Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1259 E. 2026/1232 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1259
Karar No
2026/1232
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1259

KARAR NO: 2026/1232

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 26/06/2024

NUMARASI: 2023/218 E. - 2024/104 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 06/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, "..." ...markalı ..., ..., ... tescil numaralı markaların sahibi olduğunu, müvekkili firmanın, mobilya ve mobilya benzeri ürünlerin imalatını ve satışını yapmakta olan köklü bir firma olduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, tescil başvurusu yapılmış olan davalıya ait markanın, daha önceden müvekkiline ait markalar ile aynılığı ve benzerliği, kapsadıkları mal ve hizmetlerin aynılığı ve benzerliği ve hatta, davalı ile müvekkilinin aynı iş kolunda faaliyet göstermesi nedenleriyle, davalıya ait anılan markanın 20. Nice sınıfı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, davalı adına tescilli 2018 06572 tescil numaralı ve 11/12/2018 tescil tarihli "... ..." isimli markanın, SMK Md.6 hükümleri çerçevesinde, müvekkiline ait markalarla aynılığı ve benzerliği nedeniyle, 20. Nice sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline "... ..." isimli markanın tescil tarihinin 11/12/2018 olduğunu, davacı tarafın dava açma hakkı olan 5 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan sebeple işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafa ait marka ile müvekkiline ait markanın birbirinden tamamen farklı olduğunu, karıştırılma tehlikesi ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davacı tarafın yalnızca "..." kelimesini kullanarak kendi markasını tasarladığını, müvekkilinin ise "... ..." şeklinde bir marka ve logo tasarladığını, davacı tarafa ait firmanın ...merkezli, müvekkiline ait firmanın ise.../İSTANBUL merkezli bir firma olduğunu, söz konusu şehirlerin tamamen farklı birbirine uzak şehirler olması nedeni ile ve keza yine kurumsal bir firma ve marka altyapılarının olmamaları nedeni ile davacı tarafın, tanınmışlıktan yararlanma iddiasının asılsız olduğunu, müvekkilinin markasının adını çocuğunun isminin ... olmasından ötürü "... ..."olarak tasarlayıp tescil ettirdiğini, davacı tarafa ait markanın ticari faaliyetlerini yatak odası ve yemek odası mobilyaları üzene sürdürdüğünü, müvekkili firmanın koltuk takımı, yemek odası, yatak odası, genç odası, düğün paketi, masa sandalye, yatak baza alanlarına ticari faaliyet gösterdiğini, açıklanan nedenlerle davacı tarafın açmış olduğu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebi ile usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olursa işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının KABULÜ ile;

-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 20. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde 20. sınıf yönünden sicilden terkinine," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait ''... ...'' markasının davacı markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan belirgin farklar olduğunu, davacı markasının sadece ''...'' ibaresinden oluştuğunu, vekil edenin markasının ise ''... ...'' şeklinde olup logo, yazı tipi ve tasarım bakımından tamamen farklılık arz ettiğini, 11.12.2018 tescil tarihli markanın hükümsüzlüğü için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin kötü niyetli olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, taraf markalarının faaliyet gösterdiği şehirlerin ve müşteri kitlelerinin farklı olduğunu, vekil edenin marka ismini oğluna ithafen seçtiğini, markaların hitap ettiği ortalama tüketicinin bu farklılıkları kolaylıkla ayırt edebileceğini, mahkemenin bilirkişi raporuna itirazlarını reddederek eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, davalı markasındaki ''...'' ibaresinin ayırt edici olmadığını savunan gerekçenin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının ... sayılı “...”, ...sayılı “...+şekil” ve ... sayılı “...+şekil” markalarının sahibi olduğunu, mobilya ve mobilya benzeri ürünlerin üretim ve satışını gerçekleştiren köklü bir firma olduğunu, markalarının tanınmış marka niteliğinde bulunduğunu, davalı adına tescilli ... sayılı “... ...” markasının karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı markasının 20. Sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalı adına tescilli “... ...” markasının tescil tarihinin 11.12.2018 olduğunu, hükümsüzlük davası açılması için öngörülen beş yıllık sürenin dolduğunu, taraf markalarının farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının Bursa/İnegöl’de, davalının ise ...’de faaliyet gösterdiğini, markanın davalının oğlunun ismi olan “...”ten esinlenerek oluşturulduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Marka kayıtlarına göre, davalı adına 22.01.2018 başvuru tarihli, ... başvuru numaralı, "... ..." ibareli markanın 20 ve 35. sınıfta 11.12.2018 tarihinde tescil edildiği, davacı adına 02.12.2005 başvuru tarihli, ... tescil numaralı, “...” ibareli markanın 08, 20, 21 ve 24. sınıflarda, ...tescil numaralı “...+şekil” ve ... sayılı “...+şekil” ibareli markaların 20. sınıfta tescilli oldukları anlaşılmıştır.

