İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/485 E. 2025/857 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/485
Karar No
2025/857
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/485 Esas - 2025/857 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/485 Esas KARAR NO : 2025/857

DAVA : Haksız Rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 18/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Haksız Rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde bakanlıklardan aldığı yetki ile faaliyet yürüttüğünü, faaliyetleri ilgili bakanlıklarca denetlendiğini, davalılar tarafından yayınlanan yazıda "...'dan pis kokular yayılıyor" "ne tür yasa dışı faaliyetler sürdürdüklerini gizlemeye çalıştıklarının delili" gibi ifadelerle müvekkiline karşı haksız şekilde suç isnat edildiği gibi, bu ifadeler halkı yanıltan iddialar olup hem müvekkilinin ticari itibarının zedelediğini, hem de müvekkil şirkete ait marinada faaliyet gösteren işletmelerin de ticari kaybına sebebiyet verdiğini, internet linki üzerinden davalı ... tarafından kaleme alınan ve diğer davalı şirket ait internet sitesi üzerinden müvekkile yönelik; "...'dan pis kokular yayılıyor..."Sahil Güvenlik ekiplerini, emniyet güçlerini içeride istemiyor, Gümrük Muhafaza ekiplerini sınırlamaya çalışıyorlar.Altında ne işler dönüyor da bu denetimleri istemiyorlar? Usulsüzlükler mi gizleniyor? Güvenlik görevlisi koymaktan bile aciz olan ...AVM'nin, şehrin huzur ve güvenliğinden sorumlu emniyet güçlerini dahi istemeyip bin bir bahaneyle göndermeye çalışması, ne tür yasa dışı faaliyetler sürdürdüklerini gizlemeye çalıştıklarının delilidir." gibi asılsız birtakım ithamlar ve gerçeğe aykırı iddialar ile müvekkili şirkete haksız suç isnat etmek suretiyle ticari itibarını zedelediğini, yine aynı davalının internet linki üzerinden müvekkile yönelik haksız ve somut gerçeğe aykırı şekilde; "kıyıyı ihlal ettiği, devlete çerez parası tadında kira bedeli ödendiği, adeta yemeye programlandığı, işletmeleri sömürdüğü, rant sağladığı, pandemi sürecinde de işletmelerden kesintisiz kira tahsil edildiği, ... ekonomisine zarar verdiği, güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğu, personel istihdam etmekten aciz olunduğu, ...yönetiminin tam bir felaketi temsil ettiği, devletten elde edilen avantajları kendi çıkarları için kullandığı" gibi asılsız birtakım ithamlar ve gerçeğe aykırı iddialarda bulunduğunu, 16.05.2024 tarihli yazıda "...şehrin halkını sömürmek için kullanmanın rekorunu kırdığını, devlete “çerez parası' gibi kira ödeyip, Mersinlilerden ise adeta kan emdiğinin altını çizmiştik." ve 14.05.2024 tarihli yayında geçen "...AVM'nin sahibi özel işletme günümüz koşullarında devlete çerez parası tadında bir kira bedeli ödeyip, ...'den kaymağı kepçeyle yiyor,...Hizmet sıfır, kentle bütünlük sıfır....Adeta yemeye programlanmışlar!......, devletten uzun vadeli kiralama avantajını kullanarak işletmeleri sömürmeye devam ediyor. Cafe, restoran, otopark her karışı santim santim kiraya verip büyük rant sağlıyor....Pandemi sürecinde dahi işletmeler kapalı olmasına rağmen, fahiş kiralarını işletme ve yat sahiplerinden her ay kesintisiz olarak tahsil etti....söke söke tahsil ettiği fahiş kiralarla adeta işletmelerin batma noktasına gelmesine sebep oldu...gece vardiyası neredeyse hiç mevcut değil. “Devletten elde edilen avantajları, kendi çıkarları için kullanıyorlar..." gibi ifadeleri somut gerçeği asla yansıtmadığı gibi işbu dava dosyasına dahi somut veri sunulamayacak iddialar olduğunu, müvekkiline karşı sistematik olarak organize bir itibarsızlaştırma girişimi söz konusu olduğunu, şikâyet konusu içerik gerçeği yansıtmayan yalan haber ve uydurma yorumlar içermesi sebebiyle müvekkilinin ve ... ...işletmesinin ticari itibarını zedelediğini, bu durumun ... 55/1/a/1. Maddesi gereğince haksız rekabet oluşturduğunu, bu nedenle söz konusu içeriklerin hukuka aykırılığının tespitini,içeriklerin yayından kaldırılmasına, haksız rekabetin menine, müvekkilinin kişilik hakları zarara uğradığından 100.000,00 TL Manevi tazminata davalılar aleyhine müşterek müteselsil olmak üzere hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ...” nın 5'inci maddesi, haksız rekabet hallerini altı ana başlık altında saydığını, ancak maddede belirtilen bu hallerin tahdidi olmadığını, maddede belirtilen hallere baktığımızda, ...'ya oranla örnek sayısının artırıldığı ve özellikle salt rakipleri koruyucu değil, tüketicileri ve kamu menfaatlerini korumayı amaçlayan