Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1040 E. 2026/1127 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1040
- Karar No
- 2026/1127
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1040
KARAR NO: 2026/1127
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/04/2024
NUMARASI: 2021/48 E. - 2024/105 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait, 2003 yılında ... Yayınlarından çıkan "..." adlı kitapta bulunan “...” adlı şiirde geçen “...” dizesinin ilk defa müvekkili tarafından kaleme alındığını, ancak davalının “...” isimli kitabının 51. sayfasında "..../ .../ ...." dizesini müvekkilinin yazmış olduğu dizelerden iltibas yapılmak suretiyle kitabında yer verdiğinin tespit edildiğini, söz konusu kitabın ... (...Yayınevi) tarafından basılmış ve dağıtımının da bu şirket tarafından yapılmış olduğunu, “...” dizesinin yıllardır internet ortamında altında müvekkilin imzasıyla birlikte dolaştığını ve müvekkiline ait olduğunu, müvekkiline ait "..." adlı kitap içerisinde bulunan "..." adlı şiirin Edebiyat Eseri olduğunu,
müvekkiline ait şiir dizesini kendisinden izin almadan, çıplak gözle, ortalama bir kişi tarafından bile okunduğunda, orijinalının kime ait olduğu kuşkuya mahal bırakmayacak biçimde davalı tarafça hukuka aykırı bir şekilde kullanılmakta olduğunu, “...” dizesinin kelimelerinin yeri değiştirilerek iltibas yaratmak suretiyle kullanılan “..../ .../ ....” dizesinin bulunduğu “...” isimli kitabının tedbir kararı verilerek basımı ve satışının durdurulmasını ve piyasada bulunan kitapların toplatılmasını, dava sonunda kitapların imha edilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili yazar hakkında bir takım haksız ithamların ortaya atılmış ve kitaptaki bazı aforizmaların intihal olduğunun iddia edilmiş olduğunu, oysa bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Davacı tarafın müvekkil yazarın kitabının yayınlanmasından iki yıl sonra, kendisine ait "..." adlı şiirden bir dizenin izinsiz olarak alındığı ve müvekkilinin kitabının 51. sayfasında kullanıldığı iddiasına dayanarak bu davayı açmış bulunduğunu, 2003 yılında yayınlanan davacı şiirinin internet ortamında yaygın olarak bilindiğini, şiirdeki "..." şeklindeki dizenin müvekkil kitabı .... Sayfasında “.... ... ....” şeklinde yayınlandığı, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ve kelimelerin yeri değiştirilerek iltibas yaratmak suretiyle kullanıldığını belirtmekte olduğu, "...., ...." söz kalıbını herkesin günlük yaşantısındaki konuşmalarda yeri geldikçe sık sık kullandığı "gel otur biraz" ile başlayan kalıp cümleler bazen somut bir durumu, belli bir zamanı anlattığı gibi, "...", "...." kalıbında olduğu gibi mecaz bir anlama gönderme yapabilmekte olduğu, davacının her ne kadar müvekkilinin kitabında yer alan “.... ... ....” aforizmasının şiirdeki, "..." sözlerinin yerlerinin değiştirilerek aynı anlamda kullanıldığını iddia etmiş ise de iki kalıp söz arasında çok açık anlam farkı olduğunu, davacı dizesinin tekil ve emir kipinde yazılmış olduğunu oysa müvekkilinin emir kipinde bir cümle yazmadığı gibi yazılan cümlenin çoğul bir niyeti ifade etmekte olduğunu, özetle her iki cümlede anlam ve ifade benzerliği bulunmadığını, farklı anlamlar taşıdığının ortaya çıkmakta olduğunu, edebiyatta esinlenmenin her zaman mümkün olduğunu, esinlenmede,
FSEK kurallarına aykırılık bulunmadığını, özellikle sanatsal şekillendirme ve sanatsal ifade amacıyla yapılan esinlenme, toplumun kültürel zenginliğini artırmada, kültürel gelişimini sağlamada önemli bir araç olabilmekte olduğu, esinlenme yoluyla yaratılan eserlerde okuyucuda oluşturulacak çağrışımsal duygu, okuyucuyu başka eserlere yönlendirebilmekte olduğu, bu ise farklı eserlerin okunmasına, aranmasına yol açarak yazarların, sanatçıların maddi ve manevi kazanç sağlamalarına yaramakta olduğu, Yargıtay kararlarında ve literatürde de vurgulandığı üzere fikir, düşünce ve sanat alanında ortaya konulan ve kendilerinden önce yayınlanmış fikirlerden esinlenerek meydana getirilen eserler, yeni bir eser olduğu, ancak bu durumun hiçbir zaman başkasının emeğini ve yaratıcılığını sömürme şeklinde olmaması gerektiği, açılan davanın haksız olduğunu , her iki müvekkili bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Bir edebiyat türü olan Şiir “Duygu, çağrışım ve izlenimlerin dizeler halinde dile getirildiği söz sanatıdır.” İnsanlar üzüldüğünde, sevindiğinde, duygulandığı zamanlarda şiir söylemek veya yazmaktadır. Yani duyguların en üst tepe noktasında olduğu durumlarda şiir söylemek yada yazmak için ilham gelmektedir. Raporlarda isabet ile işaret edildiği üzere ; davacı ve davalının eserlerinde kullandığı “...” kelime kökleri aynı olmakla beraber, içerikleri, ifade etmek istedikleri yani vermek istedikleri mesaj aynı değildir. Davacı “nazım” olarak, davalı ise “nesir” olarak; farklı edebi sınıfta birer eser üretmiştir. Dolayısıyla davalının, kullandığı bu dört adet kök kelime davacının eserine de değer katmıştır.
