Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5912 E. 2026/3278 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5912
- Karar No
- 2026/3278
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1138 Esas, 2025/1452 Karar vekili Avukat ... HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/123 E., 2023/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1967 yılında kurulduğunu, 50 yıldan uzun süredir faaliyetlerini "..." markası altında yürüttüğünü, uzun yıllara dayanan aralıksız, yoğun kullanım, yapılan reklam ve tanıtım tanınmış marka niteliğini kazandığını, önceye dayalı kullanım mevcut ise de markanın ilk kez 1988 yılında tescil edildiğini, müvekkilinin halen "..." ibareli 106 adet markası mevcup olup genellikle 29, 30... . sınıfta tescilli olduklarını, davalının, müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "... ..." VE "..." markaları ile üretim yaptığını, internet alan adında ve ticaret unvanında kullandığını, davalının müvekkilinin markası ile birebir aynı olacak şekilde "..." ve "..." şeklindeki kullanımının markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle müvekkilinin markası ile iltibasa neden olarak marka hakkını ihlal ettiğini, tarafların aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin markalarının kapsamında bulunan “tapyoka, sago" ve diğer yiyecek, içecek grubu ürünler ile dava konusu “..., glikoz ve diğer” emtiaların benzer/ilişkili olduğunu, ortalama tüketicinin müvekkilinin markaları ile aynıyet derecesindeki marka kullanımı nedeniyle karıştırma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış ... markalarını ayırt edilemeyecek şekilde ticaret unvanında kullanmasının marka hakkına tecavüz yanında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, "..." ibareli başvurusu reddedilmiş olan davalının “...” ve “...” ibareli 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayılı markaları 29... . sınıflarda tescilli talebinde bulunduğunu, bu markalar ile müvekkilinin "..." markası arasında görsel, işitsel kavramsal benzerlik olup markalardaki "..." ibaresi dışındaki ibarelerin markaya ayırt edicilik katmadığını, markaların tescilli olduğu sınıflar ile müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar aynı olduğundan markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmek amacıyla benzer bir markayı tescil ettirdiğini, davalının markalarının müvekkilinin markasının ayırt edici karakteri ve itibarına zarar verdiğini ve müvekkilinin tanınmış markasından haksız kazanç elde etme amacıyla “...” ve “...” ibareli markaları tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu, davalı 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayılı markalarını 5 yıl içinde kullanmaması sebebiyle markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı adına 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayı ile tescilli markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, anılan markaların tüm sınıflar yönünden kullanılmamaları nedeniyle iptali ile marka sicilinden terkinine, davalının her türlü yiyecek ve içecek ürünü üzerinde “...” ibaresini kullanmasının, müvekkilinin tescilli markaları ve ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına," "..." ve “...” ibaresini taşıyan ürünlere, bunların ambalajlarına, münhasıran bu ürünleri üretmek için kullanılan aletlere ve tanıtım materyallerine el konulmasına, toplatılmasına, imhasına, imhası mümkün olmaz ise üzerlerindeki marka işaretinin silinmesine, müvekkiline ait tescilli markaların aynı ve benzerlerini kullanmak şeklindeki eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait ... alan adının tahsisinin iptali ve kullanımına son verilmesine, davalı şirketin ticaret unvanının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, müvekkilinin ... üretiminde öne çıktığını, ticaret unvanında "..." ibaresi yer alırken davacının ticaret unvanında "..." ek ibaresi olduğundan tarafların ticaret unvanlarının farklı olduğunu, ticaret unvanının 1997 yılında tescil edildiğini, davacının uzun yıllardır bir itirazı bulunmadığını, 20 yıldan beri kullandığı alan adının iptalinin istenmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, davacının ... ve modifiye ... emtialarında tescilli markasının bulunmadığı gibi müvekkilinin faaliyet alanı kapsamında davacının tanınmışlığı bulunmadığını, "..." ibaresinin “..., glikoz ve früktoz” dahil herhangi bir ... maddesi yönünden ayırt ediciliği zayıf olduğundan ekli ibareler ile ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkili kötüniyetli olmadığını, 20 yıl sonra "..." ibaresinin müvekkili tarafından kullanılmadığını iddia eden davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının marka hükümsüzlüğü ve marka iptali talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı ile İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderildiği, alınan kök ve ek rapor uyarınca davalının sunduğu marka ihtiva eden delillerin en geç 16.05.2016 yılına dayalı "..." ve "... ..." ibarelerini 30. sınıfındaki ... (doğal mısır nişastası), “glikoz- fruktoz şurubu, Kristal Fruktoz (Levosweet) malları üzerinde kullanımını gösterdiği, davalının uzun yılllardır süreklilik arzeden kullanımına karşılık taraflar aralarında herhangi bir hukuki çatışma çıktığına dair delile rastlanmadığı, hayatın olağan akışına göre davacının davalıyı ve ilgili kullanımlarını bildiği, en azından bilmesi gerektiği, tüketicilerin bu markaları karıştırmadıkları ve farklı firmalara ait olduğunun farkına varılarak davrandığı, davacının davalının bu kullanımına katlanması gerektiği ve davacının uzun yıllar sessiz kalma yolu ile markaya vaki tecavüz ve haksız rekabet iddialarına dayalı dava hakkını yitirdiği, davalının ticaret unvanı ve alan adı tescil tarihleri ile dava tarihi arasında 20 yıldan uzun bir süre geçmiş olması nedeniyle davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluştuğu gerekçesiyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ticaret unvanının 14.03.1997 tarihinde tescil edildiği, "..." alan adının 06.04.2001 tarihinde davalıya tahsis edildiği, davalının bu tarihten itibaren anılan sitede "..." ibaresini markasal biçimde kullandığı, davalının söz konusu ibareyi markasal biçimde kullanımının dosyadaki faturalar, ambalajlar, sertifikalar esas alındığında 2000 yılına kadar gittiği, davalının markasal kullanımlarından yaklaşık 21 yıl sonra açılan işbu davada, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, reddedilen maddi olamayan talepler nedeniyle mahkemece davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/2 hükmüne uygun bulunduğu ve hükümsüzlük talebi ile açılan davanın tefrik edildiği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti ve ticaret ünvanı terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlık, davacının ünvan ve önceki tescilli markalarıyla davalının ünvan ve sonraki tescilli markalarının aynı ya da benzer olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre sonraki tescilli davalı markalarının kullanılmasının davacının markasına ve ünvanına tecavüz oluşturup oluşturmayacağı, buradan da varılacak sonuca göre de davalı markalarının hükümsüzlüğü için açılan davanın, işbu davada sonuca etkisi olup olamayacağı ve dolayısıyla hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı, dava dilekçesinde davalı adına 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayı ile tescilli markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, anılan markaların tüm sınıflar yönünden kullanılmamaları nedeniyle iptali ile marka sicilinden terkinine karar verilmesi talepleri ile birlikte davalının her türlü yiyecek ve içecek ürünü üzerinde “...” ibaresini kullanmasının, müvekkilinin tescilli markaları ve ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait alan adının tahsisinin iptali ve kullanımına son verilmesine, davalı şirketin ticaret unvanının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının marka hükümsüzlüğü ve marka iptali talepleri yönünden dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı ile İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, anılan dosya İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/374 E. sayılı sırasına kaydedilmiştir. Dosya kapsamı ve UYAP'ta yapılan incelemede söz konusu dosyanın henüz derdest olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda davalının tescilli markası bulunduğundan bu markalar için açılan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/374 E. sayılı dosyasındaki hükümsüzlük davasının sonucunun işbu davadaki talepler bakımından etki edeceği gözetilerek hükümsüzlük davasının sonucu beklenerek neticesine göre karar verilmesi gerektiğinden kararın resen bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.