Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1039 E. 2026/1062 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1039
Karar No
2026/1062
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1039

KARAR NO: 2026/1062

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/05/2024

NUMARASI: 2017/312 E. - 2024/135 K.

DAVANIN KONUSU: FSEK kapsamında maddi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... yazılımının dünyadaki ve Türkiye'deki eser ve lisans sahibi olduklarını, davalı tarafından şirkette bulunan bilgisayarlara izinsiz ve yasal olmayan şekilde yazılımının yüklendiğini, lisanssız yazılımın kullanıldığının Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/43 Diş sayılı ile tespit edildiğini, ... adlı yazılımının izinsiz kullanıldığı iddiası ile FSEK 68.maddesi gereğince rayiç bedelin 3 katı olan 109.728 TL maddi tazminatın tahsili talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yönünden ve yetkili mahkemede açılmadığından reddi gerektiğini, Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/43 Diş. Sayılı dosyasındaki keşif zaptı incelendiğinde işyeri yetkilisi olarak gösterilen ... isimli kişi bakımından talebin dava konusu haline getirilebileceğini, bu kişinin şirket yetkilisi olmadığını, keşif sırasında ... firmasına ait hiçbir bilgisayarda söz konusu yazılımın kullanıldığının tespit edilmediğini, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, inceleme yapıları bilgisayarın ... isimli kişiye ait olduğunu ayrıca bu yazılımın kullanıldığına dair bir veriye rastlanılmadığını, bilirkişinin bu yöndeki açıklamasının davacının dava dilekçesine alınmayarak Mahkemenin yanıltmaya çalıştıklarını, bilirkişinin raporuyla; bu programın daha önce herhangi bir işlemde kullanıldığına dair bir veriye ulaşılamamış olduğunu,

Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/43 Diş sayılı dosyası ile tespit edilen programın dava dışı ...'un şahsi bilgisayarında olduğunu, programın herhangi bir işlemde (üretimde) kullanılmamış olduğunu, dolayısı ile davalının tazminatla sorumlu tutulamayacağını, dava dışı ...'a ait olduğunu, buna ilişkin fatura fotokopisinin delil olarak sunulduğunu, iş yerinde çalışan ...'un laptop bilgisayarında bu programın yüklü olmasının davalı firmanın bu programı kullandığını göstermeyeceğini, programın nereden ve nasıl indirildiğine ait bir tespit yapılamadığını, davalı bilgisayarlarının incelenmiş ve davacıya ait program bulunmamış olduğunu, davalı firmanın lisanslı ... yazılımının olduğunu bu programı kullandığını, bu sebeple dava konusu davacının programına ihtiyaç olmadığını, Turgutlu Cumhuriyet Baş Savcılığı 2015/7044 sor. nolu dosyasında davacının yaptığı şikayet ile ilgili ... Firması yetkilileri bakımından soruşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, öncelikle davanın husumet yönünden reddini aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2017/312 esas, 2024/135

karar sayılı, 14/05/2024 tarihli kararı ile; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde .... Şti. isimli işyerinde müşteki kurumun yazılım programının kullanıldığına veya bu hususun şüpheliler tarafından bilindiğine onların emir ve talimatı ile yapıldığına dair somut delil bulunmadığından haraket ile KYOK kararı verildiği, yapılan incelemede ... marka yazılımının aynı iş yerinde makine mühendisi olarak görev yapan ...'un kullandığı laptopta bulunduğu ve ...'un bahse konu laptopunun şahsına ait olduğunun ticari amaçla kullanıldığının ispat edilmediği, talimat yolu ile dinlenen tanıklarında beyanlarında ... programının bulunduğu Laptop bilgisayarın Davalı şirkete ait olmadığını, şirket çalışanı ...'un kişisel bilgisayarı olduğunu beyan ettikleri, 03.07.2015 tarihli keşifte programın kurulu olduğu bilgisayarın şirket çalışanı ...'un şahsi bilgisayarına ait olduğu, bu bilgisayarla davalı şirket için ticari bir iş yapıldığını dair bir işleme veya delile rastlanmadığının anlaşıldığı, bunun aksinin ispatı için davacı yanın delil sunmadığı, toplanan delillerin yargılama sırasındaki deliller ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda davalı şirketin tazminat sorumlu olmadığı gözetilerek ispat edilemeyen davanın REDDİNE " karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ... programının dava dışı ...'a ait kişisel bilgisayarda bulunduğu, işyerinde ticari amaçla kullanılmadığı ve davacı tarafça delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak bu kararın dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, Turgutlu 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin tarafından verilen 2016/48 E. 2016/256 K. sayılı beraat kararının delil yetersizliğine dayalı olduğunu, TBK madde 74 uyarınca hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığını, maddi olgu saptanmadan verilen kararların hukuk yargılamasını etkilemeyeceğini,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve 3. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında da beraat kararının hukuk mahkemelerini bağlamayacağının vurgulandığını, ... yazılımının dünya çapında tanınan ticari bir 3 boyutlu çizim programı olduğunu, davalı şirketin ticari işletme çatısı altında tespit edilen yazılımın yüklenmiş olmasının başlı başına yasa dışı kullanımın kanıtı olduğunu, basiretli bir tacir olan davalı şirketin işyerindeki bilgisayarlardan ve faaliyetlerden sorumlu olduğunu,

