Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/933 E. 2026/1096 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/933
- Karar No
- 2026/1096
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/933 Esas
KARAR NO: 2026/1096
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2021/150 E. - 2023/223 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirket ile tüm mecralarda kullanılmak üzere katalog ve video çekimleri için ... yılında anlaştığını, resim ve videoların 1 yıl süre ile kullanılacağının belirtildiğini, ancak davalı şirketin müvekkiline ait görselleri belirlenen tarihten sonra da kullandığının tespit edildiğini, şimdilik 1.000,00 USD’nin işleyecek en yüksek avans faizi ile ödenmesini, ilgili görsellerin haksız kullanım teşkil etmesinden dolayı kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 4.7.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle davasını toplamda 3500,00 USD olarak ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sunulan Sözleşme kapsamında muhatabın müvekkili şirket değil, fotografçı şirket olduğunu, muvafakat alma sorumluluğunun fotoğrafçılar ..., ...ile ....... Ltd. Şti ne ait olduğunu,. Söz konusu fotoğrafların kullanım hakkı sınırsız ve süresiz olarak müvekkili kargo şirketine ait olduğunu ve sözleşme kapsamında cast mankenlerinden gerekli muvafakati alma edinimini yerine getirmeyen tarafın firma ve fotografçı olduğunu, .... Şti. ve fotografçılar ..., ...’e husumetin yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın İhbarı ile müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Takdiren 1800 usd tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte tahsil tarihindeki TL karşılığının ödenmesine, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Dava tarihinden sonraki kullanımlar yönünden görsellerin davalının uhdesinde bulunan mecralardan kaldırılmasına," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin dosyadaki bilirkişi raporlarını yeterince incelemediğini ve çelişkili raporlar varken yeni bir rapor almadan hüküm kurduğunu, taraflar arasında doğrudan bir sözleşme olmayıp üçüncü bir ajansın dahil olduğunu, bu sebeple müvekkil şirkete kusur yüklenemeyeceğini, mahkemenin karar gerekçesinde davacının iddiasını ispatlayamadığını açıkça yazmasına rağmen davanın kısmen kabulüne karar vererek kendi içinde çeliştiğini, hükmedilen tutarın neye göre belirlendiğinin belirsiz olduğunu, kararın gerekçesiz kaldığını, davacıya ait görüntülerin anlaşma doğrultusunda bedeli ödenerek kullanıldığını, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, yerel mahkemenin toplanan deliller, yeterli ve gerekli inceleme yapmadan hatalı değerlendirerek ve hatalı bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelerle yetinerek hatalı bir karar verdiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin, davalı şirketi hak devri sözleşmesini kontrol etmediği için basiretsiz tacir sayarak sorumlu tutmasını doğru bulduğunu ama bilirkişinin ve mahkemenin müvekkiline ödenecek ücreti yıllık sadece 500 dolar olarak belirleyip sonra da bundan indirim yapmasını tamamen yanlış bulduğunu, müvekkilinin aslında reklamların başrolü olan bir baş model olduğunu ve reklamda 10 kişi olarak belirtilmiş ise de sadece 1 baş model ve 3 yardımcı model olarak çekim yapıldığını, davalının sunduğu sözleşmedeki rakamlar doğru kabul edilse bile dolar kuruna göre kişi başı ücretin çok daha yüksek çıkacağını, müvekkilinin piyasada tanınan ve popüler bir model olarak güncel yıllık kaşe ücretinin 5.000 dolar olduğunu, mahkemenin ıslah dilekçesiyle istedikleri yıllık 1.500 dolarlık talebi görmezden gelerek yıllık 300 dolar üzerinden toplam 1.800 dolara hükmetmesinin müvekkilinin saygınlığıyla uyuşmadığını ve büyük bir mağduriyet yarattığını belirterek davalının istinaf başvursunun reddine ve yıllık 1.500 dolardan kabul edilerek toplam 9.000 dolar tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek yasal faiziyle birlikte şeklinde düzeltilerek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, FSEK kapsamında , davacının yer aldığı fotoğraf ve video içeriklerinin davalı şirket tarafından sözleşmede öngörülen süreyi aşacak şekilde kullanılması nedeniyle maddi tazminat ile kullanımın durdurulması istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ile 2015 yılında katalog ve video çekimleri için anlaştığını, bu kapsamda çekilen görsellerin yalnızca 1 yıl süreyle kullanılmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı şirketin bu görselleri süre aşımına rağmen kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, şimdilik 1.000 USD’nin en yüksek avans faizi ile birlikte tahsilini ve görsellerin haksız kullanımının durdurulmasını talep etmiş, 04.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talep 3.500 USD’ye yükseltilmiştir.
