Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1539 E. 2026/843 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1539
- Karar No
- 2026/843
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1539 Esas 2026/843 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1539 KARAR NO : 2026/843
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/179 Esas 2023/195 Karar
DAVA : İpoteğin Terkini DAVA TARİHİ : 04/03/2022 KARAR TARİHİ : 26/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2026
Taraflar arasındaki ipoteğin terkini istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ... parselde kayıtlı L1, L2, P1, P2, R1, R2 numaralı bağımsız bölümlerin 21/09/2018 tarihinde davacı şirket tarafından satın alındığını, taşınmazlar üzerinde değeri ile son derece orantısız olarak 15.000.000,00 TL'lik ipotek bulunduğunun anlaşıldığını, davalı tarafından taşınmazlara bankanın çalıştığı ekspertiz şirketi tarafından değer tespiti yaptırıldığını, bu tespitte taşınmazlara davalı tarafça 3.000.024,00 TL değer biçildiğini, taşınmazların değerinin davalı tarafça tespitinden sonra davacı şirketçe davalıya 28/05/2021 tarihli yazı gönderilerek ipotekli taşınmazlara kendilerince 3.000.024,00 TL değer biçildiğini, taşınmazlar üzerindeki ipoteğin miktarının ise 15.000.000,00 TL olduğu, bu durumda TMK'nın 885 ve devamı maddeleri gereği taşınmazların değeri olan 3.000.024,00 TL'nin ödenmesi ile taşınmazların üzerindeki ipoteklerin fek edilmesinin talep edildiğini, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmemesi üzerine davacı şirket tarafından 09/06/2021, 27/01/2022 ve 18/02/2022 tarihli ihtarnameler ile ipoteğin fekkinin talep edildiğini ancak sonuç alınamadığını, ipotekli taşınmazları satın alan yeni malik olup borçtan şahsen sorumlu olmadığını, davalı bankaya ihtar keşide edilerek taşınmazların değeri için kendilerince belirlenen değeri yatırmaya hazır olduklarının ihbar edildiğini, ihtarın tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde davalının bu talebe/değere herhangi bir itirazının da olmadığını ipotekli taşınmazın açık artırma yoluyla satışının da talep edilmediğini, bu durumda taleplerinin ve taşınmazların rayiç değerinin kesinleşmiş olduğunu, TMK'nın 885, 886 ve diğer maddeleri gereğince kesinleşen 3.000.024,00 TL değer üzerinden ipoteğin terkini gerektiğini ve bu bedeli ödemeye hazır olduklarını belirterek 3.000.024,00 TL karşılığında davacının taşınmazları üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından gönderilen ihtarnameye davalı bankanın ... Şubesi tarafından Çorum 3. Noterliği'nin ihtarnamesi ile cevap verildiğini, ipoteğin ... Ltd. Şti. yetkilileri tarafından verildiği, ipoteğin fekkini talep eden davacı şirketin ... ve ... A.Ş.'nin grup firmaları olup aralarında organik bağ bulunduğunu, şirket yetkililerin aynı kişiler olduğunu, fek talebinin uygun bulunmayarak davacı firmanın TMK 2.maddesine aykırı davrandığının tespit edildiğini, söz konusu satışın muvazaalı olduğunu, bu aşamada ipoteklerin fek edilmesinin davalı banka açısından telafisi güç zararlara sebebiyet vereceğini, davacının söz konusu taşınmazları satın alırken üzerinde banka lehine tesis edilmiş olan ipoteklerden haberdar olduğunu, dolayısıyla ipotekli taşınmazı satın alan davacının gerçekleştirmiş olduğu ticari işlemin sonuçlarına da katlanması gerektiğini, ipoteklerin düşük bir bedel karşılığında veya bedelsiz olarak fekkinin sağlanarak mal kaçırma amacı taşıdığını, teklif edilen bu tutar üzerinden ipoteğin fek edilmesi durumunda gerek teminat teşkil ettiği kredi borcunun kefillerinin kefalet yüklerini artıracağını, gerekse de kamu bankası olan davalı banka açısından teminat açığı oluşmasına sebep olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dışı ... ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti.' nin dava tarihi itibariyle kredi borçları toplamının 41.176.515,77-TL olup ipotek üst limiti olan 15.000.000,00 TL'nin üzerinde olduğu, ... ... ... Ltd. Şti.'nin bir dönem yetkilisi ile davacı şirket yetkilileri aynı ise de, bu durumun organik bağ içerisinde muvazaalı olarak taşınmazın devrinin gerçekleştirildiği yönünde tek başına yeterli görülemeyeceği, bu şirket üzerinden işlemlerin sürdürüldüğü, devirler yapıldığı hususlarının ve bu şekliyle muvazaalı bir devir hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının ipotek konulan kredi borcundan şahsen sorumlu olmadığı, TMK'nın 885.maddesi uyarınca kredi borcu, üst sınır limit ipoteğine konu bedelin üzerinde olduğu, davacının bu bağımsız bölümleri 21/09/2018 tarihinde satın aldığı, eksper incelemesi yapılıp değer belirlenmiş ise de, 28/05/2021 tarihli yazı gönderilerek biçilen değer üzerinden bu bedelin ödenmesi koşuluyla ipoteğin fekkinin talep edildiği, davacının davalıya ilk olarak 16/09/2020 tarihinde yani taşınmazı satın almasından 2 yıl sonra göndermiş olduğu ihtarnamede, MK. 885. madde de yer alan hakkın kullanımından bahsedilmeksizin sadece ipoteğin usulsüz olduğu gerekçesiyle kaldırılmasının talep edildiği, davacının 2. İhtarının 09/06/2021 tarihli olduğu, bu ihtarda taşınmazın satın alma bedelini bildirmediği bunun yerine bankanın eksper raporu ile belirlediği bedelin ödenmesini teklif ettiği, eksper rapor tarihinin 19/05/2021 olduğu, davacı tarafın 3. ihtarının 27/01/2022 tarihli olduğu, bu ihtarda da yolsuz tescil iddiasından bahsedildiği ve yine satın alma bedeli yerine eksper bedelinin teklif edildiği, davacının 4. İhtarının 18/02/2022 tarihli olduğu, önceki ihtarları ilgi tutularak eksper raporunda belirlenen tutarın yatırılacağı hesabın 3 gün içerisinde bildirilmesinin talep edildiği, bu durumda davacının yolsuz tescil iddiası içeren ihtarlarının MK. 885. maddesi kapsamına uygun olduğunun söylenemeyeceği, hem yolsuz tescil hem de MK. 885. maddede ki hakkın kullanıldığının birlikte dile getirilmesinin muhatapta çelişki yarattığı, ihtarların hiçbirinde davacının taşınmazı satın alma bedelinin yer almadığı gözetildiğinde davacının MK. 885. madde de yazılı usule uygun olarak davalıya müracaatta bulunduğunun söylenemeyeceği, MK. 885. maddede tanınan hakkın kullanılması, yenilik doğuran hakkın yani ipotekten kurtarma hakkının kullanılmak istenildiğinin bildirilmesi ile sonuç doğurduğu ve bu bildirim ile davacının "Satım bedelini" davalıya ödemesi gerektiği, davalı taraf ifayı reddettiği takdirde davacının tedbir mahalli tayini yoluna gitmesi gerektiğini, bu nedenle davacının herşeyden önce tereddüte yer bırakmayacak şekilde yolsuz tescil veya benzeri iddialara dayanmaksızın, taşınmazın satım bedelini MK.885.maddesi çerçevesinde davalıya teklif etmesi, teklifin kabul edilmemesi halinde tevdi mahalli tayin ettirerek satım bedelini tevdii etmesi ve buna rağmen tapu da devir yapılmaz ise, devrin gerçekleştirilmesi için dava açması gerekirken devirden 5 yıl sonra açtığı dava ile taşınmazın 2021 yılındaki bedelini yatırmak suretiyle MK. 885. maddeden istifade ile taşınmazın devrini talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiği, ayrıca davalı banka tarafından depo tarihine yakın tarihteki değerin yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verilmesi kabulü de gözetilerek bu hususta süre verildiği, ancak belirtilen sürede yatırılmadığı ve bu miktarın