Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1046 E. 2026/1101 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1046
- Karar No
- 2026/1101
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1046 Esas
KARAR NO: 2026/1101
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/04/2024
NUMARASI: 2022/967 E. - 2024/414 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun, gerçek bir hakka dayanmayan, tamamen kötü niyetle ve haksız kazanç niyetiyle açılmış olan icra takibinin dosyaya sunmuş oldukları paranın iade edildiğine ilişkin kamera kayıtları, aynı miktarın aynı gün davalı şirket yetkilisince müvekkil firmanın çalışanı ile birlikte bankaya yatırıldığını ve herhangi bir hak ve alacağın kalmadığının ortaya çıkacağını, bu nedenle söz konusu takibin iptal edileceği kuvvetle muhtemel olduğunu, icra tehdidi altında müvekkilin şuan için banka hesaplarına haciz ve araçlarına yakalama şerhi konulduğunu, müvekkil firmanın üçüncü hiçbir kimseye borcu bulunmadığını ve herhangi aleyhine açılmış bir icra takibi de bulunmadığını,davaya konu icra takibinden kaynaklı yapılan hacizler müvekkilin ticari faaliyetini durma noktasına getirdiğini, müvekkilin bankalarda ödemekle yükümlü olduğu aylık yüksek meblağda çek vb gibi ödemeleri bulunduğunu, iş bu dava konusu dosyanın derdest kalması ve takibin devamı halinde müvekkil için telafisi güç durumlar doğacak ve haksız olan takip dayanağı miktarı zor şartlar altında ödemek durumunda kalacağını, bu nedenle yargılama süreci göz önünde bulundurularak gösterilecek olan adil ve makul teminat karşılığında takibin tedbiren durdurulması ve varsa hacizlerin fekkine karar verilmesi yönünde talep ettiklerini, icra ve iflas kanunu"nun 72 ve devamı gereğince %15 teminat karşılığında takibin durdurulmasına ve varsa hacizlerin fekkine karar verilmesini,. .... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyaları, kamera kayıtları, taraflara ait ticari defterler, fatura, irsaliye , tanık, keşif, bilirkişi ve her tür hukuki delil menfi tespit davalarının kabulüne, haksız ve kötü niyetle hareket ederek müvekkilinin maddi-manevi olarak zararına sebebiyet veren davalının %20'in aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili davalı şirkete veya yetkililerine resmi bir ödeme yapmadığını, davalı müvekkili ile bağı ve bağlantısı olmayan ... isimli şahsa hangi amaç ile ödeme yaptıklarının taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını, nispilik ilkesi gereği davacı ile dava dışı 3. Şahıs olan ... arasındaki hukuki işlem müvekkili bağlamayacağını, kaldı ki taktirleri Mahkememizde olmakla birlikte davacının bu kadar yüklü bir meblağı teslim ederken TTK gereği basiretli tacir olarak davranmadığının da sabit olduğunu, şirket ile bağlantısı bulunmayan şahsa iddia ettikleri ödemeyi yaparken basiretli tacir olarak hareket ederek gerekli araştırmayı ve özeni göstermeleri gerektiğini, davacının ağır kusurlu davranışının sonuçlarının iyi niyetli müvekkiline yükletilmesinin hukuka ve hakkaniyete ters düştüğünü, davacının dava dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki olmadığını beyan etmiş ise de bunun gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinin ''Olayın Özeti'' başlığı altında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ikrar etmekle beraber davalı müvekkilinden ticari ilişkiye yönelik bedel tahsilatı dahi yapıldığını, dosya kapsamında davacı lehine İhtiyati Tedbir konulması imkansız ve telafisi güç zararların ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğini, iş bu nedenle İhtiyati Tedbirin kaldırımasını ve davacının taleplerinin reddine karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davacının .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle İİK 72/3. Maddesi uyarınca BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-Şartların oluşmaması sebebiyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
2-HMK 392/2 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmadığı takdirde ve talep halinde teminatın DAVACIYA İADESİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 1.700.000,00 TL bedelli bir mal alım satım anlaşması yapıldığını, bu paranın davacıya nakit olarak ödendiğini, ancak davacı şirketin anlaşmayı tek taraflı bozup ne malları teslim ettiğini ne de parayı geri verdiğini, bunun üzerine .... İcra Dairesi üzerinden icra takibi başlattıklarını ve takibin kesinleştiğini, davacı tarafın ise borçlu olmadığını iddia ederek dava açtığını, yerel mahkemenin ise alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini, halbuki icra takibine dayanak olan ve bizzat davacı şirket yetkilisi ... tarafından imzalanan nakit makbuzunun dosyada olduğunu, bilirkişi raporunun da bu makbuzu ve müvekkil şirketin alacaklı olduğunu teyit ettiğini, mahkemenin bu somut belgeyi görmezden gelerek müvekkilin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, davacının aslında parayı aldığını kabul edip (ikrar edip) geri ödediğini iddia ettiğini ancak bu geri ödemeyi müvekkil şirketle hiçbir bağı, ortaklığı veya çalışan sıfatı olmayan ... isimli üçüncü bir kişiye yaptığını öne sürdüğünü,