Davalı vekili ise, davacı ile doğrudan bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin davalı şirket ile dava dışı fotoğrafçı ve ajans arasında akdedildiğini, model muvafakatlarının temin edilmesinin bu üçüncü kişilerin sorumluluğunda olduğunu, ayrıca söz konusu görsellerin kullanım hakkının sözleşme gereği süresiz ve sınırsız olarak davalı şirkete devredildiğini savunarak, husumetin dava dışı kişi ve şirketlere yöneltilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
15.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ile davalı arasında doğrudan bir sözleşme bulunmadığı, davalının fotoğraf çekimi için üçüncü kişi ajansla sözleşme yaptığı, ancak bu ajansın mali hakları devredebilmesi için FSEK m.52 kapsamında geçerli bir devir işlemi yapması gerektiği, böyle bir devir yoksa davalının sorumluluğunun doğabileceği, FSEK m.54 uyarınca mali hakkı devretmeye yetkili olmayan kişiden hak iktisap edenin iyi niyetli olsa dahi korunmayacağı belirtilmiştir.
21.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalının basiretli tacir gibi davranması gerektiği, hak devrinin usulüne uygun olup olmadığını araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının talebinin kullanım hakkına değil kullanım süresine ilişkin olduğu ve bu kapsamda döviz kuru dikkate alınarak rayiç bedel hesabı yapılabileceği, 1.000 USD’nin 21.06.2023 tarihli karşılığı olan (20.75 ) 20750 TL olabileceği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Mahkemece, dava konusu fotoğrafların eser niteliğinde olmadığı, davacının ilk kullanım için rıza verdiği ancak bu rızanın süre ve mecra ile sınırlı olduğu, davacının mali hak devrine ilişkin açık bir sözleşmesinin bulunmadığı ve davalının basiretli tacir gibi davranmayarak bu hususu araştırmadığı gerekçesiyle sorumlu olduğu, 2016-2021 yılları arasındaki kullanım için her yıl 300 USD olmak üzere toplam 1.800 USD tazminat üzerinden davanın kısmen kabulüne ve görsellerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davacının yer aldığı görsellerin billboard, katalog, mağaza vitrini ve dijital mecralarda kullanımının izinsiz olup olmadığı, kullanım süresinin aşılıp aşılmadığı ve buna bağlı olarak davacının tazminat talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
5486 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 86. maddesi, eser niteliğinde olmasalar dahi, resim ve portrelerin, tasvir edilen kişilerin muvafakati alınmaksızın teşhir veya başka şekillerde umuma arz edilemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümdeki "resim ve portreler ibaresi; fotoğrafları, çeşitli tekniklerle yapılmış portreleri, tek başına veya topluluk içinde bulunurken çekilmiş resimleri ifade etmektedir.
Bütün bunların, izinsiz olarak teşhiri veya umuma arz edilmesi ya da örneğin bir ilanda, vitrinde vs. kullanılması, anılan hükümle yasaklanmıştır. Belirtilmelidir ki, Kanunun bu hükmüyle korunan şey; resim, portre veya fotoğrafın "eser niteliği değil, bunlarda tasvir olunan kimsenin kişilik hakkıdır. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku,5. Bası, 2012, sayfa:289) Dolayısıyla, bu yasağa aykırı nitelikteki eylemler, kişilik haklarına saldırı oluşturur ve T.B.K.'nun 58. maddesi çerçevesinde manevi tazminat yükümlülüğü doğurur. Bir kişinin, fotoğrafının çekildiğini bilmesi, fotoğrafın çekilmesine rıza göstermesi, çekilen fotoğrafın taraflarca anlaşma olmaksızın kullanılması yayınlanması hakkı verildiği anlamına gelmez.