06.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait ... sayılı “... ...” markasının, 20. sınıfta yer alan mobilyalar, yataklar, aynalar, bebek mobilyaları, ahşap ve sentetik malzemeden mamul çeşitli ürünler ile dekorasyon eşyaları bakımından, davacının önceki tarihli markaları ile benzerlik taşıdığı, taraf markalarının ortak ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin ilgili emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte bulunduğu ve markaya ayırt edicilik katmadığı, bu nedenle SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı markasının anılan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlük koşullarını taşıdığı davalı markasının tescil tarihi olan 11.12.2018 ile dava tarihi olan 23.11.2023 arasında beş yıllık sürenin dolmadığı, bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

İlk derece mahkemesince; karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, ayrıca davanın beş yıllık süre dolmadan açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... sayılı markanın 20. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/6. maddesinde düzenlenen sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşabilmesi için marka sahibinin sonraki tarihli markanın tescilini bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması gerekmektedir. Somut olayda davalı markasının tescil tarihi 11.12.2018, dava tarihi ise 23.11.2023 olup, kanunda öngörülen beş yıllık sürenin dava tarihinde henüz dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın beş yıllık sürenin dolmasına yakın bir tarihte açılmış olması tek başına dürüstlük kuralına aykırılık veya sessiz kalma yoluyla hak kaybı sonucunu doğurmaz.

Dosya kapsamındaki taraf markaları, bilirkişi raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait önceki tarihli "..." ibareli markalar ile davalı adına tescilli "... ..." ibareli markanın 20. sınıfta ortak emtiaları kapsadığı taraf markalarının ortak ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin ise tescil kapsamındaki mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte bulunduğu ve markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, aynı şekilde markaların esas unsurları aynı olduğundan logo, yazı karakteri gibi tali unsurların markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı bu nedenle işaretlerin benzer olduğu ve ortalama tüketici nezdinde taraf markaları arasında işletmeler arasında bağlantı dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Markaların benzer olduğu ve SMK 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma ihtimali olduğu davalı markasının 20.sınıf emtia bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu tespit edilmiş olmakla tarafların farklı şehirde faaliyet göstermesi,"..." ibaresinin davalının oğlunun isminden kaynaklanması gibi nedenler hükümsüzlük sonucunu bertaraf edecek hukuka uygunluk nedenleri değildir. Davalı vekili bilirkişi raporuna yönelik itirazların karşılanmadığı ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği yönünde istinaf sebebi ileri sürmüş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf markaları, ortak ve ayırt edici unsurlar, emtia benzerliği, tüketici algısı ve karıştırılma ihtimali ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olup , benzerlik karşılaştırmasının hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübe ile de yapılabileceği dikkate alındığında mevcut deliller hüküm kurmaya yeterli olduğundan yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitelendirmede isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../06/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1259, K. 2026/1232, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1259-e-2026-1232-k-5f657f751391