örneklere yer verildiğini, davacının aleyhinde birçok haber linkinin olduğunu, bu haber linklerinin sıralı ve tamamının incelenmesinde davacının aleyhinde yazılar olduğunu, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ve davalı Yaser olduğu yazıda belirtilen konuların yıllar önce başka gazetelerde de yazıldığını, internet linki üzerinden müvekkile yönelik haksız ve somut gerçeğe aykırı şekilde; "kıyıyı ihlal ettiği, devlete çerez parası tadında kira bedeli ödendiği, adeta yemeye programlardı işletmeleri sömürdüğü, rant sağladığı, pandemi sürecinde de işletmelerden kesintisiz kira tahsil edil ... ekonomisine zarar verdiği, güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğu, personel istihdam etmekten aciz olunduğu, ...yönetimi: devletten elde edilen avantajları kendi çıkarları için kullandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ..........LTD ŞTİ'nin yayın sahibi ,diğer davalının ise imtiyaz ve eser sahibi olduğu görülmüştür. Davanın internet sitesinde yayınlanan makaleler vs içerikler sebebiyle davacı şirkete haksız suç isnat edilip edilmediği, kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği ile haksız rekabet teşkil etmesi halinde hukuka aykırılığın tespiti , içeriklerin yayından kaldırılmasına ve kişilik haklarının zararına uğraması sebebiyle 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilinin talebine ilişkin olduğu görüldü. Delillerden, davalı ... .... .... Org. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ( Vergi No.2111454259) kuruluşundan itibaren yetkililerini gösterir ticaret sicil kayıt özeti dosyaya celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı tanıklarının dinlenilmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak; Tanık ...beyanında; Ben ... .... .... İşlt.'de 10 yıldır Muhasebe bölümünde çalışmaktayım, davalı taraflar haber sitelerinde kiracılardan pandemi döneminde özellikle kesintisiz ve fahiş kiralar alındığını haber yaptılar ancak biz tam kapanma döneminde kimseden kira almadık, bazı açık olduğu dönemlerde kira aldık, yasa dışı herhangi bir faaliyet sürdürmemiz söz konusu değildir, bununla ilgili de yalan haberler yapıldı, davalıların yayında belirttiği iddialar üzerine davacılar dava açmıştır, bilgim görgü m bundan ibarettir demiştir. Tanık Ahmet Edip Baflı beyanında; Ben ... Yat Limanı İşlt.'de güvenlik müdürü olarak 3 yıldır çalışmaktayım, davalılar ... ..A.Ş. İle ilgili haber yaptılar ve haberlerde marinada güvenlik olmadığı, asayiş problemi olduğu yönünden iddialarda bulundular , bu iddialar yanlıştır, biz 24 saat itibariyle güvenliği sağlamaktayız, benim kendi birimimle alakalı yaptıkları yalan haberler ile ilgili bilgim budur, diğer yapılan asılsız haberlere ilişkin bilgim yoktur, bilgim görgü m bundan ibarettir demiştir. Dosya kapsamı tanık beyanları alındıktan sonra davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak talimat yoluyla tanzim edilen 14/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı yanın 2024 yılı e-defterlerinin incelenmesinde ibraz edilen 2024 yılı E-Defterlerin açılış ve kapanış onayı yerine geçen beratlar ile dönem beratları oluşturulmuş, dönemler itibarıyla mali idare kayıtlarına aktarılmış olduğu, ticari defterlerin usul ve yasaya uygun tutulmuş olduğu, kendi lehine delil niteliği taşıdığının görüldüğü, 2024 yılı Ocak-Mart dönemi 64.087.662,65 TL net satışa karşılılık olduğu, 16.887.785,08 TL kar ile kapatılmış olduğu, 2024 yılı Ocak-Haziran dönemi 146.187.883,78 TL net satışa karşılık, 43.791.930,99 TL kar ile kapatılmış olduğu, 2024 yılı Ocak-Eylül dönemi 244.743.624,21 TL net satışa karşılık, 79.238.858,09 TL kar ile kapatılmış olduğu, 2024 yılı Ocak-Aralık dönemi 343.872.214,75 TL net satışa karşılık, 93.738.062,41 TL kar ile kapatılmış olduğu, tüm bu maddi tespitlere göre davacı şirketin 2024 yılı üçer aylık dönemler itibarıyla tespiti yapılan gelir- gider hesaplarında dava konusu olayla bağlantılı maddi bir zarar tespit edilememiş olduğu, davalıların dava konusu olan haber linklerinde yazmış oldukları yazı içeriklerinin bir kısmının doğruluğunun ispatına ilişkin dosya içerisinde herhangi bir belge olmaması, davalıların şahsi kanaatleri olması sebebiyle haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ... 56.maddesinde belirtilen hükümlerin dava konusu olaya ne şekilde uygulanacağının sayın mahkemenin takdirinde olduğu rapor edilmiştir. ... 