Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1346 E. 2026/1200 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1346
Karar No
2026/1200
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1346

KARAR NO: 2026/1200

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 25/04/2024

NUMARASI: 2022/134 E. - 2024/112 K.

DAVANIN KONUSU: Markanın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...tescil numaralı ... markasının kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" emtiaları için 29/05/2017'de 30. sınıfta tescil edilmiş olduğunu, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiği dava edilen markayı kullanmamakta olduğunu,

Türk Patent ve Marka Kurumu'nun kayıtlarıyla sabit olduğu üzere davacının 32. emtia sınıfında tescilli markalarıyla aktif olarak üretim yapan, Ülkemizde katma değer üreten bir şirket olduğunu, Markanın kullanmama nedeniyle iptali talep edildiğinde, markanın ciddî biçimde kullanıldığını marka sahibinin ispat etmesi gerektiğini,

Markanın ciddi kullanımın, markanın fiilen kullanılmasını gerektirdiğini, tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan "token use" olgusunun ciddi kullanım olarak kabul edilemeyeceğini, Davacı şirketin, "..." kelime grubundan oluşan markasını, tescil edildiği 29/05/2017'den işbu dava tarihine kadar Türkiye'de, ciddi biçimde "..." şeklinde kullanmadığını, davanın tarafları olan şirketlerin esas faaliyet alanının "Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri" oluşturduğunu, davalı adına tescil ettirilmiş ...tescil numaralı markanın Sınai Mülkiyet Kanunu m.9 ve m.26 gereğince hükümsüzlüğüne; türkpatent’te tutulan resmi marka sicilinden terkin edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/134 esas, 2024/112 karar sayılı, 25/04/2024 tarihli kararı ile; "Davalı tarafa ait markanın 29.05.2017 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi olan 01/06/2022 tarihi itibariyle tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmekle davacının markasını tescil kapsamında ciddi ve işlevine uygun şekilde kullanma ve bunu da ispat mükellefiyetinin olduğu, her ne kadar davalı tarafça 11.11.2022 tarihinde noter sözleşmesi ile markayı dava dışı şirket olan ... şirketine devrettiğine dair noter sözleşmesi sunulmuş ise de bu devrin Mahkememizce verilen tedbir kararı tarihi olan 01.06.2022 tarihli devrin engellenmesine dair tedbir kararının davalı tarafa tebliğ tarihi olan 05.07.2022 tarihinden sonra kötü niyetli olarak yapıldığı ve devrin tedbir dolaysıyla gerçekleşmediği dikkate alınarak davalı ... Yönünden yargılamaya devam olunmuş, 27/04/2023 tarihli ikinci ön inceleme duruşmasında davalı tarafa etkin kullanıma ilişkin delil biraz etmek üzere kesin süre verildiği, davalı tarafça sunulan 2017-2022 arası yıllara ait yıllık mizanları ile 2017-2022 yılları yasal defterleri üzerinde yapılan incelemelerde; davalının dava konusu dönemler içerisinde hiçbir satış faturası düzenlemediği,

mizanları ve ibraz etmiş olduğu defterlerinde faaliyeti ile ilgili satış kaydının olmadığı, gelir tablolarında sadece Kambiyo Karları, Kambiyo Zararları ve Faaliyet gider kalemlerinin yer aldığı, davalı firmanın dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflarda kullandığına dair herhangi bir belge ibraz etmediği, dosyada yer alan uluslararası marka tescillerinin dava dışı bir tüzel kişiliğe ait olduğu, yine dosyaya sunulan ...haber sitesindeki Kullanımların 32. Sınıfta yer alan enerji içeceği ile ilgili ve Suudi Arabistan menşeli .... Unvanlı şirkete ait olduğu, tüm bu incelemeler sonucunda yapılan tespitler ve davalı tarafça markanın tescilli olduğu sınıflarda etkin kullanıldığına dair başkaca bir delil de ibraz edilmediği dikkate alınığında davalı tarafça etkin kullanımın ispat edilemediği kabul edilmiş ve davanın KABULÜ ile,

