Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1192 E. 2026/1256 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1192
- Karar No
- 2026/1256
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1192 Esas
KARAR NO: 2026/1256
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/02/2024
NUMARASI: 2022/1 E. - 2024/76 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." "şekil " ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", "... şekil ", "... ..." ve ve "..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhası ile, davalı tarafa ait, TürkPatent nezdinde tescilli ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesi taleplerinden ibarettir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin tüm isnatlarını reddettiklerini, davanın yerinde olmadığını reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davalı yana ait hükümsüzlüğü talep edilen markaların davacı yana ait markalarda olduğu üzere “...” unsurunu asli olarak ihtiva ettikleri, markada yer alan sair unsurların tali mahiyette olduğu ve markaları davacı yanın markasından uzaklaştırmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen markalarda yer alan ... kafası şeklinde olan figürünün markaları davacı yanın tanınmış markasına yaklaştırır mahiyette olduğu; bu çerçevede karşılaştırmaya tabi markaların benzer olduğu değerlendirilmek ile birlikte; markaların aynı/benzer hizmetlerde kullanılmasının karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebileceği,
hülasa ... ve ... tescil numarası ile kayıtlı markaların SMK 6/1, 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü için gereken koşulların oluştuğu mahkemece değerlendirilmiştir.
Davacı taraf her ne kadar davalı markalarının tescilinin kötüniyete dayandığını beyan etmiş ise de; alınan her iki bilirkişi raporunda da tescilin kötüniyet ile yapıldığına ilişkin bir veri bulunmadığı yönünde tespit yapılmış, alınan bilirkişi raporlarına ilişkin davacı tarafın itirazı da bulunmamıştır. Anılı sebeplerle davalı lehine oluşan kazanılmış hak durumu da nazara alınarak SMK 6/9 madde kapsamındaki talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar sunulu uzman raporunun, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile çeliştiğini ifade etmiş ise de; uzman raporundaki değerlendirmelerin hukuki mahiyette kaldığı, uzman raporundaki tespitlerin aksinin mahkemece tek tek tespit edildiği, ayrıca uzman raporunun ilk alınan bilirkişi raporu ile çeliştiği kabul edilse dahi, ikinci kez alınan bilirkişi raporu ile çelişkilerin giderildiği, alınan her iki bilirkişi raporu ile de aynı minvalde tespitler yapıldığı anlaşılmakla, davalı yanın bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davalının eylemi aynı zamanda haksız rekabete de neden olmuştur. Bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi için taraflar arasında dar anlamda rekabet ilişkisinin olmasına, yani tarafların aynı sektörde olmalarına ve birbirlerine rakip konumda olmalarına gerek yoktur (POROY R/ YASAMAN H, Ticari işletme Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2015, s. 334; NOMER ERTAN, F, Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 115).
Yasal mevzuatta da işaret edildiği üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında “dürüstlük kuralı”nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır . Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55’te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2’de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır. Ayrıca TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir.
Dosya kapsamına alınan her iki bilirkişi raporunda da davalı tarafın hükümsüzlüğü talep edilen tescilli markaları olan ... ... ve ... ibareli olan markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, söz konusu fiili kullanımların yukarıda açıklandığı üzere karıştırılmaya sebebiyet vereceği, davalı kullanımlarının haksız kullanım olduğu davalının tescilli olduğu markanın emtia sınıfı (18. Sınıf) ile fiili kullanımın, davacıya ait tanınmış markaların tescillendiği ve faaliyet gösterdiği aynı mal ve hizmet grubu kapsamında olduğu, davacıya ait markaların ve karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı hususunun her iki bilirkişi raporunda da belirlenmesi sebebiyle davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, her iki bilirkişi raporunda da davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımlarının da denetime elverişli olarak belirlendiği anlaşılmakla, davacının tanınmış markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, men’i ve ref’i, ile bahsi geçen markaların hükümsüzlüğüne ilişkin sübut bulan davanın kabulüne" dair karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Bilirkişi raporları ve heyete yönelik eksikliklere ilişkin taraflarınca sürekli itiraz edildiğini, itirazlarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, dosya kapsamında alınan Raporlarda Bilirkişi Heyetince bilişim uzmanı yer almadığını, bu itibarla bilişim uzmanının kullanım tespitleri ile davacıya ait tanınmış markanın kabul tarihi belli olması ile raporda yer alan tüm hususlar davacının haksız olacağını ispatlayacakken eksik inceleme ile yapılan yargılama nedeniyle hakkaniyete uygun bir inceleme yapılmadığını,
-Bilirkişi Heyetinde Endüstri Mühendisi olduğu dolayısıyla dava konusunda Endüstri Mühendisinin katkısının olmayacağı, bu itibarla Endüstri Mühendisi tarafından sunulan kanaatlerin yerel mahkeme kararına dayanak olamayacağını,
-... ibaresi ile yalnızca davacının markanın meşhur olmadığı başka firmalarca da tanınmış olduğu görüldüğünü, davacıdan uzunca bir süre önce olduğunun görüldüğünü, sektörde en fazla bilinen 7 yabancı ve birçok yerli ... ibaresi ile tesciller yer aldığını, yine TPMK kayıtlarında yer alan ... ibaresinin geçtiği 737 kaydın yer aldığını, ilgili tescilde yer alan firmalara ilişkin ... içerikli markalara yönelik TPMK'ya müzekkere yazılması talep edilmesine rağmen müzekkere yazılmadığını,
-Söz konusu firmaların marka ve logoları ile davacının marka ve logoları karşılaştırıldığında; emsal olarak dosyaya sunulan tanınan ve sektörde bilinen “...” markalarının kullanım şekillerinin hemen hemen hepsinde kendilerine özgü bir ... figürü ve ... içinde geçen marka yer aldığını, T/00965 numaralı “...” markasının davacıdan daha önce tescil edilmiş olduğu , aynı marka ile iki veya daha fazla markanın tanınmış sayılmasının mümkün olmayacağını, 3 ayrı firmanın ... markası tanınmış olduğunu ve hepside aynı sektörde olduğunu,
-... kelimesinin anlamı ve zayıflığı ... görüleceği üzere bir spor oyunu olup, Davacının logosununda oyunda yer alan ... ve binicisi olduğunu, Müvekkili firmaya ait marka ile muhatap firmanın markaları arasında ne görsel ne de kulakta bıraktıkları iz bakımından bir ayniyet söz konusu olmadığını, her iki marka arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, markaların kelimeleri farklı olduğunu ve yazı fontları farklı şekilde yazıldığını,
-... kullanıcısı spor oyunundan da özdeşleşmiş karakteri olduğunu,
Müvekkilinin logosu ise bu logodan çok çok uzak bir Iogo olduğunu, dolayısı ile ayırt edilmesinin mümkün olduğu , bu sebeple karıştırma ihtimalinin olmadığını, bilirkişinin davacının tanınmış marka zamanını referans alarak , müvekkilinin bu tarihi bilmesi gerektiği ve müvekkilinin bu tarihten sonra tescil almasından dolayı bu yönde inceleme yaptığını, gerek incelenen sayfalar gerekse sektörde yer alan kullanımları eski olduğu, heyette bilişim ve bilgisayar mühendisinin eksik olmasından dolayı bu yönde inceleme yapılmadan salt olarak başvuru ve tescil tarihleri referans alındığını, müvekkili internet kullanımları 2013 yılına kadar dayandığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; emsal olarak, müvekkiline ait "..." ibareli markanın, 18. sınıfta yer alan emtialar için SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c madde hükümleri uyarınca hükümsüzlüğü istemli ikame edilen, Ankara 4. FSHHM'nin 2017/109 E. - 2018/164 K. Sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda "Sadece bir an için hükümsüzlüğü talep edilen işbu markalarda ... münhasıran asli ve baskın unsur olduğu varsayılsa dahi; ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil, hükümsüzlüğü talep edilen "deriden ve taklit deriden mamul eşya: sandık, bavul ve her türlü çanta, kese, cüzdan; anahtarlık, Küçük deri eşyalar, yani evrak çantalan, sırt çanta/an, plaj çanta/an, bond tipi çantalar, bastonlar, kari kutulan, el çantaları, anahtarlıklar, deriden omuz askı/an, file çantalar, güneş şemsiyeleri, cüzdanlar, para çanta/an, keseler, kampçılık çantalan, okul çanta/an, okulda kullanılan uzun saplı çantalar, omuza asılan çantalar, alışveriş çantalan, bavullar, giysi çantalan, üstü açık saplı çantalar, seyahat çantaları, sandıklar, valizler, makyaj çanta/an" ürünlerden hiçbirisinin münhasıran adı, cinsi, çeşiti, vasfı veyahut bu malların kalitesine, miktarına, amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim/sunum zamanına, karakteristik bir özelliğine işaret eden bir kelime değildir.