55.1/a-1 maddesinde (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işleri yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yer; çıklamalarla kötülemek,” hükmü mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 11.03.2021 Tarih Ve 2017/11-2475 E 2021/246 K Sayılı Kararında “12. Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa'nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır ( Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, ...2018, s. 350. ). Hem 6762 Sayılı ...'de hem de 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ( 6102 Sayılı ... ) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 Sayılı ...'nin 54/ ( 1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 Sayılı TIK'nin 54/ ( 2 ) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. 6102 Sayılı ...'nin 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra aynı Kanun'un 55. ( 6762 Sayılı ...'nin 57. ) maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır ( Arkan, s. 350. ). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 Sayılı ...'nin 55. maddesinde sayılan hallerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hallerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hallerine tam olarak uymuyorsa veya bu hallerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dahil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 Sayılı ...'nin 54/2 maddesinin uygulanması mümkün olacaktır. Bu aşamada uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 Sayılı ...'nin 55/ ( 1 )-a-1 maddesinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 6102 Sayılı ...'nin 55/ ( 1 )-a-1 ( 6762 Sayılı ...'nin 57/1-1 ) maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. 6102 Sayılı ...'nin 55/ ( 1 )-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama ( beyan ) olmalıdır. Susma ise bu madde kapsamına girmemekle birlikte bilgilendirme yükümlülüğünün söz konusu olduğu yerde susmanın haksız rekabet sayılması ancak 6102 Sayılı ...'nin 54/2 maddesindeki genel ilke kapsamında mümkün olmaktadır. Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın ( beyanın ) olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, emi mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama ( beyan ), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır ( Suluk, Cahit/Karasu, Rauf/Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, ..., 2017, s. 428. ). Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Öte yandan gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargıları ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama ( beyan ) gereksiz yere incitici olmaktadır. Örneğin bir kişinin “taklit” ve “korsan” mal ürettiğini anlatan ifadeler; tüketiciyi uyarmanın ötesinde, somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşması durumunda gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşımaktadır ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1994 tarihli ve 1993/11-965 E., 1994/252 K. sayılı kararı ). Başka bir deyişle somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama; 6102 Sayılı ...'nin 55/ ( 1 )-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. Hemen belirtilmesi gerekir ki, bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir... .... .... Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540. ).” denilmiştir. Davacı vekili davasını ıslah etmiş, harcını da yatırmıştır. Bilindiği üzere ,4721 sayılı TMK.nun 24/1 maddesine göre hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. BK.nun 58.maddesinde ise kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi uğradığı manevi zarar karşılık manevi tazminat isteyebilir. Dosyamızda davacı yan ,tüzel kişi tacir olarak kişisel itibarının korunması meşru amacıyla eldeki davayı açmıştır. Bu davada uygulanması gereken kanun maddeleri TMK 24. Maddesi ile TBK 58.maddesi ve ... 54-60 .maddelerdir. Ancak basın özgürlüğüne de değinmek gerekirse; Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği görülmüştür. Davalı yanın "https://www.mobilhaberci.com/rantci-marinada-hangi-usulsuzlukler-gizlenmeye calisiliyor-34358.html linki üzerinden yayınlanan makalede geçen ' "...'dan pis kokular yayılıyor..."Sahil Güvenlik ekiplerini, emniyet güçlerini içeride istemiyor, Gümrük Muhafaza ekiplerini sınırlamaya çalışıyorlar. Altında ne işler dönüyor da bu denetimleri istemiyorlar? Usulsüzlükler mi gizleniyor? Güvenlik görevlisi koymaktan bile aciz olan ...AVM’nin, şehrin huzur ve güvenliğinden sorumlu emniyet güçlerini dahi istemeyip bin bir bahaneyle göndermeye çalışması, ne tür yasa dışı faaliyetler sürdürdüklerini gizlemeye çalıştıklarının