Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1303 E. 2026/1197 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1303
- Karar No
- 2026/1197
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1303
KARAR NO: 2026/1197
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/04/2024
NUMARASI: 2021/134 E. - 2024/79 K.
DAVANIN KONUSU: Fsek Kapsamında Tecavüzün Önlenmesi ve Ref'i İle Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının yazar ve hak sahibi olduğu "... 2,3,4,5,6,7 ve 8.sınıflar, ... 1,2, Deneme Sınavları 8.sınıf, ... Türkçe 2,3 ve 4.sınıf, Matematik 1,2,3,4,5,6,7 ve 8.sınıf ... Matematik 2,3 ve 4.sınıflar Bütün Dersler 2,3,4 ve 5.sınıf, LGS 8.sınıf, ... ve ..., Üniversiteye Hazırlık Türkçe 1 ve 2 ile ..." isimli kitaplarından intihaller yaparak yeni kitaplar oluşturduğunu, davalının bu eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ve mali - manevi haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, FSEK 68. ve 70. madde hükümleri kapsamında şimdilik 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan ilk bandrol alımı tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili ve intihal içeren kitapların basım ve dağıtımının önlenmesi ile verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbir zaman gerçekleşmediğini, davacının taleplerinin tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etme gayesinde olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesi incelendiğinde, somut bir isnat olmadığı gibi toptancı bir yaklaşım ile hareket ederek müvekkili firmanın https://www.....com adresindeki internet sitesindeki kitapları liste halinde dava konusu yaptığını, neticede davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/134 esas, 2024/79 karar sayılı, 18/04/2024 tarihli kararı ile; "Gerçekleştirilen yargılama sırasında;davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin ara karara itirazı hakkında reddine dair merci tarafından kesin olarak karar verildiği, bilirkişi ücretine yönelik 21.09.2023 tarihli celsede sonuçları ihtar edilerek verilen kesin sürede masrafları depo etmediği, 19/02/2024 tarihli dilekçe ile emsal kesinleşen kararlara ait dosyaların ve kitapların celp edilmesini talep ettiği, aynı eser ve materyal olmadığından her bir davanın kendi içerisinde ispatı gerektiği, emsal davalarda verilen kararların davanın ispatına yeterli olmayacağı, davanın bilirkişi incelemesine matuf olduğu, davanın bu cihetle ispatlanamadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın ispatlanamaması sebebiyle REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı asil tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kesinleşmiş mahkeme kararlarına ait dosyaları ve dava konusu kitapları celp etmeyerek Anayasa Mahkemesi kararlarına ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına aykırı hareket ettiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, derdest olan diğer tüm davalarında ilgili dosyaların ve kitapların celp edildiğini, mahkeme kararının taraflı ve hukuksuz olduğunu, emekli öğretmen maaşı dışında bir geliri bulunmadığını belirterek adli yardım talebinin kabulünü talep ettiğini, dava konusu kitapların ve kesinleşmiş 2018/240 E. 2015/ 417 E. 2015/418 E. 2011/31 E. sayılı dosyaların celbinin zorunlu olduğunu, aksi takdirde intihal iddialarının incelenemeyeceğini, benzer taleplerin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararlarının kaldırıldığını, davalı Milli Eğitim Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı savunmalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla çürütüldüğünü, kesinleşen kararlardaki maddi olgularla huzurdaki delillerin aynı olup olmadığının tespiti için HMK 268. maddesi uyarınca üniversitelerden seçilecek akademisyenlerden oluşan bir heyetten rapor alınması gerektiğini, 1. Ankara 4.Fshh Mahkemesi nezdindeki 2015/417 E. sayılı dosya ile diğer kesinleşmiş dosyaların ve dava konusu kitapların celp edilerek incelenmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle müvekkili şirketin eserlerinin bakanlık müfredatına uygun ve özgün olduğunu, davacının müvekkili firmanın internet sitesindeki tüm kitapları liste halinde dava konusu yaparak somut bir isnatta bulunmadığını belirterek davacının haksız istinaf başvurusunun esastan reddi ile Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/04/2024 tarih, 2021/134 E. 2024/79 K. sayılı kararının aynen korunmasını talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; eserden