Salt ... sporu yapılırken eyer, kamçı gibi deriden imal edilen eşyaların da kullanılıyor olmasından bahisle davalının ... ibaresini de ihtiva eden veya ... oyuncusunu andıran şekil markalarının deriden veya taklit deriden mamül tüm eşyalar için otomatikman tanımlayıcı olduğu ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı varsayılmamalıdır. Tekraren, Yargıtay 11.HD'nin yerleşik Kararına göre "Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks, halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup. bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tescili engellenemez. ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil unsurunun, ... sporu veya Davalının tescil kapsamında bulunup hükümsüzlüğü talep edilen "deriden ve taklit deriden mamul eşya: sandık. bavul ve her türlü çanta, kese, cüzdan: anahtarlık, Küçük deri eşyalar, yani evrak çantalan. sırl çanta/an. plaj çanta/an. bond tipi çantalar. bastonlar. kart kutu/art. el çantaları. anahtarlıklar, deriden omuz askıları. fiie çantalar. güneş şemsiyeleri, cüzdanlar. para çanta/an. Keseler. kampçılık çanta/an. okul çanta/an. okulda kul/ant/an uzun sap// çantalar. omuza asılan çantalar, alışveriş çanta/an. bavullar, giysi çanta/art. üstü acık saplı çantalar, seyahat çantaları, sandıklar, valizler. makyaj çanta/an" ile sıkı bir ilişki içinde olmadığı; ilgisinin dahi bulunmadığı; ilgili alıcı kitlesi olan ortalama dikkat ve özene, eğitime haiz vasati alıcı ve nihai tüketicilerin aklına refleks halinde derhal doğrudan, bir başkasının hatırlatmasına gerek olmadan. -hatırlatma ve üstü kapalı şekilde anımsatmaktan öte; tescile konu emtiayı getireceğinin düşünülemeyeceği; tanımlayıcı kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla hükümsüzlüğü talep edilen emtia bakımından ayırtedici olduğu kanaatine varılmıştır." yorumuna yer verildiğini, bir markanın, üstelik taklit marka sıralamasında dünyada ikinci sırada olan ülkemizde, birçok firma tarafından taklit edilmeye çalışılıyor olmasının, markayı zayıf marka statüsüne sokacağı düşüncesi hukuk mantığıyla bağdaşmadığını, davalı tarafın örnek olarak gösterdiği markalardan bazılarına taraflarınca hukuk davası ikame edildiğini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkiline ait tanınmış ... markası 5/1-d maddesinde sayılan markalardan olmadığını, eğer müvekkile ait “...” markası, bir ... veya binicilik kulübünün yahut ... oyununun oynanması için gerekli alanın, atların, ekipmanların vs. tahsis edilmesi suretiyle hizmet satılan bir ticarethane tarafından tescile konu edilmiş olsaydı, o zaman belki davalı tarafın iddia ettiği gibi ilgili ticaret alanında herkes tarafından kullanılan jenerik bir marka yahut işaret olduğu ileri sürülebilir olacağını ancak "..." markası, bu ticaret alanıyla ilgili olmayan her alanda tekel hakkına konu edilebileceğini, müvekkiline ait "..." markasının, dünya çapında tanınmış bir marka olması ve bu nedenle yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olması ve zayıf marka olarak kabul edilemeyeceğini, Markalara ayırt edici nitelik kazandıran unsurun esas unsur olduğu ve mahkemelerce değerlendirmenin esas unsura göre yapılması gerektiği doktrin ve Yargıtay içtihatları ile sabit olup, Davalı tarafın tescilli markalarında, "..." kelimesinin öncesinde yer alan ibareler, ayırt edicilik vasfını haiz olmayıp, markanın esas unsuru olan “...” ibaresini sadece destekler nitelikte olduğunu,
Davalı tescilli markalarının esas unsuru “...” olduğunu, davalı tarafın tescilli markalarında, müvekkiline ait hem "..." hem de ... figürlü görsel unsurların tesadüfen bir araya gelmiş olması da hayatın olağan akışına uygun olmadığını istinaf beyanlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davalı adına... ve ... nolu markaların hükümsüzlüğü , davacı markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabet eyleminin durdurulması, meni, refi, ve tedbir kapsamında açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiler 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; davalı yana ait dava konusu ... ve ... kod numaralı markaların SMK 6/1, 6/4, 6/5. Maddeleri çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceğini, dosya münderecatından davalı yanın dava konusu marka başvurularını gerçekleştirir iken
kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir verinin tespit olunamadığını, bu çerçevede davalı yana ait dava konusu markaların SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği ancak konu hakkındaki nihai takdirin yalnızca mahkemeye ait olduğunu, davalı yanın markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceğini bildirmiştir.
Bilirkişiler 15/08/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; davalı yana ait dava konusu ... ve ... kod numaralı markaların SMK 6/1, 6/4, 6/5. Maddeleri çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, dosya münderecatından davalı yanın dava konusu marka başvurularını gerçekleştirirken
kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir verinin tespit olunamadığı, bu çerçevede davalı yana ait dava konusu markaların SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği ancak konu hakkındaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı yanın markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, bu yönde önceki 21.11.2022 tarihli bilirkişi heyetinin raporuna aynen katıldıkları yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Somut uyuşmazlıkta, karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın SMK 6/1, 6/4 ve 6/5 maddesi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. SMK'nın SMK 6/1 maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmiştir.
Bu kapsamda yapılan incelemede, davacının ... başvuru numaralı "...+şekil" ibareli tanınmış markasının 17/05/2017 tarihinden itibaren koruma altında olduğu ve en eskisi 1993 yılına ait "..." ibareli birden çok markanın davacı adına 18. 25. ve diğer sınıflarda tescilli olduğu, davalının... ve ... nolu tescil numaralı "... şekil" ibareli markasının ise 18. emtialar ile bu emtiaların satışına dair 35. sınıfta tescilli olduğu, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan taraf markalarının yüksek düzeyde benzerlik içermesi nedeniyle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, markasal kullanımın aynı sınıflarda ve bu sınıfın satışına ilişkin hizmet alanında gerçekleştiği, tarafların faaliyet gösterdikleri alan dikkate alındığında, ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği, kelime unsurunun davalı markasında da benzer şekilde yer almakta olduğu, markaların asli unsurunun ''...'' ibaresi olduğu, yabancı dildeki bir kelime olan ''...'" ve "..." ibaresinin ayırt edicilik katmadığı, kelimelerin yabancı kökenli olup Türkiye’de bu farklılığın ortalama tüketici nezdinde dava konusu markaya yeterli ayırt edicilik sağlamayaca ğı, taraf işletmeleri arasında bağlantı ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi doğuracağı, markadaki okunabilir ve telaffuz edilebilir unsur olması itibariyle öne çıkan ayırt edici unsurun ön planda olan unsurun “...” ibaresi olduğu, dolayısıyla ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimalinin bulunması, seri marka olduğu izlenimini yaratması karşısında markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Ancak gerekçede, hükümde ve dava dilekçesinde, marka görseline yer verilmesinin uygun bulunmadığı bu itibarla; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının sonucu itibariyle isabetli olmakla birlikte kararın gerekçesinin re'sen gözetilen sebeplerle düzeltilmesi gerektiğinden, kazanılmış haklar korunarak re'sen gözetilen sebeplerle istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Davalı vekillerinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında düzeltilmiş gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin re'sen gözetilen sebeplerle düzeltilmiş gerekçe ile KISMEN KABULÜ ile,
2- İStanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../02/2024 tarih, 2022/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Açılan davanın KABULÜ ile;
-Davalı taraf adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ve ... tescil numarası ile kayıtlı markaların SMK 6/1, 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, hükmün kesinleşmesi ile ilgili kararın bir örneğinin kararın infazı için Türk Patent Ve Marka Kurumu'na bildirilmesine,
-davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...","şekil", "... şekil " ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", "şekil", "... şekil ", "İM ..." ve "..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, 21/11/2022 ve 15/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporlarının hükmün infazı amacı ile hükmün eki sayılmasına,
-Süresi içeresinde teminat yatırılmayıp, ihtiyati tedbir kararının uygulamaya konulmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 732,00 TL, marka hükümsüzlüğü yönünden 732,00 TL olmak üzere toplam 1.464,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 1.383,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 420,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam3.592,90 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c- Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4/ç-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabeti konu alan dava yönünden 55.000,00 TL, marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 400.00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.569,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026