Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1148 E. 2026/1220 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1148
Karar No
2026/1220
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1148

KARAR NO: 2026/1220

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/05/2024

NUMARASI: 2022/168 E. - 2024/101 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin nargile sektörü gibi sınırlı sayıda firmanın faaliyet gösterdiği nargile sektöründe nargile üreten bir firma olup, bu sektörde bir çok patentli ve tasarım tescilinin mevcut olduğunu, müvekkilinin 2020/05318 ve 2020/08499 tescil nolu "Nargile Lülesi" tasarımlarının tescil sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkiline ait tasarımların birebir aynısının imal edildiği, sosyal medya ve whatsapp üzerinden pazarlandığını ve kullanıldığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin kazancına zarar verdiğini, bu nedenlerle davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti, men'i ve ref'i ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 01/11/2023 tarihli dilekçesi ile 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 29.589,03 TL olarak arttırmıştır.

CEVAP: Davalı vekili 08/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Müvekkilin söz konusu marka hakkına tecavüz iddiaları bağlamında kötü niyetli davrandığının ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, ancak davanın dava dilekçelerinde ve yargılama süreci boyunca müvekkilinin kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair bir ispat faaliyetinde bulunmadıkları gibi böyle bir iddialarının da bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu nargile lülesi tasarımları özelinde bunların satımında markanın taklit edilip edilmediğini bilme imkânı bulunmadığını, nitekim yüzlerce çeşit nargile lülesinin alım, satım ve pazarlaması yapılmakta olup bunların üzerinde herhangi bir marka amblemi bulunmadığını, ürünlerin orjinal olup olmadığının tespitinin bu nedenle pratikte mümkünâtı bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir tecavüz eylemi içerisinde bulunmadığını ve davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli 2020/05318 tescil nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konularak imhasına,

2-Davacının haksız rekabet ve tazminata ilişkin talepleri yönünden davanın reddine," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece müvekkilinin tescilli tasarımlarına yönelik haksız rekabetin oluşmadığına dair verilen kararın hatalı olduğunu, nargile ürünlerinin sadece Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı tarafından verilen satış belgesi ile satılabildiğini, davalının sınırlı ürün satışı yapan ve sektör donanımına sahip bir kişi olduğunu, davalının iş yeri tabelasında Defermo Nargile unvanını kullandığını, mağaza içerisinde sadece nargile ürünlerinin bulunduğunu, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, yerel mahkemenin davalının ürünlerin taklit olduğunu bilmediği ve üretici olmadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu nargile lülesinin özel tasarım olup üretici firma sayısının az olması sebebiyle sektörde bilinen bir ürün olduğunu, davalının lisanslı bir işletme olması ve sadece nargile ürünleri satması nedeniyle ürünlerin tescilli olduğunu bilmesi gerektiğini, davalıya ait Defermo_nargile isimli Instagram hesabında birçok lüle örneğinin satışa sunulduğunu, davalının iyi niyetli olduğu yönündeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın 2020/05318 ve 2020/08499 tasarım numaralı nargile lülesi tasarımlarına yönelik marka hakkına tecavüz iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz fiilinin oluşması için taklit fiilinin bilindiğinin ispatlanması gerektiğini, müvekkil şirketin iyi niyetli olduğunu ve davacı tarafın kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını, müvekkil şirketin nargile lülesi imalatı yapmayıp yalnızca tütün mamulleri alım satımı ile iştigal ettiğini, satılan ürünlerin üzerinde marka veya tasarım kodu bulunmadığından ürünlerin orijinal olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği zararın somut delillerle ortaya konulamadığını, müvekkilinin yalnızca aracı konumunda olduğunu, imalat ve tasarım süreçlerine müdahalesinin bulunmadığını, bu nedenle tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin nargile sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına tescilli 2020/05318 ve 2020/08499 numaralı "nargile lülesi" tasarımlarının sahibi olduğunu, davalının bu tasarımların birebir aynısını üreterek pazarladığını, ileri sürerek tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine, şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 01.11.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 29.589,03 TL'ye yükseltmiştir.