Ticaret Sicil ve SGK kayıtlarıyla bu şahsın müvekkille alakasız olduğunun ispatlandığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayıp tanımadıkları birine ödeme yapmasının sorumluluğunun müvekkile yüklenemeyeceğini, ...’ın bankaya yatırdığı 1.500.000,00 TL tutarının da alacak miktarıyla örtüşmediğini, mahkemenin henüz sonuçlanmamış bir savcılık dosyasındaki tanık beyanlarına dayanarak masumiyet karinesini zedelediğini, ispat yükünün ödemeyi yaptığını iddia eden davacıda olmasına rağmen mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını belirterek, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, İİK’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili; takibe konu paranın davalıya iade edildiğini, bu hususun kamera kayıtları ve banka hareketleri ile sabit olduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkil çalışanı ile birlikte aynı gün bankaya giderek parayı hesaba yatırdığını, böylece taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin kalmadığını beyanla .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın ödeme yapmadığını, davacının ödeme yaptığını ileri sürdüğü ... isimli şahsın müvekkili şirket ile hiçbir bağının bulunmadığını, taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından davacıya 1.700.000 TL nakit ödeme yapıldığını, anlaşmanın davacı tarafından bozulmasına rağmen paranın iade edilmediğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddini, talep etmiştir.
Davalı tarafça .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine 1.710.200 TL bedelli ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 22.09.2022 tarihli 1.700.000 TL bedelli , davacı şirket yetkilisinin imzasına havi , teslim aldım ibaresi içeren nakit makbuzunun gösterildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı tarafın ikrar ettiği takip konusu bedelin davalıya geri ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davasında alacağın ödendiği iddiasını ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir.
Somut olayda davacı taraf ticari ilişkinin gerçekleşmemesi üzerine alınan bedelin dava dışı ... isimli şahsa elden teslim edildiğini, bu şahsın davalı şirket yetkilisi olarak tanıtıldığını, teslim edilen paranın daha sonra banka hesabına yatırıldığını ileri sürerek borcun sona erdiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise ... isimli şahsın şirket ile herhangi bir bağının bulunmadığını, davacı tarafından üçüncü kişiye yapılan ödeme ile borcun sona ermeyeceğini savunmuştur.
20.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirket kayıtlarında davacıdan 1.700.000 TL alacak bulunduğunun kayıtlı olduğu, bu kaydın 22.09.2022 tarihli nakit makbuzu ile tevsik edildiği, davacı şirket kayıtlarında ise yapılan işleme ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının takip konusu ödemeyi davalıya yaptığı iddiasının mali yönden doğrulanamadığı, ayrıca dava dışı ...’ın ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket ile bağının bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Yine dosya kapsamındaki banka kayıtlarında, dava dışı şahsın kendi hesabına toplam 1.500.000 TL yatırdığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğu, davalı tarafın alacağın dayanağına ilişkin yazılı delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; somut olayda davacı tarafın, davalı ile arasındaki ticari ilişkiyi ve davalıdan 1.700.000 TL nakit para aldığını açıkça kabul ettiği ve bu hususun imzası inkar edilmeyen takip dayanağı nakit tahsilat makbuzu ile de sabit olduğu, uyuşmazlığın artık hukuki ilişkinin ve alacağın varlığına değil, borcun ödenip ödenmediğine ilişkin olduğu dolayısıyla ödeme olgusunun ve borcun sona erdiğinin davacı tarafça usulüne uygun kesin delillerle kanıtlanması gerektiği gözetildiğinde, ödemenin yapıldığı dava dışı ...’ın davalı şirket yetkilisi veya çalışanı olduğuna ilişkin herhangi bir ticaret sicil kaydı,
SGK kaydı veya yazılı yetkilendirme bulunmadığı, savcılık dosyasındaki tanık anlatımları ve kamera kayıtlarına göre üçüncü kişiye yapılan ödemenin davalı şirkete yapılmış ödeme olarak kabulüne olanak bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca ispat yükü davacıda olduğundan, davalı tarafça davacı şirket yetkilisine yemin teklifi ve yemin beyanının hükme esas alınmasının da usule aykırı olduğu dikkate alındığında, takip konusu bedelin davalıya iade edildiği yöntemince ispatlanamadığından, ilk derece mahkemesince ispat kuralları hatalı uygulanarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2- Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih, 2022/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının 80,70 peşin harç ile 29.125,24 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 29.205,94 TL'den mahsubu ile 28.473,94 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 257.428,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 394,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.563,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026