Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1394 E. 2026/1464 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1394
- Karar No
- 2026/1464
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1394 - 2026/1464 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1394 KARAR NO : 2026/1464
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2026 NUMARASI : 2026/254 D.İş - 2026/256 D.İş İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : 1- ... (T.C. NO:...) - ... 2- ...
TALEP : İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ : 08/06/2026
KARAR TARİHİ : 19/08/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 19/08/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili talep dilekçesinde özetle; talep konusu çeklerin keşidecisi olduğunu, henüz çekin vadesinin gelmemiş olmasına rağmen davalı borçlunun daha önce keşide ettiği çekleri ödemediğini findek çek raporu uyarınca davalı borçlunun geçen hafta keşide ettiği çekleri ödediğini , borçluya ulaşılamadığını bu sebeplerle , borçlunun mal kaçırma çabası içerisinde olduğunu, borçlunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçluların karşılıksız çek kayıtları ve ticaret sicil gazetesindeki şüpheli birleşme ilanı dikkate alındığında, alacaklarının tahsilinin imkansız hale gelmemesi için borçluların malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davalılardan ...'ün yerleşim yerinin Akyazı/SAKARYA olduğu ve borçlulardan birinin yerleşim yerinde takip başlatılması mümkün olduğundan kararın infazı için Akyazı İcra Müdürlüğü'nün yetkili kılınmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2026 tarih, 2026/254 D.İş - 2026/256 D.İş sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; vadesi gelmeyen çeklere dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece; yaklaşık ispat sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup, karar ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istinaf edilmiştir. İhtiyati haciz talep edenin talebi; 07.07.2026 keşide tarihli, 750.000,00 TL tutarlı; 28.07.2026 keşide tarihli, 750.000,00 TL tutarlı (2) adet vadesi gelmemiş çeke ilişkin olup, çeklerde ihtiyati haciz isteyen lehdar, karşı taraf ise keşideci konumundadır. Öncelikle ihtiyati haciz bir takip işlemi olmadığından 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3-(8) maddesinde karşılığını bulan; "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanunun'un 707. maddesi uyarınca, kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır." şeklindeki yasal düzenleme uygulanmaz. Bu durumda, ihtiyati haciz talebi yönünden İİK.'nın 257-(2) madde ve fıkrasındaki yasal koşulların oluşup oluşmadığına göre bir değerlendirme yapmak gerekmektedir (benzer nitelikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/01/2015 tarihli ve 2014/19218 - 2015/957 sayılı ve aynı dairenin 28/09/2015 tarihli 2015/9528 - 9562 sayılı ilamları). İİK.'nun 257-(1) maddesi hükmü uyarınca, kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Ancak, aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan koşullardan birinin varlığı halinde henüz vadesi gelmemiş bir para alacağı içinde ihtiyati haciz talebinde bulunmak mümkündür. Bu koşullar ise şu şekilde düzenlenmiştir; “1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.” Anılan Yasa'nın 258. maddenin 1. fıkrası uyarınca; “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiğini veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.’nın 257-(2) hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Somut olayda, ihtiyati haciz talep eden vekili, henüz keşide tarihleri gelmemiş çeklere istinaden karşı tarafın taahhütlerini yerine getiremeyecek hale düştüğü ve mal varlığını kaçırmaya teşebbüs ettiğini iddia edilerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş olup iddiasını ispat hususunda borçlu şirketin birleşme ve alacaklılara çağrı ilanını içeren gazete nüshası ile findeks raporunun ibraz edildiği, ibraz edilen ilan ve raporun İİK'nın 257/2. fıkrada düzenlenen vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilecek halleri ispata yeterli olmadığı, bu suretle mahkemece talebin reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Karar başlığında; tarafların T.C. Kimlik numaralarının yazılmaması ile davacı ve vekilinin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/08/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*