Ancak Davacının şiirinin ismi “...”dır. Demek ki şair açısından eser değeri taşımaya lâyık olan kelime, “...” kelimesidir. Davacı tarafından .... olarak ifade edilmesi kurgunun bunun üzerine inşa edilmesi, “...” sözüne eser niteliği kazandıran güzel bir ifadedir. Fakat Davalı “...” kelimesini kitabında kullanmamıştır. Dolayısıyla davalının işlediği konu, okuyucuya verilen mesaj, edebi türlerden “nesir”(düz yazı) olması, davacının eserinin ise “nazım” (şiir), keza konunun içeriği, her iki şiirin okuyucuya verdiği mesaj, edebiyatın nazım ve nesir gibi iki ayrı alanında özgün eserler olarak yaratılması, Davalının eserinde imâ yolu ile bile davacının şiirinin başlığına, nakarat kısmına yani kimliğine yer vermemiş olması, hayatın olağan akışı içinde davacı ve davalının farklı içerikte eser üretmiş olmaları, somut olayda mali ve manevi hakların ihlal edildiği yönünde bir delil bulunmadığı, fsek kapsamında esinlenmenin serbest olduğu" gerekçesi ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı maddi olgulara ve hukuka aykırı olduğun, Davacı ...’in 2003 yılında ... Yayınlarından çıkan "..." adlı kitapta bulunan “...” adlı şiirde geçen “...” ilk defa davacı tarafından kaleme alındığını ve yayımlandığını, davalının “...” isimli kitabının .... sayfasında "..../.../ ...." dizesi, müvekkilinin dizesinden iltibas edildiğini ve sadece iki sözcüğün yeri değiştirildiğini, ortalama bir okurun dahi ayırt edebileceği düzeyde çok belirgin bir iltibas olduğunu, bunun için bilirkişi raporu alınmasına bile gerek olmadığını, dosya kapsamında alınan 27/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda davanın haklılığı kanıtlandığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, hiç gerekmediği halde yeniden 2. ve 3. kez bilirkişi incelemesine gidildiğini, usul ekonomisine aykırı davranıldığını ve davanın gereksiz yere uzamasına sebebiyet verildiğini, karar gerekçesinde; “Davacı “nazım” olarak, davalı ise “nesir” olarak; farklı edebi sınıfta birer eser ürettiğini, davalının kullandığı bu dört adet kök kelime davacının eserine de değer katmıştır,” şeklinde ileri sürülen argüman hem edebi hem de hukuki açıdan geçersiz olduğunu, müvekkilinin tanınmış, önemli ödüllere sahip bir şair olmasının yanı sıra, deneme ve şiir eleştirisi alanında da imzası tanınan ödüllü bir yazar olduğunu, davalının böyle bir edebi statüsü olmadığından tanınmış bir kişi olmadığını belirterek mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılarak davanın maddi ve manevi tazminat yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili tarafından, müvekkiline ait, 2003 yılında ... Yayınlarından çıkan "..." adlı kitapta bulunan “...” adlı şiirde geçen “...” dizesinin ilk defa müvekkili tarafından kaleme alındığını, ancak davalının “...” isimli kitabının 51. sayfasında "..../ .../ ...." dizesini müvekkilinin yazmış olduğu dizelerden iltibas yapılmak suretiyle kitabında yer verdiğinin tespit edildiğini, söz konusu kitabın ... (...Yayınevi) tarafından basıma ve dağıtımının yapıldığını,davalının “...” isimli kitabının tedbir kararı verilerek basımı ve satışının durdurulmasını ve piyasada bulunan kitapların toplatılmasını, dava sonunda kitapların imha edilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı ise, iki kalıp söz arasında çok açık anlam farkı olduğunu, davacı dizesinin tekil ve emir kipinde yazılmış olduğunu oysa müvekkilinin emir kipinde bir cümle yazmadığı gibi yazılan cümlenin çoğul bir niyeti ifade etmekte olduğunu, her iki cümlede anlam ve ifade benzerliği bulunmadığını, farklı anlamlar taşıdığını edebiyatta esinlenmenin her zaman mümkün olduğunu, esinlenmede, FSEK kurallarına aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 27/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; şiirin FSEK anlamında, “ilim ve edebiyat eseri” olduğunu, Davacı tarafa ait eserin bir dizesinin davalı yazarın eserine aktarılmış olduğunu, davacı tarafın FSEK 14 ve 15. Maddelerinden kaynaklanan manevi haklarından “umuma arz salahiyeti” ve “adın belirtilmesi salahiyeti” ile FSEK 22, 23 maddelerinden kaynaklanan mali haklarından “çoğaltma”, “yayma” haklarının ihlal edilmiş olduğunu, heyette mali bilirkişi bulunmadığı için tazminat hesabının yapılamadığını, öngörülecek manevi tazminat tutarının takdirinin ise mahkemeye ait olduğunu" belirtmişlerdir.