kabul edilmediği, davacının ipoteğin kaldırılması için gerekli işlemleri yerine getirmediği gerekçesiyle; "davanın reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda TMK 885-886 madde koşullarının oluştuğunu, hatalı gerekçelerle davanın reddinin hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinin hukuka, maddi gerçeklere aykırı olup çelişkili olduğunu, mahkemece kanundaki ihbar konusunun yanlış yorumlandığını ve aleyhe hüküm kurulduğunu, ipotek miktarının 15.000.000,00 TL olup ipotekli taşınmazların değerinin bizzat bankanın görevlendirdiği eksperler tarafından 3.000.024,00 TL olarak belirlendiğini, rayiç değer olan bu tutarın ödenmesi karşılığı ipoteğin fekkinin talep edildiğini, ancak davalı bankanın gönderilen ihtarlara cevap vermediğini, 1 aylık sürede de ipotekli takip yapılmadığını, davalı bankanın muaccel alacağı bulunmadığını, borcun yapılandırma ile 2028 yılına uzadığını, mahkemenin bedel konusundaki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, taşınmazların rayicini bankanın belirlediğini, mahkemece iyiniyet ve kötüniyet değerlendirmesinin tamamen sübjektif ve yasaya aykırı yapıldığını, davalı bankanın kötüniyetli olarak hesap numarası bildirmeyerek ödeme yapılmasını engellediğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikinin TMK' nın 885 - 886 maddeleri uyarınca ipoteğin terkini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Hemen belirtmek gerekirse TMK'nın 884.maddesinde; " Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer. " hükmüne, aynı yasanın 885.maddesinde "ipotekten kurtarma koşulları ve usulü" başlığı altında; "Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan bir taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, icra takibine başlanmadan önce, satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir. Taşınmazı karşılıksız olarak edinen kimse de, takdir edeceği bedeli ödeyerek bu hakkı kullanabilir. İpotekten kurtarma hakkı, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı ihbarla kullanılabilir. İpotekten kurtarma bedeli alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır. " hükmüne yer verilmiştir. TMK 886. maddesinde "açık artırma" başlığı altında; "İpotekten kurtarma ihbarına karşı alacaklılar, ihbarın tebliğinden başlayarak bir ay içinde giderleri peşin ödemek suretiyle, ipotekli taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasını isteyebilirler. Satış, icra dairesince İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yapılır. Açık artırmada elde edilen miktarın satış bedelinden veya malik tarafından takdir edilen bedelden fazla olması hâlinde, bu miktar ipotekten kurtarma bedeli sayılır. Artırma bedelinin fazla olduğu hâllerde açık artırma giderleri malike, aksi hâlde açık artırmayı isteyen alacaklıya ait olur. " hükmü düzenlenmiştir. Davacı yan, şirkete ait satın alınan taşınmaz üzerindeki ipoteğin TMK 885 vd. maddeleri gereğince terkini isteğinde bulunmuş, davalı yan ise, ipotek veren ve ipoteğin fekkini talep eden firma yetkilisinin aynı kişi olduğunu, taşınmazın rayiç değerinin teklif edilen tutarın çok üzerinde olduğunu, davacı ile ... ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş.'nin grup firmaları olup aralarında organik bağ bulunarak bir hakkın açıkça kötüye kullanılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiş, aksi halde taşınmazın depo tarihine yakın hesap edilecek güncel değerinin bankaya ya da mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece, devirden 5 yıl sonra açılan dava ile taşınmazın 2021 yılındaki değerinin yatırılması suretiyle TMK 885 madde hükümleri uyarınca taşınmazın devrinin talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, taşınmazın güncel değerlerinin yatırılması halinde ipoteğin fekkine davalı bankaca rıza gösterildiği halde bu hususta davacı yana verilen sürede gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle; davanın reddine dair yazılı olduğu üzere karar verilmiştir. Uyuşmazlık; davacının TMK'nın 885.maddesinde belirtilen borçtan şahsen sorumlu kişi olup olmadığı, bu maddedeki haktan yararlanıp yararlanamayacağı, bu maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı, satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarıp kurtaramayacağı hususlarında toplanmaktadır. Dosya kapsamında toplanan delillerden; dava dışı ... ... A.Ş. ile davalı banka arasında 29/11/2021 tarihli, 40.000.000,00 TL limitli ve 13/12/2017 tarihli, 37.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, ... ..., ... ..., ... ... ve ... ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladıkları, dava dışı ... ... ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasında 17/08/2015 tarihli 37.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, ... ..., ... ..., ... ... ve ... ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, mülkiyetinin 1/2'si dava dışı ... ... A.Ş. ve 1/2'si ... ... Ltd. Şti.'ne ait olan ... parselde bulunan L Blok 1 nolu, 2 nolu, P Blok 1 nolu, 2 nolu, R Blok 1 nolu ve 2 nolu bağımsız bölümler üzerine ... ... ... Ltd. Şti. ve/veya ... ... A.Ş.'nin kredilerine teminat olarak 05/09/2018 tarihinde fekki bankaca bildirilinceye kadar 1.dereceden 15.000.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 21/09/2018 tarihinde bu taşınmazların davacı şirket tarafından satın alındığı anlaşılmakta olup bu hususlar tarafların kabulündedir. Davanın ihbar edildiği kredi borçluları ... ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin dosyaya sunduğu beyanlarında; "...müvekkilleri ile ... A.Ş.'nin grup firmalar olduğu, ... İnş. A.Ş. ve ... Ltd. Şti.'nin bankalara olan borçları için 1/2'si ... A.Ş. adına tescilli taşınmazların davalı bankaya ipotek verildiğini, müvekkili şirketlerin ipotek tarihinden sonra davalı bankanın da içinde bulunduğu 14 banka ile ... Bankası liderliğinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzaladığını, ... grubunun yaşadığı finansal krizden rahatsız olan tek sahibi ve yetkilisi ... ... olan firmaların zarar görmemesi için davacı şirket ve ... .... Ltd. Şti.'nin, 2022 yılı şubat ayından önceki bir tarihte daha sonra geri alınmak üzere taşınmazların bedelsiz olarak devredildiğini, davacı şirket sahibi ile ... A.Ş. ve müvekkilleri arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunduğunu, davaya konu taşınmazların bedelinin çok altında devredildiğini, muvazaalı olduğunu, ipoteğin fekki talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup talebin davalı bankayı zarar ettirmeye yönelik olduğunu" belirttiği görülmüştür. Mahkemece alınan 07/10/2022 tarihli kök ve 03/02/2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda özetle; "... ... parselde bulunan L Blok 1 nolu bağımsız bölümün, 2 nolu bağımsız bölümün, P Blok 1 nolu bağımsız bölümün, 2 nolu bağımsız bölümün, R Blok 1 nolu bağımsız bölümün, 2 nolu bağımsız bölümün, değerinin her bir bağımsız bölüm için Kasım 2022 fiyatlarıyla 1.800.000,00 TL olup toplam 10.800.000,00 TL olarak hesaplandığını, Kasım 2022 itibariyle tespiti yapılan bu değerin dava tarihi olan Mart 2022 fiyatlarıyla karşılığının 7.046.374,93-TL olarak hesaplandığını, mahkemece, davacı şirketin borçlu ve malik şirketlerle organik bağ içinde muvazaalı işlemlerde bulundukları kanaatine varıldığı ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiği kabul edildiği taktirde davacı şirketin borçtan şahsen sorumlu olmayan malik olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılması durumunda TMK'nın 885.maddesine davacının dayanıp dayanmayacağı konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu, dayanılmayacağının kabulü halinde ipoteğin fekkinin de talep edilemeyeceğini, davacı şirketin, TMK'nın 885.maddesinde tarif edilen "ipotekli taşınmazı sonradan iktisap eden ve borçtan şahsen sorumlu olmayan taşınmaz maliki" olarak kabul edilmesi halinde dava tarihi itibariyle taşınmazın değerinin ipotek limitini ve borçluların davalı bankaya olan borçlarının tutarını aşmadığı için taşınmazın değerini ödeyerek ipoteğin fekkini talep edip edemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu, bu halde mahkemece davacıya ipotek bedelini mahkeme veznesine depo etmesi veya direkt davalıya ödemesi için mehil verilmesi gerekeceği için davacının ödemesi gereken nihai tutarın depo tarihine en yakın tarih itibariyle tekrar belirlenmesi gerekeceğinden taşınmazların depo tarihine en yakın son güncel rayiç değerlerinin tespiti gerekeceğini" bildirdikleri görülmüştür. Somut olayın değerlendirilmesine ilişkin olarak; borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikinin esasen TMK 884. maddesi uyarınca borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteme hakkı vardır ve bu durumda alacak, borcu ödeyen malike geçecektir. Ancak borç ipotekli taşınmazın değerinden fazla, bir başka deyişle taşınmaz, değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş ve yeni malik taşınmazı ipotek yükü ile iktisap etmiş ise böyle bir durum için TMK 885. maddesindeki düzenleme öngörülmüştür. İpotek akit tablolarının incelenmesinde; dava dışı borçlu şirketler ... ... Ticaret Limited Şirketi'nin ve ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin, ... Bankası'na olan borçlarına karşılık dava dışı önceki malikler 1/2 hisse sahibi ... Anonim Şirketi ile 1/2 hisse sahibi ... ... Limited Şirketi'nin dava konusu taşınmazları üzerinde davalı alacaklı ... Bankası lehine, FBK geçerli yıllık %38 değişken faizli, % 57 temerrüt faizli, 1.derecede 15.000.000,00 TL bedelli üst limit ipoteği tesis edildiği görülmüştür. Davacı ... A.Ş.'nin, ipotekli taşınmazı, ... A.Ş.'den ve ... A.S.'den, 21/09/2018 tarihinde üzerindeki ipotek yükü ile birlikte satın aldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; banka kayıtlarına göre her iki dava dışı borçlu şirketin işbu davanın açıldığı tarih itibariyle davalı ... Bankasına olan borçları toplamının ipotek üst limiti olan 15.000.000,00 TL'yi geçerek 41.176.515,77-TL olduğu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin ise 7.046.374,93-TL olarak bilirkişi ek raporu kapamında belirlendiği anlaşılmıştır. Davacı yanca, davalı bankanın eksperi tarafından 2021 yılında yapılan hesaplama sonucu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki için talep edilen tutarın 3.000.024,00 TL olarak teklif edildiği, bu tutarın, davalı banka yönünden bağlayıcı bulunduğu, yine bankaca, tarafından yapılan bildirimler sonrası 1 aylık süre içinde ipotekli taşınmazın satışının istenmediği, dolayısıyla ipoteğin kaldırılması yönünden depo edilecek tutarın 3.000.024,00 TL olarak kesinleştiği ileri sürülmekte olup bu gerekçelerle davacı yanın, mahkemece verilen önel içinde ipotekli taşınmazın dava tarihi itibariyle hesaplanan ve depo edilmesi gerektiği belirtilen dava tarihindeki değerinin deposuna ilişkin koşulu yerine getirmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca tüm dosya kapsamı ve deliller, tarafların iddia ve savunmaları kapsamı, yasal düzenlemeler, yasa koyucunun amacı ile TMK 2. maddesi koşulları, bilirkişi kök ve ek raporları kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... ... A.