Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1049 E. 2026/1162 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1049
Karar No
2026/1162
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1049

KARAR NO: 2026/1162

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/01/2024

NUMARASI: 2020/219 E. - 2024/42 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Müvekkili şirketin çekleri rıza dışı olarak ... adlı kişinin eline geçtiği, şirket yetkilisinin imzası olmaksızın çekleri piyasaya sürdüğü, şirketin adına keşide edilen 34.728,15 TL bedelli ... nolu ... şubesinden alınan çekin; .... İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyadan takibe konduğu; bu çek üzerinde yetkili imzası olmadığı, müvekkili şirketin yetkilisinin bu çek nedeni ile de 5941 sayılı çek kanunu uyarınca İstanbul 4. İcra Ceza Mahkemesi 2018/13 E sayılı dosyadan yargılandığı, çeki sahte olarak imza ve tanzim edenler hakkında İstanbul Cum. Savcılığı 2018/45254 Sor. Sayılı dosyadan soruşturma devam ettiği, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili şirket adına düzenlenen 34.728,15 TL bedelli ... nolu ... şubesinden alınan çekteki imza temsil ve ilzama yetkili tarafından atılmadığından .... İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyada takip konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "...Evvelemirde belirtmek isteriz ki, müvekkili şirket davaya konu çekin son cirantası olup, meşru ve tartışmasız alacağına karşılık, anılan çekin, lehtar .... Şti’den temin edildiği, bu sebeple, HMK 61 gereği huzurdaki davanın .... Şti. (VKN:...)’ne ihbar edilmesini talep ettiği, davacının kötü niyetle hareketle, dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, rıza dışı çekin elinden çıktığını ve anılan çekin kimin elinde olduğunu bildiğini beyan eden davacının, çekten cayma hakkını kullanmadığı ve çekin arkasının yazıldığı ve aleyhine girişilen icra takip (.... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosya) tarihinden 2,5 yıl kadar sonra huzurdaki kötü niyetli ve haksız davayı ikame ettiği bu hususun davacının kötü niyetinin sübutu olup, müvekkilinin TMK madde 2 gereği iyi niyetli kişi konumunda olduğu, davacı her ne kadar dava konusu çekin arkasının yazıldığı tarihten 2,5 yıl kadar sonra imza itirazı ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de, çekin rızası dışında elinden çıktığını lakin çekin kimin eline geçtiğini bildiği, bu durumda davacının, temsil yetkisi olmayan kişinin adına hareket ettiğini bilmekle, adına temsile rıza gösterdiği, davacının imza itirazını kabul etmemekle birlikte, davacı, adına atılan imzayı yetkili kıldığı ve rıza gösterdiği, bu sebeple, imza itirazına dair dava ikamesi yerinde olmadığı, imza itirazının kabulü takip borçlusu 3. kişi çek lehtarı şirket hakkında hüküm ifade etmediği,

müvekkilinin meşru ve tartışmasız alacağına karşılık çeki lehtar şirketten temin ettiğinden ve lehtar şirket davanın tarafı olmadığından kararın ona karşı hüküm ifade etmediği, müvekkilinin anılan çekte ciranta olup, çek, lehtardan temin edildiğinden, müvekkilinin çek keşidecisinin imza yetkisini tetkik edebilecek konumda olmadığı, bu sebeple, müvekkilinin iyi niyetli olduğundan ve dava ikamesine müvekkilinin sebebiyet vermediğinden HMK 329 VE Yargıtay içtihatları gereği müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatına ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, müvekkili şirket anılan çekte ciranta olup, çek, lehtardan temin edildiğinden, müvekkili çek keşidecisinin imza yetkisini tetkik edebilecek konumda olmadığı, bu nedenlerle,