Bilirkişiler..., Ayhan Eker, ... tarafından düzenlenen 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" FSEK kapsamında esinlenme olmadığı,kullanımın intihal kapsamında olduğu, heyette mali bilirkişi bulunmadığından maddi tazminat hesabı yapılamadığını "belirtmişlerdir.
Bilirkişiler..., ..., ... tarafından düzenlenen 05/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davalının işlediği konu, okuyucuya verilen mesaj, edebi türlerden “nesir” (düz yazı) olması, davacının eserinin ise “nazım” (şiir), işlediği konunun içeriği, şiirin isminin olması göz önünde bulundurulduğunda edebiyatın nazım ve nesir gibi iki ayrı alanında özgün eserler olarak düşünülmesi gerektiğini, davalının eserinde imâ yolu ile bile davacının şiirinin başlığına, nakarat kısmına yani kimliğine yer vermemiş olması, hayatın olağan akışı içinde davalının en fazla esinlendiği ve farklı içerikte bir eser ürettiği, intihal olmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini" bildirmişlerdir.
Bilirkişiler..., ..., ...'nin 29/08/2023 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; "Davacının kök raporlarını yeteri kadar okumadığını veya sadece kendi açısından meseleye baktığını düşündüklerini, hakaret içerikli ifadelerin kabulünün mümkün olmadığını , 05.05.2023 tarihli Raporlarında ki kanaatlerini koruduklarını " bildirmişlerdir.
İtiraz üzerine yeniden heyet oluşturulmuştur.
Üçüncü bilirkişi heyeti ..., ..., ...tarafından düzenlenen 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davacı eserinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) anlamında, "ilim ve edebiyat eseri" olduğu, davacı tarafın eser sahibi sıfatı ile eseri üzerinde FSEK kapsamında manevi ve mali haklarının bulunduğu, Davalının kullanımındaki benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olmadığı, yani intihal veya iktibas kapsamında olmadığı ve dolayısıyla 5846 sayılı yasa kapsamında ihlal eylemi olarak nitelendirilemeyeceği," 05.05.2023 tarihli ve aynı heyetten alınan 05.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda varılan davalı eyleminde "Hak İhlali Olmadığı" yönündeki görüş ve kanaatlere heyetlerince de itibar edildiğini bildirmişlerdir.
Mahkemece, Üçüncü bilirkişi heyeti ..., ..., ...tarafından düzenlenen 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ile Bilirkişiler..., ..., ... tarafından düzenlenen 05/05/2023 tarihli raporlar ve aynı heyetin ek raporları bir bütün olarak incelendiğinde sübut bulmayan davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.
Şiir 'duygu, çağrışım ve izlenimlerin dizeler halinde dile getirildiği söz sanatıdır.' İnsanlar üzüldüğü, sevindiği, duygulandığı zamanlarda şiir söylemek veya
yazmaktadır.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacı eserinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) anlamında, "ilim ve edebiyat eseri" olduğu, davacı tarafın eser sahibi sıfatı ile eseri üzerinde FSEK kapsamında manevi ve mali haklarının bulunduğu, davacı ve davalının eserlerinde kullandığı '...' kelime kökleri aynı olmakla beraber, içerikleri, ifade etmek istediklerinin aynı olmadığı, davacı 'nazım' olarak, davalı ise 'nesir' olarak; farklı edebî sınıfla birer eser yazdıkları, davalının kullanımındaki benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olmadığı, yani intihal veya iktibas kapsamında olmadığı ve dolayısıyla 5846 sayılı yasa kapsamında ihlal eylemi olarak nitelendirilemeyeceği, mahkemece alınan 05.05.2023 tarihli ve aynı heyetten alınan 05.08.2023 tarihli bilirkişi ek bilirkişi raporunda varılan davalı eyleminde "Hak İhlali olmadığı" yönündeki görüşlere,09/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da iştirak edildiği anlaşılmakla mahkemece sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih ve 2021/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026