delilidir." ' ve https:/... .... ... ... .... .... linki üzerinden yayınlanan makalede geçen '"kıyıyı ihlal ettiği, devlete çerez parası tadında kira bedeli ödendiği, adeta yemeye programlandığı, işletmeleri sömürdüğü, rant sağladığı, pandemi sürecinde de işletmelerden kesintisiz kira tahsil edildiği, ... ekonomisine zarar verdiği, güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğu, personel istihdam etmekten aciz olunduğu, ...yönetiminin tam bir felaketi temsil ettiği, devletten elde edilen avantajları kendi çıkarları için kullandığı" 'yazıların ,ortalama zekaya sahip bir birey tarafından okunduğunda algılama şekline göre suç teşkil eden ,küçültücü ,müşteri kaybı ile karşı karşıya kalmasına yol açacak nitelikte olduğu, davalının basın özgürlüğü ve haber verme kastından öte somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşan ve gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşıyan TMK 24 ,... 54 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet hükümlerine muhalif oluşturan ,amacını aşan yazılar içerdiği, ve özellikle Davalı yanca makaleye konu haberin iddia edildiği gibi olduğuna dair mahkeme kararı ,somut delil sunulamadığı,dava konusu yayının basın özgürlüğü kapsamında kalmadığı, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlulu olduğu, haberinde bu ilke kapsamında değerlendirilemeyeceği, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılamadığı ,kabul etmek gerekmiş olup, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan yazılar nedeniyle, davacının dava dilekçesinde belirtilen link üzerinden yayınlanan makale içeriğinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine ve içeriklerinin yayından kaldırılmasına, ... 59 madde uyarınca masrafların haksız çıkan taraftan karşılanmak üzere karar kesinleştiğinde kesinleşen kararın ... İli Yerel Gazetede en yüksek trajlı gazetede 12 punto olarak ilanına ve kesinleşen kararın https://www.mobilhaberci.com internet sitesinde yayınlanmasına, davacı şirketin yukarıda açıklanan gerekçelerden dolayı basın özgürlüğü içinde kalmayan , davacıya haksız suç isnat eden davacıyı kötüleyici, ... 54ve devamı maddelerinde haksız rekabet teşkil eden eylemlerinden ötürü ,gerek yüksek yargı tarafın gerekse bir kısım doktrin tarafından davacı tüzel kişiliğin kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talep edebileceğinden , davacı lehine takdir edilen 50.000 TL manevi tazminatın, yayın sahibinin ve eser sahibinin müteselsil sorumlulukları gereği davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Anayasa Mahkemesinin 14/03/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan... .... .... Karar nolu kararı ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmesi ve henüz yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte hukuka aykırı olduğu belirlenmiş olan bir kanun hükmünün uygulanmasının derdest olan davalarda mümkün olmaması nedenleri ile red edilen kısım yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2-... .... .... .... .... .... .... linki üzerinden yayınlanan makale içeriğinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile bu haksız rekabetin önlenmesine ve içeriklerinin yayından kaldırılmasına, 3-... 59 madde uyarınca masrafların haksız çıkan taraftan karşılanmak üzere karar kesinleştiğinde kesinleşen kararın ... İli Yerel Gazetede en yüksek trajlı gazetede 12 punto olarak ilanına ve kesinleşen kararın https://... .... .... internet sitesinde yayınlanmasına, 4-Davacı lehine takdir edilen 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Haksız Rekabet Davası Yönünden ; 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ile hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan, 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL nispi harcın 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 3.575,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.430,2 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Manevi tazminat talebi yönünden; 8-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 3.415,5 TL harçtan peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.707,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ile hazineye irat kaydına, 9-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 10- Red edilen manevi tazminatı miktarı yönünden Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına 12-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/485, K. 2025/857, T. 07.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-485-e-2025-857-k-55bc6f12b4df