1-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+şekil" markasının tüm sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden kullanılmama sebebiyle İPTALİ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasındaki tebligatların elektronik adrese yapılmayıp usulsüz gerçekleştirildiğini, bu durumun müvekkilin savunma hakkını kısıtladığını, dava konusu ... numaralı markanın 11.11.2022 tarihinde Noter huzurunda düzenlenen devir sözleşmesi ile dava dışı ... A. Ş.'ye devredildiğini, HMK 125/1 hükmü uyarınca davanın bu şirkete yönlendirilmesi gerektiğini, marka devrinin kurucu işlem olduğunu ve TÜRKPATENT siciline işlenmemiş olmasının işlemin kurulmuş olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve müvekkili şirket ile geçmiş ticari ilişkileri bulunan davacının markanın gücünü bildiğini, davacının benzer markaları tescil ettirerek haksız kazanç sağlama amacı güttüğünü, Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/71 Esas numaralı dosyasında görülen dava ile işbu davanın bağlantılı olduğunu ve davacının bu durumu gizlediğini, davacının 30. sınıf mallarla ilgili herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığından işbu davada hukuki yararının olmadığını, bilirkişi raporunun kötüniyet iddialarını ve fiili durumu yansıtmadığını, dava konusu markanın pandemi koşullarına rağmen kullanıldığını belirterek yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın ortadan kaldırılarak davanın bütünüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davalı adına tescilli ...tescil numaralı "...+şekil" markasının kullanılmama sebebiyle iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı ve kötüniyetli olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, markanın yargılama sırasında devredildiği, markasının ciddi şekilde kullanıldığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Somut uyuşmazlık kapsamında, davalı vekili tarafından davacının markanın iptali davasını açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı ve kötüniyetli olduğu istinaf sebebi yapılmış ise de SMK'nın 26/2 maddesi gereğince ''ilgili kişilerin'' markanın iptalini isteyebileceği düzenlenmiş olup davacı tarafın 32. sınıfta tescilli markaları olup iptali istenen marka yönünden ilgili kişi olup huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu ve dava ikame etmekle kötüniyetli olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Dava kapsamında davalı tarafa yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ve savunma hakkının kısıtlandığını gösterir bir duruma rastlanılmadığı gibi yargılama sırasında markanın devredilmesi nedeni ile HMK'nın 125. maddesinin uygulanması gerektiği istinaf sebebi yapılmış ise de yargılama sırasındaki devrin ihtiyati tedbir kararı dolayısıyla gerçekleşmediği, TPMK kayıtlarında tescil maliki olarak halen davalının göründüğü sabit olmakla mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli bulunmuştur.

Markanın kullanılmama nedeni ile iptali istemi yönünden SMK'nın 192/1. maddesi uyarınca 26. maddesinin, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmekle SMK'nın geçici 4. maddesine göre SMK'nın 26. madde hükmünün yürürlüğe girmesinden önce açılan dava kapsamında iptal yetkisinin mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda dava tarihi itibari ile henüz anılı yasal düzenleme yürürlüğe girmediğinden dolayı uygulanması gereken SMK'nın 26/1-a bendi ile 9/1. maddesi kapsamında tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği anlaşılmıştır. Markanın kullanıldığını ispat yükü ise davalı taraf üzerinde olup davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 30. maddesi gereğince; 29. madde kapsamında sunulan delillerin, tarafların başka bir bilgiye ihtiyaç duymaksızın değerlendirme yapabilmesine ve görüş oluşturabilmesine imkân verecek şekilde açık, anlaşılır ve güvenilir nitelikte olması gerekmektedir. İtiraz sahibi tarafından sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dâir yeterli bilgiyi içermesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise davalı tarafın dava konusu markayı, iptali istenen sınıfta ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan malların menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../04/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00- TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1346, K. 2026/1200, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1346-e-2026-1200-k-7858a0b9e4f2