Somut olayda, 18/09/2014 tarihinde davalı ... ile dava dışı şirket arasında fotoğraf çekimi hususunda sözleşme düzenlendiği, davacının bu sözleşmenin tarafı olmadığı sözleşmede çekimin kapsamı, model temini, çekim organizasyonu ve toplam çekim bedeli hususlarının düzenlendiği, fotoğraf ve video içeriklerinin katalog, reklam ve benzeri ticari amaçlarla kullanılabileceğine ilişkin hükümler bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte sözleşmede, modellere ilişkin muvafakatların ajans tarafından temin edileceği, kullanım haklarının bu kapsamda sağlanacağı öngörülmüş ise de, davacı ile yapılmış yazılı bir mali hak devri veya kullanım süresini belirleyen sözleşme bulunmadığı görülmektedir.
Söz konusu sözleşme, davalı ile ajans arasındaki iç ilişkiyi düzenlemekte olup, davacının mali haklarının devrine veya sınırsız kullanım iznine ilişkin FSEK m.52 anlamında davacıyı bağlayan bir yönü bulunmamaktadır.
Davalı taraf, söz konusu sözleşmeye dayanarak elde edilen fotoğraf ve video içeriklerini katalog, mağaza vitrini, billboard ve dijital mecralarda 2015-2021 yılları arasındaki dönemde kullanmış olup, davacının 2015 yılı için kullanımına rıza verdiği ve ücretinin ödendiği , davacının fotoğrafları ilk yıl için muvafakate dayalı kullanılmış olmakla birlikte, bu muvafakatin bedelsiz süresiz veya sınırsız bir kullanım yetkisi içermediği, 2016 ve sonrası fotoğrafların izinsiz kullanımının FSEK m.86 gereği hukuka aykırı olduğu , davalının bu görselleri çekimleri yapan firma ile yapılan sözleşmeye dayalı temin ettiği ve iyi niyetli olduğu yönündeki savunmalarının davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında kullanım öncesinde gerekli hak ve izinleri araştırma yükümlülüğü karşısında sonuca etkili olmadığı ve gerçekleşen ihlali ortadan kaldırmadığı bu nedenlerle davacının tazminat ve ihlalin kaldırılmasını talep hakkının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı şirket ile dava dışı üçüncü kişi arasındaki 18.09.2014 tarihli sözleşmenin mali yükümlülükler başlıklı 7/A maddesi uyarınca çekim bedelinin toplam 39.000 TL + KDV olarak belirlendiği, bu bedelin hizmetin tamamını kapsadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın 2015 yılı için kendisine ödenen ücrete ilişkin somut bir delil sunmadığı, dava dışı ajans ile arasında yapılmış yazılı bir sözleşmenin de dosyaya ibraz edilmediği, bilirkişi raporlarında ifade edildiği üzere sağlıklı bir rayiç tespiti yapılabilmesine elverişli somut veri ve dayanakların dosyada bulunmadığı, bilirkişilerce 1.000 USD tutarının ilk yıl için ödenebilecek üst sınır olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı, sonraki yıllar için ücretin yıllık 500 USD olarak tespit edildiği mahkemece, her yıl için 300 USD olmak üzere 2016-2021 yılları için toplam 1.800 USD tazminata hükmedilmiş ise de bilirkişi raporunda davacının popülerlik düzeyi, kullanımın kapsamı, mecralar ve süre birlikte değerlendirilerek 500 USD belirlendiğinden 2016-2021 dönemi için yıllık 500 USD den 2500 USD ve dava tarihine kadar olan 4 aylık dönem için (500/12x4) 166 USD olmak üzere toplam 2.666,00 USD nin hüküm altına alınması gerektiği, bu yönüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın HMK 353/1-b-2 maddesi gereği kaldırılmasına yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
3- İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih, 2021/... E., 2023/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
4- Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
4/a- 2.666,00 USD tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4/b-Dava tarihinden sonraki kullanımlar yönünden görsellerin davalının uhdesinde bulunan mecralardan kaldırılmasına ,
5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.503,93 TL karar harcından peşin alınan 140,38 TL'nin mahsubu ile 1.363,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 140,38 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 5.750,00 TL bilirkişi ücreti, 676,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.634,28 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 5.042,05 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesin yer olmadığına,
5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen miktar yönünden 22.016,36 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/e-5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddedilen miktar yönünden 6.887,33 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.503,93 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile 1.076,33 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
6/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 500,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.669,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından masraf bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026