2020/05318 ve 2020/08499 numaralı "nargile lülesi" tasarımlarının davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin delil tespiti kapsamında alınan 08.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalıya ait internet adreslerinde yer alan ürün görsellerinin sağlıklı değerlendirmeye elverişli olmadığı, ancak davalı işyerinde yapılan incelemede iki adet nargile lülesi tespit edildiği, "Tespit 1" olarak adlandırılan ürünün davacıya ait 2020/05318 sayılı tasarımla ayırt edici nitelikte farklılık taşımadığı ve bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibas oluşturabileceği, buna karşılık 2020/08499 sayılı tasarımdan farklı olduğu, "Tespit 2" isimli ürünün ise her iki tasarımdan da farklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

08.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı işyerinde tespit edilen ürün ile davacıya ait 29.07.2020 başvuru tarihli 2020/05318 numaralı tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim bakımından belirgin farklılık bulunmadığı, bu nedenle benzer olarak algılandığı, buna karşılık davacıya ait 2020/08499 numaralı tasarım ile davalı ürün arasında belirgin farklılık bulunduğu ve farklı olarak algılandığı tespit edilmiştir.

25.09.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacı tarafından dosyaya sunulan lisans sözleşmesinin emsal alınması halinde, dosya kapsamında belirlenebilen ihlal süresi esas alınarak davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken lisans bedelinin 29.589,03 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 2020/05318 tescil nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konularak imhasına, haksız rekabet ve tazminata ilişkin talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Sınai mülkiyet hakkına tecavüz iddiasına dayalı davalarda ispat yükü HMK'nın 190. maddesi uyarınca iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran davacı tarafa aittir.

Dosya kapsamı incelendiğinde, 14.06.2022 dava tarihinden önce davalının dava konusu tasarımı kullandığına, ürettiğine, satışa arz ettiğine veya ticari faaliyeti kapsamında bulundurduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı görülmektedir. Davacı tarafça dayanılan tasarım hakkına tecavüz olgusu, dava açıldıktan sonra yapılan delil tespiti sırasında davalı işyerinde bulunan ürünler üzerinden belirlenmiştir. Bilirkişi heyetince davalıya ait instegram hesabında inceleme yapılmış ve 2018 ve 2020 tarihli paylaşımlarda dava konusu tasarımlara benzer olduğu düşünülen iki ürün bulunduğu belirtilmiş ise de bu paylaşımlardaki ürünlerin karşılaştırmasının yapılabilmesi için davalı iş yerinde 03.08.2022 tarihinde tespit yapılmıştır. Dolayısıyla eski tarihli paylaşımlardaki ürünlerin davacıya ait tasarım kapsamında olup olmadığı konusunda bir tespit yoktur. Benzer olduğu değerlendirilen bir adet ürünün ise tespit tarihi 03.08.2022 tarihidir. Davacı tarafından sunulan davalı şirket tarafından düzenlenen 18.05.2022 tarihli proforma faturanın da cam lüle ürününe ilişkin olduğu görülüyorsa da mali ve yasal yükümlülüğü olmayan teklif veya ön bilgi amaçlı düzenlenen bu faturaya konu ürün üzerinde teknik bir inceleme olmadığından sadece faturaya dayalı olarak dava tarihinden önce tecavüzün varlığının kabulü mümkün değildir.

Bilindiği üzere her dava açıldığı tarihte mevcut bulunan maddi ve hukuki vakıalara göre değerlendirilir. Davacının dava açıldığı tarihte mevcut olduğunu ileri sürdüğü ihlal fiilini ispat etmesi gerekir. Dava tarihinden sonra gerçekleştirilen delil tespiti sırasında ihlalin belirlenmiş olması, tek başına dava tarihinden önce de ihlalin mevcut olduğunu göstermeye yeterli değildir.

Bu itibarla, dava tarihinden önce davalının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz ettiğinin usulüne uygun somut delillerle ispatlanamadığı, dava açıldıktan sonra yapılan delil tespitine dayanılarak dava tarihindeki ihlal olgusunun geriye dönük şekilde kabul edilemeyeceği davacı tarafça dava tarihi itibarıyla tasarım hakkına tecavüzün varlığı kanıtlanamadığından, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ise de kararı davacı vekili istinaf ettiğinden istinaf edenin sıfatına göre istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1148, K. 2026/1220, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1148-e-2026-1220-k-6ee2212c5cde