Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1162 E. 2026/1266 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1162
Karar No
2026/1266
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1162

KARAR NO: 2026/1266

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 09/05/2024

NUMARASI: 2021/201 E. - 2024/439 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2018/15611 sayılı dosyası ile bir icra takibi başlatıldığını, takibin senede dayandırıldığını, ancak müvekkilinin davalı tarafla hiçbir ticari ve şahsi ilişkisi bulunmadığı gibi imzanın da sahte olduğunu, müvekkilinin İstanbul 25.İcra Mahkemesinin 2018/52 Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz ettiğini, bu dosyada rapor veren bilirkişi Mehmet Sedat Yılmaz'ın imzanın davacıya ait olmadığını tespit ettiğini, yine İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kürsüsünden kariyerli bilirkişi heyetinin de hazırladığı özel raporda imzanın davacıya ait olmadığını vurgulandığını; icra mahkemesindeki davanın derdest olduğunu belirterek; senedin sahteliği ve bedelsizliği sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini; davalıdan icra takibinin %20 sinden aşağı olmamak şartıyla kötü niyetli takip tazminatı tahsiline ve alacağın %10 u oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilk celsedeki beyanında davaya müvekkilinin süresi içinde cevap vermediğini bu nedenle davayı inkar etmiş sayılmaları gerektiğini; bu davayı kabul etmediklerini ayrıca davacı tarafın aynı iddiaları icra mahkemesinde devam eden yargılamada da ileriye sürdüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Alacaklı konumundaki davalı, alacağını ispat etmek zorundadır. Ancak davamızda, davalı alacağını senede dayandırmış olup, artık senetteki imzaya yönelik iddiadan da vazgeçilmiş olduğundan; senetten dolayı borçlu olmadığını ispatla davacımız sorumludur. Davacımız senedin talil edildiğini ileriye sürmüşse de senette ''malen'' ya da ''nakden'' ibareleri yer almamaktadır. O kısım boştur. Ancak senedin ne için verildiğine dair kısım, senedin geçerliliği için zorunlu unsurlardan olmayıp, bu nedenle senet geçerlidir. Hal böyle olunca, senedi iddia ettiği gibi bir kafeye ortak olmak için verilen 240.000 doları teminat altına almak üzere alındığını, davalının ispat etmesi gerekmez. Diğer yandan davalının dediği gibi senedin alınması ve verilen 240.000 USD nin temini amacıyla verilmiş olsa da, kafe açılamadığından dolayı artık senedin teminat şartının da gerçekleştiği v vadesinden sonra icraya konabileceği açıktır. Bu durumun aksi, yani senedin bedelsiz olduğu davacı tarafından ispatlanamadığı, bu parayı almadığı ya da iade ettiği ispatlanamadığı için davacıya yemin hakkı hatırlatılmış; davacı yemin delilini kullanmış, davalı huzura gelerek usulü uygun yemin etmiş, mahkememizce tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde ispat edilemeyen davanın reddine,

Davalı taraf kötü niyetli dava tazminatı da istemiş olup; bu tazminatın şartı mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle icra veznesine girmiş ancak alacaklıya ödenmemiş; bir başka deyişle alacaklının tahsil edilmiş alacağının geciktirilmiş olması şarttır. Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı ile icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmiş ise de; icra veznesine giren herhangi bir para olmadığı son celseden önce icra müdürlüğü ile yapılan yazışmadan anlaşıldığından," şartı oluşmayan kötü niyetli dava tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin senette 'nakden' veya 'malen' kaydı bulunmadığına dair maddi hataya düşerek ispat yükünü hatalı tayin ettiğini, senet metninde 'NAKDEN' kaydının açıkça yer aldığını, davalı alacaklının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/100975 Sor. numaralı dosyasında verdiği ifadede senedin bir kafe ortaklığı teminatı olarak alındığını beyan ederek senet metnini talil ettiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca senet metni talil edildiğinde ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının 240.000 USD tutarındaki parayı elden verdiğine dair iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu iddianın tek tanığı olan kişinin vefat ettiğini, müvekkilinin davalıyı tanımadığını ve aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, mahkemenin gerçekleşmemiş bir vakıanın yokluğunu ispat etmeyi müvekkiline yükleyerek hukuka aykırı karar verdiğini, savcılık kararında dahi davalının beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunun tespit edildiğini, mahkemece teklif edilen yeminin ispat yükü hatalı tayin edildiğinden hükme esas alınamayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkilin davalıya borcu bulunmadığının tespiti ile davalı aleyhine %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davacı vekili dava dilekçesi ile senedin bedelsizliği sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve imzaya ve borca itirazların değerlendirilerek borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 21/12/2023 tarihli duruşmada, imza yönünden iddialarından sarfı nazar ettiklerini sadece bedel yönünden inceleme yapılmasını talep ettiğinden dava bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.