İşbu haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini, müvekkil şirket davaya konu çekin son cirantası olup, meşru ve tartışmasız alacağına karşılık, anılan çek, lehtar .... Şti’den temin edildiği, bu sebeple, HMK 61 gereği huzurdaki davanın .... Şti. (VKN:...)’ne ihbar edilmesini,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/45254 sor. sayılı dosyasının veyahut müvekkili şirket adına gerçekleştirilecek şikayet üzerine başlatılacak soruşturma dosyasının huzurdaki dava yönünden bekletici mesele yapılmasını, Kabul etmemekle birlikte, bir an için imza itirazının kabulü halinde dahi, müvekkili meşru ve tartışmasız alacağına karşılık çeki lehtar şirketten temin ettiğinden ve lehtar şirket davanın tarafı olmadığından karar ona karşı hüküm ifade etmeyeceği, Müvekkili şirket anılan çekte ciranta olup, çek, lehtardan temin edildiğinden, müvekkili, çek keşidecisinin imza yetkisini tetkik edebilecek konumda olmadığı, bu sebeple, müvekkilinin iyi niyetli olduğundan ve dava ikamesine müvekkili sebebiyet vermediğinden HMK 329 ve Yargıtay içtihatları gereği müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği, müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde kötü niyet tazminatına hükmedilmemesini..." talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Çekte bulunan imzanın sahte olduğu iddiası mutlak def'ilerden olup hamilin iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın her hamile karşı ileri sürülebilir. Mahkemece aldırılan 21/12/2023 tarihli Adli Tıp Kurulu raporundan ; "İnceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...nın eli ürünü olmadığı " hususunun tespit edildiği , imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması koşulu gerçekleşmediğinden senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senedi elinde bulundurup takibe girişen ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya düşeceğinden bu ispat külfetini borçluya yüklemek ve ispat edemediğinden imzaya itirazını reddetmek olanaklı değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06/02/2008 tarih, 2008/12-77 Esas, 2008/90 Karar sayılı dosyası) Sonuç olarak çekteki imzanın borçluya ait olmadığının sabit olduğu anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davacının .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ve dayanağı 34.728,15 TL bedelli ... nolu ... şubesine ait çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkil şirket iyi niyetli olduğundan ve dava ikamesine müvekkil sebebiyet vermediğinden HMK 329 ve Yargıtay içtihatları gereği müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi usule aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin anılan çekte ciranta olup, çek, lehtardan temin edildiğinden, müvekkilinin, çek keşidecisinin imza yetkisini tetkik edebilecek konumda olmadığını, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini,

Müvekkili şirketin davaya konu çekin son cirantası olup, meşru ve tartışmasız alacağına karşılık, anılan çek, lehtar .... ŞTİ’den temin edildiğini, çek keşidecisinin imza yetkisini tetkik edebilecek konumda olmadığını, davacı, çekin rıza dışı elinden çıktığını beyan etmekte, lakin, yine, davacı anılan çekin kim tarafından adına doldurulduğunu da ... adlı kişinin eline geçmiş beyanı ile bildiğini dile getirdiğini, davacının kötü niyetinin açık sübutu olduğunu, davacı bu zamana kadar çekin elinden çıktığını ve kimin elinde olduğunu isim ve soy ismine kadar bildiğini,

-Davacı tarafından çekin eline geçtiği bildirilen ... isimli şahıs ile çek lehtarı Şirket Ortakları/eski Ortakları ..., ... ve davacı şirket arasında organik bağ tespit edildiğini, Temsil yetkisi bulunmayan bir kimsenin muhatabın temsilcisiymiş gibi onun adına senedi imzalaması halinde sorumluluğu, kabul etmiş muhatabınki gibi olacağını, rıza dışı çekin elinden çıktığını ve anılan çekin kimin elinde olduğunu bildiğini beyan eden davacı, çekten cayma hakkını kullanmamış ve çekin arkasının yazıldığı ve aleyhine girişilen icra takip (.... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosya) tarihinden 2,5 yıl kadar sonra huzurdaki kötü niyetli ve haksız davayı ikame ettiğini, davacının kötü niyetinin sübutu olup, müvekkilinin TMK madde 2 gereği iyi niyetli kişi konumunda olduğunu,

-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/45254 Sor. sayılı dosyasının neticesinin beklenmesi gerektiğini, Davacının, dava dilekçesinde, anılan çekin, ... isimli şahsın eline geçtiğini ve bu hususta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/45254 sor. sayılı dosyasından soruşturma yürütüldüğünü bildirdiğini, davacı tarafından çekin eline geçtiği bildirilen ... isimli şahıs ile çek lehtarı şirket ortakları/eski ortakları ..., ... ve davacı şirket arasında organik bağ tespit edildiğini, anılan çekin son meşru hamil cirantası olan ve suçtan zarar gören müvekkili şirket adına soruşturma dosyasına katılma talebinde bulunulmuş ve soruşturmanın genişletilmesi ile ..., ... ve davacı şirket yetkilileri hakkında şikayet gerçekleştirildiğini, bekletici mesele yapılması gerekmekte iken, aksi yönde davanın kabulü yönündeki karar usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/219 Esas 2024/42 Karar sayılı dosyasından verilen hüküm yerinde olup , davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İcra takibinden sonra açılan İİK. 72. Maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.

Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 21/12/2023 tarihli raporunda özetle; "...İnceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...nın eli ürünü olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.

Davanın; davacı şirketin adına keşide edilen 34.728,15 TL bedelli ... nolu ... şubesinden alınan çekin .... İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyadan takibe konulduğu , bu çek üzerinde yetkili imza bulunmadığından, çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine yönelik açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır.

Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafların üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, dava konusu çekteki keşideci imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmakla, davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden bahisle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, HMK’nın 326/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekmekte olup somut olayda HMK’nın 312/2. maddesi yasal koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih ve 2020/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.372,28-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 593,07-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.779,21-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1049, K. 2026/1162, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1049-e-2026-1162-k-b3fe54626d9b