TTK madde 18/2 gereğince şirket yetkilisinin sorumluluğunun bulunduğunu, davalı tarafın bilgisayarların mülkiyetine ilişkin itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, FSEK madde 68 uyarınca tazminat hakkının doğumu için yazılımın ticari amaçla kullanılıp kullanılmadığının önem arz etmediğini, programın bilgisayara yüklenmesinin dahi çoğaltma fiilini oluşturduğunu, FSEK madde 22/3 uyarınca bilgisayar programlarının geçici veya kalıcı çoğaltılmasının eser sahibinin iznine tabi olduğunu, şahsi kullanım iddiasının bilgisayar programları bakımından geçerli olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/11097 sayılı kararında da hakkın ihlali için ticari kullanımın şart olmadığının açıklandığını, bilirkişi raporunda yazılımın kurulu ve çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini belirterek İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/312 E. 2024/135 K. sayılı kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davacının hak sahibi olduğu ... adlı yazılımın davalı şirket tarafından hukuka aykırı kullanıldığı iddiasına dayalı olarak FSEK 68. maddesi gereğince rayiç bedelin 3 katı olan 109.728-TL maddi tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; FSEK 2/1. maddesinde herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımlarının ilim ve edebiyat eseri sayılabileceği düzenlenmiş olup somut olayda, davacının hak sahibi olduğu bilgisayar programlarının FSEK anlamında eser olup koruma kapsamında olduğu saptanmıştır. Davacı mâli hak sahibi şirket tarafından FSEK 22. maddesinden kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlal edildiği, beraat kararın bağlayıcı olmadığı, davalı şirketin işyerindeki bilgisayarlardan ve faaliyetlerden sorumlu olduğu ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosyanın tetkikinde;

Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/43 değişik iş dosyasında aleyhine delil tespiti istenen davalı şirket adresinde bilirkişi marifeti ile delil tespitine karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 08.07.2015 tarihli raporda, “... 1 adet laptop bilgisayar üzerinde inceleme yapıldığını, inceleme yapılan bilgisayarın üzerinde ... ...sürümünün kurulu ve çalışır halde olduğu gözlenmiş olduğunu, bu programın daha önce herhangi bir işlemde kullanıldığına dair bir veriye ulaşılamamış olduğunu, fakat çalışır haldedir'' şeklinde tespitlerde bulunulduğu,

mahkemece tahkikat aşamasında yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirdiği, alınan raporda dosyaya sunulan belgelerde bilgisayarın mac numarası, IP numaraları, konfigrasyonuna ve kullanıcı ismine ait donanım bilgilerinin konulmadığı, görüntülerin alınmadığı, ayrıca programın çalıştığının yazılmasına rağmen çalışır durumdaki screenshot görüntüsünün ve denetim masasında işbu programın hangi tarihte kurulduğuna dair görüntülerin olmadığının anlaşılmış olduğu, teknik olarak bu görüntüleme olmadan işbu programın çalıştığı konusunda kanaat bildirmenin mümkün olmadığı kanaatine vardıkları görülmüştür.

Türk Borçlar Kanunu'nun (TTK) 74. maddesi gereğince hukuk hâkiminin, ceza hâkimi tarafından sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verdiği beraat kararı ile bağlı olmadığı gibi Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/7044 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile de bağlı olmadığı anlaşılmakta ise de dava konusu programın çalıştığı konusunda kanaat bildirmenin mümkün olmadığı tespit edilen bilgisayarın davalı şirkete ait olmayıp dava dışı ... isimli kişiye ait olduğu, tanık beyanlarının bu durumu doğruladıkları, bilgisayara ait faturanın dosyada mübrez olup ... seri numarası ile 10.06.2015 tarihli olduğu, ... marka ... model, mac numarasının ... olduğu, seri numarasının ... olduğu, belirtilen faturadaki ismin ... olduğu, işbu bilgisayarla davalı şirket için ticari bir iş yapıldığını gösterir herhangi bir işlem yahut delilin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı şirketin sorumlu tutulmasını gerektirir ispata elverişli deliller mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.

Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../05/2024 tarih ve 2017/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.875,00-TL harcın mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 1.143,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1039, K. 2026/1062, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1039-e-2026-1062-k-86eefc49341c