İstanbul 2.İcra Müdürlüğü’ nün 2018/15611 Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.

İcra takibine konu bononun 10/03/2016 keşide, 15/06/2017 vade tarihli, keşidecisinin davacı lehtarın davalı, bedelinin 240.000,00 USD olduğu bono üzerinde nakden kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/100975 soruşturma, 2023/21169 karar sayılı dosyasında, davacının müşteki olduğu, davalı ... aleyhine başlatılan''Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları gibi tüzel kişilerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, açığa imzanın kötüye kullanılması'' suçundan KYOK kararı verildiği, kararda ''davacının beyanında, İlhami Alkan'ı tanımadığını, Betokem Kimya ve Betton Kimya isimli iki ayrı şirkete ortak olurken iki adet boş A4 kağıdına imza attığını, ancak işten ayrılırken bu kağıtları bulamadığını, şikayete konu senedi gördüğünde aklına bu kağıtların geldiği, şirketin diğer ortakları ile davalık olduklarını ve halen bu davaların devam ettiğini, imzasını taklit eden kişilerden şikayetçi olduğunu'' davalı ...'ın ise verdiği ifade de ''Bahadır Boytak ile akrabası Recep Nazlı vasıtası ile tanıştığını, Sancaktepede bir kafe açacağını belirterek kendisine de ortaklık teklif eden davacıyı elden 240.000 Dolar verdiğini ve kafenin tahmini açılış tarihi olacak 2017 deki tarihini de vade tarihi olarak senede yazdıklarını, kafenin açılmadığını, davacıya da ulaşamadığını, onları tanıştıran Recep'inde vefat etmesi sebebiyle onun aracılığını da isteyemediğini ve senedi bu nedenle icraya koymak zorunda kaldığını'' belirttiği ve KYOK kararında İstanbul 25.İcra Hukuk Mahkemesinin incelenen 2018/52 sayılı dosyasındaki raporlarda, her ne kadar Grafolog bilirkişiden alınan raporda imzanın müştekiye ait olmadığı tespit edilmişse de gerek Jandarma Kriminal'den alınan raporla gerek Adli Tıp Kurumundan alınan raporla gerekse Marmara Üniversitesinde görevli uzman Grafologlardan alınan 3lü bilirkişi raporuyla senetteki imzanın müştekiye ait olduğunun belirlendiği ve davacının imzaya itiraz davasının icra mahkemesince ret edildiği belirtilerek; bu nedenle artık savcılık aşamasında rapora gerek duyulmadığı, imzanın davacıya ait olduğu vurgulanarak KYOK kararı verildiği, karara karşı itiraz edildiği İstanbul 5.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2023/4429 D.İş dosyasıyla itirazın reddine karar verildiği ve KYOK kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.

Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).

Davacı tarafından senette nakden kaydı bulunmadığını ileri sürmüş ise de, senette nakden kaydının bulunduğu, Kaldı ki yazmaması halinde de senette senette nakden kaydının bulunduğu anlamına geleceğinden bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından Betokem Kimya ve Betton Kimya isimli iki ayrı şirkete ortak olurken iki adet boş A4 kağıdına imza attığını, ancak işten ayrılırken bu kağıtları bulamadığını muhtemelen senedin bu kağıtlardan üretildiğini davalıyı tanımadığını ileriye sürdüğü, yargılama aşamasında, davacı taraf, davalı alacaklının, müvekkili ile bir kafeyi ortak olarak açmak için anlaştıklarını, kafenin açılabilmesi için 240.000 doları verme karşılığında bu senedi aldığını beyan ederek; senedi talil ettiğini, ispat külfetinin artık davalıda olduğunu, davalının dayandığı ortaklık işlerinin ve bu amaçla para verildiğini davalının ispatlaması gerektiğini ileri sürmüş ise de, senette nakden kaydının bulunduğu, davalı tarafından da beyanında kafe açılması için nakden para verildiğini karşılığında senedin alındığına dair beyanın senedin veriliş sebebini talil etmediğinden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu davacı tarafından ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği davalı tarafından yemin edilmiş olmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına göre yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2021/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1162, K. 2026/1266, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1162-e-2026-1266-k-d0c6aec3ad00