankara 9.İcra Müdürlüğü’nün 2019/7765 E. sayılı takip dosyasına vâki haksız itirazının ayrı ayrı kısmen iptaline, takibin 4.055.885,49 TL asıl alacak, 244.981,51 TL takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi, 12.249,08 TL BSMV olmak üzere toplam 4.313.116,08 TL nakdi alacak yönünden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %38,25 oranındaki faizi ve faizin %5'i oranındaki BSMV'si ile birlikte takibin devamına, nakdi alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin ve gayrinakdi alacağa yönelik istemin ayrı ayrı reddine, İİK 67.m. gereğince hüküm altına alınan toplam alacağın %20’si oranında 862.623,21 TL icra-inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yasal olarak ve banka uygulaması ve sözleşme hükümleri gereği banka alacağına temerrüt tarihine kadar %38 temerrüt tarihinden sonra ise TCMB'ye bildirilen en yüksek faiz oranının (%38) sözleşme hükümleri gereğince %100 fazlası oranında temerrüt faizi işletilmesi gerekirken mahkemece temerrüt faiz oranının %38,25 kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı olarak başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali ve icra-inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/7765 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 4.073.296,17 TL asıl alacak, 365.832,59 TL işlemiş temerrüd faizi, 18.291,63 BSMV, 82,60 TL sigorta primi olmak üzere toplam 4.457.502,99 TL nakdi alacağın tahsili 60.900,00 TL gayri nakdi alacağın deposu talebiyle icra takibi başlatıldığı, takipte talep edilen temerrüt faiz oranının % 57 olduğu, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti. Arasında 07/04/2015 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, 24/07/2016 tarihli 2.075.000,00 TL limitli, 29/06/2017 tarihli 4.100.00.,00 TL limitli, 30/05/2018 tarihli 7.000.000,00 TL limitli, dört adet genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, dosyamız davalıları ... ve ...'in aynı limit ile söz konusu genel kredi sözleşmelerini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; davacı bankanın takip tarihi itibarıyla davalılardan 4.055.885,49 TL asıl alacak, 244.981,51 TL temerrüt faizi, 12.249,08 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 4.313.116,08 TL nakit alacağı talep edebileceği, icra takip tarihi itibariyle depo edilebilecek tutarın ise 60.900,00 TL olduğu, davacının merkez bankasına bildirdiği faiz oranlarına göre hesaplama yapılmasının doğru görülmediği, davacı bankanın temerrüt tarihinde davalı asıl borçlunun nakdi kredilerine uyguladığı faiz oranını belirlenmek suretiyle aynı tür krediye uygulanan en yüksek faiz oranının %25,50 olduğu tespit edilerek yapılacak hesaplamalarda uygulanacak temerrüt faiz oranının %50 fazlasıyla yıllık %38,25 olarak uygulanabileceği tespit edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, dosyamız davalıların iş bu sözleşmeleri müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı temerrüt faiz oranına yöneliktir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/14648 Esas 2015/137 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının temerrüt tarihinde davacı bankaca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen %38,25 temerrüt faiz oranı bilirkişinin bankadan temin ettiği davacı bankanın asıl borçlunun nakti kredilerine uyguladığı akdi faiz oranları tespit edildikten sonra (%25,50) taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre %50 fazlası yıllık %38,25 esası alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi tarafından her ne kadar mahkeme kalemi vasıtasıyla UYAP üzerinden temin ettiği, " temerrüt tarihinde davacının TCMB'ye ticari kredilerde fiilen uyguladığını bildirdiği en yüksek faiz oranı" esas alınmak suretiyle Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan ve temerrüt tarihinde davalının fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranın %50 fazlası olan oranın temerrüt faizi olarak belirlenmesi gerekiyor ise de, istinafa gelen tarafın sıfatı davacı bankaca daha yüksek oranda faiz uygulandığına yönelik dosya kapsamına delil sunulmadığı anlaşılmakla iş bu husus sadece eleştirilmekle yetinilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece %25,50 oranı baz alınarak hesaplanan %38,25 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -