Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1053 E. 2026/1143 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1053
- Karar No
- 2026/1143
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1053 Esas
KARAR NO: 2026/1143
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/04/2024
NUMARASI: 2021/220 E. - 2024/64 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'E ait "..." ibareli/esas unsurlu markaları, grup şirketleri olan ...'ya ait ''...'' ibareli/esas unsurlu markaları ve grup şirketi olan ...' a ait "..." ibareli/esas unsurlu markalarının sektörün lideri olarak tanınmış markalar olduğunu, müvekkillerine ait "...", "..." ve "..." markalarının her birinin on beş yılı aşkın süredir kullanılan ve yaklaşık 20 yıl önce tescil edilmiş kadim markalar olduğunu, sayısız reklam kampanyaları ve marka yatırımları sonucunda "...", "..." ve "..." markalarının küçük-büyük herkes tarafından bilinir hale gelmiş, tanınmış tescilli markalar olduğunu, ...'nın sahibi olduğu ... nezdinde ...sayılı ... emtialarında tanınmış "..." markası ve "..." esas unsurlu markalarına ve marka imajına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek (görsel ve işitsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede / en azından karıştırılma ihtimaline sebep olacak derecede benzer bulunan "... ..." markası ile) mal üreten veya hizmet sunan, ayrıca müvekkili ...'ın sahibi olduğu ... nezdinde ...sayılı ... emtialarında tanınmış marka statüsünde yer alan "..." markası ve muhtelif sınırlarda tescilli "..." esas unsurlu markalarının, marka imajını ve ambalaj tasarımını "... ..." markalı ürünleri üstünde aynen kullanmak suretiyle müvekkilinin markasına, marka imajını, ambalaj ve tasarım hakkını alenen gasp eden; müvekkili ... adına tescilli "..." ibareli/esas unsurlu markalarıyla ve marka imajıyla görsel ve işitsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede / en azından tüketiciler tarafından karıştırılmaya sebep olacak derecede benzer bulunan "... ..." ibaresini piyasaya sunduğu ürünlerin ambalajında müvekkil ... markasını ve marka imajını kullanmak suretiyle tecavüz eden davalıların eylemlerinin tedbiren durdurulması, delillerin tespiti, tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ortadan kaldırılması istemli işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalıların müvekkili markalarını, marka imajını, müvekkili markaları ile piyasaya sürülen ürün ambalaj ve tasarımlarını taklit ederek kullandığını, davalıların müvekkili markalarının taklidini kullandığı ve müvekkillerine ait "...", "..." ve "..." ibareli/esas unsurlu markalarının şöhretinden yararlanmak istediğini, davalıların; "..." ibareli/esas unsurlu markanın sağlamış olduğu tanınırlık ve bilinilirlikten yararlanmak için "..." markasıyla piyasaya ... sürdüğünü, davalıların markasında ... ibaresi ile ... ibaresinin tali unsur olduğu, asıl unsurun ... ibaresi olduğunu, ... ibaresinin ... ibaresini hatırlattığını, diğer yandan davalıların "..." markasıyla ... ürünlerini piyasaya sunarken müvekkili şirket ... firmasına ait "..." markalı ürünlerin piyasaya sunarken kullandığı marka imaj, ambalaj ve tasarımın birebir aynısını kullandığını, diğer müvekkili ... adına tescilli "..." ibareli / esas unsurlu markalarının üstündeki hakkına ve marka imajına da iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek, görsel ve işitsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede / en azından tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline sebep olacak derecede benzer bulunan "... ..." ibaresini, piyasaya sundukları ürünlerin ambalajında kullandıklarını, böylece müvekkili ... adına tescilli "..." ibareli/esas unsurlu markalarının, piyasada yaratmış olduğu güven, tanınırlık ve tercih edilirlikten istifade etme gayesinde olduklarını, davalıların yukarıda açıklanan marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet yarattığını, tüm açıklamaları sebebi ile:
Davalılar eylemlerinin tedbiren durdurulmasına; bu kapsamda "... ..." markasını taşıyan ve ambalajı üstünde "... ..." ibaresi bulunan ürünlere, bu ürünü üretmekte kullanılan her türlü tasarım, makineye araca el konulmasına, yine "... ..." markasını taşıyan ve ambalajı üstünde "... ..." ibaresi bulunan ürün ambalajlarına, faturalarına, kartvizitlerine, her türlü tanıtım materyaline ve iş evraklarına el konulmasına ve bunların saklanmasına, görsel ve yazılı basındaki reklamların ve tanıtımlarının durdurulmasına, web sitesi yayınının durdurulmasına veya web sitesi içeriğinde bulundurmamasına, Müvekkili marka hakkına tecavüz eden "... ..." markası ile üretilen ve ambalajı üstünde "... ..." ibaresi bulunan ürünlerden, depolanan veya ithal edilen ürünlerin, ürün tasarımlarının Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanmasına, Müvekkili şirketlerin zararlarının tazmini bakımından teminat gösterilmesine, gerekli görülen ve müvekkillerinin lehine olan diğer tedbirlere hükmedilmesini, Davalıların "... ... Bölgesi ...No:.../MERSİN" adresinde ve "...Mah. ... Bul. No:.../MERSİN" adresinde ve bağlantılı diğer yerlerde (işyerleri ve depoları) ve belirlenecek diğer adreslerinde ve araçlarında, ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesinin c fıkrası veya TTK hükümleri kapsamında 3. kişilerin tespit edilecek adreslerinde ve araçlarında, delillerin tespiti hükümlerine göre müvekkil marka hakkına tecavüz eden davalının veya 3. kişilerin "... ..." markası ile ve ambalajı üstünde "... ..." ibaresi ile ürettiği, pazarladığı, depoladığı, ticari amaçla elinde bulundurulan veya ithal edilen başta ... ürünleri olmak üzere her türlü ürünün miktarları da belirlenerek tespitine;
ayrıca "... ..." ve "... ..." işaretini taşıyan her türlü ilan, her türlü ürün ambalajlarının, her türlü faturaların, her türlü kartvizitlerin, her türlü tanıtım materyalinin ve iş evraklarının, ürünlerin üretiminde kullanılan her türlü tasarım, makine, aracın basım veya yapım aşamasında olanlar da dahil olmak üzere tespitine; yine bütün iş yerlerinin iç ve dış fotoğraflarının veya videolarının çekilmek suretiyle tespitine, gerekli görülen ve müvekkilleri lehine olan diğer tespitlerin yapılmasına, 6769 sayılı Kanun'un 149/l-a,b,c,ç,d,f bentleri veya TTK hükümleri gereğince masrafları davalılardan alınmak üzere davalıların ve 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesinin c fıkrası veya TTK hükümleri kapsamında 3. kişilerin müvekkillerin marka, ambalaj ve tasarım hakkına tecavüz eden her türlü fiillerinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasını ve ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda: Müvekkili marka hakkına tecavüz eden davalıların ve 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesinin c fıkrası veya TTK hükümleri kapsamında 3. kişilerin "... ..." ve "... ..." işaretlerini işaretini taşıyan başta ... ürünleri olmak üzere her türlü üründe; her türlü tasarımımda, her türlü araçta, her türlü ilanda, her türlü ürün ambalajlarında, her türlü faturada, her türlü kartvizitte, her türlü tanıtım materyalinde ve iş evraklarında, her türlü yazılı veya görsel basında, basım veya yapım aşamasında olanlar da dahil olmak üzere halen devam eden kullanımının, dağıtımının HER YERDE durdurulmasına,
gelecekte kullanımının önlenmesine ve yasaklanmasına, gerekli görülen ve müvekkilleri lehine olan tecavüzü önleyen veya durduran diğer kararların alınmasına, Müvekkillerinin marka hakkına tecavüz eden davalının ve 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesinin c fıkrası veya TTK hükümleri kapsamında 3. kişilerin "... ..." ve "... ..." işaretlerini taşıyan başta ... ürünleri olmak üzere her türlü ürünlerine, her türlü ambalaja, bu ürünleri üretmekte kullandığı her türlü tasarıma, makine veya araca, her türlü faturaya, her türlü kartvizite, her türlü tanıtım materyaline ve iş evraklarına, basım veya yapım aşamasında olanlarda dahil olmak üzere HER YERDE el konulmasına, toplatılmasına, imhasına, imha edilmesi mümkün olmaz ise üzerilerindeki söz konusu marka işaretinin silinmesine, gerekli görülen ve müvekkilleri lehine olan tecavüzü ortadan kaldıran her türlü kararın alınmasına, Müvekkillerinin marka hakkına tecavüz eden davalıların ve 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesinin c fıkrası veya TTK hükümleri kapsamında 3. kişilerin "... ..." ve "... ..." işaretlerini taşıyan web sitesinin yayınlarımın durdurulmasına veya mümkün olmaz ise içeriğinde kullanılmamasına, web sitesi geçmiş kayıtlarının arama motorlarında silinmesine, gerekli görülen ve müvekkilleri lehine olan tecavüzü ortadan kaldıran her türlü kararın alınmasına, Müvekkillerinin marka hakkına tecavüz eden davalının "... ..." ve "... ..." işaretlerinin davalıların ticaret unvanından silinmesine, gerekli görülen ve müvekkilleri lehine olan tecavüzü ortadan kaldıran her türlü kararın alınmasına, Müvekkillerinin marka hakkına tecavüz eden davalının "... ..." ve "... ..." işaretlerinin davalı işetme adında kullanımın durdurulmasına, önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, Davalılar aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları davalılar tarafından karşılanmak üzere ilgililere tebliğ edilmesine ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, Müvekkil şirketlerin maddi ve manevi zararı tazmin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının marka ticareti yapma, yedekleme veya şantaj yahut davacıları engelleme, pazara girişlerini güçleştirmek veya davacılara zarar vermek kastıyla hareket etmedikleri aşikar olup, davacılar tarafından iş bu dava objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup davalının ticari hayatlarına yapılan kötü niyetli bir yaklaşımdan ibaret olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
Davalılar vekili ıslah dilekçesinde özetle; tescilli “... ...” markanın, davacıya ait markalara tecavüz teşkil ettiğine dair iddiaları kabul etmediğini, davacının davaya Dayanak Yaptığı Markalardan Tescili 5 Yılı Geçmiş Olanların Kullandığının İspatının gerekli olduğunu, davacı tarafın “... ...” şeklindeki Marka Tesciline ve Dahi Kullanımına sessiz kalmış olduğunu, Sessiz Kalma Nedeniyle Hak Kaybının Söz Konusu olduğunu, tüm bu sebeplerle; davacının, davalı müvekkillere ait “... ...” markasının tesciline ve dahi kullanımına 5 yıldan fazla süredir sessiz kalması hasebiyle “...” markasına yönelik tecavüz ve tecavüze bağlı diğer istemlerinin reddi gerektiğini, Markaların Benzer olmadığını, “... ...” ve “...” markasına yönelik kullanım iddialarını kabul etmediğini, ticaret unvanına yönelik taleplerin reddi gerektiğini, Ticaret Unvanlarının Benzer olmadığını, davacı tarafın Ticaret Unvanı Tescillerine Uzun Süre Sessiz Kaldığını, Talebinin Reddi Gerektiğini, Müvekkil şirketlerden ... .... ŞTİ.'nin kuruluş ...siciline kayıt tarihi 2009 yılı olduğunu yani müvekkil şirketin ticaret unvanı tescil tarih yılı olduğunu, Müvekkil şirket 2009 yılından bu yana yani davadan 12 yıl önce olduğunu, söz konusu ticaret unvanını yoğun bir şekilde kullanmakta olduğunu, Gerek ... ticaret sicil müdürlüğünün kayıtlarının celbi ve gerekse müvekkil şirketin defter, kayıt ve faturalarının yerinde incelenmesi durumunda ticaret unvanının 2009 yılında tescil edildiğini, o tarihten bu yana da kullanımını istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğini, davacı tarafın davalı müvekkilin ticaret unvanının 2009 yılından bu yana yani davadan tam 12 yıl ve tescil edilmesine ve devamla 12 yıl boyunca kullanılmasına sessiz kaldığını, bu sebeple ticaret unvanının iptali talebinin TMK, md. 2 kapsamında reddi gerektiğini, davacının haksız ve yersiz ihtiyati tedbir taleplerinin reddini talep ettiğini, diğer tüm iddialara ve bağlı taleplere itiraz ettiğini, davacının iddia ve taleplerinin dışındaki diğer tüm iddia ve buna bağlı taleplerini de reddettiğini, davacının tüm talepleri yönünden davasının reddinine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde taraflar arasında Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince halen derdest dava olduğu, o dosyalar celp edilip incelendiğinde dava konumuz ile benzer olsa da farklı zamanlardaki tecavüz iddialarına ilişkin olduğundan ve kullanımların da farklı kullanımlara ilişkin talepler olduğundan derdestlik itirazının reddine karar vermek gerekmiş esas yönünden ise yapılan değerlendirmede öncelikle davacıların her birinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olması ve her bir marka yönünden ayrı ayrı tescile sahip olmaları sebebiyle davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı bu nedenle mahkemece her bir davacının talebi yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerektiği, davalılar yönünden ise dava konusu markaların ve ürünlerin birlikte üretip kullanmaları sebebiyle aralarında müşterek ve müteselsil ilişki olduğu, davanın esası yönünden yapılan değerlendirmede ise davacı şirketlerden ... AŞ'nin ... esas unsurlu çok sayıda markanın ilki 89 yılından başlamak üzere dava konumuz ile ilgili olarak 29 ve 30. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalılarca kullanıldığı iddia edilen ...markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, davacı markasının esas unsurunun ise ... markası olduğu, her iki markanın da ortak olarak ... sektöründe kullanılmış olması sebebiyle aldırılan bilirkişi raporlarına göre ... ve ... marka ibarelerinin görsel fonetik olarak benzer olduğu, bu yönüyle ortalama tüketici nezdinde aynı kaynaktan doğmuş sayılabileceği ve karışıklığa sebebiyet verebileceği, bu durumunda 6769 sayılı SMK nun 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz TTK nun 55/1a 4 maddesi uyarınca ise haksız rekabet teşkil ettiği, her ne kadar ...ibareli ürün tespit edilememiş ise de davacı tarafça sunulan ambalaj üzerinde bu ibarenin bulunmuş olması, yine sunulan görsellerde de bu ibarenin bulunduğu ürünlerin yer alması karşısında davalılarca bu markanın kullanıldığı anlaşıldığından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğu yönünde kanaate ulaşılmış, davacılardan ... AŞ ye ait ... ibareli markalar ile davalıların ... ibareli markaların karşılaştırıldığında davacının 94 yılından başlamak üzere çok sayıda ... ibareli markanın 29. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, ... ibaresi ile davalıların ... ibareleri karşılaştırıldığında davalının markasının esas ibaresinin ... ibaresi olduğu, ... ve ... ibarelerinin tanımlayıcı mahiyette olması sebebiyle markayı farklılaştırmadığı, ... ve ... ibarelerinin zıt anlamlar teşkil etmesi fonetik yönden benzerlik olması ortak olarak ... ürünlerinde kullanılması dikkate alındığında bu durumun ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, fakat davalılarca kullanılan ... markasının ... numarası ile 05 29 ve 30. Sınıfta tescilli olduğu, dava tarihi itibariyle yaklaşık 15 yıldır davalılar adına tescilli olduğu, davalılarında markayı tescilli haline benzer şekilde ... ibaresi ile kullandığı, tek başına ... şeklinde kullanımlar olmadığı, bu haliyle tescilli marka hakkından kaynaklanan kullanımlar olduğu kanaatine varıldığı, markanın dava tarihi itibariyle 15 yıldır tescilli olması ve davalıların uzun yıllardır bu şekildeki kullanımları sebebiyle ticari faaliyette bulunmuş oldukları dikkate alındığında bu kullanımların marka hakkına tecavüz ettiği iddiasının ileri sürülmesinin zaman itibariyle mümkün olmadığı, bu nedenle her ne kadar markalar arasında benzerlik mevcut ise de yukarıda belirtildiği şekilde tescil üzerinden 15 yıl geçmiş olması ve kullanımların da tescilli markaya uygun kullanımlar olması sebebiyle bu marka yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş davacılardan ... ... adına tescilli ... markalı esas unsurlu ürün ambalajları ile davalıların ... ibaresinin bulunduğu ürün ambalajları karşılaştırıldığında bilirkişilerce tasarım yönünden benzerlik olmadığının değerlendirildiği, buna ilişkin sunulan delilin de zaten yeterli inceleme yapılacak seviyede fiziki bir delil sunulamadığı da dikkate alındığında bu yöndeki iddialarda ispat edilemediğinden davacının ... ... AŞ nin talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
"... ...'' ibareli ürün ile ilgili olarak; yerel mahkeme tarafından 16.03.2022 ve 06.05.2023 tarihli cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde müvekkili şirketler aleyhine açılan işbu davaların hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu tüm detaylarıyla izah ettiklerini, taleplerinin değerlendirilmemesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini,
-Yerel mahkeme tarafından (3) kişilik 06.08.2023 tarihli bilirkişi raporu gözardı edilerek 26.01.2023 tarihli oturumda verilen (1) nolu ara kararı ile; '...bilirkişi heyetine bir marka bilirkişi eklenerek...' rapor değerlendirmenin istenilmesi HMK 267.maddeye aykırılık teşkil ettiğini, 07.09.2023 tarihli dilekçelerinde bu hususu açıkladıklarını, 03.10.2023 tarihli oturumda; '...1- Yeni rapor talebinin reddine...' içerikli hukuki tarafları tatmin edici bir gerekçe içermeyen ara kararı ile raporlar arasında oluşan çelişkilerin giderilmesi yönündeki taleplerinin haksız ve gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, işbu davanın kabul kararının HMK 26 ve 267.maddelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-"... ...” markasına yönelik kullanım iddialarını kabul etmediklerini, her ne kadar bilirkişilerce ... ... markalı ürünlerin kullanımının tespit edilemediğinin raporlandığı beyan edilse de, davacı tarafından sunulan ambalaj üzerinde bu ibarenin olduğunu, bu sebeple davalının ... ... markasını kullandığının anlaşıldığını yazdığını, müvekkillerinin “... ...” şeklinde bir markasal kullanımları olmadığını, herhangi bir ürününde, davacıya ait ... markasının marka imajı, ambalajı ve tasarımı kullanılmadığını,
Davacı tarafından sunulan ambalajların üzerinde bu ibarenin olması müvekkille ilişkilendirilemeyeceğini, davacı tarafından sunulmuş ambalajların müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafça sunulan ambalajlar müvekkilce hiçbir aşamada kabul edilmediğini,
-Davacıya ait ... ile bahse konu ... ... markalarının ayırt edilemeyecek benzer olmadıklarını, ... kelimesi “...” sıfatından türetilmiş olup, ... ... kelimesi ise yapılan araştırmalarda ... “...” anlamına geldiğini, davacıya ait ... markası tek bir kelime ve iki heceden oluştuğunu, benzerliği iddia olunan ... ... markası ise iki kelimeden ve toplam dört heceden oluştuğunu, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını,
-Müvekkilinin ... nolu “... ...” markası müvekkili adına tescilli olduğunu, tescil emtia sınıfı ise 29 ve 30. olup, ... emtiasını da kapsadığını, tescil tarihi ise 01.10.2007 iş bu davanın ise 2021 yılında açıldığı düşünüldüğünde, müvekkilinin davadan 15 yıl önce tescile dayalı üstün ve öncelik hakkı olduğunu, müvekkilinin defter ve kayıtları ve dahi www.....com.tr internet sitesi ve ayrıca ... kayıtları incelendiğinde davadan önce çok uzun yıllardır kullandığını, ... kayıtlarında da bulunduğunu, 15 Mayıs 2015 tarihli kayda göre müvekkilinin www.....com.tr uzantılı internet sitesinin 15 Mayıs 2015 tarihindeki kullanımı görüldüğünü, ... ibaresi müvekkillerden birisinin aynı zamanda ticaret unvanında da yer almakta olup, davacı buna da uzun süre sessiz kaldığını, müvekkili şirketlerden olan ... .... ŞTİ nin kuruluş tarihi 26.06.2009 olduğunu,
Müvekkilinin SMK 6/6 kapsamında kullanageldiği “... ...” ibaresine yönelik davacının 5 yıldan fazla süredir sessiz kalması ve devamında işbu davayı açması sebebiyle davanın TMK md.2 kapsamında reddi kararının hukuka uygun olduğunu , istinaf istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;
-Müvekkillere ait "...", "..." ve "..." Markaları yirmi yılı aşkın süredir tescilli ve kullanılan kadim markalar olup, sayısız reklam kampanyaları ve marka yatırımları sonucunda "...", "..." ve "..." markaları küçük-büyük herkes tarafından bilinir hale gelmiş, tanınmış tescilli markalar olduğunu, müvekkillerinin markalarının tanınmışlığı sadece gıda sektöründe değil, her sektörde yer alan geniş bir halk kesiminde (nerdeyse herkesçe) tanınmış olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili markası ... ile davalıların markası ... ... markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunduğu yerinde olarak rapor edildiğini,
-Davalıların dosyaya sundukları delillerin hiçbirinin kendilerine ait olmadığını iddia etmediğini, bu nedenle dosyaya sundukları davalıların kullandığı marka görsellerinin davalılara ait olduğunu, bilirkişinin bunların davalılara ait olup olmadığını değerlendirmesi, çözünürlüğü yüksek görseller istemesi, aksi halde değerlendirme yapamayacağını ifade etmesi gereksiz olduğunu,
-Bilirkişi raporunda müvekkili markası "..." ile ... ..." markası arasında benzerlik (özellikle kavramsal benzerlik) ve karıştırma ihtimali bulunduğu rapor edildiğini, 11.08.2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunun 6 ile 7. Sayfalarında yer alan aşağıdaki ifadelerin davalarının haklılığını ortaya koyduğunu, Davalıların; "..." ibareli/esas unsurlu markalarının sağlamış olduğu tanınırlık ve bilinilirlikten yararlanmak için "..." markasıyla piyasaya ... sürdüğünü, Davalıların markasında ... ibaresi ile ... ibaresi tali unsur olup, asıl unsur, ... ibaresi olduğunu, ... ibaresinin ... ibaresini hatırlattığını,
-Davalıların; müvekkili ...'ya ait ''...'' ibareli/esas unsurlu markalarının ve marka imajının ayırt edilemeyecek derecede benzerini / en azından iltibas oluşma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerini ( ... ...); diğer müvekkil ...'ın "..." ibareli/esas unsurlu markasıyla ve marka imajıyla ürettiği ve piyasa sunduğu ... ve ... ürünlerinin ambalaj ve paketlerinin neredeyse birebir aynısı ile üretmekte ve piyasaya sürdüğünü, davalıların müvekkillerinin markalarını iktibas (taklit etmek) suretiyle kullandığını, müvekkili şirketin markalarının tescilli olduğu mallar ile davalıların markalarını kullandığı mallar, gıda ürünleri, özellikle ... ve ... ürünleri ve diğer yiyecek emtiaları olduğunu, davalılar "..." markasıyla ... ürünlerini piyasaya sunarken müvekkili şirket ... firmasına ait "..." markalı ürünlerin piyasaya sunarken kullandığı marka imaj, ambalaj ve tasarımın birebir aynısını kullandığını,
-Mersin Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalardan anlaşılacağı üzere tarafların markalarına ilişkin ihtilafın on iki yılı aşkın bir süredir devam ettiğini ayrıca davalıların ... nezdinde tescil ettirmek istedikleri marka tescillerine müvekkili şirketler tarafından yapılan itirazlar sonucu davalıların marka başvuruları reddedildiğini, ayrıca SMK m. 155 maddesi gereğince müvekkili markası önce tescil edilmiş marka olduğunu ve bu nedenle öncelikli hak sahibi ve marka hakkına tecavüz davasında davalının tescilli marka savunması dinlenmeyeceğini, müvekkili Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen ve işbu dava dosyasına sunulan davalardan anlaşılacağı üzere 2012 yılından bugüne kadar devam eden davaları bulunduğunu, Mersin davalarında bilirkişi raporu lehe gelmesine rağmen bekletici mesele yapılan davanın bir türlü sonuçlanmaması nedeniyle on iki aşkın süredir ihtilaf devam ettiğini, müvekkilinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı söylenemeyeceğini,
-Davalıların müvekkilinin ..., ... VE ... tescilli marka imajlarından yararlanmak için ürün ambalaj görsellerini bunlara benzettiğini ve bunları kullandığını, ayrıca ürün görselleri benzetmeye çalışmanın TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri, marka imajını kendine transfer etmesi, ürün ambalajlarını benzetmesi aynı zamanda haksız rekabet olduğunu, Mahkemenin işbu davada haksız rekabet yönünden bir değerlendirme yapmamış olması da kararın hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketlerin marka haklarına, marka imajına tecavüz edildiği gibi ambalaj ve tasarım hakkına da tecavüz edildiğini, müvekkillerine ait marka, marka imajı, ambalaj ve tasarımlar davalılar tarafından markalarında ve ambalaj tasarımlarında taklit edilerek kullanıldığını,
-Davalıların, müvekkili markalarının itibarından yararlanmak istediğini, Davalıların bu kullanımını müvekkili markalarının aynısı veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri olmasa dahi müvekkili markalarının ve ambalaj tasarımlarının benzeri olduğundan müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini, Davalıların müvekkillerinin markalarının ve ürün ambalajlarının aynısını, ayırt edilemeyecek derecede benzerini veya benzerini kullanması, Davalıların müvekkillerinin marka itibarından haksız olarak yararlanması neden olduğunu, Davalıların markasını ve ürünlerini gören herkes, müvekkili markaları ile bağlantı kurduğunu, Davalının eylemleri, aynı mal veya hizmet sınıfı yanında farklı mal ve hizmet sınıfı bakımından da marka hakkına tecavüz teşkil etiğini,. Davalının kötü niyetli olarak müvekkillerinin "...", "..." ve "..." markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik eylemlerinin korunamayacağını,
-Mahkeme, gerekçeli kararın sonuç kısmında müvekkil şirket unvanını ... yerine ... yazması da usule aykırı olduğunu, ... A.Ş., ... A.Ş. ile birleştiğinden tüzel kişiliği sona erdiğini, davacı olarak ... A.Ş. UNVANININ kararda yer alması usule aykırı olduğunu,
-Bu dava, tek bir dava olarak kabul edilip yargılama giderleri ve vekalet ücreti buna göre paylaştırılması gerekirken, üç ayrı dava varmış gibi kabul edilip, buna göre yargılama giderlerini ve vekalet ücretinin paylaştırılmasının usule aykırı olduğunu, davalılar yararına tek vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; davacıların iki markaya dair kararı istinaf kanun yoluna başvurmalarının hiçbir hukuki gerekçesi ve haklı bir dayanağının olmadığını istinaf taleplerinin tamamının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davacılar adına tescilli ..., ... ... ve ... markalarının davalı tarafından ...ve ... ... ibareleri kullanılmak ve davacı ürünlerinin ambalajları taklit edilmek veya benzetilmek sureti ile davacının marka hakkına yönelik tecavüzde bulunulup bulunulmadığı, davalıların bu ibareleri ticaret ünvanından silinmesi ve bu markaların kullanıldığı web sitelerinin yayınlarının durdurulmasına ilişkin davadır.
Mahkemece aldırılan 27/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacıya ait ürün ambalajı ve ticari sunumu ile davalıya ait ürün ambalajı ve ticari sunumları arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu, bu farklılıklar tek tek veya ayrıntı gözetilmek suretinin dışında tasarım bütünlüğü açısından incelenmiş olunup her iki ürün sunumu ve ambalaj tasarımları açısından farklılıklar bulunduğuna dair rapor sunulduğu görüldü.
Mahkemece aldırılan 06/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafa ait “...” ürününe ait ambalaj ile davalı tarafa ait “... ...” ürününe ait ambalaj arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, marka hukuku konusunda uzman bir bilirkişi olmadığından taraflara ait marka kullanımları hakkında değerlendirme yapılamadığı şeklinde rapor sunulduğu görüldü.
Mahkemece aldırılan 11/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda;
Kök Rapor'daki bilişim incelemesi neticesinde elde edilen teknik sonuçlar ile ambalaj tasarım incelemesi neticesinde varılan kanaate değişiklik olmadığı; İşbu ek raporda marka yönünden yapılan inceleme neticesinde, davacı ... ve ... ... ...A.Ş. (birleşme sonrası unvan: ......AŞ.)'nin tanınmış “...” esas unsurlu markaları ile davalıların “...” ve “... ” markaları arasında “kavramsal benzerlik” bulunduğu; markalar benzer mahiyette mallarda kullanıldıkları cihetle ortalama dikkati haiz tüketicilerin markaları birbiriyle -karıştırma/ilişkilendirme ihtimali olduğu; ayrıca, davacınınki ile “kavramsal benzerlik” içeren davalı markalarının tanınmış statüdeki davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyebileceği ve tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanmasına yol açabileceği davacı ... ... ...A.Ş.'nin tescilli “...” markası ve ambalajı ile ilişkilendirdiği ve davalılara ait olduğunu iddia ederek görselini sunduğu ürünün, görsel çözünürlüğü düşük olduğu için incelenemediği; davalıların ......tr alan adlı internet sitelerinde de bu görsele uyan in tespit edilemediği; davacı, davalılarca kullanıldığını ileri sürdüğü, ... ile aynı renk teneke ambalajlı ürünün boyutu ve çözünürlüğü yüksek bir görselini sunduğu takdirde inceleme ve değerlendirme yapılabileceği; davacı ... A.Ş.'nin tanınmış “...” markası ile davalıların ... esas unsurlu “... ..." markası arasında esas unsurların yazılışı/okunuşu bakımından benzerlik bulunduğu ve işbu markaların her ikisi de margarin yenilebilir ... ürünlerinde kullanıldığından ortalama dikkati haiz tüketici nezdinde markaların birbirine karıştırılması veya birbiriyle ilişkilendirilmesi ihtimali bulunduğu şeklinde rapor sunulduğu görüldü.
Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/418 E. 2013/554 K. 09/10.2013 tarihli kararının taraflarının Davacı ... A.Ş olduğu, Davalı ... ŞTİ olduğu ve Davalı şirkete ait ... de ... tescil nolu ... ... + şekil ibareli markanın 29 .ve 30. sınıfta tescilli olan mallar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini talepli dava açıldığı İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/341 Esas sayılı dosya sonucu beklendiği anlaşılmıştır.
İstanbul Anadolu Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/89 Esas 2018/338, Dava, davalı...... A.Ş. adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "... +ŞEKİL" ibareli markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile kullanılmadığı iddiası ile açılan kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığı, ... ...... A.Ş hakkında ... nolu "..." ve ... no'lu "...+ Şekil" markalarının dondurma emtiası dışında kalan sınıfları için açılan davanın REDDİNE, karar verildiği ve kararın 30/01/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/341 Esas sayılı dosyada, Davacı ... tarafından, Davalı...adına tescilli ...(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı)-...(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı)-...+ŞEKİL(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı) markaları tescil tarihlerinden itibaren davalı tarafından kullanılmadığından ilgili markaların dondurmalar, buz kremler, buz, mal ve hizmetler dışında kalan ..... nice sınıflardaki diğer mal ve hizmetler açısından hükümsüz kılınması ve markanın iptal edilmesi taleple olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı istinaf istemine ilişkin olarak;
Davalı tarafça sunulu delillerin kendilerine ait olmadığı ileri sürülmüş olup, Davalıların ....tr ve ....com.tr internet sitelerinde “... ...” markalı herhangi bir ürününün teşhir ve tanıtımı yapıldığının alınan 09/01/2023 tarihli bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede tespit edilemediği, davacılarca sunulu delillerin davalı tarafından kabul edilmediği. davacının “... ...” şeklinde bir markasal kullanımları olmadığı, fiilen kullanılan ambalaj tasarımı ve ticari sunumun da benzemedeği, herhangi bir ürününde, davacıya ait ... markasının marka imajı, ambalajı ve tasarımı kullanıldığının ispat edilemediği, bilirkişi raporunda davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunulan görsel üzerinde inceleme yapılmışsa da, davalı tarafça bu görselin kendisine ait olmadığının beyan edildiği, kullanım tespiti yapılamamış olmakla ispat edilemeyen davanın reddi gerekirken, bu marka yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalılar vekilinin bu konudaki istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı istinaf istemine ilişkin olarak;
Mahkemece, davacının marka bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının kullanımının markasal nitelik taşıdığını ve iltibas oluşturduğu ancak davacının davalı kullanımını uzun süre bilmesine rağmen dava açmayarak sessiz kaldığı, bu nedenle TMK m.2 kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir.
Dosya kapsamı, ticaret sicil kayıtları, marka başvuruları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönünde istinaf istemine ilişkin taraflar arasında süregelen davalar olduğu ileri sürülmüş ise de, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/418 E. Sayılı dosyasında Davacı ... A.Ş olduğu, Davalı ... ŞTİ olduğu ve Davalı şirkete ait ... de ... tescil nolu ... ... + şekil ibareli markanın 29 .ve 30. sınıfta tescilli olan mallar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini talepli dava açıldığı, İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/341 Esas sayılı dosya sonucu beklendiği, İstanbul Anadolu Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/89 Esas 2018/338, Dava, davalı....... A.Ş. adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli, ... numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "... +ŞEKİL" ibareli markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile kullanılmadığı iddiası ile açılan kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığı, İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/341 Esas sayılı dosyada, Davacı ... tarafından, Davalı...adına tescilli ...(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı)-...(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı)-...+ŞEKİL(... Başvuru Numaralı ... Tescil Numaralı) markaları tescil tarihlerinden itibaren davalı tarafından kullanılmadığından ilgili markaların dondurmalar, buz kremler, buz, mal ve hizmetler dışında kalan 29/30/32 nice sınıflardaki diğer mal ve hizmetler açısından hükümsüz kılınması ve markanın iptal edilmesi taleple olarak açıldığı, açılan davaların işbu dava konusu ile ilgili olmadığı, bu nedenle sessiz kalma yoluyla söz konusu olduğunun ileri sürülemeyeceği, açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmamakla, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddinin gerektiği, gerekçeli kararın sonuç kısmında davacı şirket unvanını ... yerine ... yazılmasının düzeltilmesine ve ... A.Ş., ... A.Ş. ile birleştiğinden tüzel kişiliği sona erdiğinden, davacı olarak ... A.Ş. Unvanının birleşen olarak yer almasına , bu hususların mahallinde de düzeltilebilecek hususlardan olduğu değerlendirilerek düzeltilerek karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle; istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, usuli kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davalılar vekilinin istinaf isteminin, sadece davanın kabul edilen ve davacılardan ...'e ait ... ... markası ile ilgili kullanıma yönelik olduğundan, bu davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık ücreti olarak hükmedilmiş, ilk derece mahkemesince hükmedilen diğer vekalet ücretleri ise kazanılmış hak ilkesi gereğince korunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Anonim Şirketi ve diğer Davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
3-İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../04/2024 tarih, 2021/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-DAVACILARIN DAVASININ REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davacılardan tahsiliyle hazineye gelir kaydına,
4/b-Davacılar tarafından yapılan ilk derece mahkemesinde yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Davacı ... A.Ş. Tarafından açılan davanın reddine karar verilmekle; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL ücreti vekaletin davacı ...'den alınarak davalılara ödenmesine,
4/d-Davanın red edilen ... AŞ talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davacı ... AŞ den alınarak davalılara ödenmesine,
4/e-Davanın red edilen ... AŞ (yeni unvan ...A.Ş.) yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davacı ... 'dan (yeni unvan ...A.Ş.) alınarak davalılara ödenmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.282,80-TL harcın mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 550,80 TL'nin -... Anonim Şirketi ve diğer Davacılar 'a talebi ve isteği halinde iadesine,
5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 3.508,20-TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan tahsiliyle davalılara verilmesine,
5/ç-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026