doğan haklara tecavüzün önlenmesi ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, davacı asil tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Davacı tarafın mahkemece belirlenen bilirkişi ücretini yatırmaması üzerine adli yardım talep ettiği, bu talebin mahkemenin 25/01/2024 tarihli kararı ile "HMK 336/2 maddesi uyarınca adli yardım talebinde bulunan kişinin iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu,başka mahkeme dosyasında sunulan fakirlik belgesinin güncel olmadığı,davacının mahkememizdeki diğer dava dosyalarında masrafı karşıladığı,04.05.2023 tarihli duruşmada bilirkişi masrafını karşılamak üzere süre istediği bu meyanda adli yardım isteminin inandırıcı bulunmadığı" gerekçesi ile reddedildiği, işbu karara itiraz üzerine dosyanın gönderildiği Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/35 değişik iş esas, 05/02/2024 tarihli kararı ile " adli yardımın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacının adli yardım talebini yeterince delillendirmediği gibi sunduğu delilin de güncel durumunu yansıtmadığı" gerekçesi ile yapmış olduğu itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olaya tatbiki gereken HMK'nın ''Kesin süre'' başlıklı 94. maddesi; ''(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.'' şeklinde ''Delil ikamesi için avans'' başlıklı HMK'nın 324. maddesi; ''(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.'' şeklinde düzenlenmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/9-651 esas, 2014/202 karar sayılı ve 05.03.2014 tarihli ilamında; "...6100 sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir.
Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12.12.2012 gün ve 2012/9-1200 E. 2012/1216 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir..." tespitlerine varıldığı görülmektedir.
Anılı kanuni düzenleme ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıyan eser niteliğinde olup olmadığının tespiti, hakimin hukuki bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu hususta konunun uzmanı ya da uzmanlarından oluşan bilirkişi görüşünün alınması gerekmekte olup davacı kitaplarının bütün olarak eser vasfında olup olmadığı, içinden alındığı iddia edilen kısımların (tabloların) FSEK kapsamında hususiyet taşıyıp taşımadığının bilirkişi incelemesi ile tetkik edilmesinin elzem olduğu, mahkemece 26.01.2023 ve 21.09.2023 tarihli celselerde bilirkişi incelemesi için HMK'nın 94/2. maddesinde düzenlendiği şekilde, kesin süreye konu işlemin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklandığı, verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olduğu, ancak davacı tarafından delil avansı yatırılmadığı gibi eski hale getirme isteminin de bulunmadığı, HMK'nın 94/3. maddesine göre süreye uyulmamasının yasal sonucu olarak işlemin yapılamayacağının açıkça düzenlendiği, adli yardım talebi kesin olarak reddedilen davacının emsal dava dosyalarında celp edilmeyen kitaplara dayalı olarak kesin sürenin usulüne uygun olmadığına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, nitekim talep edilen dava dosyalarının mahkemece celp edildiği de görülmüştür. Ayrıca HMK'nın 194. maddesi gereğince tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü mevcut olup tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bununla birlikte davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi her dava dosyasının somut dava konusu özelinde ayrı bir incelemeyi gerekli kıldığı, davalıya karşı işbu davaya konu kitaplarla ilgili açılmış başka bir davanın mevcut olmadığı, başka kişilere karşı benzer konularda, başka kitaplarla ilgili açılan dava dosyalarının bu davada incelenmesinin davaya bir katkısının olmayacağı anlaşılmakla, davacının aksi yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Böylece delil avansı yatırılmamakla bilirkişi raporunun alınamadığı, intihal edildiği iddia edilen kısımların sahibinin hususiyetini taşıyan eser niteliğinde olup olmadıklarının tespiti için Türkçe ve Matematik dersleriyle ilgili konularda uzman kişilerce inceleme yapılmasının gerektiği, hakimlik bilgisi ile bu kısımların eser niteliğinde olup olmadığının ve intihal yapılıp yapılmadığının tespit edilemeyeceği gibi, maddi tazminat hesabının da denetime uygun şekilde yapılamayacağı, bu nedenle mahkemece davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin .../04/2024 tarih ve 2021/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026