Ş. ile ... ... Ltd. Şti. firmalarının dava tarihi itibariyle kredi borçları toplamının 41.176.515,77-TL olup ipotek üst limiti olan 15.000.000,00 TL'nin üzerinde olduğu, toplanan delillerden muvazaalı olarak taşınmaz devrinin gerçekleştirildiğinin kanıtlanamadığı ve bu durumda davacının, ipotek konulan kredi borcundan şahsen sorumlu olmadığı, TMK'nın 885.maddesi uyarınca, kredi borcu, üst sınır limit ipoteğine konu bedelin üzerinde olmakla; davacının, taşınmaza ait bağımsız bölümleri 21/09/2018 tarihinde satın alması sonrası 2021 yılında bir eksper incelemesi yapılarak değer belirlenmiş ise de, davacı yanın 28/05/2021 tarihli yazıyla belirlenen değer üzerinden bu bedelin ödenmesi koşuluyla ipoteğin fekkini davalı bankadan talep ettiği, davacının, davalıya 16/09/2020 tarihinde taşınmazı satın aldıktan 2 yıl sonra ihtarname göndererek TMK. 885. maddesinde yer alan hakkın kullanımından da söz etmeksizin söz konusu ipoteğin usulsüz olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını talep ettiği, davacı yanın 2. ihtarının ise 09/06/2021 tarihli olup bu ihtarda taşınmazın satın alma bedelini bildirmediği ve bankanın eksper raporu ile belirlediği bedelin ödenmesini teklif ettiği, eksper rapor tarihinin 19/05/2021 olduğu, davacı yanın 3. ihtarının 27/01/2022 tarihli olduğu, bu ihtarda da yolsuz tescil iddiasından bahsedildiği ve yine satın alma bedeli yerine eksper bedelinin teklif edildiği, davacının 4. ihtarının 18/02/2022 tarihli olduğu, önceki ihtarları ilgi tutarak eksper raporunda belirlenen tutarın yatırılacağı hesabın 3 gün içerisinde bildirilmesinin talep edildiği, bu durumda davacının yolsuz tescil iddiası içeren ihtarlarının, TMK 885. maddesi kapsamına uygun olduğunun söylenemeyeceği, hem yolsuz tescil hem de TMK. 885. maddede ki hakkın kullanıldığının birlikte dile getirilmesinin çelişki oluşturup ihtarların hiçbirinde davacının, taşınmazı satın alma bedelinin yer almaması gözetildiğinde, davacının, TMK. 885. madde de yazılı usule uygun olarak davalıya müracaatta bulunmadığı, yenilik doğuran hakkın kullanılmak istenilmesine yönelik yasaya uygun bildirim ile davacının "Satım bedelini" davalıya ödemesi gerektiği ve karşı taraf ifayı reddettiği takdirde tedbir mahalli tayini yoluna gidilmesi gerektiği, ancak yasal sürecin bu usul çerçevesinde işletilmediği, davacının tereddüte yer bırakmayacak şekilde yolsuz tescil veya benzeri iddialara dayanmaksızın, taşınmazın satım bedelini davalıya teklif etmesi, teklifin kabul edilmemesi halinde tevdi mahalli tayin ettirerek satım bedelini tevdii etmesi, buna rağmen tapuda işlem yapılmaz ise, devrin gerçekleştirilmesi için dava açması gerekirken devirden 5 yıl sonra açtığı dava ile taşınmazın 2021 yılındaki bedelini yatırmak suretiyle TMK. 885. madde hükümlerinden istifade ile taşınmazın devrini talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiği, ayrıca davalı banka tarafından, depo tarihine yakın tarihteki değerin yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verilmesi kabulü de gözetilip bu hususta süre verilmesine rağmen bedelin yatırılmayarak bu miktarın kabul edilmediği gerekçesiyle "davanın reddine" yönelik mahkeme kabulünde Dairemizce de bir isabetsizlik bulunmamış, açıklanan bu gerekçelerle davacı yanın, yerinde bulunmayan tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15- TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -